Forum Bebeği Forum Ana Sayfa

Bebek.com Forum'a Hoş Geldiniz...

Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
Bebek.com forumunu ilk ziyaretiniz ise; Forum Kuralları için tıklayınız.

 BEBEKLERIMIZ

Sayfayı değiştir: < 1234 | Sayfayı gösteriyor 4 of 4, mesajlar 61 to 74 of 74
Yazar Mesaj
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 24.08.2005 17:35:13 ( #61 )



YENIDOGAN (HAYATIN ILK AYI)


Bir bebeğin doğuşu kadar heyecan verici çok az şey vardır. Doğumla birlikte, 9 ay süren uzun bekleyiş sona erer ve "Bebeğim kız mı olacak, erkek mi? Kime benzeyecek? Normal bir bebek olacak mı? onu sevecek miyim?" sorularının tümü birden yanıtını bulmuş olur.

Bebeğin anne ve babası, yeni doğmuş bir bebekleri olduğunu bilmenin sevincini yaşıyor olmalarına karşın, doğumdan sonra kendilerini ilk defa biraz bunalmış hissederler; çünkü, daha dün yalnızca bir çift iken, bugün bir aile olmuşlardır. Bebeğin, anne ve babasınınkilerden daha önce karşılanması gereken birçok gereksinimleri vardır ve yeni doğmuş bir bebeğin her şeyi anne ve babasına bağıdır. Sorumluluk başlangıçta korku verici görünebilir ve hiçbir şeyi doğru olarak yapmadığınızı zannedebilirsiniz.

Yeni lohusalık dönemi (bebeğin ilk ayı) en deneyimli anne babalar için bile çok çetin bir sınav olabilir; çünkü her bebek birbirinden farklıdır. Daha önce belki hepsi de başlangıçtan itibaren bakımı sorun çıkarmayan; uslu, acık-madıkça, altını ıslatmadıkça, yorulmadıkça ve günün belli bir kesiminde uykusuz kalmadıkça hiç ağlamayan üç ayrı bebek dünyaya getirmiş olabilirsiniz. Ardından bir dördüncü çocuk gelir. Bu bebek ötekilerin aksine emzirme esnasında huysuzluk edebilir, hiçbir belirgin sebep yokken her gece en az üç saat ağlayabilir ve 1 ya da 2 saatten fazla gündüz uykusu uyumaz.

Artık sabrınız taşmak üzeredir. Gizliden gizliye bebeğinizin herhangi bir rahatsızlığı olup olmadığını düşünmeye başlarsınız. Oysa çoğu-nukla yanlış olan hiçbir şey yoktur. Bebeğin ilk ayı aslında onun yaşamıyla yakından ilgilenen herkes için bir alışma dönemidir.

Anne ve babalar için bu alışma dönemi eşit değerde zordur. Baba, eşinin ilgisini kendisinden çalan yeni doğmuş bebeğe karşı kıskançlık hissedebilir. Uykusuzluktan bitkin hale gelen ve yeni doğum yapmış olma sıkıntısını henüz üzerinden atmakta olanyeni annenin düşünceleri ise daha farklıdır. Yeni annenin kafasında "Bebeğime bakabilecek miyim? Bebeğe olan sevgimden neden bunalmıyorum? Şu fazla kilolardan kurtulabilecek miyim? Kocam beni eskisi gibi çekici bulacak mı, yoksa onun için artık sadece çocuğunun annesi mi olacağım?" sorulan dolaşmaktadır, çoğu kocaların bebekle birlikte annesini de ağlarken görmeleri ender rastlanan bir manzara değildir.

O halde, bebeğinizin ilk ayını nasıl rahatça atlatabilirsiniz? Çocuk bakımında uzman olan doktorların bu konudaki önerilerinin bazıları şunlardır: Her şeyden önce sakin olun! Bebeğin uyuduğu saatlerde anne de uyumalıdır. Bırakın ortalık biraz tozlansın! Harika yemekler pişirmeye bir süre için ara verin. Ve bebeğinizi görmeye gelen her misafiri alabildiğine ağırlamaya da kendinizi zorunlu hissetmeyin, siz ve bebeğiniz birlikte olmaya alıştığınızda hayatın daha kolaylaştığını farkedeceksiniz.

