Forum Bebeği Forum Ana Sayfa

Bebek.com Forum'a Hoş Geldiniz...

Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
Bebek.com forumunu ilk ziyaretiniz ise; Forum Kuralları için tıklayınız.

 BEBEKLERIMIZ

Sayfayı değiştir: 1234 > | Sayfayı gösteriyor 1 of 4, mesajlar 1 to 20 of 74
Yazar Mesaj
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
BEBEKLERIMIZ - 21.08.2005 09:12:55 ( #1 )
AŞILAR
1983 yılında UNICEF (Dünya Çocukları Yardım Fonu) tarafından başlatılan "Çocuk Yaşatma Devrimi"nin ilkelerinden biri de tüm çocukları aşı ile korunulması mümkün, öldürücü ve sakat bırakıcı altı hastalık olan tüberküloz (verem), difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci ve kızamıktan korumaktır. Ülkemizde bu aşıların uygulanmasına öncelik verilmektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı 1998 yılı itibariyle hepatit b aşısını da rutin aşı takvimi içine almıştır.
Aileler çocuklarını bir yaşını doldurmadan önce b tipi sarılık, tüberküloz, difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci ve kızamığa karşı aşılatmış olmalıdırlar..
Aşılar, çocukları bir çok tehlikeli hastalıktan korur. Aşılanmamış çocuklarda beslenme bozukluğu, sakatlık ve ölümler aşılı olanlardan daha sık görülür.


RUTİN OLARAK UYGULANAN AŞILAR

BCG (Verem)
Difteri-Boğmaca-Tetanoz
Çocuk Felci (ağızdan, canlı)
Kızamık
Hepatit B (B tipi sarılık)
Güncel Aşılar

Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (MMR)
Hemofilus influenza Tip B (Hib)
Hepatit A (A tipi sarılık)
Asellüler Boğmaca
Çocuk Felci (adale içine, ölü)
Su Çiçeği
Grip (influenza)

Geliştirilmekte Olan Aşılar
Parazit Aşıları
AIDS'e karşı aşı
Kanser Aşıları



Gebelikte uygulanabilen aşılar
Hamile Kadınlarda Zarasız Olan Aşılar:

Tetanoz
İnfluenza ( grip )
Çocuk Felci ( ölü IPV )
Kolera
Hepatit B

Yalnızca Gerekli Durumlarda Yapılması Gereken Aşılar:

BCG
Boğmaca
Difteri
Kızamık
Meningokok
Pnömokok
Kuduz
Kabakulak

Hamile Kadınlara Yapılmaması Gereken Aşılar:

Çocuk Felci ( canlı TOPV )
Kızamıkçık







Bağışıklık Yetersizliği
Doğumsal ya da sonrada edinilen bağışıklık yetmezliği durumlarında canlı aşılar kesinlikle kullanılmamalıdır. BCG, kızamık, su çiçeği gibi canlı aşılar takvim dışı bırakılmalıdır. İnaktif (ölü) aşılar ise aşının etkin ve güvenilir olduğu kanıtlanmışsa kullanılmalıdır.



Aşıya Karşı Reaksiyon





Çeşitli aşı maddeleri ve aşı çeşitlerine (iğne veya ağızdan alınan aşılar) karşı her çocuğun reaksiyonu farklıdır. Hafif bir reaksiyon çoğu zaman zararsızdır. Bazı durumlarda aşının tuttuğuna işarettir, çünkü beden virüs veya bakterilere karşı başarılı bir şekilde savaşmaktadır. Aşının başarılı olabilmesi ve herhangi bir komplikasyonu engellemek için, çocuğun, aşı yapılırken sağlıklı olması gerekir. Hafif enfeksiyonların üzerinden iki, daha ağır hastalıkların üzerinden en az altı hafta geçmiş olmalıdır. Aşı zamanında, çocuğun gittiği ana okulunda herhangi bir hastalık varsa, aşı tarihi ertelenmelidir. Çünkü çocuğa hastalık bulaşmış olabilir. Alerjisi veya kronik bir hastalığı olan çocuklarda önce hekime danışılmalıdır. İğneyle yapılan aşılarda (aşının türüne bağlı değil), iğne yapılan yerde şişme ve kızarma olur. Bu zararsızdır ve kızarma olur. Bu zararsızdır ve çocuğun canı yanmaz. Genel olarak aşılardan sonraki reaksiyonlar şöyledir:
Boğmaca: Aşıdan 6-72 saat sonra ateş ve bulantı olur. Ender olarak huzursuzluk ve kasılma nöbeti olabilir.
Tetanoz: En sık görülen reaksiyon, aşı yapılan bölgede şişmedir. Ender olarak ateş görülebilir.
Dizanteri: Hafif ateş.
Çocuk felci: Hafif ateş, ishal, baş ağrısı, yorgunluk.
Tüberküloz: Aşı yapılan yerde (sol kalçanın dış kısmı) altı hafta sonra morluk, bezelye büyüklüğünde bir beze oluşur. İyileştiğinde yara izi kalır. Kasıkta küçük bir lenf boğumu da oluşur.
Kızamık, kabakulak, kızamıkçık: Hafif ateş, kızamıktaki gibi deri döküntüsü, kabakulaktaki gibi tükürük bezi şişmesi görülür. Aşı yeri ellenmemeli, hekime danışılmadan yıkanmamalıdır. Eğer aşıya karşı reaksiyon iki gün içerisinde geçmezse çocuk hekime götürülmelidir. Boğmaca aşısından sonra kasılma nöbeti olursa hemen doktora gidilmelidir. Kasılma nöbeti bir defaya mahsus olabilir. Önlem olarak karma aşı yerine sadece dizanteri ve tetanoz aşısı yapılır. Dizanteri, menenjit, boğmaca, tetanoz, çocuk felci aşılarından üç gün sonra reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Kızamık aşısında reaksiyonlar on gün sonra bile ortaya çıkabilir. Normalde bir veya iki gün sonra bu reaksiyonlar ortadan kalkar.

                                                                                             
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 23.08.2005 05:58:34>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:15:22 ( #2 )
İLK İZLENİMLER
Bebeklerin alnının biraz üstünde bıngıldak bulunur. Burası kafa kemiklerinin kaynamaya  başladığı yerdir. Bebek 18 aylıkken  kemikler birleşir ve bıngıldak kaybolur.
  Gözler mavimsidir. Altıncı aya kadar gerçek rengi belli olmaz. İlk aylarda şaşılık normaldir. Bebeği yüzünüzden 25 cm kadar uzakta tutarsanız sizi görebilir.

Tırnakları uzun olabilir. Memeleri şiş olabilir. Bir süre sonra geçecektir. Cildinde lekeler olabilir. Bacakları hafif yamuk olabilir. 




             PREMATÜRE BEBEKLER
Bebeğiniz erken doğmuşsa ilk haftalarda zorluk çekebilirsiniz. Çok ağlıyabilir  ve uyuyabilir. Özel ilgiye ihtiyacı vardır. Bebeği sıcak tutmalı , sık sık beslemeli,ilk haftalarında bütün ilgi ve sevginizi ona vermelisiniz. 
Prematüre bebekler gelişimlerini diğer bebeklere göre biraz daha gecikerek yaşarlar. Ama anne karnında geçirmediği günleri sayarsak gelişimlerinin yavaş olmadığını anlarız. Bu bebekleri düzenli olarak kontrol amacıyla doktora götürmelisiniz.Erken doğanlar genellikle 3 yaşına gelmeden normal bebeklerin gelişimini yakalarlar.
Yapılan çeşitli araştırmalarla prematüre bebeklerin 2 aydan itibaren aşılanmasının herhangi bir sorun yaratmadığı kanıtlanmıştır. Ancak hastanede yatmakta olan prematürelere, diğer bebeklere bulaşma riski nedeniyle canlı oral çocuk felci aşısı yapılmamalıdır. Vücut ağırlığıyla aşılara bağlı yan etkiler arasında doğrudan bir ilişki olmamakla birlikte Fransa'da BCG aşısının 3 kilogramın altındaki çocuklara uygulanmaması yasal bir zorunluluktur. Ülkemizde bu konuda klinikler arasında farklı uygulamalar mevcuttur..





