Forum Bebeği Forum Ana Sayfa

Bebek.com Forum'a Hoş Geldiniz...

Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
Bebek.com forumunu ilk ziyaretiniz ise; Forum Kuralları için tıklayınız.

 Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi

Sayfayı değiştir: << < ..11121314151617181920.. > >> | Sayfayı gösteriyor 13 of 37, mesajlar 241 to 260 of 727
Yazar Mesaj
kaoss

  • Tüm gönderiler : 4546
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 22.11.2006 09:26:26 ( #241 )
calışan bir annenin cocuguydum bende..maalesef arkasından cok aglardım..ama şartlar başkaydı sanırım..okula gittiğimde hepsi geride kalmıştı..
 
uzun süre oglumu nasıl bırakıp işe gideceğimi düşündüm..yaşadıgım şeylerin etkisi olduguda cok acıktı..ama sonra iyileştirdim kendimi :) kendim ile oglumu kıyaslamadım..benim hissettiklerimi o da hissedecek modundan cıktım..herşeyimiz farklıydı cünkü..
 
18 aylıkken kreşe başladık..acayip mutluyuz şimdi..bütün gün ona sarılacagım anı düşünüyorum..gülümsüyorum..akşamları onu almaya gittiğimde gülen yüzü yetiyor bana..içim rahat mutlu oldugunu biliyorum..
 
bu yeter mi yada içimdeki "keşke"leri silermi..tabiki silmez ama "mecburiyetlerimi" canavar gibi göstermekten cıkartıyor.
 

Orjinalden alıntı: cyberrica

 ben çıkışımı göstermiyorum yine başka bir şey yapıyormuşum gibi ayrılıyorum bir süre bakıcı oyalıyor o arada yok oluyorum.
 
 
canım benim demek işe başlamışsın hayırlı olsun ..
 
cocuklardan saklanarak kaçmak onların güvenini sarsabilir..bu konu ile ilgili bir pedagoga danışmıştım..ve bana verdiği cevap aynen bu yöndeydi..cocuklardan kaçmayın onlar aglasalarda el sallayarak,gülümseyerek,akşam geleceğim vs diye konuşarak ayrılın demişti..ozaman Göktürk 8 aylıktı..
 
biliyorum bunu yapmak cok zor ama inan bir kaç kez denedikten sonra alışıyorlar..bunu denemeye calış..öperim
 
gülaybcn

  • Tüm gönderiler : 723
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Eskişehir
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 22.11.2006 11:12:15 ( #242 )
İlgilendiğin için teşekkür ederim Sevimcim
 
Evet bu konu maddiyata ve bana kalmış gibi gözüküyor bide kariyer çabası , içimi dökmek istedim şimdiden sıkıntısı çöktü içime. Tüm çalışan annelere Allah kolaylık versin.
 
öpüyorum oğluşunu ve seni.
cyberrica

  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 23.11.2006 13:14:22 ( #243 )

canım benim demek işe başlamışsın hayırlı olsun ..

cocuklardan saklanarak kaçmak onların güvenini sarsabilir..bu konu ile ilgili bir pedagoga danışmıştım..ve bana verdiği cevap aynen bu yöndeydi..cocuklardan kaçmayın onlar aglasalarda el sallayarak,gülümseyerek,akşam geleceğim vs diye konuşarak ayrılın demişti..ozaman Göktürk 8 aylıktı..

biliyorum bunu yapmak cok zor ama inan bir kaç kez denedikten sonra alışıyorlar..bunu denemeye calış..öperim

 
 
Öznurcum başladım işe 2 ay oluyor. Saklanarak gitmede haklı olabilirsin benimki tam cee diil aslında çok önce ayrılıyorum yanından evdeymişim gibi sonra çıkıyorum. Beni görürse zaten kucağıma gelmek istiyor ve ben alıyorum mecburen, gelmek istedikçe reddetmek daha kötü bir etki bırakmazmı sence. Ağlatma yönteminede pek dayanamam heralde. Zaten ufak ufak yürümeye başladı, iyice yürüyünce çaktırmadan gitme olayı iyice zorlaşacak ve istemesemde ağlama sahnesi yaşanacak. Biraz daha böyle idare edeceğim o zamana kadar. Bakalım gidişatımız nasıl olacak

Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 24.11.2006 01:16:15 ( #244 )
Sevgili calisan anneler size bir soru cevap seklinde yazi daha. Belki burdaki sorulardan birini veya birkacini sizde soruyorsunuzdur diye dusundum.
 