Her ne kadar yeni doğan bebeklerin çoğu (tamamı değil) günün önemli bir bölümünü uyuyarak geçirir ve çok kısa bir süre için uyanırlarsa da, bu kısa fakat önemli süre esnasında bebeğinizin ne kadar sosyal bir yaratık olduğunu keşfedeceksiniz. Bebeğinizle aranızda yakın bir ilişki oluşturmak için kucaklama, sarılma, onunla oynayarak cilveleşme ve gözgöze gelme çok önemlidir.

Bebeğinizi hafife almayın sakini çünkü henüz sadece bir aylık olan bir bebek bile ailesini tanır ve seslerini, özellikle anne ve babasının sesini ayırdedebilir.

Bir bebeğin yetenekleri sınırlıdır, fakat hiç de düşündüğünüz kadar az değildir. Bebeğiniz temel duyuların tümüne birden sahip olarak doğmuştur; görebilir, işitebilir, koku alabilir ve ağlamak yoluyla iletişim kurabilir. Ayrıca, güçlü refleksleri sayesinde bir dereceye kadar kendisini korumayı da becerebilir.

Doğumdan birkaç gün sonra ağız refleksi, bebeğin soluk alıp vermesini kolaylaştırmak için, bebeğin soluk yolu mukozasını temizleye-bilmesini olası kılar.

Güçlü kapanma refleksi sayesinde gözleri parlak ışığa karşı korunabilrnektedir. Bebeğin yalnızca bir tarafı üşüse bile vücudunun tamamı renk değiştirir ve vücut ısısı düşer, bebeğiniz soğuğun etkisini azaltmak için kol ve bacaklarını gövdesine doğru çeker ve ısı üretebilmek için titremeye başlar.

Yeni doğmuş bebeğinizi acı hissinden, her iki eli ve ayaklarını geri çekmek ve acı kaynağından öteye çekilmek vasıtasıyla kaçınabilir. Bebeğiniz ayrıca, eğer başına ya da yüzüne battaniye ya da başka birşey konmuşsa, kendisini boğulmaktan da kurtulabilir. Bunun için bebek önce bu nesneyi ağzına alır ve başını her iki yana çılgınca sallamak suretiyle üzerinden atmaya çalışır. Bunu başaramazsa, her iki eliyle yüzünü tırmalamak yoluyla bu nesneden kurtulmaya çalışır.

Çoğu yeni anne babanın kafasında bebeklerinin ilk ayına ilişkin birçok soru vardır. Bu konuda doktorunuz sizin için en sağlam bilgi kaynağıdır. Doktorunuzu "rahatsız ede*ceğiniz" düşüncesiyle biraz isteksiz aramanıza karşın, doktorların çoğu telefonla sorularınızı cevaplandırmaya alışıktırlar. Çoğu kimse için çocuk uzmanı hekimler ya da deneyimli hemşireler de yardımcı olabilmektedir. Herhangi bir tered-dütünüz olduğunda çekinmeden yardımlarını isteyebilirsiniz.

Bebeğinizin hasta olabileceğinden şüphelendiğinizde derhal doktorunuzu aramalısınız. Bebeğiniz yaşamının ilk ayında özellikle çok hassastır ve kolayca zarar görebilir. 3 aylık bir bebek için önemsiz sayılabilecek bir ateş ya da öksürük, üç haftalık bir bebeğin hastaneye yatmasını gerektirecek yeterli neden olabilir.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 24.08.2005 17:35:47 ( #62 )



UYKU PROBLEMLERI (BEBEK)


Uyku problemleri bebeklikte ve hatta ilk çocukluk döneminde sık sık ortaya çıkar. Bu problem, bebeklerini yatağında ağlamaya bırakmanın yanlış olduğunu düşünen anne ve babalar tarafından daha da artırılır. Bebeğiniz gecenin ortasında yatağında ağlamaya başlıyor, hemen içeri koşuyorsunuz, bebeğinizi kucağınıza alıyorsunuz, ona biberonunu veriyorsunuz ya da onunla bir süre oynuyorsunuz. Bunlar huy edinmek için yeterlidir. Bebek, gece uyandığında sizin derhal yanına koşacağınızı, onu avutacağınızı ve eğlendireceğinizi artık öğrenmiştir.