Dünyanın en erken doğan ve 
yaşatılan 19 haftalık bebeği Kelly

 

Prematüre doğan bebeklerde en sık rastlanan sorunlar nelerdir ?
Erken doğan bebeklerin akciğerlerinde sürfaktan denen bir maddenin yeteri kadar yapılamamasına bağlı olarak, doğumundan sonraki saatlerde inleme, solunum sıkıntısı gelişebilir. Bu hastalığa respiratuar distres sendromu denir. Bu bebekler, eksik olan maddenin solunum yolu ile verilmesiyle tedavi edilebilebilmektedirler.
Erken doğan bebeklerin beyinlerindeki solunum merkezinin yeteri kadar olgunlaşmamasına bağlı olarak solunumları zaman zaman duraksayabilir. Bu 20 saniyeyi aşan solunum duraksamasına  apne denir. Bebek büyüdükçe kendilinden düzelir ancak bebek yoğun bakım ünitesinde izlenirken çok sık apne gelişirse önce ilaç tedavisine başlanır. İlaç etkili olmazsa solunum makinesine bağlamak gerekebilir.
Prematüre bebeklerin sindirim sistemi yeteri kadar olgunlaşmadan doğdukları için beslenmeye başlandıktan kısa süre sonra nekrotizan entrokolit denen barsak hastalığı gelişebilir. Bu hastalık besin intoleransı, safralı kusma veya safralı mide içeriği, karnında şişme şeklinde başlar, bebeğin hayatını tehlikeye sokabilir. Bu durumda hemen beslenme kesilerek bebek damar yoluyla beslenmeye başlanır. Bu aşamada tespit edilen bebeklerin çoğu iyileşir.  Bazen de cerrahi girişim gerekebilir, hayatın daha sonraki döneminde başka barsak sorunları da ortaya çıkabilir.
Sarılık yenidoğanların çoğunda görülen fizyolojik bir durumdur. Bebeklerin kırmızı kan hücrelerinin bir kısmının parçalanmasına bağlıdır.  Bu sarılık bazen fizyolojik sınırları aşabilir, fototerapi (ışın tedavisi), kan değişimi gerekebilir.
Prematüre retinopatisi prematüre doğan bebeklerin göz damarlarında gelişen, körlüğe yol açabilen  bir sorundur. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde izlenen çok erken doğan bebekler prematüre retinopatisi açısından yakından izlenirler.
Anne karnındaki bebeklerin akciğerleri işlevsizdir. Bunun için sağ kalpten akciğerlere gönderilen kan duktus arteriozus denen bir bağlantı ile ana atar damara geçer. Bu kanalın doğumdan sonra hemen kapanması gerekir.  Çok küçük prematürlerde bu kapanma gerçekleşmeyebilir. Bu durum bebeğin kalbini yorduğu için ilaçla kapatılmaya çalışılır. Kapanma gerçekleşmezse cerrahi girişimle kapatılır.
Prematüre bebek ne zaman beslenir ?
Prematüre bebekler bir takım sorunları nedeniyle ağız yoluyla veya sonda ile bir süre beslenemeyebilirler. Bu süre boyunca  anne sütü salgısının devam etmesi için süt sağma pompalarından faydalanılabilir. Sağılan süt daha sonra verilmek üzere dondurularak saklanabilir. Sağılan anne sütü daha sonra bebeğin durumuna göre ağızdan veya burundan yerleştirilen bir  sonda aracılığı ile bebeğe verilebilir.
Prematüre bebek ne ile beslenmeli ?
 Prematüre bebekler için en uygun besin kendi annelerinin sütüdür. Prematüre doğum yapan annelerin sütleri zamanında doğum yapan annelerin sütlerine göre daha fazla protein içerir. Bebeklerin büyüme ve gelişmeleri yakından takip edilerek yeteri kadar beslenip beslenmediği anlaşılabilir. Bu bebeklerin kemik gelişimlerinin normal olması için D vitamini , kansızlık gelişmesini önlemek için de demir almaları gerekmektedir. D vitaminini yeteri kadar almazlarsa prematüre bebeklerde kolayca raşitizm gelişebilir.
Bebek ne zaman evde bakılabilecek duruma gelir ?
Kuvözde izlenirken belli ağırlığa ulaşan, annesini emen veya biberonla beslenen bebekler  bir süre kuvöz dışında izlenmeye başlanırlar. Vücut ısısını dış ortamda koruyabilen, solunumları düzenli olan, oksijen tedavisine ihtiyaç göstermeyen bu bebeklerin yavaş yavaş eve gitme zamanı geliyor demektir.
Prematüre bebeklerin aşıları ne zaman başlanır ?
Prematüre doğan bebekler tıpkı zamanında doğan bebekler gibi iki aylık olunca aşılarına başlanmalı ve düzenli olarak yapılmalıdır.
Prematüre doğan bebek akranlarının boy ve kilosuna ne zaman ulaşır ?
Birçok erken doğan bebek iki ya da üç yaşında boy ve kilo olarak yaşıtlarını yakalarlar. Bazıları ise daha yavaş büyür ve küçük yapılı erişkinler olarak kalırlar.
Prematüre bebeğin evde bakımında nelere dikkat edilmeli ?
Bu bebekler yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin hareketli, sesli, ışıklı ortamına  alışkın olduklarından bir süre evlerini yadırgayabilir, huzursuz olabilirler. Ama kısa sürede evlerine alışırlar.
Kaldıkları oda sıcak olmalıdır. Giysileri de yaşadıkları ortama uygun olmalıdır.
Bu bebekler enfeksiyonlara çok yatkındırlar. Onun için odasına fazla ziyaretçi kabulü uygun değildir. Özellikle kış aylarında kalabalık,  hele hele sigara içilen ortamlardan uzak tutulmalıdır. Çok kolaylıkla üst veya alt solunum yolu enfeksiyonu gelişebilir.
Bebeklerde ateş, beslenme azlığı, aktivitesinde azalma, çok sık dışkılama gibi normalden farklı bir durum gözlendiğinde hemen doktorunun aranması bilgi verilmesi uygun olur.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:18:17 ( #4 )
BEBEĞİN EMZİRİLMESİ
Emzirmenin anne için yararları :
  • Ucuzdur,hazırlama sorunu gerektirmez.
  • Anne ve bebeği arasındaki duygusal bağı güçlendirerek sevgi dolu bir ilişkiyi kolaylaştırır.
  • Kontraseptif etkisi vardır.
  • Annenin sağlığını korur.
  • Göğüs kanseri
  • Over kanseri
  • Osteoporozis
  • Anemi (uterusun eski haline dönmesine yardımcı olur,anneyi aşırı kan kaybından korur)
  • Emzirme anne ile bebek arasında güçlü bir bağ sağlar.Emzirme bebeğin duygusal gereksinimlerini karşılar.Anne sütü türe özgü bir salgıdır ve başka hiçbir besin maddesi anne sütünün bebeğe sağladığı yararları sağlayamaz.
  • Emzirmemek annede meme kanseri riskini arttırır.
    Yapılan çalışmalarda emzirmenin meme kanseri riskini azalttığı saptanmıştır. En az 24 ay emzirenlerde bu azalma %25 olmaktadır. Emzirmeye genç yaşlarda başlayanlarda bu azalma daha fazla olmaktadır.Bebekliklerinde anne sütü yerine mama ile beslenen kız çocukların ileriki yaşamlarında meme kanserine yakalanma riski anne sütü alanlara göre %25 artmaktadır.Yapılan araştırmalarda bebekliklerinde anne sütü ile beslenen gençlerin mama ile beslenenlere göre zeka düzeylerinin daha yüksek olduğu ve okulda daha çok başarı gösterdikleri saptanmıştır.
  • Anne sütünün sindirilmesi daha kolaydır.
    Bebekler annelerinin sütünü diğer memeli hayvanların sütüne göre daha rahat sindirebilirler. Bunun muhtemel nedeni anne sütünün içerdiği türe özgü bir enzimdir. İnek sütünde daha fazla protein olmasına karşın sindirimi daha zordur ve bebekler bütün bu proteinleri kullanamazlar.

  • Emzirme doğum sonrası annenin rahminin küçülmesini kolaylaştırır.
    Emzirmeyen annelerin rahimleri doğum öncesindeki boyutlarına asla dönemez. Her zaman eskisinden biraz daha büyük kalır.. Bebeğin emme hareketi kanda süt üretici hormonların serbest dolaşımını sağlar. Bu da, süt bezlerinin faaliyetlerini canlandırmanın yanı sıra rahmin de normal haline dönmesini hızlandırır.

  • Anne sütü bebek için doğal bir sakinleştiricidir.
    Anne sütünün içerdiği bazı kimyasal maddeler bebeğin daha kolay uykuya dalmasına yardımcı olur. Sinirli bebekler daha kolay sakinleşir.

  • Anne sütü ile beslenen bebekler daha az doktora gider.
    Anne sütü ile beslenen bebekler genel olarak daha sağlıklı oldukları için daha az doktora gitme gereksinimi görülür.

  • Anne sütü ağrı kesicidir.
    Anne sütü içerisinde bulunan endorfinler bebek için doğal bir ağrıkesici vazifesi görür.

  •  Anne sütü her zaman temizdir. Emzirme bebeğin diş sağlığı için yararlıdır.
    Memeden emmek, biberondan emmeye göre bebeğin diş ve çene gelişmi için daha uygundur. Memeden emerken biberona göre 60 kat fazla enerji harcayan bebeğin çene kasları daha kuvvetli olur. Düzgün gelişen bir çenede çıkan dişler daha düzgün ve sağlıklı olur.

Anne sütü ile ilgili bir araştırma
ABD’de rasgele seçilen 13 aylık ile 5 yaş arasındaki 345 çocuk üzerinde yapılan araştırmada, üç aydan az süreyle anne sütüyle beslenen bebeklerde öğrenme ve kavrama yeteneğinin az geliştiği belirlendi.Araştırmada, annenin yaşı ve sigara alışkanlığının etkileri de göz önüne alındı. Uzmanlar, annenin emzirdiği bebeğiyle daha yakın ilişki içinde bulunduğuna dikkat çekerek, bunun çocuğun zekasının gelişmesinde rol oynadığını düşünüyor. Anne sütünde bulunan besinlerin de bebeğin zekasının gelişmesinde olumlu rol oynadığı biliniyor.
Emzirmeye Başlamadan Önce

Emzirme zamanlarını, kendiniz için en uygun ve dinlendirici olan saatlere göre programlayın.  Bebeğinizi emzirirken size en rahat gelen duruşu benimseyin. Bebeği emzirmeye başlamadan önce ellerinizi sıcak suyla yıkayın. Göğüs uçlarınızı temizleyin.