SMA Turkiye sitesinde buldugum bu bilgiye asagidaki linkten ulasabilirsiniz.
 
http://www.smaturkiye.com/tr/yenianne/isegeri.htm
 
Hepinize iyi calismalar ve islerinizde basarilar diliyorum.
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
edaozhan

  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 24.11.2006 12:02:21 ( #245 )
zeynoss yaramıza parmak basmışsın. araştırmanı bizimle paylaştığın için teşekkür ederim...
doktorumuz bize işe gideceğinizi söyleyin. söylemeden kesinlikle evden çıkmayın, 4 aylık bir bebek annesinin işe gidip geleceğini anlayabilecek durumdadır demişti. bende oğlumu bırakıp çalışmaya başladım. nerdeyse 1 ay oldu ama aklım hep oğlumda... babası homeoffice çalıştığı için işi gücü bıraktı mertle ilgileniyor. bizdede herkes şehir dışında burda bakacak kimsede yok. bakıcı bulmaktada zorlanıyorum...
ne kadar zormuş yalnız çocuk büyütmek. bakacak kimsenin olmaması.... allah hepimize yardımcı olsun diyorum...
*YELİZ*

  • Tüm gönderiler : 4505
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 24.11.2006 18:07:46 ( #246 )
     Sevim'ciğim,yine çok güzel konulara değinmişsin ve yaptığın araştırmalar için teşekkür ederim kendi adıma.Konu değişmiş ama ben de zeka gelişimi için birşeyler bulmuştum ,belki herkesin bilip de zaman zaman göz ardı ettiği şeylerdir ama yine de hatırlatma olsun diye paylaşıyorum izninle;


Beynin gelişimi gebeliğin ilk ayında başlıyor ve bebek 3-4 yaşına gelene kadar büyük bir hızla devam ediyor. Çocukların zeka gelişiminde, onlarla vakit geçirmenin ve oyun oynamanın önemine dikkat çeken uzmanlar, onları televizyonun zararlı etkilerinden uzak tutmak gerektiğini hatırlatıyor.

Acıbadem Hastanesi Kozyatağı, Pediatrik Nöroşirurji Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Memet Özek, çocukluk ve bebeklik dönemindeki beyin gelişimiyle ilgili soruları yanıtladı...

* Beyin gelişimi ne zaman başlıyor, bir çocuğun zeki olup olmayacağı anne karnındayken mi belirleniyor?
Gebeliğin birinci ayının sonundan itibaren, beyin dokusu taslak olarak oluşmaya başlar. Buna kafatasımızın içindeki beynin aynısı diyemeyiz; ancak minik bir taslağıdır. Birinci ayın sonunda başlayan bu taslak, gebeliğin beşinci ayının sonunda şekil olarak erişkin beynine benzer hale gelir. Tek fark, erişkin beyninin üzerinde bulunan kıvrımların, beyin girintilerinin burada yer almamasıdır; beşinci ayın sonunda beynin yüzeyi dümdüzdür.

“6. aydan sonra hızlanır”
Bu kıvrılmalar, katlanmalar altıncı ayda başlar. Zekanın önemli kriterlerinden bir tanesi, beynin içindeki kıvrımların ve tabakalaşmanın oluşmasıdır. Bu da altıncı ile dokuzuncu ay arasında oluyor. Beynin alt yapısı, bebek doğana kadar tamamlanmış olur. Beynin üst yapısının tamamlanması ise doğumda başlar ve 3-4 yaşına kadar devam eder. Dolayısıyla, 3-4 yaşından itibaren çocuğun beyni görüntü olarak erişkin beynine sahip olur. Doğduğumuzda beynimizde ne kadar hücre varsa, hayat boyu da o kadar hücre ile sürdürüyoruz. Yani doğduktan sonra yeni bir hücre yapısı görmüyoruz.

* Bir çocuğun zeki olup olmayacağı doğuştan mı belli oluyor?
Çocuğun yapılmış olan MR'ında bir gelişme anomalisi yoksa, çocuğun zekası hakkında erken dönemde bir şey söylenemez. Beynin belli bölgelerinde kıvrımlar yoksa, tabakalaşmada bir problem varsa, çocuğun zekasının olumsuz etkileneceğini söyleyebiliriz. Ama filminde bunları görmüyorsak, bir şey söyleyemeyiz.