Uyku problemlerinin meydana gelmesini önlemek, mevcut bir problemi ortadan kaldırmaktan daha kolaydır. Erken bebeklik dönemi, gecenin uyku ile geçirilmesi gereken bir zaman dilimi olduğunu bebeğinize öğretmeniz için en uygun zamandır. Şunları uygulayabilirsiniz:

Bebeğiniz iki aylık iken onu yatak odanızdan çıkarın ve kendi odasında yatırmaya başlayın. 2 aylık iken, gece yarısında emzirmekten yavaş yavaş vazgeçin. Bebeğinizi bu saatte beslemek için uykudan uyandırmayın. Eğer bebek uyanmışsa onu 5 dakika kadar ağlamaya bırakın: bebek emzirilmeden uykuya dala-bilir.

Eğer bu işe yaramazsa bebeğinize gündüz ki emzirme imkanından biraz daha az ve her zamankinden daha kısa süre için mama verin. Emzirmeden önce. bebeğinizi birkaç dakika kucağınıza alın ve bunun yeterli olup olmayacağına bakın.

4 Aylık bir bebek gecenin saat 2 sinde beslenmeye gereksinim duymaz. Bu çağda bebekler gecenin bu saatinde emzirilmek istemeye devam ederlerse, yakın bir zamanda bunu adet edinebilirler. Bu öğünü 4 aylık oluncaya kadar ortadan kaldırmazsanız, daha sonra ortadan kaldırmanız gittikçe zorlayacaktır.

Eğer bebeğiniz ağlarsa yanına gidin, onu kucağınıza almak yerine bir süre sırtını sıvazlayın ve konuşarak susturmaya çalışın. Ona, o saatte olması gereken yerin sizin kucağınız değil, kendi yatağı olduğunu anlatmalısınız.

6 aylık bebek ayrılıklardan endişe duymaya başlar. Bebeğinizin yanında, battaniye ya da doldurulmuş bir oyuncak hayvan bırakmak suretiyle geceleri onunla avunmasını sağlayabilirsiniz. Bebek odasının kapısını açık bırakmak da çocuğunuzu da rahatlatacaktır. Ancak gündüz vakti ona daha fazla sevgi göstermelisiniz. Odasına bir gece lambası koymak da faydalıdır.

Bebeğiniz 12 aylık olduğunda, artık sürekli bir yatma saati edinmiş olmalıdır. Eğer bebeğinizin korkun rüyalar görme ya da yatma esnasında korku duyması adeti varsa, yatağın başucuna birkaç dakika oturun ve onu rahatlatmaya çalışın.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 24.08.2005 17:36:24 ( #63 )



SOLUNUM BOZUKLUKLARI (YENIDOGAN)


Bebek doğduğu esnada ciğerlerini hızla hava ile doldururken aynı zamanda ciğerlerindeki sıvıyı da dışarı çıkartmak zorundadır. Yeni doğmuş bir bebek, yine aynı zamanda, ciğerlerindeki kanın hacmini de artırmak zorundadır.

Yeni doğmuş bebek, bir dereceye kadar, genişledikçe her seferinde açılıp kapanan ciğerlerini kullanmaksızın soluk alıp vermek zorundadır; normal zananında doğmuş bebeklerin çoğu, ciğerleri tamamıyla gelişebilmek için yeterli zamana sahip olduğundan dolayı, bunu kolaylıkla başarabilirler. Bununla beraber, çoğu prematüre doğmuş bebeklerin ve hatta bazı olgunlaşmış gebelik bebeklerinin soluma problemleri vardır.

Yeni doğmuş bebeklerde iki tür solunum bozukluğu ortaya çıkabilmektedir: Tipik olarak prematüre bebekleri etkileyen solunum bozuklukları ve gerek prematüre gerekse olgunlaşmış gebelik neticesinde doğan bebeklerde meydana gelen, geçici hızlı soluma.

Tüm yeni doğum sonrası ölümlerinin önemli bir yüzdesini teşkil eden solunum bozukluğu, ki ayrıca hiyalin zarı hastalığı olarak da adlandırılmaktadır, yeni doğmuş bebeklerin ölümlerinin en büyük nedenidir.

