Forum Bebeği Forum Ana Sayfa

Bebek.com Forum'a Hoş Geldiniz...

Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
Bebek.com forumunu ilk ziyaretiniz ise; Forum Kuralları için tıklayınız.

 Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi

Sayfayı değiştir: << < ..31323334353637 > | Sayfayı gösteriyor 36 of 37, mesajlar 701 to 720 of 727
Yazar Mesaj
*bahar*

  • Tüm gönderiler : 4948
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: mutluluğun göbeğinden:)))
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi - 01.04.2008 22:10:04 ( #701 )
sevim çok teşekkür ederim tavsiyelrin için..itiraf etmeliyim ki herzaman onunla güle oynaya vakit geçiremiyorum..elbette onunla konuşuyorum resim yapıyorum oyun oynuyorum vs.ama vaktimin çoğunu kardeşi ve ev işleri alıyorbebeğim ilk doğduğunda sanki oğlum çok büyükmüş anlamak zorundaymış gibi yanlış bir hisse kapılıyordum..aslında buda benim beklenmeyen ve erken olduğunu düşündüğüm bebeğim sayesinde ikileme düşmemden kaynaklandı..açıkcası ilk 4 ay sağlıklı düşünemedim hiç bir şeyi..ama sonraları yanlış yaptığımı oğlumun da henüz çok küçük ve ilgiye fazlasıyla ihtiyacı olduğunu anladım..ben bağırdığı zaman ilk zamanlrda sert çıkışlar yapıyordum..ama sonraları vazgeçtim bu ndan ve ayıp oğlum neden böyle yapıyorsun ben seni çok seviyorum sen beni sevmiyormusun işte kardeşin olmasaydı kimi severdik kimi öperdik istermisin onun evden gitmesini gibi konuşmaya başladım..aslında kardeşine olan şiddeti geçici ve anlık..vuruyor sonra hemen öpüyor bi daha vurmuycam sana diyor..dediğim gibi hırçınlığı benimde vaktimin azlığından çoka bölünmemden onu sürekli geçiştirmemden mi kaynaklanıyor diye sorguladım kendimi yazdıklarını okuyunca..biraz daha ona vakit ayırmalıyım belkide


Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi - 06.04.2008 01:15:47 ( #702 )
Kolay gelsin Bahar. Rica ederim, ben sadece bir fikir vermek istedim, eminim cocuklarini en iyi taniyan kisi olarak onlarin ihtiyaclarini en iyi karsilayacak olanda sensin..
 
Ayrica sempati duydugum bir hususta senin bir degil iki cocugu yetistiriyor olman.. Tabiki boyle bir durumda senin isin bizim gibi tek cocugu olanlardan daha zor ve mesakkatli.
 
Umarim hersey yoluna girer, size sevgiler.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
zeykos

  • Tüm gönderiler : 606
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi - 19.04.2008 00:11:29 ( #703 )
sevim hn.merhaba..sayfanızı yeni keşvettim ve okuyabildiğim kadar sondan başa doğru okumaya çalışıyorum arada.Tesbitleriniz ve fikirleriniz çok gerçekçi geldi.eminim faydalı olmuşsunuzdur çoğu annelere ve umuyorum banada olursunuz.kızım 22 aylık.her çocuk gibi bazen dünyanın en sevimli,en uslu,enlerle dolu daha bir sürü olumlu sözcüklere layık.ama bazende kızımı tanıyamayacak kadar değişebilen çocuk.(neyse çok uzatmayayım)özellikle son 1-2 aydır bir vurma huyu çıkardı.sinirlendiği zaman direk gelip vurmaya başlıyor.ilk önceleri sinirlendiği zaman değil sırf oyun olsun diye vurup gülerdi izin vermememe rağmen.annelere vurulmaz,anneler cici diyerek yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım.hemen cici diyerek severdi.ama sonra baktımki oyun için değil sinirlendiği zaman yapmaya başladı aynı şeyi.bize kızdığında veya başka bişeye sinirlendiğinde koşarak gelip direk iki eliyle vurmaya başlıyor.çok üzüldüğümü söyledim olmadı,vurmaması gerektiğini güzellikle anlattım olmadı,azarladım yine olmadı.ne yapacağımı şaşırdım.babasına yaptığı zaman babası yüksek sesle kızdı sakın bidaha görmicem dedi.baktımki bağırmasıda fayda etmiyor.ama görüyorumki babasına bana vurduğu kadar sık vurmuyor.
     Birde son günlerde sinirlenince kendini tokatlaması çıktı.ya başını koltuğa vuruyor defalarca,yada tokatlıyor yanalarını.bu şekilde olmasında bizmi bir yerde yanlış yaptık yoksa geçici birşeymidir diye çok endişeleniyorum.sizinde fikrinizi almak istedim.dr.a götürmelimiyim. 
Teşekkürler..
<mesaj tarafından düzenlendi zeykos on 19.04.2008 00:21:05>
Z€HRAhsen