“Onunla ilgilenin”
Beyin hücreleri, çok fazla uzantıları, kolları, bacakları olan hücrelerdir. Bir hücre çevresindeki diğer hücrelerle ne kadar çok bağlantı kuruyorsa, biz buna bilimsel olarak “sinaps” deriz, zihinsel gelişim de o kadar iyi olur. Bu tabii zekayı etkileyen faktörlerden bir tanesi; buna bizim dışardan müdahale etme imkanımız yok. Sinaps sayısı doğduktan bir süre sonra aynı devam eder; fakat bunların sayısını dış uyaranlarla artırabiliriz. Bir bebekle konuştuğunuz zaman, sürekli olarak onunla ilgi içinde olduğunuz zaman, bu sayıyı artırabilirsiniz. Aşağı baktırmak, yukarı baktırmak, dokunmak, konuşmak, gözle takip ettirmek hep dış uyaranlardır. Bunları ne kadar çok kullanırsanız, sinaps sayısı da ona göre artış gösterir.

Bebek gelişirken onu kucağınıza alıp öpmeniz yeterli değildir. Doğduktan sonra süren beyin gelişimini beslenme koşulları da etkiler. Belli mineraller ve protein yönünden zengin beslenme büyük önem taşıyor. Yapılan araştırmalar, beslenmenin kötü olduğu coğrafi bölgelerde çocukların ortalama zekalarının daha düşük olduğunu gösteriyor.

* Çocukların zekasını geliştirmek için neler yapılabilir?
Teke tek ilgi büyük önem taşır. Çocuklarla vakit geçirdiğimiz zaman, asıl hedefimiz onların ağlamasını, yaramazlık yapmalarını önlemek değil; onlarla bilgi dağarcıklarını geliştirecek ölçüde ilgilenmek olmalıdır. Özellikle üç yaşına kadar bu büyük önem taşır. Çocuğu üç saat televizyonun önüne koyup bırakmak olumsuz bir şeydir; çocuğunuzun zekasının yerinde saymasına yol açar. Üç saati çocuğunuzla oyun oynayıp basit şeyler öğretmeye harcamalısınız. “Hangi hayvan ne ses çıkarır?” gibi; çünkü bunlar hep ilintidir. İlintileri kurabilmek ise, zekadır. Zeka, bir yerde öğrenilen bir bilgiyi bir başka yerde, doğru yerde kullanabilmektir. Çok iyi ezber kabiliyetine sahip olmak ise zeki olmak anlamına gelmez.

* Çocukken oluşan beyin hasarları daha mı rahat onarılıyor?
Hasar görmüş bölgenin çevresindeki hücrelerin bir kısmı, hasarlı bölgenin görevlerini belli bir oranda üstlenebiliyor. Çocukluk döneminde, bu daha fazla oluyor; yaş ilerledikçe bu yeteneğimizi kaybederiz. Diyelim ki, kaza geçiren ve sağ eli oynatan merkezi hasar gören iki hastamız var. Biri üç, diğeri de altmış yaşında. Hasara uygun bir rehabilitasyon sürecinden sonra, üç yaşındaki çocuğun durumu çok daha iyi olacaktır.

Zeynoş'u ve seni öpüyorum





HAYATIMIN EN BÜYÜK ANLAMI BİRTANECİK OĞLUM
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 25.11.2006 02:21:22 ( #247 )
eda tesekkur ederim. Calisan annelerin bu kadar dertli oldugunu bilmiyordum. Bu konunun daha cok konusulmasi gerek sanirim.
 