Hiyalin zarı hastalığının ciddiyeti yeni doğmuş bebeğin gebelik yaşı ve doğum ağırlığı ile ilintilidir. Dolayısıyla, bebek daha küçük ve daha prematüre oldukça, hiyalin zarı hastalığına yakalanması olasılığı da o denli artmaktadır.

Bu hastalıkla doğmuş bir bebeğin ciğerlerinde, her nefes alınışında ciğerlerin küçük hava odacıklarının çökmesini önleyen ve yüzey gerginliğini düşürmekte yardımcı olan (sürfaktan olarak adlandırılan) belli amillerden yeterli miktarda yoktur. Dolayısıyla, ciğerlerini genişletebilmek için bebeğin daha fazla basınca gereksinimi vardır.

Solunum bozukluğu belirtileri genellikle doğumdan sonraki ilk birkaç dakika içerisinde anlaşılabilir. Bazı bebeklerde doğum esnasındaki solunum bozukluğu o derece güçlüdür ki, canlandırma işlemi gerekli olabilir. Solunum bozukluğu hastalığının belirtileri hırıtılı soluma, burunsal yangı ve koyu esmer cilt rengidir. Bebek sert ve düzensiz soluk alıp verir. Kesin teşhis için ciğerlerin röntgeni çekilir ve kan testi yapılır. Eğer bebeğiniz solunum rahatsızlığı belirtileri ile doğmuş ise yaşamsal belirtilerinin sürekli olarak kontrol atında tutulacağı bir yeni doğum yoğun bakım biriminde bakım altına alınmaya gereksinim duyacaktır. Bebek, solumayı kolaylaştırmak için ılık ve nemli oksijenle doldurulmuş bir kuvöze yerleştirilir. Gıdası ve gerekli sıvılar damardan verilir.

Bu hastalıkla doğan çoğu bebek solumasına yardım edilmesine gereksinim duyarlar. Böyle bir durumda, bebeğin soluk borusuna bir soluma tüpü sokulması gerekebilir. Solunum bozukluğu belirtileri ile doğmuş bebeklerin bakım altına alınmasındaki amaç, bebeğin ciğerleri yeterince gelişinceye kadar herhangi bir komplikasyon oluşmasını önlemektir. Özel yeni doğum birimlerinin gelişmesi ile ve ileri derecede eğitim görmüş doktorlar ve hemşireler ile birlikte, bu çocukların ölüm oranları da önemli miktarda azalmıştır. Geçici hızlı soluma, olaysız vajinal doğum ya da sezaryen sonrasında ve prematüre ya da olgunlaşmış gebelik bebeklerinde de ortaya çıkabilir.

Bu tür solunum bozukluğuyla doğan bebeklerde, hızlı ve zayıf soluma dışında hiçbir belirti görülmez. Bazı bebeklerde bebeğin cildi az oranda oksijenle ortaya çıkan mavimsi bir dış görünüm alır.

Hiyalin zarı hastalıklı yeni doğmuş bebeklerin aksine, bu bebekler nadiren ciddi derecede hasta görünürler. Dahası, birçoğu 3 gün içerisinde iyileşir.

Tedavi genellikle ciğerlere sıvı kaçmasını önlemek için sürekli olmayan beslemeyi içerir. Kimi zaman eğer bebek ağızdan beslenebilmek için gereğinden fazla soluk alıp veriyorsa, damardan besleme gerekli olabilir. Genellikle başka hiçbir tedavi gerekmez.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 24.08.2005 17:37:08 ( #64 )



YENIDOGANDA ASIRI AGLAMA


Bir bebek çeşitli nedenlerden dolayı ağlar. Yeni doğmuş bir bebek acıktığı zaman, altı ıslakken ya da yorgunken ağlayabilir. Bir bebek, gazı olduğu zaman veya dışkılamadan hemen önce de ağlayabilir. Ağlamanın sebebi bazen huzursuzluk da olabilir; ya da bebek sadece kucaklanmak istediği için de ağlayabilir. Bir başka ağlama nedeni de hastalık ya da bebeğin acı duyuyor olması olabilir. Kimi zaman bebekler ortada hiçbir sebep yokken de ağlayabilirler (en azından ortada ağlamasını gerektirecek hiçbir neden bulamadığını zamanlarda).