  • Tüm gönderiler : 2534
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi - 31.05.2008 18:03:45 ( #704 )
Daha önce *BURCU* adlı üyemizin açtığı konudan alıntılanmıştır tek başlıkta toplayalım


Orjinalden alıntı: *BURCU*

Çocuğunuzun kişisel gelişimi
Kişilik, bireyin iç ve dış çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden ayırt edici tutarlı ve yapılaşmış bir ilişki biçimidir. Kişilik, bir insanın duyuş, düşünüş ve davranış tarzını etkileyen faktörlerin kendisine özgü bir örüntüsüdür. Ayrıca çok kapsamlı bir kavram olup, bireyin, biyolojik ve psikolojik, kalıtsal ve edinik bütün yeteneklerini, duygularını, isteklerini, alışkanlıklarını ve bütün davranış özelliklerini içine alır. Kişilik devamlı olarak içten ve dış çevreden gelen uyarıcıların etkisi altındadır ve doğuştan yaşamın sonuna kadar bir oluşum süreci içindedir.

Kişilik gelişinimi bilmek ve bu gelişinin nasıl bir yol izlediğini saptamak önemlidir. Ancak bu sayede insanların neden birbirinden farklı olduğunu, olaylara karşı neden farklı tepkilerde bulunduğunu anlayabiliriz. Bunun yanı sıra kişiliği etkileyen faktörleri bilirsek sağlıklı düşünebilen, kendine yetebilen, bağımsız harekat eden gerek topluma gerek kendisine faydalı bireyler yetiştirebiliriz.

Kişilik çoğu zaman karakter ve mizaç kavramları ile karıştırılır. Hatta bazen bu terimlerin eş anlamda kullanıldığı olur.Halbuki bu kavramlar kişilikle aynı anlama gelmez, bu kavramlar kişiliğin bir parçasıdır. Karakter öğrenmeyle kazanılır.Ve bu öğrenme insanın içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışı ve değerler sistemine uygun bir davranış tarzı benimseyip benimsemediğidir. Mizaç ise otonom sinir sisteminin özelliği ve iç salgı bezlerinin az veya çok çalışması gibi kalıtımla gelen fizyolojik özellikler tarafından meydana gelir yani üzerinde beden kimyası etkilidir. Çabuk kızmak, soğuk kanlılık, sıcak kanlılık vs. Tekrarlamak gerekirse kişilik karakter ve mizacıda içine alan daha kapsamlı bir kavramdır.

Kişiliği ve davranışları etkileyen en önemli faktörlerden biri de, benliktir. Benlik insanın kendi kendini görüş ve kavrayış tarzıdır; bu bakımdan kişiliğin öznel yanını oluşturur. Benliği analiz edersek şunlar karşımıza çıkacaktır.

"Ben neyim? Bu sorunun cevabını bazı kimseler, daha çok olumsuz olarak, yani "ben beceriksizim, çirkinim, soğuk insanın biriyim" diye cevaplayabilir. Bir başkasının ise kendi hakkında "Ben akıllıyım, güzelim, becerikliyim ve sevimliyim" diye daha olumlu bir kanısı olabilir.

"Ben ne yapabilirim? Bende ne gibi yeterlilikler var", "Ben iyi konuşurum, güzel resim yaparım, müzikten anlarım ya da ben matematikte iyi değilim, iyi sporcu olamam" gibi kendimizde ne gibi yeteneklerin olduğuna dair olumlu ve olumsuz değerlendirmelerimiz kendi kendimizi kavrayış tarzımızdır.