Hayir gecen aksam ilginc bir yazi okudum. Annelik uzerine beni oldukca dusundurdu ve yazidaki "annelik evliligin bir parcasi olarak gorulmek yerine bir meslek olarak tanimlanmali" diyen fikrine katildim. Bu yaziyi okuyunca bircok seyi farkettim, kadinlarin uzerindeki yuk ne kadar agir aslinda ve gercekten de annelik ve cocuk yetistirmek devlet guvencesi altina alinmasi gereken cok onemli bir husus diye dusunuyorum bende.. Neyse ben guzel ifade edemem simdi. Bu yaziyi sizinle paylasmak istiyorum. Biraz uzun ama gercekten cok dusundurucu ve dogru bir bakis acisi.
........................
Ister Amerika’da, ister Turkiye’de olsun, her ulkede anne ya da ailenin, yetistirdigi cocuguna iyi bir gelecek hazirlama cabasi, son toplamda, devletin-ulkenin bire bir avantajidir. Bu amaca yonelik olarak ulkenin ya da sistemin nasil bir katkisi-destegi vardir, anneye-cocuga ya da aileye? Hangi sistem, cocuklarini iyi yetistirmis, devlete vergilerini duzenli odeyen; caliskan, uretken ve iyi bir insan olma cabasi icinde olan vatandaslarinin annelerinin gelecegini guvence altina almaktadir? Kocalarindan ya da cocuklarindan bagimsiz olarak annelerin sagligina-gelecegine donuk, herhangi bir plan-proje var midir devletin ajandasinda? Boyle bir yaklasimdan dahi soz edilemez... Oysa o devletlerin karar mekanizmalarinda calisan her bir ust duzey yetkiliyi de bir ‘anne’ yetistirmistir ve onlar o makamlarda ‘annelerin’ insan hayatlarindaki yerini unutmayi yeglemektedirler. Elbette, ozellikle Amerika’da secim donemlerinde TV’lerde, talk-show’larda bolca rastlanan, politikaci adaylarinin ekrandan "I love you mom" gibi ici bos gosterilerinin disinda...
............
Iste bu nedenle ‘kadin’ secimini hangi yonde yaparsa yapsin, sonucta psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve gelecek endisesi adina her karari cok agir bir bedele donusuyor ve yasamlarina direkt etkisi oluyor. Kosullar, Amerika’da ozellikle adi gecen meslek dallarindaki basarili kadinlari boyle bir secime yoneltmis. Bu durumda iyi yetismis, zeki, basarili kadinlar, cocuk dogurmayi reddetmisler ya da sistem onlara bunun altyapisini hazirlamadigi icin cesaret edememislerse, Turkiye gibi gelisen ulkelerde kariyer-meslek pesinde olan kadin, bunu ne kadar, hangi guvencelerle ve nasil gogusleyecektir? Diger tehlikeli bir nokta da, ‘annelerine’ destek olarak ozel bir altyapi kurmayan sistemlerde, cocuk dogurup-yetistirmenin agirligi ve sorumlululugu; yolunda gitmeyen, catlayan iliskiler, bosanma ile biten evliliklerin hizla artmasi da bilincli kadinlarin cocuk dogurma cesaretini kirmaktadir. Cunku onca yil egitimden sonra acimasiz rekabet dunyasinda emek verdikleri meslekleri ve bu meslek uzerine kurduklari yasamlari bir sarsintiya ugrarsa, onu tek basina tasiyabilme kosullari cok agirdir. Hatta tasiyabilmeleri mumkun degildir! Eger alternatif kurumlar devreye girmezse, yeryuzunde nufus agirligi, egitim orani ve yasama standarti cok dusuk olan kesimlere dogru, keskin bir hizla kayacaktir. Elbette her kadin, cocuk dogurmak zorunda degildir. Kadinin da diger tum canlilar gibi bir dogasi vardir. Dogurma gudusu zayif olan kadinlar, yuksek olan kadinlar, cocuguna endeksli yasayan kadinlar, cocuguna kendini adayan kadinlar, baska ilgi ve icguduleri annelikten agir basan kadinlar vs, vs... Ancak, ‘annelik’ olgusunun tek basina ve cok ciddi olarak ‘evlilik’ kurumuna bagli olmaksizin, baska bir soyleyisle ‘bagimsiz olarak’ kurumlastirilmasi gerekmektedir.
 
Gelecege yetisecek cocuklarin ve insanligin geleceginin; yalnizca evlilik kurumuna endekslenmesi, cagimizda cok buyuk riskleri de beraberinde tasimaktadir. Ayrica, her evli ciftin ideal cocuklar yetistireceginin garantisi de hic yoktur. Aileleri tarafindan gerek gelir getirmeleri amaciyla gerekse cinsel olarak somurulen cocuklarin sayisi, kuresel olarak her gun artarak daha fazla gun isigina cikmaktadir. Peki bu cocuklari o ailelerden alinca, hangi alternatif kurumlar vardir? Olanlarin alt-ust yapisi, yeterlilik ve sagliklilik olcekleri nelerdir? Bunlar da neredeyse sorgulanamaz!
Yukaridaki soyut ve genel tanimlarin isiginda, gelecekte annelik ile ilgili iki ongoruye deginmek istiyorum:
Ilki, evlilik kurumundan bagimsiz olarak, ‘annelik’in kutsal bir meslek olacagi... Ister evli ve cocugu olmayan aileler icin, ister tek basina yasayan ama fiziksel nedenlerle cocuk doguramayan kadinlar icin, ‘annelik’ egitiminden gecirilmis, saglikli ve dogurmayi seven kadinlarin bir meslek ya da yasama bicimi olarak, ‘anneligi’ secmis olmasi gundeme gelebilecektir.
Ikincisi de, gunumuzde orneklerine az da olsa rastladigimiz ‘tup bebek’ oraninin bu gidisle hizla artacagi - ki bu gelisme, ergec profesyonel bir annelik kurumunun yayginlasmasini kacinilmaz kilacaktir.
Her iki durumda da tum devlet ve sistemler; belirtilen alt yapiyi temin etmek zorundadir. Bu kadin ve cocuklarin saglikli ve iyi ortamlarda yasamalarinin temini, cocuklarin oldugu kadar annelerin de geleceklerinin guvence altina alinmasi, cocuklarin iyi bir egitimden gecmelerinin alt yapisinin, ‘iyi bir egitimin’ bedelinin annelere ya da tumuyle aile kurumuna yuklenmeden saglanmasi... Ancak bunlari gerceklestirebilen ulkeler, kendi geleceklerine saglam kopruler kurabileceklerdir. Devletlerin ve devlete bagli diger tum kurumlarin en onemli islevi, kendi toplum ve insanini iyi yetistirmek, saglik ve egitim alt yapisini her halukarda en iyi duzeyde saglayabilmek; ‘anneligi’ ve ‘cocugun iyi yetismesini’ guvence altina almaktir. Eger bir devlet bunlari saglayamiyorsa, hicbir sey yapmiyor, yapamiyor demektir!
............................
 