Ağlamak, bebeğiniin ilk iletişim kurma yoludur. Her ne kadar bebeğiniz ilerde daha başka iletişim kurma araçları geliştirecekse de, anne ve babasının ilgisini çekmek için bunlardan çok azı ağlamak kadar etkili olacaktır.

Yeni doğmuş bir bebek, ilk ayını dolduruncaya kadar, nasıl bir ağlama aşırı ağlama sayılır? Bu soruya cevap vermek pek kolay değildir; çünkü her bebek ötekinden ve bebeklerin her günü birbirinden farklıdır. Bütün bebekler ağlar; bazıları diğerlerinden daha çok ağlar.

Bazı günler bebeğiniz günde üç dört defa toplam 20 ila 30 dakika (özellikle beslenmeden, uykudan önce ve altını kirletirken) ağlayabilir. Bir başka gün ise avazı çıktığı kadar saatlerce ağlayabilir.

Çalışmalar, bebeklerin çevrelerindeki strese ağlamak yoluyla tepki gösterdiklerini ortaya koymuştur; durum ne kadar stres verici olursa, ağlama da o denli uzun ve yoğun olmaktadır. Dolayısıyla, eğer bebeğin anne ve babası kötü bir gün geçirmiş ise, bu durum bebeğe yansıyabilmektedir. Bununla beraber, evdeki hava sakin olduğu zamanlar bebeğin huysuzluğu da, bebeğin durumdan etkilenme oranına bağlı olarak azalmaktadır, ilk bebekler, belki de anne ve babası daha sonraki çocuklarına karşı daha yumuşamış olduklarından, muhtemelen daha uzun ağlarlar.

Yeni doğan bebeğin sinir ve sindirim sistemi dış dünyaya alışmayı öğrenmektedir. Bazı bebekler için, bu alışma son derece zor bir iştir. Eğer bebeğiniz daha çok öğleden sonraları ve akşamları ağlıyorsa, gaz yüzünden midesi şişmiş olabilir, kolik olabilir (yani mide ve barsak ağrısı olabilir.) Anne ve babalar çok az hastalık karşısında kendilerine kolik (karın ağrısı) esnasında olduğu kadar çaresiz hissederler.

Şimdi anlatacağımız manzara anne baba için hiç de yabancı gelmeyecektir. Bebeğiniz hastanede sessiz sedasızdır; fakat eve geldikten birkaç gün sonra saatlerce süren bir şekilde ağlamaya başlar. Bezini değiştirir, kucağınıza alırsınız, hatta emzirmek ya da biberon vermek istersiniz. Ancak bunların hiçbiri onu susturmaya yetmez. Bebeğiniz o kadar güçlü ağlar ki, ağlamaktan yüzü kıpkırmızı olur. Midesi şiş ve gergindir; ayaklarını karnı üzerine çekmiştir. Elleri ve ayakları soğuktur.

Bebeğinizin çok ciddi bir rahatsızlığı olduğunu sanip endişelenirsiniz ve hemen bebeğin doktorunu ararsınız.

Bu tür belirtileri olan bir bebek ciddi derecede hasta değildir. Bebeğin yalnızca karnı ağrıyordur ve bu hastalık aslında bebekten daha çok anne ve babaya eziyet veren bir rahatsızlıktır.

Kolik terimi, sıklıkla ortaya çıkan ve bebeğin barsaklarından kaynaklandığı sanılan karın ağrılarını tanımlamak için kullanılır. Bebek acı çeker ve tepki olarak da bitkin düşünceye kadar şiddetle ağlar. Karın ağrısının ciddiyeti ve sıklığı değişkendir. Bazı bebeklerin akşamları bağırarak saatlerce ağlayacakları önceden bilinir; kimi bebekler de gün içerisine yayılmış olarak daha kısa aralarla ağlarlar. Bazı bebekler gündüz vakti ağlar susar; gece iyi uyurlar, bir kısım bebekler de ağlamalarını gece yarısına saklarlar.

Karın ağrısı çeken bir bebek genellikle karnı doyurulduktan sonra ağlamaya başlar; bu, kolik olan bir bebeği karnı aç normal bir bebekten ayıran bir işarettir.