Emzirmenin Yararları
Anne sütü bebeklerin gelişebilmeleri için gerekli tüm besinleri içerir, bulaşıcı hastalıklara karşı ona bağışıklık kazandırır.  Emzirme, aynı zamanda, anne ile çocuk arasında, çocuğun ruhsal açıdan sağlıklı gelişmesini etkileyen yakın bir ilişkinin doğmasına yardımcı olur. 
Nasıl Emzirmeli ?
Bebeğe önce bir memenizi verin ve 10 dakika emzirin, sonra diğerini vererek 10 dakika daha emzirin. Bir sonraki emzirmeyi, bebeğin en son emdiği göğüsten başlatın. Bebeğiniz, süt gereksinmesinin önemli bir bölümünü emzirmenin ilk bir kaç dakikasında alacaktır. Fakat, sütün devamlı oluşabilmesi için bebeğin her iki göğüsle de emzirilmesi şarttır. Meme verirken göğsünüzün bebeğin nefes almasını engellememesine dikkat edin. Emzirdiğiniz memeyi alttan destekleyerek biraz yukarı kaldırın. Bebeğiniz her ağladığında memeye tutuyorsanız ve kilo alımı normal ise yeterince besleniyor demektir.Bebeğiniz ne zaman acıkırsa o zaman emmek isteyecektir.  Bunuda size ağlıyarak belli edecektir.  Zaten bir süre sonra ağlama şekillerinden bebeğinizin ne istediğini anlar duruma geleceksiniz.  Günde 8 kez beslemek en normalidir. Bebekler genelde mideleri boş olarak 5 saatten fazla uyuyamazlar. Anne sütü ile beslenen bebekler ,anne sütü daha çabuk sindirildiği için mama ile beslenen bebeklere göre daha çabuk acıkırlar.
Emziren Annenin Beslenmesi
Dengeli bir beslenme rejimi benimsemeniz sizin için hayati önem taşır. Lahana ve karnabahar gibi gaz yapan sebzeler yemekten kaçının. Taze sebze ve meyvaları, buğday ve tahıllarla, protein bakımından zengin besinleri tercih edin.sütünüzün bol olması için yeterli miktarda su, çay ve meyva suyu içmeniz gerekir. Günde iki-üç fincandan fazla çay ve kahve içmeyin. Bu dönem boyunca alkollü içkileri ve sigarayı tamamen bırakın. Özellikle ilaç alırken dikkatli olun! Doktorunuz tarafından önerilmediği sürece kesinlikle ilaç almayın; çünkü ilaçlar da alkol ve nikotin gibi sütünüze karışarak bebeğinizin sağlığına zarar verebilir.  
Meme Temizliği
Meme iltihaplarından korunmak için göğüs ve göğüs uçlarınızın temizliğine ve bakımına özen gösterin. Banyo yaparken ve duş alırken göğüslerinizi sabunlamayın. Temizlikleri için yalnız sıcak su kullanın. Göğüs uçlannız tahriş olursa özel bir krem sürün. Tahriş devam eder, göğüs uçlarınız çatlarsa derhal doktorunuza başvurun.Hamileliğin son haftalarında göğüs uçlarınıza havlu ve ya temiz bir bezle masaj yaparak onları emzirme dönemine hazırlayabilirsiniz. Sağlık ve estetik nedenlerle rahat bir emzirme sütyeni giyin. Gerekiyorsa gece de çıkarmayın. Fırsat buldukça uyuyun. Gün boyunca işlerinize zaman zaman ara verip dinlenin. Çok ağır işleri üstlenip yorulmaktan kaçının. Bebeğinizi emzirmek size onunla konuşma ve onu okşama firsatı verir. Karnını doyurduktan sonra onu bir süre kollarınız arasında tutun. Baş başa geçirdiğiniz bu huzur dolu ve zevkli dakikalar sizi ve bebeğinizi mutlu edecektir.
Bebeği Emzirdikten Sonra
Her emzirmeden sonra ve gerekiyorsa emzirme sırasında bebeğinizin gaz çıkarmasını sağlayın. Bunun en kolay yolu, onu midesi omuzunuza değecek biçimde yatırmak ve hafifçe sırtına vurmaktır. Bebeğiniz gaz çıkarırken, emdiği sütün birazını da kusabileceğinden omuzunuza ufak bir havlu veya temiz bir bez parçası koymayı unutmayın. Bebeğinizi emzirdikten sonra meme uçlarınızı sıcak su ile silin. Sabun kullanmaktan kaçının. Meme uçlarının temiz havada tamamen kurumasını bekleyin. Sızabilecek sütü emmesi için sütyeninizin içine temiz bir tampon veya bez parçası koyun. Emzirmeye başladığınız ilk günlerde göğüs uçlarınız biraz acırsa hafif bir krem veya losyonla yumuşak bir biçimde ovun.
Emzirme anne ile bebek arasında yakın, sevgi dolu bir ilişki kurulmasına yardım eder. Anne duygusal olarak tatmin olur. Doğumdan sonraki yakın temas anne – bebek arasındaki ilişkinin gelişmesine yardım eder.Bebekler doğumdan hemen sonra annenin yanında kalırlarsa ve emzirilirlerse daha az ağlarlar.Emziren anneler bebeklerine daha şefkatli davranırlar. Uykusuz kalmaktan vb. daha az yakınırlar. Emziren annelerin çocuklarını terk etme ya da çocuklarına kötü davranma olasılığı emzirmeyen annelere göre daha azdır.Bazı çalışmalarda anne sütü ile beslenmenin bebeğin zeka gelişimine, entellektüel yapısına olumlu etki yaptığı bildirilmektedir. Yaşamın ilk haftalarında anne sütü ile beslenen düşük doğum tartılı bebekler yapay beslenen çocuklara göre ileri yaşlarda zeka testlerinde daha başarılı olurlar.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:19:08 ( #5 )
ANNE SÜTÜ NASIL OLUŞUR ?
Meme kısmen salgı dokusu, kısmen destek ve yağ dokusundan oluşmuştur. Salgı dokusunda yapılan süt, ufak kanallar ve daha sonra ana toplayıcı kanallar boyunca meme ucuna ilerler. Kanallar, meme ucuna ulaşmadan önce daha da genişleyerek laktiferöz sinüsler şeklini alır. Bu sinüsler, sütün içinde toplanması nedeni ile önemlidir.Meme ucunda pekçok sinir ucu bulunduğu için çok hassas olup bu, sütün akışına yardım eden refleksler yönünden önemlidir.Meme ucunun çevresinde areola adı verilen koyu renkli bir halka olup hafif kabarık durumda bulunabilir. Bu yağlı bir sıvı salgılayan bezlerin varlığı nedeni iledir. Yağlı sıvı, meme ucu derisinin yumuşak ve iyi durumda bulunması sağlar.Süt yapımı hormonlar ve reflekslerin sonucu olur. Gebelik süresince, salgı bezleri süt yapımına hazırlanırlar. Doğumdan hemen sonra değişen hormonal değişiklikler ile süt yapımı başlar. Bebek beslenmeye başlayınca, iki refleks sonucu yeterli özelliklere sahip süt tam zamanında gelmeye başlar. Eğer anneye verilecek öneriler de bu reflekslerden söz edilirse anne olabildiğince sütünün daha fazla gelmesine çabalayacaktır.
Annede süt atım refleksini aşağıdaki duygulardan herhangi biri engelleyebilir.
  • Herhangi bir nedenle korku ve kuşkuları varsa,
  • Ağrısı ( özellikle emzirme esnasında) varsa,
  • Utangaçlığı varsa,
Doğumdan sonra ilk bir kaç gün kolostrum denilen koruyucu özelliğe sahip süt oluşur. Dördüncü gün normal süt salgılanmaya başlar.
Anne sütü ile beslerken bebeği her istediğinde emzirmelisiniz. İlk günlerde ikişer saat aralıklarla olabilir. Anne sütü yapımı bebeğin emme oranına bağlıdır.Anne sütü ile beslerken bebeği her istediğinde emzirmelisiniz. İlk günlerde ikişer saat aralıklarla olabilir. Anne sütü yapımı bebeğin emme oranına göre artar ya da azalır. Bebeğiniz ne kadar emerse o kadar bollaşır. Memelerin süt yapımı için gerekli uyarıları almaları lazımdır.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:21:09 ( #6 )
BEBEK VE 
BANYO             
Bebeğinizin en önemli ihtiyaçlarından biride banyodur. Helede sevgi dolu sohbetlerle  ve oyunlarla süslenmiş banyoları bebekler çok sever.Gerçi alışana kadar biraz zorluk çekersiniz ama daha sonra bu işten çok keyif alırsınız. 
Bebeğiniz büyüdükçe yıkanma ve temizlenme gereksinimi artacak,biraz daha pasaklı olacaktır. Yemekleri kendi yemeye başladığında saçlarına sürecek ,altını temizlerken rahat durmayarak üstüne bşına sürdürecek,kısacası temizlenmeye daha çok ihtiyaç duyacaktır. Bebeğinize küçük yaşlardan başlayarak banyoyu sevdirmeli , temiz olmaya teşvik etmelisiniz.
Bebeğinizi yıkarken kullanmanız gerekenler neler : Banyo küveti,göz yakmayan bir şampuan,bebek sabunu ,temiz bir havlu,pamuklu çubuk,nemlendirici,doğal sünger gibi şeyler.
BEBEĞİ YIKARKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKEN ŞEYLER :
  • Bebeğiniz 6 aylık olana dek göz, kulak ve yüzü için kaynatılıp ılıtılmış su kullanın.Kaynatma bakterileri öldürür.
  • Bebeğinizin,burnunu ya da kulaklarını temizlerken temiz bir pamuk kullanın ve yalnızca görebildiğiniz yerleri temizleyin.
  • Bebeğinizi banyoda hiç bir zaman yalnız bırakmayın.Bebek çok az suda bile boğulabilir.
  • Bebeğiniz oturur durumda olsa bile sırtından tutarak destekleyin.
  • Su sıcaklığını dirseğinizle kontrol edin. 
 