 
 
Bu makale LightMillenium sitesindeki Bircan Unver adli birine ait. Ben makalenin butununu aktarmadim. Isteyen butun metni su adresten okuyabilir.
 
http://www.lightmillennium.org/fall/turkish/bu_gelanne.html
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 25.11.2006 02:34:42 ( #248 )
Yelizcigim yolladigin bilgi icin cok tesekkurler canim. Ellerine saglik. Bende biryerlerde 3 yasina kadar cocugunuza televizyon izlettirmeyin bu zeka gelisimi acisindan zararli diye okumustum. Simdi Zeynep her televizyona baktiginda rahatsizlik duyuyorum.  Neyseki cok ilgilenmiyor simdilik.. Umarim hep cok ilgilenmez
 
Valla ilgilenmesin yani, dunya kadar kitap ve boya ile boyama defteri aldik.. her 5 dakikada bir kitabini getirdiginde de usenmeden 40 defa bu kedi, bu kopek, bu at, bu havhav, bu bilmemne diye anlatiyoruz. Boya kalemleriylede butun duvarlari susluyor  sagolsun, yine de cik demiyoruz. Bezi elimize alip arkasindan siliyoruz. Simdi anladi ya boyalar silinince cikiyor duvardan, oda eline bezi alip defterini de silmeye calisti bugun.
 
Ay alem bu kiz yaa ne kadar anlatsam yinede anlatmis olamam.
 
Sana ve Memos pasamiza sevgilerimizi yolluyoruz
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
cyberrica

  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 25.11.2006 14:43:10 ( #249 )

Orjinalden alıntı: edaozhan

zeynoss yaramıza parmak basmışsın. araştırmanı bizimle paylaştığın için teşekkür ederim...
doktorumuz bize işe gideceğinizi söyleyin. söylemeden kesinlikle evden çıkmayın, 4 aylık bir bebek annesinin işe gidip geleceğini anlayabilecek durumdadır demişti. bende oğlumu bırakıp çalışmaya başladım. nerdeyse 1 ay oldu ama aklım hep oğlumda... babası homeoffice çalıştığı için işi gücü bıraktı mertle ilgileniyor. bizdede herkes şehir dışında burda bakacak kimsede yok. bakıcı bulmaktada zorlanıyorum...
ne kadar zormuş yalnız çocuk büyütmek. bakacak kimsenin olmaması.... allah hepimize yardımcı olsun diyorum...

 
 
 
Edacım ilk aylarda bebekler sakladığın oyuncağın bile tamamen ortadan yok olduğunu düşünüyorlar, bırak işe gitme kavramını anlamalarını, annelerinin bile bir daha gelmeyeceğini düşünüyorlar, ağlamalarıda bu yüzden zaten. Doktorunuz 4. ayda böyle birşeyi nasıl söylemiş anlamış diilim. Ben birçok yerden araştırmalarımda bunu gözlemledim. İŞe bırakıp gitmek ve bakıcı gerçekten sorun. Çalışan anneler olarak bu duruma mecburen katlanıyoruz. Allah sanada kolaylık versin.
 
Sevimcim yine çok güzel bilgiler vermişsin, Zeynebinde defterleri temizlemesine bakılırsa titiz kız olacak belli . Sen anlatmaya devanm et bence ara ara okuması oldukça zevkli oluyor.
 