Karın ağrısına neden olan şeyin ne olduğunu söyleyebilmek zordur. Bazı bebekler diğerlerine nazaran karın ağrısına karşı daha hassastır. Karın ağrısı nöbetlerinin nedeni açlığın yanı sıra beslenirken yutulan ve barsaklara giden hava da olabilir. Bebeğini anne sütüyle besleyen annelerin yemiş olduğu şeyler, özellikle yüksek karbonhidrat içerikli besinler, bebeğin barsaklarında aşırı fermantasyona neden olabilir.

Karın ağrısından ya da başka bir nedenden kaynaklanan aşırı ağlama için ne yapmalıdır?

Öncelikle şu kabul edilmelidir ki, ne olacağı önceden bellidir. Bebeklerin büyük çoğunluğunda (hatta çok şiddetli karın ağrısı çekenlerde bile) bu ağlama krizleri üçüncü ayın sonuna doğru kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Bu büyülü zamana ulaşana kadar anne ve babalar çok çeşitli şeyler yaparlar (ne yazık ki hiçbiri de derde deva olmaz). Herşeyden önce, bebeğin karnının aç olup olmadığı belirlenmelidir. Bebeğinizin karnı aç mı? Eğer bebek karnı açken, iyi bir şekilde karnını doyurduktan sonraki 2 saatten daha az ağlıyorsa, ağlamanın sebebi muhtemelen aç olduğundan değildir. Bununla beraber, başka öğünlerde de bunu deneyebilirsiniz. Bazen sadece emzirme esnasında rahatlık verici bir şekilde tutmak bile yeni doğmuş bir bebek için yeterli olacaktır.

Bebeğin bezini değiştirin ya da bebeği kucağınıza alarak geğirtmeye çalışın. Bazı bebekler sallanmaktan, bazıları da şarkı ya da ninni söylenmesinden hoşlanır ve susarlar. Doktorlar anne ya da babasının kalbi üzerinde kucağa alınan bebeklerin daha az ağladıklarını söylemektedirler.

Eğer bebeğin karın ağrısı varsa, dikine tutmak yardımcı olabilir. Karnı ağrıyan çoğu bebekler karınları üzerine yatırıldıklarında rahatlarlar. Bebeği kucağınızda karnı üstü tutarak sırtına masaj yapınız.

Bazı bebeklerde ısıtılmış bir siye suyu karnı üzerine yerleştirmek de karın ağrısını geçirmek için yardımcı olabilir. Bununla beraber, bu yöntemi denemeye karar verdiyseniz, sıcak su dolu şişenin bebeği incitecek kadar sıcak olmamasına özen gösteriniz. Eğer su çok sıcaksa, bebek rahatsızlığını belli edecektir.

Bazen bebeği sallamak ya da dolaştırmak da yararlı olabilir. Bebeğinizi aşırı miktarda kucakta tutmaktan ona zarar geleceğini düşünerek korkmayınız. Böyle bir şey mümkün değidir. Eğer yararı olduğunu görüyorsanız, bebeğinizi kucağınıza almaktan çekinmeyiniz.

Karın ağrısı çeken bir bebeği yumuşak bir battaniyeye sarmak da kimi zaman çok yararlı olabilmektedir. Bebeğe yatıştırıcı vermek beşik gibi bir yere koymak, bebek arabasına yerleştirmek, araba ile kısa bir gezintiye çıkarmak gibi yöntemler de işe yarayabilir.

Karın ağrısı çoğunlukla bebek gaz çıkardığında ya da altını kirlettikten sonra geçer. Bazen rektuma bir rektal termometre sokmak yolu ile gaz çıkarmasına ya da dışkılamasına yardımcı olmak yolu ile bebeğin rahatlaması da sağlanabilir.

Eğer bebeğinizin karın ağrısı çok inatçı ise, bebeğinizin doktoru (eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız) herhangi bir gelişme olup olmadığını görmek için başka bir formül denemenizi salık verebilir.