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:21:57 ( #7 )
BEBEK VE UYKU



Yeni doğan bebek ihtiyacı olduğu kadar uyur.Yalnız uyku saatleri size uygun olmayabilir. Uyku düzeni oluşana dek sizi biraz üzecek,birazda uykusuz bırakacak.Bu dönemde ona karşı anlayışlı olmanız gerekir.Gündüz çok güzel uyuyup tam sizin uyumak istediğiniz zamanda kalkıp oyun oynamak isteyebilir.Uyku düzeninin oluşması zaman alıcaktır. Bebeğinizin rahat rahat uyuması için odasına ve yatağına özen göstermeniz gerekir.Temizliğine , rahatlığına ve ışık düzenine dikkat etmelisiniz. En az iki yaşına gelene dek yastıkta uyutmamanız tavsiye edilmektedir.Bebeğin yatış konumu hakkında ise ortak ve en iyi denilebilen bir  kanı yok.Ancak nasıl yatırırsanız yatırın sık sık kontrol edin Bebeği aşırı sarmalamayın.Odasını ılık tutun,18-20 derece en iyisidir.
UYUMAYI 7 GÜNDE ÖĞRETİN

Bazı bebekler vardır ; doğumdan hemen sonra hayatlarının başlayacağı eve geldiklerinde ya tüm ev halkına hükmeder, istediğini yaptırır, ya da söz dinleyen bir bebek olur .( TABİİ BU NADİREN GÖRÜLÜR).Bazı bebekler vardır ki annelerini geceler boyunca uyutmaz, gündüzleri uyur, geceleri oyun oynamak ister. Zavallı anne uykusuzluk çeker, yorgun düşer.
Bebeğiniz doğduğu andan itibaren onun için her şeyin en iyisini istiyorsunuz. Belki de bu yüzden ilk günlerde geçirdiğiniz uykusuz geceler sizin için hiç önemli değil. Ama bu  bu tempoya ne kadar dayanacaksınız! Haftalar hatta aylar boyu gecenin bir yarısında tatlı uykunuzdan uyanmak hiç hoş olmasa gerek Geceleri arada bir eşinizden yardım isteyecek oluyorsunuz ama o yorganı başına çekip daha derin bir uykuya dalıyor. Bir gün olsun yataktan dinlenmiş ve kendinizi iyi hissederek kalkmanın nasıl bir his olduğunu unuttunuz artık!
Siz bebeğinize düzenli bir uyku alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız en başta karar vermelisiniz. Sabırlı olacak , bu yaptıklarınızın sonucunda bebeğinize uyku alışkanlığı kazandıracağınızı aklınıza getireceksiniz.  Bebekler onlara izin verildiği takdirde 3-4 ay arasında kendiliğinden uyuma alışkanlığı kazanıyor. Tabii bu söylenen, siz onu yıllarca sürecek yanlış bir uyku düzenine alıştırmazsanız geçerli. Hele ki bebeğiniz 6 aylıksa ve siz hala gece kuşu olmayı sürdürüyorsanız burada bahsedeceğimiz programı hemen uygulamaya başlayın. Çünkü 7 günde düzenli uykuyu garanti ediyoruz. Bizden söylemesi...

1. GÜN
Yeni Bir Düzen Kurun
Uzun saatler süren öğle uykusu nedeniyle birçok bebeğin günü ve gecesi birbirine karışıyor. Böylece bebek uykuda olması gereken bir saatte oyun oynamayı tercih ediyor. Şimdi bu durumu düzeltmenin zamanı geldi! Son araştırmalar bebeklerin gece ile gündüzü ayırt edebildiğini ortaya koyuyor. Bunun için ona gerekli ipuçlarını vermeniz yeterli.
Yarından başlayarak onu sabah erkenden kaldırın ve her gün aynı saatte uyandırmaya özen gösterin. Yatağını pencerenin yakınına koyun ve perdeleri aralık bırakın. Gün ışığı onun uyanmasına yardımcı olacaktır. Öğle uykusuna yatırdığınız zaman bile hava kararmadan önce onu uyandırın. Böylece gün ışığında uyanması gerektiğini, gece ise uyuması gerektiğini anlayacaktır. Bebeğinizi akşamları da aynı saatte yatağına yatırın. Gerekirse loş ışıkta ona kitap okuyun veya şarkı söyleyin.


2. GÜN
Uygulamaya Devam
Dün başladığınız rutin programa devam edin. Hemen pes etmeyin. Geceleri karnı acıktığı için ağlamaya devam edebileceğini unutmayın. Onu emzirmek ya da beslemek zorunda kalıdığınızda bunu hafif karanlık bir ortamda yapın. Özellikle geceleri bebeğinizi nelerin rahatlattığını iyi gözlemleyin. Ilık banyonun bir çocuk için sakinleştirici, bir başkası içinse tam tersi olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Gece yatırdığınızda müzik dlinletmek gibi rutin alışkanlıklar kazandırın.

3. GÜN
Ağlama Başlıyor
Ağlamak çocukların en büyük silahı! Anne ve babaların da dayanamadığı bir durum. Ancak, sabırlı olun ve kendi kendinize şunu mırıldanın: "Sonuç uyku olacak!" Onu uyutmaya çalışırken ağlaması karşısında endişelenmeyin. Bırakın koyduğunuz uyku kurallarına alışsın. Program değişiklikleri 6 aylıktan küçük çocukları çok daha fazla üzüyor. Bebeğiniz en fazla 15-20 dakika ağlar ama kötü uyku alışkanlığı yıllarca sürebiliyor. Unutmayın ki bu çocuğunuzla sizin aranızdaki bir savaş. Onunla ilgilenmeyin ama kendi merakınızı gidermek için 5-10 dakikada bir kapı aralığından onu kontrol edin. Susması için ışıkları açmayın, yataktan çıkarmayın ya da biberon vermeyin, aksi takdirde ertesi gece de dakikalarca ağlayacağından emin olun.

4. GÜN
Ağlama Savaşı Sürüyor

Geçen gece oldukça uzun sürdü değil mi? Bu gece biraz daha rahat geçecek. Ama bilin ki o yine de ağlamaya devam edecek. Ancak, bu kez daha kısa sürecek, bize inanın. Bunun için kurallarınızın kesin olduğunu ona ispatlamanız gerekiyor. Sabırlı davranmaya devam edin. Ona karşı yumuşak olduğunuz hissini uyandırmayın. Yoksa geçen geceye göre 2 kat daha fazla ağlayacaktır. Sakın ona bu kozu vermeyin.

5. GÜN

Bebeğiniz Sakinleşiyor

Bebeklerin çoğu 3-5 gün içersinde bu programa alışıyor. Dolayısıyla, bu gece belki de şanslı geceniz! 5 dakikada bir onu kontrol etmeyin, en az 15 dakika aralıklarla odasına uğrayın. Bazı bebekler odaya sık sık girilmesinden rahatsız oluyor. Bu nedenle kapı aralığından onu izleyin. Hem unutmayın ki bu gece daha az ağlıyor.
Uyku problemlerinin arasında sıkça rastlananların başında gece emzirmesi ve alt değiştirme geliyor. Tabii ki size bunları yapmayın demiyoruz ama mümkün olduğunca kısa ve sessiz olmasına özen gösterin. Altını değiştirirken bile kesinlikle ışıkları açmayın. Gereginden çok emzirmeyin. Böylece hem onu rahatsız etmemiş olursunuz, hem de yeniden altını değiştirmek, zorunda kalmazsınız!


6. GÜN
Bebeğiniz Uyuyor!

Mucize gibi geliyor değil mi? Sakın, bu mutluluğu günlerdir uyguladığınız kuralları rafa kaldırarak bozmayın. Uyumasını garip karşılayarak onu sık sık kontrol etmeyin, Gevşeyin!
Onu sıcak tutan bir pijama giydirin.Böylece üstünü açmasını kendinize dert etmeyin. Bebek monitörünün sesini kısın ve sadece çok ihtiyacı olduğunda onu duyun. Başarınızı gölgeleyecek davranışlarda bulunmamaya özen gösterin.


7. GÜN
Uyku Sırası Sizde!
Kendinize bir iyilik yapın ve bu gece derin bir uyku çekin. Son 6 gündür belki çok uykusuz kaldınız ama buna değdi değil mi? Çocuğunuza muhteşem bir armağan verdiniz: Düzenli uyku alışkanlığı. Hiç şüphe yok ki, bu program hastalık, tatildeki otel odası gibi etkenler nedeniyle zaman zaman aksaklığa uğrayacaktır. Oysa unutmayın ki, hiç uyku problemi yaşamamış bebekler bile bu durumlarda sorun çıkarıyor. Uyku problemi yeniden baş gösterecek olursa planı en baştan yeniden uygulayın, ikinci sefer ilkinden çok daha kolay olacaktır.



Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:22:40 ( #8 )
BEBEK VE GÖBEK TEMİZLİĞİ
Bebeğinizin göbeği yaklaşık 10 gün sonra düşer. Bu sürede her gün bebeğinizin göbeğini temizlemelisiniz. Göbeğin mikrop kapmaması için göbek çevresini temiz bir pamukla dikkatli bir şekilde temizlemelisiniz. Göbek bağı düştükten sonra biraz kanaması normaldir. Eğer akıntı geliyorsa ya da şişerse doktara gitmelisiniz. 
GÖBEK DÜŞTÜKTEN SONRADA TEMİZLİĞE DİKKAT ETMELİSİNİZ.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:23:35 ( #9 )
BEBEĞİN ALTININ DEĞİŞTİRİLMESİ
Bebekler ilk haftalarda altlarını daha sık ıslatırlar.Bunun sebebi idrar torbalarının küçük oluşudur.bebeğinizi altı ıslak ya da pis halde bekletmemelisiniz. 
Bebeğin bezindeki dışkının rengi beslenme düzenine göre ya da yaşına göre değişiklik gösterebilir. Yeşilimsi ,siyah,yapışkan olan ilk iki yada üç gün olan dışkı mekonyum adı verilen doğumdan önce bağırsaklarda bulunan dışkıdır. Yeşilimsi ,kahverengi ya da açık yeşil renkli topaklar içeren yarı sıvı dışkı geçiş kakasıdır. Bebeğin sindirim sisteminin beslenmeye uyum göstermeye başladığını belirtir.  Sarı renkli ,hardalsı,içinde süt kesikleri olan dışkı anne sütü ile beslenen bebeklerde görülür. Açık kahverengi ,kokulu ve katı olan dışkı ise mamayla beslenen bebeklerde görülür. 
Alt değiştirme konusunda bilinmesi gereken başka bir konuda pişiklerdir.Her bebekte oluşabilir.Kızarıklıklar uzun sürebilir.pişiği engellemek için : bebeğinizin altını sık sık değiştirmeniz gerekir.ıslak bırakmamalı,koruyucu krem kullanmalı,sıkça haltını havalandırmalısınız.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:24:38 ( #10 )
YENİDOĞANDA SARILIK



Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.
YENİDOĞAN SARILIĞININ SEBEPLERİ
1. Fizyolojik (normal) sarılık:
Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki  2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.
2.Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık:
Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha şiddetlidir.
3.Anne sütüne bağlı sarılık:
Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin sütlerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde ( enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ; 3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır.
4.Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı)
Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar.
ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman anenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha ağır seyirlidir.)
Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur. Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72 saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını engelleyebilmektedir.
TEDAVİ
1.Fizyolojik sarılıkta tedavi:
Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi deneyin.
2.Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk atılması sağlanır. Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak şekerli suyun faydası yoktur.
3.Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir. Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin göğsü sağılmalıdır. Hiçbirzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu kanıtlanmamıştır.
4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)
Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür.
Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür.
Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma dönüşmezler
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:25:58 ( #11 )
BEBEKLERDE, ÇOCUKLARDA İSHALLERİ VE DEHAYDRASYON YANİ VUCUDUN AŞIRI SU KAYBETMESİNDEN KURUMAYI VE ÖLÜMLERİ NASIL ÖNLEYEBİLİRİZ?
21.asırda ekmek ,şeker gibi tüm dünyada pet sişelerde satılan hazır ORS içecekler dünyada tüm geri kalmış ülkelerde, köylerde dahi satıldığında,her evde bulundurulduğunda,her anne bebeğine daha ilk ishalli dışkılamada bu sıvıyı hemen ve sürekli verebildiginde + bebeğini sağlıklı ve doğru ve yeterli beslemeyi bildiğinde,ona bu oğretildiğinde; dünyanın hiçbir yerinde bebekler bizdeki kadar olmuyor; bebek ölümleri önleniyor!
Bebek ve çocuklar sıcakları ve de soğugu yetişkinlerden çok daha fazla hissederler. Çünkü vücutları bizlerinki kadar kolay adapte olamaz.Bebekler ve çocuklar ayrıca tüm ihtiyaçlarının karşılanması için bizlere ,yani yetişkinlere güvenmek zorundadırlar.İçeceklerini,üstlerinin ve bezlerinin değistirilmesi hep bizim sorumluluğumuzdur.
Sıcak yaz aylarında işte size bebeğinizi,çocukları koruyacak bazı ipuçları;
·         Yazın sıcaklarda herkesin, bebeğinizin de çok daha fazla sıvıya,suya ihtiyacı vardır.
·         Bebeginize çok daha sık ve fazla anne sütü verin , tabii kendiniz de sağlıklı ve dengeli beslenmeye çalışarak  ve en az 10-12 bardak su içerek!
·         Anne sütü emen bebeğe ise cok daha fazla  kaynatılmış ve soğutulmuş kaşıkla su verin; anne sütü emmeyene ise biberonla verin .
·         Eğer 24 saat içinde bebeğinizin 6-8 oldukça ıslak bezini alıyorsaniz, değiştiriyorsanız bebeğinizin vucüdundaki su durumu iyi demektir.
·         2 yas üstündekilere ve öteki çocuklara da daha fazla ve bol su verin.
·         Ilık su ile sık sık banyo yaptırın,yıkayın. Gün boyunca;pudra kullanmayın. Çünkü ciltteki gözenekleri tıkar ve kaşıntılara,kızarıklıklara sebep olabilir.
·         Bebeğin yattığı beşiğe,  yatağa, arabanın altına , emdirirken sizinle arasına , bebegin altına büyükçe BiR EL HAVLUSU YA DA BÜYÜKÇE BİR HAVLU koyunuz ki terini emsin ve serince olsun,cildi nefes alabilsin.
·         Serince, gölge bir yerde başından ayrılmamak ve sürekli gözlemlemek ,yani yanından ayrılmamak kaydıyla su ile oynamasına müsaade edin-hortumla serinlemek, parklarda özellikle sıcak yerlerde çocuklar için yapılmış alttan 40-50 delikten tazyikle azalan, artan şiddette fışkırtan su fiskiyeleri , su doldurulan leğen, kova, plastik 10-15 cm yükseklikteki oyun havuzları gibi
·         Bebek ve çocukları 10.00 sabah ile 15.00 arasında dışarı,güneşe çıkartmayın.
·         Çocukları ve bebekleri hafif,ince,bol ve mümkün olduğunca bütün vücutlarını örtecek şekilde giydirin ve mutlaka oldukca geniş kenarlı şapkalar giydirin. ASLA ASLA KUNDAK YAPMAYIN .KALÇA ÇIKIĞI VE ÖLÜMLERE  BİLE SEBEP OLABİLİRSİNİZ.
·         İLK 12 AY BEBEĞİNİZİN CİLDİNİ HER TÜRLÜ GÜNEŞ IŞIĞINDAN, DİREKT GÜNEŞTEN MUTLAKA UZAK TUTUN. BEBEĞİNİZİN GÖLGEDE VE GÜNEŞTEN KORUNMUŞ OLDUGUNDAN MUTLAKA EMİN OLUN.HergÜn açık havada arabasıyla  1 saat gezdirin.
·         Plastik ve naylon vs. giysileri asla giydirmeyin-% 100 pamuklu tercih edin.Koton,pamuklu bezlerin kullanılması bebeklerin poposundaki pişikleri önler,azaltır.
·         Hazır,kullanılıp atılan bebek  bezlerini acil durumlarda ve seyahatlerde kullanın sadece.Plastik kısmı bebek cildinin  nefes almasını engeller.
·         Bebeğinize evde sadece bezini bağlayın ve incecik bir tek atlet giydirin.Bu yeterlidir.
·         Camlari indirilmis dahi olsa,bebek ve çocukları (ve hayvanlarınızı) park etmiş arabada camları indirilmiş dahi olsa asla yalnız bırakmayın.
·         Çocuğun yüzünü serinletmek için sık sık  ıslak bezle silin .
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:27:00 ( #12 )
EMZİK HAKKINDA BAZI GERÇEKLER

Bebekler doğumun hemen ardından emziğe alışırlar ve ayrılmaları uzun sürer. Genellikle 2 yaşına gelene kadar da emzik alışkanlığını sürdürürler. Ancak bu konuda dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var.

Emzik bebeğin doğal emme içgüdüsünü tatmin ediyor, ayrıca ona güven hissi veriyor. Artık günümüzde uzmanlar bunları söylüyorlar. Emzikten kaçınmak yerine, bu konuda doğru bilgi sahibi olmak ve bebeğe uygun bir şekilde vermek gerekiyor. Çünkü emziğe alıştırılmayan bebek, bir süre sonra parmak emmeye başlayabiliyor. Ancak çocuğunuzu emzikten vazgeçirmek daha kolay oluyor. Parmak emmeye alışınca, çocuğun bundan vazgeçmesi çok uzun yıllar alıyor ve damakta ve dişlerde sorunlar ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla bebeğinize emziğe alıştırın ancak önce yazımızı okuyun.

Emziği neden bu kadar seviyor?
Emzik bebeklerin doğal emme içgüdülerini tatmin ettiğinden onlar için vazgeçilmezdir. Emme hareketi bebek için başlı başına bir memnuniyet kaynağıdır. Çünkü doğumu izleyen haftalarda bebeğin en güçlü refleksi emmektir. Emzik sayesinde üzerindeki gerilimi atar, sakinleşir ve uykuya daha kolay dalar.