Yelizcim verdiğin bilgilere çok teşekkürler, bizde nasipleniyoruz. Tv işinin sorun olduğunu çok duydum, mümkün mertebe bende izletmiyorum, ma açık olursa reklamlar ve çocuk programlarındaki kuklalar çok ilgisini çekiyor bende onları izlemesine izin veriyorum
edaozhan

  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 27.11.2006 13:59:05 ( #250 )
yelizcim bilgilerini bizimle paylaştığın için teşekkür ederim.
mert daha çok küçük ama tv de reklam vs hareketli birşey olduğu zaman izlemeye başlıyor bizde izletmemek için elimizden geleni yapıyoruz. dilerim bize benzer de tv ile çok alakası olmaz.
cyberrica, belki  haklısın yok olduğunu düşünüyodur. biz bu denemeyi ben daha işe başlamadan yapmaya başladık. ilk günlerde uyandığında beni göremezse ağlamaya başlıyordu ama sonraları ben her çıkışımda onunla konuşmaya ve tekrar geleceğimi söylemeye başladım. yaklaşıl 1,5 aydır çalışıyorum ilk günlerde ağlayan oğlum artık ağlamıyor. ben hoşçakal deyip el salladığımda bana gülücükler atıyor. doğrumudur değilmidir bilmiyorum ama en azından arkamdan ağlamadığından eminim buda beni rahatlatıyor.



*YELİZ*

  • Tüm gönderiler : 4505
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 27.11.2006 17:20:28 ( #251 )
     Tv konusuna ben kendimden birşeyler eklemek istiyorum;ben oğluma tv izletiyorum,bence doğru şekilde kullanılırsa tv de çok önemli bir eğitim aracıdır(kendi fikrim).Mesela biz oğlumla beraber tv izliyoruz,oturuyoruz ve hayvan belgeseli izliyoruz ve ben sürekli kendi anlatımımla ona anlatıyorum "bu zürafadır,bak çizgileri var,nasıl hızlı koşuyor dimi?...bu aslan,bak nasıl kükrüyor,hadi sen de yap aslan nasıl ses çıkarıyor..."falan şeklinde izliyoruz ve kitaptan farklı olarak orada hayvanların doğadaki hareketlerini gözlemliyor.Bence istedikten sonra bunun gibi örneklerle  olumlu şekilde yönlendirilebilir tv izlenimi.Tabi yanlış olan çocuğu tek başına saatlerce tv karşısında bırakmak,özellikle de dil gelişim dönemlerinde bu konuşmayı geciktiren bir durum çünkü çocuk oradaki konuşmaları anlayamıyor.Bir de tv izlemek dikkat eksikliği yaratıyor,okul çağındaki çocukların konsantrasyon eksikliği yaşamalarının en büyük sebeplerinden birisi tv izlemeleriymiş.
     Birşey daha...çocuk bir oyuncakla oynarken,birşeyle meşgul olurken ya da ona birşeyler öğretilirken arka planda kısık sesli de olsa tv açık olmamamalıymış,çünkü çocuk yaptığı işe yoğunlaşamaz,ister istemez arka plandaki ses veya görüntüye takılırmış.Yani sırf evde ses olsun diye tv açmak yanlışmış.
    Konu saptı,tv'ye kaydı kusura bakma Sevim'ciğim,daha fazla dağıtmayım konuyu.Memoş da kitap hastası Sevim,kendini kaybediyor eline bir kitap alınca,merak ediyorum bir de okumaya başlasa hiç kafasını kaldırmayacak herhalde.Yerim ben o resim çizen ellerini Zeynoş'un,demek bezle defterini siliyor kuşum,alem bu fındıklar yahu,çok öpüyorum onu güzel gözlerinden.

HAYATIMIN EN BÜYÜK ANLAMI BİRTANECİK OĞLUM
zekiyedincer

  • Tüm gönderiler : 21
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 28.11.2006 10:31:39 ( #252 )
Merhaba eda bende ilk oğlumu 6.5 aylık iken bakacıya bıraktım. Bakıcı ile aynı apartmanda oturuyorduk çocuk dışarı çıkmasın diye tercihimize o yönde yaptık. Fakat her gece acildi soluğu alıyorduk baktım olmuyor bakıcımızı değiştirdik aynı sitede oturuyoruz. Kucağımda oğlum omuzunda kol çantam diğer omuzunda oğlumun çamaşır çantası elimde yemek tencereleri taki 2.5 yaşına kadar böyle devam etti 2.5 yaşında bakıcıdan almak zorunda kaldım ve özel kreş her gün çocuk anne beni götürme diye ağlar 2 ay özel kreştende aldım. Allah bir kapıyı kapatırsa diğerini açarmış o arada milli eğitimin kreşi açıldı oraya verdim çok memnum kaldık oğlum ve ben bu arada evimizi değiştirmek zorunda kamdık oradan da aldım. Devlet kreşi şu an çok memnunuz bu arada bir kızım oldu şu an 16 aylık onuda aynı kreşe verdim hep berarber ailece gidip geliyoruz. her iki çocuğumu da tek başıma büyüttüm annelik fedakarlık ister diyorum. Çalışan annelerin hepsi böyle sanırım bakacak kimsesi olmayanlar Allah yardım etsin.
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 29.11.2006 01:48:47 ( #253 )
Arkadaslar annelik ne zor, ister calisin ister calismayin, her halukarda bebeklerimiz icin en iyisini istiyoruz. Sartlarimiz elverdigince tabiki..
Sunu soylemek istiyorum ki her bebek kendine ozeldir. Biri krese gitmeyi benimser, digeri daha zorlanir, biri bye bye olayini garipsemez digeri ciglik cigliga bagirir..
 