Tüm bu gayretlerinize karşın bebeğiniz yi, ne de ağlamayı kesmiyorsa ne yapmalı? Eğer herhangi bir hastalık belirtisi yoksa bundan sonra yapılması gereken belki de ne olacağını beklemektir. Bazı bebekler bir süre ağlamadan uykuya dalamazlar. Tüm bu gösterilen yöntemleri deneyerek bebeği susturamazsanız, bebeğin 20 dakika kadar beşiğinde ya da karyolasında ağlamasından korkmayınız
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 24.08.2005 17:39:06 ( #65 )



ISHAL VE KABIZLIK (YENIDOGAN)


Yeni doğmuş ve anne sütü ile emzirilen bir bebeğin dışkısı normal olarak koyu bir çorba kıvamındadır. Eğer bebeğiniz ilk ayını doldurmadan ishal olmuş ise nedeni herhangi bir enfeksiyon olabilir. Bu durumda bebeğin dışkısı yeşilimsi ve sulu olacak, dışkılama sayısı artacak, anne sütü ile beslenen yeni doğmuş bir bebeğin dışkısında normal olarak bulunan süt pıhtıları görülmeyecek ve hoş olmayan bir koku olacaktır.

Eğer yeni doğmuş bebeğinizin ishal olduğundan şüpheleniyorsanız bebeğinizin doktoruna haber veriniz. Eğer doktorunuz bebeğinizin yalnızca hafif bir ishal olduğuna karar verirse, bu durumda size bebeğinizi besleme sayısını ya da beslenme miktarını değiştirmenizi tavsiye edebilir. Bebeğinizi emzirmeye devam edin, ancak bebek her zamankinden biraz daha az iştahlı olursa şaşırmayın. Eğer doktorunuz ishalin daha ciddi olduğunu ya da bebeğin su kaybetmekte olduğunu söylerse, bebeğinizin hastaneye yatırılması gerekebilir.

Yeni doğmuş bebeklerde kabızlığa çok nadir rastlanır. Böyle bir durumda şunu öncelikle anlamalısınız ki, kabızlık bebeğin dışkısının niteliği anlamında kastedilmektedir; yani bebeğin dışkısının gecikmesi kastedilmemektedir. Anne sütüyle beslenen bebeklerin bazıları her emzirme sonrasında altlarını kirletebilirler; bazı yeni doğmuş bebekler de günde bir defa ya da iki günde bir altlarını kirletebilirler. Yani bir bez arayla altını kirletiyorsa, bu durum bebeğin kabız olduğu anlamına gelmez.

Gerçek kabızlık, kolay çıkarılamayan sert ve kuru dışkı anlamına gelmektedir. Anne sütüyle beslenen bebeklerin dışkısı elma püresi kıvamında ve yumuşaklığındadır. Bebek bazan dışkılamakta güçlük çekiyor gibi görünür ama dışkısı yine de sıvı olarak çıkar. Doktorlar bunun için, bebeğin anüsünün çok yumuşak olan dışkı üzerine basınç uygulayamayacak durumda olduğunu ileri sürerler. Genellikle bu durum için herhangi bir tedavi tavsiye edilmez.

Mamayla beslenen yeni doğmuş bebekler bazan dışkılamakta güçlük çekebilirler. Bu bebeklerin dışkıları sert olabilir. Bebek eve getirildikten sonra gelişen kronik kabızlık da doğuştan gelen bir kalıtımsal hastalık nedeniyle oluşuyor olabilir ve bebeğinizin doktoruna bildirilmesi gerekir.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 24.08.2005 17:39:47 ( #66 )



ISILIK


isilik, kaSintili bir dökuntudur veya genellikle sirtta veya göguste meydana gelen kuçuk, kirmizi noktalarin oluSturdugu lekelerdir. Vucut fazla isinip bir sure terden islak kaldigi zaman olur. Dökuntu geniS bir alani kaplayabilir ve aSiri derecede kaSinti yapar. Bir kaç gun veya haftalarca surebilir. AteSli iken veya ateSiniz duStukten sonra isilik dökebilirsiniz. isilik bulaSici degildir, fakat bir kere oldunuzsa yeniden olabilirsiniz.|iki yaSindan kuçuk çocuklar isilik olmaya meyillidirler, ancak teShisleri zordur. Bebeginizin isilik oldugu kanaatindeyseniz bir doktora muracaat edin.|Tedavi:|KaSintiyi geçirmek için kalamin losyonu surun. Vucudun hava alabilmesi için hafif giysiler giyin. Derinin uzerinden geçen hava akimini arttirmak için bir havalandirici (pervane-vantilatör) yakinina oturarak cildin kurumasina yardimci olun. Evin serin yerlerinde kalmaya çaliSin. Açik havada çaliSmaniz Sart ise bu iSi, gunun daha serin bir zamanina birakin, gölgelerden faydalanin ve duzenli araliklar verin.|onlemler:|isilik olmaya egilimli iseniz, kisa sureli serin duSlar yapin. Sicak duS yapmaktan kaçinin ve normalde isilikten etkilenen gögus ve sirt bölgelerine sabun surmeyin. Plastikten yapilmiS bir yere kisa sure için bile olsa oturmayin ve yatmayin.