Alışkanlığı nasıl engelleyebiliriz?
Anne ve babanın en çok dikkat etmesi gereken nokta; bebekleri gergin, sinirli ve huysuzken emziği onu susturmak için tek çare olarak görmemektir. Ağlayan bebeği susturmak için önce tatlılıkla yaklaşarak sakinleştirmeye çalışmak gerekir.

Emziğin tabanı olmalı mı?
Emzik tabanı bebeğin emziği yutmasını engelleyen bölümüne verilen isim. Bu plastik kısım burun deliklerini kapatmayacak şekilde yapılıyor ve hava geçmesini sağlamak için delikleri bulunuyor. Sert ve yumuşak malzemeden yapılmış olanlarını piyasada bulmak mümkün. Ancak geceleri yumuşak malzemeden yapılanları tercih etmemelisiniz.

Silikon emzik mi, kauçuk mu?
Emzikler kauçuk ve silikon olmak üzere iki maddeden yapılıyorlar. Doğal bir madde olan kauçuk çok elastik ve dayanıklı. Özellikle diş çıkartan bebeklerde kauçuk emzik kullanmak uygun olur. Ancak kauçuk emziklerin formu, suyu içlerine emdikleri için çabuk bozulur. Silikon da silisyumdan üretilir. Silikon emziklerin formu kolay bozulmaz, ancak diş darbelerine karşı dayanıklı değillerdir. Bu yüzden silikon emzikler henüz diş çıkarmamış bebekler için daha uygundur.

Damaklı mı damaksız mı?
Damaksız emzikler anne memesini andırdığı için bebekler tarafından tercih edilir. Ancak bu tür emzikler özellikle bir yaşından sonra damağa baskı yaparak damak yapısını ve üst ön dişlerin sıralanışını bozabilirler. Bu tür emziklerin bir yaşından sonra kullanılması önerilmiyor. Damaklı emzik ise daha elips ve yukarı doğru kıvrıktır. Bu anatomik şeklinden dolayı 2-3 yaş arasında bile rahatlıkla kullanılabilir. Damağa tamamen adapte olduğundan, herhangi bir deformasyona neden olmaz.

Gece de kullanılabilir mi?
Doğrusu bebekleri geceleri emziksiz uyutmak daha zor olur. Bebek emziksiz uykuya dalamıyorsa, damaklı emzik tercih etmelisiniz. Bebek uykuya daldıktan sonra ise onu uyandırmadan emziği ağzından almalısınız.

Şekere batırılabilir mi?

Emziği bebeğe vermeden önce şekere veya bala batırmak hatalı bir alışkanlıktır. Bu hareket bebeğin diş minelerini zedeler ve diş çürüklerine neden olur. Ayrıca buna alışan bebek, ağzında sürekli tatlı bir tat almak isteyebilir. Bebeklerin kalıcı olmayan süt dişlerinin de bakımı çok önemlidir. Eğer bunlara iyi bakılmazsa hemen altlarında bulunan kalıcı dişler de zarar görebilir.

Nasıl temizlenmeli?
Emziğin temizliği üretildiği malzemeye göre değişir. Kauçuk olanlar özel bir dezenfektan madde yardımı ile soğuk sterilize edilmelidirler. Silikon olanlar ise sıcak yöntemle de steril hale getirilebilirler. Emziklerin devamlı temiz durmasını istiyorsanız, emniyetli bir çengelli iğne ile çocuğun kıyafetine tutturun ve böylece sürekli yere düşmesini engelleyin.

Emzik hangi yaşta bırakılmalı?
Genelde emziğin 2 yaş civarında bırakılması gerekir. Eğer bu gerçekleştirilemiyorsa biraz daha ertelemek mümkündür. Ancak bu esnada emzik kullanma zamanının sürekli azaltılması gerekir. Bu dönemlerde eline kemirmesi için taze sebze verebilirsiniz. Ancak onu asla bir şeyler yerken yalnız bırakmayın. Her ne koşulda olursa olsun, 4 yaşına kadar emzik alışkanlığının ortadan kaldırılması gerekir. Uzun süre emzik kullanımı kulak iltihabına ve diş yapısının bozulmasına neden olabilir.


Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:35:34 ( #13 )
Tuvalet Eğitimi
Çoğu anne babanın da yakınen bildiği gibi, tuvalet eğitimi çocuk gelişiminin önemli aşamalarından biridir, en azından, alt bezi değiştirmenin sona ermesidir.
Peki ama, tuvalet eğitiminin ne kadar süreceği konusunda bilgimiz var mı? Kimi çocuklar için sadece bir kaç gün. Bazıları için ise bir kaç ay! Amacımız sizi tuvalet eğitiminin aşamaları konusunda aydınlatarak işinizi bir ölçüde kolaylaştırmak.
A. Çocuğunuz hazır mı?

Genellikle anne-babalar iki buçuk yaşına geldi mi, bu iş için bebeklerinin hazır olduğunu düşünürler.
Oysa işin aslı bazen böyle olmayabilir. Çocuğunuzun tuvalet ve banyodaki tavırlarını gözleyin, başkalarını taklit ediyor mu? Sakın onu zamanından önce, o bu işe hazır olmadan zorlamayın
B. Doğru ve uygun malzemeyi satın alın

Çocuğunuzun boyuna uygun lazımlık yada klozete uygulanabilir oturma yeri alın. En önemli özellik, çocuğun otururken ayaklarının yere değmesidir. Bu durumda barsak hareketleri başlayınca, yerden destek alabilecektir. Bu konuda resimli bir kitap çok işinize yarayabilir.

C. Bir rutin oluşturun

Çocuğunuzu, günde bir kez giyinik olarak lazımlığa oturtun. Bu, kahvaltıdan sonra, banyodan önce yada barsak hareketlerinin başladığı herhangi bir zaman olabilir. Burda amacımız, bebeğin, lazımlığa alışması, onu günlük rutinin bir parçası olarak görmeye başlamasıdır. Oturmak istemezse, bırakın. Sakın onu zorla lazımlığa oturtmaya çalışmayın. Hele korkmuşsa, sakın sakın zorlamayın! Bu durumda, lazımlığı bir kaç haftalığına bir kenara koyun, ardından tekrar deneyin. Oturursa iyi, ama ona neden oraya oturması gerektiğini anlatmaya çalışmayın! Unutmayın, sadece onu lazımlığa alıştırıyorsunuz ve bu iş için en uygun yer neresiyse oraya gidin; oyun odası en uygun yer olabilir!

D. Bezi çıkarın

Onu lazımlığa bezini çıkartarak oturtun. Yine başlangıçta alıştırmak amacıyla! Bu aşamada bir takım açıklamalar yararlı olabilir; anne-babanın, varsa-diğer kardeşlerin ve herkesin bu işi yaptığını ona anlatın. Soyunup tuvalete girmenin erişkince bir davranış olduğunu anlatmaya çalışın ona. Bu davranış işe yarar ve etki gösterirse iyi. Olumsuzluk durumunda unutmayın, zorlama yok. Hazır olana ve kendi kendine tuvalete oturmaya ilgi gösterene kadar bekleyin!

E. Süreci açıklayın

Çocuğa barsak hareketlerinin nereye gideceğini anlatın. Bezine kaka yaptığı zaman, onu lazımlığa oturtun, bezi onun gözü önünde lazımlık içine boşaltın. Bu durum, onun oturma ve kaka üretme arasındaki ilişkiyi anlamasına yardım edecektir. Lazımlığı tuvalete döktükten sonra sifonu ona çektirin –korkuyorsa yapmayın- kakanın nereye gittiğini görsün. Kakadan sonra giyinmeyi ve ellerini yıkamayı öğretin.

F. Bağımsızca hareket etmeye teşvik edin

Sıkıştığı zaman lazımlığı kullanması konusunda ona cesaret verin. Ne zaman isterse sizden yardım göreceği konusunda da emin olmasını sağlayın. Ara ara bezini çıkararak kilotla dolaşmasına izin verin. Bu sırada lazımlık gözönünde olsun, ona ne zaman isterse oturabileceğini söyleyin ve bunu sık sık hatırlatın.

G. Alt bezinden kilota geçin

Eğitim bu aşamaya gelince, kalın bir kumaştan yapılmış yada tek kullanımlık kilotlar giydirin. Bezden olanlar genellikle çocuğun çişini farketmesi nedeniyle daha çok işe yarar. Tek kullanımlık olanları dışarı çıkarken kullanın. Önce bir kaç saatle başlayın. Geceleri alt bezine devam edin. Yavaş yavaş büyük çocuk kilotuna geçme vakti geliyor.

H. Geri dönüşlere hoşgörüyle yaklaşın

Her çocuk tuvalet eğitimi sürecinde ara ara altına kaçıracaktır. Ona kızmayın, cezalandırmayın. Kaslarını kullanmayı öğrenirken bu durum olağandır ve biraz zaman alabilir. Bir kaza durumunda altını temizlerken, bir dahaki sefere lazımlığı kullanmasını ona hatırlatın.