Onemli olan bebeklerimizin ruh ve duygusal haline bakarak onlar icin en iyi secimi yapmak.. Bir teknik diger bir teknikten ustun degildir, biz sadece okuruz ve kendi bebegimizin benimseyecegi teknikleri kullaniriz.
 
Allah hepimizin yardimcisi olsun. Buraya duygularini aktaran butun arkadaslara tesekkur ediyorum.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
edaozhan

  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 29.11.2006 10:19:14 ( #254 )
merhaba zekiye, nerdeyse her çalışan annenin aynı süreçten geçtiğinin farkındayım. bu günlerde geçecek bebişlerimiz büyüdüğü zaman bunlarıda unutacağız nasıl doğduktan sonraki o zor günleri unuttuysak.
zeynoss sana katılıyorum, önemli olan bebeğimiz için doğru olanı kendimiz belirleyebiliriz ancak.
dilerim anneleri olarak, (her anlamda) sağlıklı bireyler olarak onları yetiştirebiliriz. onlar bizim elimizde şekillenecek hamur gibiler. en güzelini yapmak için uğraşıyoruz hepimiz.


nihalugras

  • Tüm gönderiler : 17
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 29.11.2006 15:38:03 ( #255 )
  Merhaba;benim  2  oğlum  var.Abi  şuan  7 yaşında, kardeş  15  aylık.Büyük  oğlum  15  aylıkken  kreşe  başladı.Onu  servise  öğretmenine  verdiğimde  camları  tırmalar  feryat  ederdi.o  kreşte  ben  iş  yerinde  ağlardık.3  yaşına  geldiğinde  stajer  öğretmenin  <-uyumazsanız  sizi  köpek e veririm  >demesiyle  alt  ıslatma  ve  köpek  fobisi  oluşmuştu,terapi  ile  çözdük  ama  zor  günlerdi.Kreşi  değiştirdik.Hiç bir  zaman  kreş  sonrasındada  anaokulları na  severek  gitmedi.Okuldan  sıkılacağını  gitmek  istemeyeceğini   düşünüyordum,çok  şükür  öyle  olmadı.Hep  aynı  şeyleri  yapıyoruz  diye  şikayet  ederdi,okul  farklı  tabi  .
  2.  çocukta  aynı  şeyleri  yaşamak  istemedim,aslında  3  yaşına  gelene  kadarda  çalışmak  istemiyordum,sonuçta  kendi  işimiz  diyordum.Ama  öyle  olmadı,3  haftadır  yeniden  işe  başladım.Gerçi  saatlerim  güzel.Öğlen  12,30da  başlıyor  18-19  gibide  çıkıyorum  mağazadan.Bebişede  teyzesi  bakıyor,umarım  teyzemiz  pes  etmez,Yiğit  çok  mutlu.Hatta  evde  benim  ilgimden  fazla  ilgi  görüyor  ve  farkında  eve  girmek  istemiyor.Teyzesi  ve  kuzenleri  peşinde  pervane  keratanın,kıskansammı  ne?
etacarinea

  • Tüm gönderiler : 4322
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 30.11.2006 12:46:29 ( #256 )
benim oğlumda kreşe gidiyor henüz 11 aylık. geçen gün onu almaya gitiiğimde benim kucağımdan öğretmeninin kucağına gitti. bu tabii bi bakıma hoşuma gitti demek ki iyi davranıyorlar.
 
büyük çocuk olsa sıkıntılarını anlatır. ama o daha çok küçük bi sıkıntısı olsa kreşde nasıl anlayabilirim hiç bilmiyorum. sanırım evde huysuzlukları filan olur....
aysu ben
edaozhan