"Benim için ne değerlidir? Ben ne yapmalıyım ve ne yapmamalıyım" Örneğin "Başkalarına yardım etmeliyim", "Para kazanmalıyım", "kopya çekmemeliyim" ya da yakalanmamak koşulu ile kopya çekmekte sakınca yoktur", "Herşeyden önce kendimi düşünmeliyim" gibi bireyin içinde bulunduğu toplumda kendine göre edindiği az çok olumlu ya da olumsuz yargılardan meydana gelen bir değerler sistemi verir. Bu da benliğin önemli bir yanıdır.

"Hayatta ne istiyorum? Doktor, sanatkar, mühendis,iyi bir ev hanımı gibi çeşitli emel ve ideallerde benliğin bir yanını oluşturur.

Çocuk doğuştan ben ile ben olmayanı ayırt edemez. Fakat benlik, kişi doğduğu andan itibaren başından geçen sayısız olaylar, çevresinde değindiği kişilerin etkisiyle yavaş yavaş oluşur.

Diğer gelişim alanları gibi çocuğun kişiliği de iki temel etmenin etkileşiminden oluşur: kalıtım ve çevre. Ancak kalıtım çocuğun kişilik yapısını, bedensel ve bilişsel yapısından daha az etkiler; çevresel ve sosyal etmenler ise bu konuda çok daha önemli rol oynar. Kalıtımın etkisini yeni doğmuş bebekler arasındaki farklılıkta da görebiliriz. Bazı bebekler sakin, bazıları hareketli, bazıları ise huysuz olurlar. Ancak onların başlangıçta gösterdikleri bu eğilimlerin ne yönde gelişeceği sosyal çevrelerindeki etmenlere bağlıdır. Örneğin doğuştan sakin bir bebek annesince ihmal edilir ya da sürekli olarak sert davranış görürse sonuçta huysuz ve tedirgin bir çocuk olabilir, kısaca kişilik gelişimi büyük ölçüde sosyal bir olgudur ve çocuğun sosyal çevresi ile olan ilişkilerine çok yakından bağlıdır. Bu yüzden kişilik gelişimine bazen sosyalleşme ya da sosyal öğrenme de denir.

Şimdi kişilik gelişiminin izlediği aşamalara bakalım.

SIFIR YAŞ İLE BİR BUÇUK YAŞ ARASI ( 0-1.5 yaş)

Önce bebeğin yaklaşık bir buçuk yaşına kadar olan gelişimini inceleyelim. Yeni doğan bebeğin çok önemli iki özelliğinden biri yaşayabilmek için tümüyle başkalarına bağımlı ve muhtaç olmasıdır. Ona bakan onu doyuran, koruyan biri olmazsa bebek ölür. Bu temel özellik çocuğun daha yaşamının ilk anından itibaren başka insanlarla ( anne veya anne yerini tutan bir başka kişi v.b ) bir sosyal ilişki içinde olduğunu göstermektedir.

Yeni doğan bebeğin diğer önemli özelliği tümüyle kendi gereksinimlerini gidermeye yönelik olmasıdır. Bu özelliğine egosantrik de diyebiliriz. Ancak burada söz konusu olan bencillik bilinçli olarak kendi gereksinimlerini en ön planda tutmak değildir.