I. Gece eğitimine başlayın

Gündüz sorunu tamamen çözülse bile, gece kontrolü aylar, bazen yıllar sonraya kalabilir. Hemen alt bezini atmaya kalkmayın. Bez bağlamanıza itiraz ediyorsa, çarşafın altına naylon bir örtü sermeniz temizliği kolaylaştıracaktır. Bu yaşta vücudu tuvalete gitmak için uyanmak için gereken olgunluğa henüz ulaşmamıştır.
Bu aşamada, akşamları sıvı alımını azaltmanız, kuru gecelerin sayısını artıracaktır. Gece çişi gelir ve uyanırsa, size seslenebileceğini ona hatırlatın. Lazımlığını yatağının hemen yanına koymanız da yararlı olabilir.
J. İşte bu kadar

İnanın tüm bunlar çocuğunuz hazır olunca gerçekleşecektir. Hazır olana kadar beklemeniz, hem onun, hem de sizin işinizi kolaylaştıracaktır. Bir sonraki bebeğe kadar artık rahatsınız
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 21.08.2005 09:36:19 ( #14 )
Çocuğun Yabancı Cisim yutması
 
Yabancı cisimle oynayan bir çocukta aniden gelişen solunum (nefes) sorununun, nefes borusuna kaçan yabancı bir cisim nedeniyle olabileceği düşünülmelidir.
Neler yutuyorlar?
 Ayçiçeği, kabak, karpuz çekirdeği,
 Nohut, fasülye ve mısır tanesi,
 Fındık ve fıstık,
 Plastik maddeler,
 Metal iğne, türban iğnesi,
 Kalem ucu, ağaç parçası,
 Boncuk,
 Kemik ve çeşitli maddeler,
 Oyuncak parçaları.



Belirtiler
 Boğulma ve solunum durması
 Öksürük ve tıkanma
 Hızlı nefes alma
 Nefes almada zorlanma
 İç çekme
 Morarma
 Akciğer sorunları
 
Dikkat
Koşullar ne olursa olsun, çocukların yemesi ve oynaması için, boğulmalarına neden olabilecek yabancı cisimlerin çevrede bulundurulmaması en etkin önlemdir.
Bunun İçin:
 Çocuğun metal, plastik parçalarla oynaması önlenmeli,

 Çocukların çevrelerinde katı sebze ve meyveler bulundurulmamalı,

 Karpuz, kavun ve zeytin çekirdeği gibi küçük ve sert maddeler çocuklardan uzak tutulmalı,

 Çocuklara, çekirdekli gıdalar, çekirdekleri çıkarıldıktan sonra yedirilmeli,

 Çocuğun ağzında yiyecek varken konuşması önlenmeli, bu durumda iken ağlatılmamalı, güldürülmemeli,

 Anneler çocuklarının altını değiştirirken, türban iğnelerine ve kundaklamada kullanılan iğnelere dikkat etmelidir.
 

fıstık

  • Tüm gönderiler : 300
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: gizem e - 21.08.2005 21:52:44 ( #15 )
güzelim bu kadar yararlı bilgiyi nerden buluyorsun keşke 4-5 yıl öncede internet olanaklarım olsaydı da bu bilgilerden yararlanabilseydim. yinede anne olacak ve yeni anne adayları adına sana teşekkürler
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: gizem e - 22.08.2005 03:24:03 ( #16 )
fıstık... canim aslinda ben tsk ederim.. begendigine sevindim ben henuz anne adayiyim.. simdiden arastirmak,ogrenmek  hosuma gidiyor buldugum  bilgileri  istedimki  butun annelerle paylasalim... kendine iyi bak canim sevgilerimle...
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 22.08.2005 03:49:16 ( #17 )
Bebeğiniz olduktan sonra onun genel görünüm ve davranışlarını çok iyi takip etmeniz gerekecek.  Ancak bu sayede normal dışı davranıp davranmadığını, hasta olup olmadığını anlarsınız. Çok iyi bir gözlemci olmalı , şüphelendiğiniz bir durumda  hemen doktorunuza başvurmalısınız.
GECİKMEYE GELMEZ DURUMLAR
  • Bebeğiniz yeşil renkli kusarsa
  • Ateşi 39 derecenin üzerine çıkarsa 
  • Çok kusup aynı zamanda ağlarsa
  • Ağlarken bıngıldağı kabarırsa
  • Rengi solarsa
  • Kanlı ve sümüksü kaka yaparsa
ACİL DURUMLAR
  • Her zamankinden çok ve farklı şekilde ağlarsa
  • Her zamankinden farklı, hareketsiz , halsiz ve uykulu görünüyorsa
  • Tedirgin ve rahatsızsa mutlaka doktorunuzu arayın.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 22.08.2005 03:51:13 ( #18 )
PİŞİK
Annelerin en çok yakındıkları rahatsızlıklardan biridir pişik. Bebeğin poposunda ve çevresinde görülen deri tahrişidir. Kirlenmiş alt bezinin uzun süre değiştirilmeden bırakıldığı durumlarda idrar ve dışkının ayrışması ve ortaya çıkan amonyağın cildi yakıp tahriş etmesiyle oluşur. Peki pişiğe karşı neler yapmalı?
  • Pişik kremi kullanın.
  • Bebeğin altını sık sık değiştirin.
  • Bebeğin poposunu sık sık havalandırın.
  • Bebek bezlerini çok iyi durulayın.
KONAK
Bebeğin başında görülen kabuklaşmış deri parçalarıdır. Bebeği rahatsız etmez. Ancak kızaran yerlerden sıvı sızıyorsa doktora gitmelisiniz. Kabukları yumuşatmak için bebek yağı ile ovun. Yağı 12-24 saat kafasında bırakın. Sonra tarayarak kabukları kabartın. Saçlarını  yıkayın . Kabuklar suyla akıp gidecektir. 
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 22.08.2005 03:54:56 ( #19 )
GÖZ İLTİHABI
Bebeğiniz göz iltihabı olduğunda uykudan gözleri birbirine yapışmış olarak  kalkar.  Gözpınarlarında sarımsı beyaz irin vardır.  Bebeğin gözünü kaynatılıp ılıtılmış suya batırdığınız pamukla temizleyin.  Eğer gözde sarı renkli bir akıntı varsa doktora gidin. Size bir antibiyotik verebilir.
KUSMA
Bebeğinizin beslendikten sonra az miktarda kusması normaldir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde kusma daha az görülür. Biberonla beslenen bebeklerde kusma ile birlikte ishalde varsa bunun nedeni mide ve bağırsak iltihabı olabilir. bu çok ciddi bir hastalıktır. peki bu durumda ne yapabiliriz. biberonla beslemeye 24 saat ara verin. bebeğe sık sık kaynatılıp ıltılmış su ve glikoz eriyiği  (3 çay kaşığı şeker ve 200 ml su) verin.
Eğer bebeğiniz 8 saat içerisinde her beslemeden sonra kusmuşsa , dili ve ağzı kuruysa , gözleri çukurlaşmışsa ,bıngıldağı içeri çökmüşse, altı saat boyunca altını hiç ıslatmamışsa mutlaka doktora gidin.
Eğer biberonla besliyorsanız kullandığınız tüm gereçleri sterilize edin. Artan mamaları atın .Mamayı hazırladıktan sonra musluk suyuyla soğutup buzdolabına  koyun : ılık bekletmeyin.
FIŞKIRIK KUSMA
Bazen bebekler şiddetli  ve fışkırtır gibi kusarlar. Bebek bu şekilde kusmaya başlarsa en kısa zamanda doktora götürün. Bunun en önemli sebebi bebeğin emerken hava yutmasıdır. Ancak her öğünden sonra kusuyorsa  ve aç kalıyorsa nedeni pilor stenozu olabilir. Bu hastalıkta midenin onikiparmak bağırsağına boşalan bölümü tıkalı olduğu için  fışkırır gibi kusmalar olur. Pilor stenozu kalıtsaldır ve ameliyat edilebilir. 
SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİP
Soğuk algınlığı boğaz ve burunda gelişen bir enfeksiyondur. Bulaşıcı bir hastalıktır. çocuklarda ve özellikle bebeklerde görülen soğuk algınlığı çok ciddiye alınmalıdır. Çocuğunuzda soğuk algınlığı belirtilerinin yanında kırmızı lekelerde çıkarsa kızamık ya da kızamıkçık geliyor  olabilir.
Eğer çocuğunuzun ateşi 39 dereceden yüksekse , hırıltılı ve hızlı soluyorsa , kulak ağrısı ve öksürüğü varsa , yutkunma güçlüğü çekiyorsa 3-4 gün devam ederse doktorunuzu arayın.
Gelelim gribe : Çocukların en çok yakalandıkları hastalıklardan biridir grip.  Çocuğunuz büyüdükçe virüslerin birçoğuna karşı dirençleri artacaktır.  Yükse ateş , baş ağrısı ,titreme ,burun akıntısı gibi belirtileri vardır. Yüzlerce farklı virüsten oluşur. Her iki üç yılda bir insanların henüz bağışıklık geliştirmedikleri bir virüs ortaya çıkararak salgın yapar. 
DIŞ KULAK İLTİHABI
Dış kulak yolunu döşeyen deride ortaya çıkar.  Çocuğunuz klorlanmış suda çok yüzerse , kulağına yabancı bir cisim sokarsa iltihab olabilir.  Kulaktan akıntı gelebilir. kaşıntı olabilir. Banyo sırasında kulağına su kaçmamasına özen gösterin. Doktorunuz iltihabı geçirmek için antibiyotik ya da iltihab önleyici kulak damlası verebilir.
ORTA KULAK İLTİHABI
Kulak zarının arkasındaki kulak boşluğunun iltihab kapmasıdır. Kulakta çocuğun uyumasını bile engelleyen aşırı ağrı, kulağını ovup ağlaması , ateş yükselmesi, işitme güçlüğü gibi belirtileri vardır. Kulağına termoforu ılık suyla doldurarak dayayın ve ye ılık bir havlu kullanın. Akıntı gelirse , akıntılı kulağın üzerine yatırınki akıntı kolay boşalsın. Soğuk havalarda çocuğunuzun kulaklarını sıcak tutarsanız,mentollü damla ya da pomatlar kullanırsanız burun tıkanıklığı giderilir ve kulağa geçmez
ŞAŞILIK
Normalde her iki gözde aynı zamanda aynı doğrultuya bakar. oysa şaşı çocukta bu farklıdır. yeni doğmuş bir bebeğin gözleri uyum içinde olmayabilir. bu normaldir. genelde 3 aylıkken düzelir. şaşılık bazı çocuklarda kalıcı bazılarında geçicidir. çocuk ne kadar küçükse tedavi o kadar başarılı olur. çocuğunuzun şaşı olup olmadığını anlamak için : bebek 3 aylıkken bir oyuncağı yüzünden 20 cm uzğa tutarak yavaşça sağdan sola hareket ettirin. bebeğiniz izlerken gözleri uyumlu hareket ediyorsa şaşı değildir
Allerji 