tria

  • Tüm gönderiler : 2290
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 08.03.2007 20:03:23 ( #67 )
belki bilgilere göz atmak isteyen olur diye düşündüm
@LEYN@

  • Tüm gönderiler : 1800
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: SABIR SUSKUNLUK DEĞİL İŞİTİLMEYEN BİR FERYATTIR
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 12.06.2007 11:40:02 ( #68 )
bilgiler için teşekkürler
 
ARDINDA AYRILIK VARSA KAVUŞMAYI İSTEMİYORUM


SUSKUNLUĞUM ASALETİMDENDİR HER LAFA VERECEK BİR CEVABIM VAR AMA BİR LAFA BAKARIM LAF MI DİYE BİR DE SÖYLEYENE BAKARIM "ADAM MI" DİYE
Panuzova

  • Tüm gönderiler : 1234
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 29.08.2007 18:37:52 ( #69 )
.
<mesaj tarafından düzenlendi Panuzova on 01.03.2008 01:45:16>
 
EFE-SEVGI

  • Tüm gönderiler : 553
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 21.10.2007 14:17:49 ( #70 )
 BAŞIMIZ SAĞOLSUN

[image]local://162929/8BEEE3D53E7B49BABC1A70EC41B04748.gif[/image]
Eklenen resim(ler)
 
p s

  • Tüm gönderiler : 96
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 02.02.2008 23:20:29 ( #71 )
sevgi efe orkun niye başımız sağolsun dedin ???

"SHERİN"

  • Tüm gönderiler : 2232
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İSTANBUL/ANADOLU
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 02.02.2008 23:59:13 ( #72 )

Orjinalden alıntı: panuzova

merhaba,
günlük anne olarak benim sormak istediğim bir konu var;

hastaneler, fenilketonüri testi için topuktan kan alındığına dair  bir kayıt tutuyor yada bir evrak vermesi gerekiyor mu? bugün bizden kan alındı ancak böyle yazılı bir belge verilmedi...yani -Allah korusun- bir sorun çıksa kan alınmadığını iddia edebilir bu durumda hastane, bizim de herhangi bir kantımız olamaz...




 
 
selam cnm bizede herhangi bir belge verilmedi...bildiğim kadarıyla bu kanlar ankaraya gidiyormuşşş..eğer istersen hastaneden yolladıkları yerin nosunu alıp sorabilirsin...
beyzaezgi

  • Tüm gönderiler : 585
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 12.05.2008 14:27:13 ( #73 )
MERHABA
<mesaj tarafından düzenlendi beyzaezgi on 12.05.2008 14:33:49>

Berk&Belgin

  • Tüm gönderiler : 2096
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İstanbul
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEKLERIMIZ - 13.08.2008 15:32:02 ( #74 )
Emeğinize çok teşekkür ederim bu bilgiler çok işime yarıyacak eminim ellerinize sağlık
Sayfayı değiştir: < 1234 | Sayfayı gösteriyor 4 of 4, mesajlar 61 to 74 of 74

Hızlı ulaşım:

Şu andaki aktif kullanıcılar
0 adet üye ve 9 misafir var.
İkonların Anlamları ve İzinler
  • Yeni mesajlar
  • Yeni mesaj yok
  • Yeni Konu ve Yeni Mesajlar
  • Yeni mesajı olmayan yeni konu
  • Yeni mesajlarla kilitlendi
  • Yeni mesajlar olmadan kilitlendi
  • Mesajı oku
  • Yeni konu başlat
  • Mesaja cevap ver
  • Yeni anket gönder
  • Oy gönder
  • Post reward post
  • Gönderilerimi sil
  • Konularımı sil
  • Gönderiyi derecelendir

© 2000-2009 ASPPlayground.NET Forum Version 3.4