  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 30.11.2006 13:18:52 ( #257 )
etacarinea, ben kreşe vermek konusunda korkuyorum açıkçası henüz çok küçük. ne güzel oğlun benimsemişki öğretmeninin kucağına gidiyor. eğer sorun yaşasa sanmıyorumki aynı şekilde davransın mutlaka belli edecektir diye düşünüyorum.
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 01.12.2006 02:39:28 ( #258 )
Nihal o cocuklari korkutarak uyutacagini sanip insanin sinirlerini bozan ogretmene cok kizdim acikcasi.. Malesef bazi insanlar bu isin egitimini de alsalar adam olamiyorlar, okuduklarini ve ogrendiklerini sadece yuk olarak sirtlarinda tasiyorlar.. yazik ya, anneler size minik ve savunmasiz cocuklarini emanet ediyor.. Gelecek nesilleri emanet ediyor.. Bu siradan bir is degil.. Bunu anlamalari lazim..
Cok gecmis olsun, oglunun simdi iyi olduguna sevindim.
 
Aysucum kreste problem yasayan bir cocuk annesi gelir gelmez hemen ona sarilir ve ordan hemen ayrilmak ister, genel olarak huysuzlugunda ve mutsuzlugunda bir artis gorulur, sinirli asabi davranislari ozellikle krese gotururken yasar insan.. Yani konusamayan bebeklerde bence genel olarak hal ve tavirlarindaki degisimlere hareketlerle anlatmak istediklerine bakmak gerekiyor.. Bir tuhaflik gormuyorsan, senin icin rahatsiz edici bir sey yoksa buyuk bir olasilikla sorun olacak bir durumda yoktur.
 
Bu acidan Eda nin yazdiklarina da katiliyorum.. Sorun yasadigi takdirde bunu davranis ve hareketleriyle belli etmeye calisicaktir mutlaka, yada genel halinde bir mutsuzluk olacaktir.
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
edaozhan

  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 01.12.2006 10:35:40 ( #259 )
geçenlerde bir belgesel izledim.yanlış hatırlamıyorsam japonyayı tanıtan bir belgeseldi.
Annelerin işini daha kolaylaştırmak, kreşe giderken vakit kaybetmemek ve çocuklarıyla daha çok vakit geçirmelerini sağlayabilmek amacıyla metro istasyonlarının içerisine kreşler açmışlar. Anne veya baba işe giderken toplu taşıma aracı olarak metroyu kullanıyor. çocuğuyla birlikte istasyona geliyor kreşe bırakıyor, iş dönüşüde çocuğunu oradan alıp gidiyor. yaptıkları aktivitelerden örnekler de göstermişlerdi.
Bence güzel bir uygulama ama istanbulda böyle birşey yapıldığını bir düşünsenize. hem siz hem çocuğunuz rezil olurdu herhalde
emineeda

  • Tüm gönderiler : 421
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ANTALYA
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 01.12.2006 10:49:02 ( #260 )
MERHABA ARKADAŞLAR BENDE İŞE BAŞLAYALI 7 GÜN OLDU.OĞLUMA ANANAESİ BAKIYOR.HERGÜN ANNEM BİZE GELİYOR.BEN İŞYERİMLE ANLAŞTIM.ÖĞLEDEN SONRA 3 TE ÇIKIYORUM.AKŞAM OĞLUMU UYUTUNCADA GECE 2 YE KADAR ÇALIŞIYORUM.SABAH 6 DA KALKIP YEMEKLERİNİ HAZIRLIYORUM.ÇOK YORULUYORUM AMA OĞLUM İÇİN OLUNCA PEK SORUN OLMUYOR.
BEN HEP KİTAP OKUYORUM AMA KAAN KALEM İSTİYOR.SİZCE ALMALIMIYIM.ERKEN Mİ?HERŞEYİ AĞZINA GÖTÜRÜYOR.DÜN ALMAYA GİTTİK AMA UYGUN BULAMADIM.3 YAŞINDAN ÖNCE OLMAZ DEDİLER.SİZ NE DERSİNİZ?
Sayfayı değiştir: << < ..11121314151617181920.. > >> | Sayfayı gösteriyor 13 of 37, mesajlar 241 to 260 of 727

Hızlı ulaşım:

Şu andaki aktif kullanıcılar
0 adet üye ve 3 misafir var.
İkonların Anlamları ve İzinler
  • Yeni mesajlar
  • Yeni mesaj yok
  • Yeni Konu ve Yeni Mesajlar
  • Yeni mesajı olmayan yeni konu
  • Yeni mesajlarla kilitlendi
  • Yeni mesajlar olmadan kilitlendi
  • Mesajı oku
  • Yeni konu başlat
  • Mesaja cevap ver
  • Yeni anket gönder
  • Oy gönder
  • Post reward post
  • Gönderilerimi sil
  • Konularımı sil
  • Gönderiyi derecelendir

© 2000-2009 ASPPlayground.NET Forum Version 3.4