    
Allerji, çoğu bireyin temas ettiğinde sorun yaşamadığı bir maddeye karşı vücudun anormal duyarlılık göstermesi olarak tanımlanabilir. Allerji çoğu zaman aile bireyleri arasında multifaktoriyel genetik bir geçiş göstermektedir. Anne ya da babadan birinin allerjik vücut yapısına sahip olması durumunda çocukta allerji gelişme riski % 25 iken, hem annenin hem babanın allerjik olması durumunda bu oran % 50'ye çıkmaktadır. Hem anne, hem babada aynı allerjik hastalığın bulunması durumunda ise çocukta aynı hastalık görülme riski % 70 olarak bildirilmektedir.
Allerji nelere karşı gelişir?
     Çevremizde var olan her tür maddeye karşı allerjik reaksiyon gelişebilir. Allerjenler gıdalarla alınanlar, hava yolu ile alınanlar, vücuda dışarıdan enjekte edilenler ve deri yolu ile alınanlar şeklinde sınıflandırılabilir. İlk 3 yaşta ağızdan alınan maddelere karşı (en sık inek sütü, soya ve yumurta) allerji gelişimi ön planda iken, 3 yaştan sonra hava ile alınan allerjenlerle reaksiyonlar ön plana geçer. Hava ile alınan allerjenler içinde, ev tozu akarları, küf mantarları, hayvan epitel ve tüyleri, yabani ot, çimen ve ağaç polenleri sayılabilir.
Allerjik hastalıklar nelerdir?
     Allerjik reaksiyonlar çocuklarda çeşitli hastalık tipleri ile karşımıza çıkmaktadır. Allerjik astım, allerjik nezle, allerjik egzama, ürtiker (kurdeşen), anjiyo ödem ve anafilaksi genel hastalık tiplerini oluşturur.
Allerjik astım               Allerjik nezle            Allerjik egzama          Ürtiker       Anjiyo ödem       Anafilaksi
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BEBEK - 22.08.2005 03:57:02 ( #20 )
SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİP
Soğuk algınlığı boğaz ve burunda gelişen bir enfeksiyondur. Bulaşıcı bir hastalıktır. çocuklarda ve özellikle bebeklerde görülen soğuk algınlığı çok ciddiye alınmalıdır. Çocuğunuzda soğuk algınlığı belirtilerinin yanında kırmızı lekelerde çıkarsa kızamık ya da kızamıkçık geliyor  olabilir.
Eğer çocuğunuzun ateşi 39 dereceden yüksekse , hırıltılı ve hızlı soluyorsa , kulak ağrısı ve öksürüğü varsa , yutkunma güçlüğü çekiyorsa 3-4 gün devam ederse doktorunuzu arayın.
Gelelim gribe : Çocukların en çok yakalandıkları hastalıklardan biridir grip.  Çocuğunuz büyüdükçe virüslerin birçoğuna karşı dirençleri artacaktır.  Yükse ateş , baş ağrısı ,titreme ,burun akıntısı gibi belirtileri vardır. Yüzlerce farklı virüsten oluşur. Her iki üç yılda bir insanların henüz bağışıklık geliştirmedikleri bir virüs ortaya çıkararak salgın yapar. 
ENFEKSİYONLAR

PAMUKÇUK:Ağızda ve bağırsaklarda yaşayan bazı mantarların oluşturduğu enfeksiyondur. Ender olarak bağırsaklardan yayılıp anüs çevresinde pamukçuk geliştirirler. İlaçla iyileşir. Ağızdaki acıdan dolayı bebek yemeye isteksizdir. Dilde ve damakta silmekle kolayca çıkmayan sarı,krem renkli kabarık lekeler vardır. Bu durumda temiz bir mendille çocuğunuzun ağzındaki lekeli bölümleri silmeye çalışın , zorlamayın. Emziriyorsanız meme uçlarınızın mikrop kapmaması için sürekli temizleyin. Mutlaka doktora gidin. doktorun vereceği bir damla ile enfeksiyonu kolayca atlatabilirsiniz.
BOĞAZ AĞRISI: Boğazda kızarıklıkla birlikte görülen enfeksiyondur. Kızamık ya da kızamıkçık  belirtisi olabilir. Yutkunmada güçlük, boğazda kızarıklık, hafif ateş, bezelerde şişme gibi belirtileri vardır.  Çocuğunuza bol bol soğuk içecekler vermeli. Eğer bademcikler şişmişse bademcik iltihabı olabilir. Bu durumda ateş yüKselir. Yine bol bol sıvı vermeniz iyi gelecektir.  
ÖKSÜRÜK:Boğaz ya da soluk borusundaki tahrişlere karşı gelişen bir tepki olabileceği gibi bir akciğer enfeksiyonunun belirtisi olabilir. Öksürük sırasında balgam gelirse çocuğun akciğerlerinde enfeksiyon bulunduğu anlaşılır.
  • BEBEĞİNİZ 6 AYLIKTAN KÜÇÜKSE VE ÖKSÜRÜYORSA
  • ÇOCUĞUNUZU UYUTMAYACAK KADAR ŞİDDETLİYSE
  • 3 GÜN GEÇTİĞİ HALDE GEÇMEMİŞSE
  • ÇOCUK SIK SIK ÖKSÜRÜĞE YAKALANIYORSA DOKTORUNUZU ARAYIN.
BRONŞİT: Akciğerlere giden hava yollarının iltihabıdır. Bronşitli çocuklar geceleri öksürük nedeniyle uyuyamazlar. Kaba öksürük, hafif hırıltılı solunum ,hafif ateş,  burun akıntısı gibi belirtileri vardır. Çocuğunuzun öksürük nöbetleri sırasında balgam çıkarmasına yardımcı olmalısınız.   Bol sıvı vermelisiniz. Yatarken başını biraz yükseltmelisiniz.
ZATÜRREE:Akciğerlerin iltihablanmasıdır. Bu hastalıkta solunum güçlüğüne yol açar. En çok bir yaşın altındaki bebeklerde görülür. Çoğu zaman bir hafta içinde bütünüyle geçer. Kuru öksürük,hızlı soluma ,hırıltılı solunum gibi belirtileri vardır. Solunumu kolaylaştırmak için çocuğun yatağına fazladan yastık koyarak başını yükseltmeli ve bol sıvı içirmelisiniz. 
ASTIM:Akciğerlere giden hava yollarının daralmasıdır. solunumu zorlaştıran bir hastalıktır. Özellikle geceleri ve yoğun harekette belirir. hırıltılı soluma vardır. solumanın zorlaştığı zamanlarda gelen ciddi solunum güçlüğü nöbetleri olur. çocuk sararır, terler ve dudaklar morarabilir. nöbet geldiğinde çocuğunuzu sakinleştirmeye çalışmalı , doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmalı, kucağınıza oturtup hafifçe öne eğilmesini sağlamalısınız. nöbetlerin ne zaman geldiğini kaydederek sebebini araştırın. toz, hayvan kılı, kuş tüyü yastıklar,  sigara dumanı sebepler arasında olabilir.Çocuğunuzun dili ve dudakları morarırsa .soluk almakta çok zorlanırsa  hemen doktorunuzu arayın.
ASTIM HAKKINDA AYRINTILI BİLGİLER İÇİN TIKLAYIN.
Sayfayı değiştir: 1234 > | Sayfayı gösteriyor 1 of 4, mesajlar 1 to 20 of 74

Hızlı ulaşım:

Şu andaki aktif kullanıcılar
0 adet üye ve 9 misafir var.
İkonların Anlamları ve İzinler
  • Yeni mesajlar
  • Yeni mesaj yok
  • Yeni Konu ve Yeni Mesajlar
  • Yeni mesajı olmayan yeni konu
  • Yeni mesajlarla kilitlendi
  • Yeni mesajlar olmadan kilitlendi
  • Mesajı oku
  • Yeni konu başlat
  • Mesaja cevap ver
  • Yeni anket gönder
  • Oy gönder
  • Post reward post
  • Gönderilerimi sil
  • Konularımı sil
  • Gönderiyi derecelendir

© 2000-2009 ASPPlayground.NET Forum Version 3.4