Bebek ilk ilişkisini bu çerçeve içinde annesi ya da annelik görevini yapan kişi ile kurar. Çocuğun bu ilişki içinde iki temel gereksinimi vardır: fiziksel bakım ( doyurma ve korunma ) ve sosyal bakım ( sevgi ve duygusal yakınlık ). Bu iki temel gereksinimin nasıl ve ne ölçüde yerine getirildiğini bilirsek çocuğun ilerdeki kişiliğinin temeli hakkında çok şey öğrenmiş oluruz. Önce fiziksel bakımı ele alalım. Olumlu bir anne çocuk ilişkisinde çocuk zamanla annesini ve ona doyum veren, onu koruyan, rahat ettiren bir kişiyi bir ödül kaynağı olarak beller, ona değer verir. Anne yokken arar, görünce sevinir, ona bağlılık duyar ve bağlanır. Bebeğin kısa süre de olsa annenin gözden uzaklaşmasına dayanabilmesi bebeğin Özbekliğine de varlığı artık kesinlik kazanmış bir anne tasarımının bulunduğunu gösterir. Anne bir süre gözden uzaklaşmış olabilir, fakat az sonra gelecektir, çünkü gözden şu anda silinmesi tümden yok olması değildir. Demek ki düzenli alma verme ilişkisi bebeğin zihninde annenin sürekliliğini sağlar. Anne çocuğa karşı tutarlı ve olumlu ise çocukta genel olarak yaşamda doyum bulacağına ilişkin bir temel güven duygusu oluşmaya başlar. Ama anne tutarsız, olumsuz ya da kaygılı ise çocuk bu temel güveni oluşturmakta zorluk çeker.

Fiziksel bakım eksiksiz de olsa temel güveni oluşturmada tek başına yeterli değil. Sevgi ve duygusal yakınlık görmeyen çocuğun kişiliği bu durumdan olumsuz etkilenir. Hatta bakım evlerinde yaşayan çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar yeterli fiziksel bakım gören ama sevilip okşanmayan, konuşulmayan çocukların önce çevreden ilgi aradıkları, fakat zamanla adeta yaşama küsüp çevreyle ilişkilerini kestiklerini ortaya koymuşturlar. Oysa sevgi ve duygusal yakınlık gören çocuk insanlarla ilişki kurmayı tatmin edici bir olay olarak görür. Annesinin ona değer vermesi onda değerli olduğu kanısını uyandırır. Genellikle insanlarca sevileceğine, sevilmeye değer bir insan olduğuna ilişkin temel güven oluşturur. İşte, anne çocuk ilişkisindeki bu süreklilik, tutarlılık ve aynılık çocukta "Temel güven duygusunun" özünü oluşturur.

Bununla birlikte bütün yaşlarda yaklaşmakta olan tehlikeyi veya rahatsızlığı sezmek için dürüst ve dürüst olmayan insanlar arasında ayrım yapmak için biraz güvenmemede gereklidir. Ama eğer güvenmeme güvenmeden az olursa çocuk ya da gelişmiş insan hayal kırıklığına uğrayabilir, şüpheci ve kendine güvenden yoksun olabilir

Kişilik gelişimini etkileyen diğer bir faktör ise duygusal gelişimdir.Duygusal gelişim sağlıklı bir insan gelişimini inceleyebilme açısında önemli olduğu kadar, duygusal temelde sorunları olan çocukların bu sorunlarının anlaşılması ve tedavisi açısından da araştırılması gereken bir konudur.Duygusal gelişimin parçası olan korkuya şöyle bir bakalım. Bu dönemde ses korku yaratan uyarıcılar arasında birinci sırada gelir. Altıncı ayda veya daha ileri aylarda bebeklerin yaşındaki ilerlemeye bağlı olarak bebeklerde uçurum görüntüsüne karşı korku tepkileri artmıştır.Diğer bir korku türü ise bebeklerin yabancılara karşı gösterdikleri korku tepkileridir.7. ve 8. aylarda yabancılara karşı hissettikleri korku duyguları birinci yaşın sonuna doğru yoğunluk ve sıklık gösterir.

Bebeklik çağında öfke ve saldırganlık tepkisi çocuğun bir kimse ya da olay tarafından engellenmesinden doğar. Bu engeller en belirgin şekilde şu alanlarda ortaya çıkar; yemek yeme, temizlik, tuvalet eğitimi, uyku, oyundan alı konma. Bu tür engellere karşı bebeğin ilk tepkisi, hedefi belli olmayan bir ağlama ve çırpınmadır. Giderek çevresinin ödüllendirdiği yönde davranışını belirler, bağırma, tepinme, inatla nefes tutup çevresini korkutma gibi yöntemler bulur.

BİR BUÇUK YAŞ İLE ÜÇ YAŞ ARASI (1.5- 3 yaş )

Çocuk, fiziksel ve psikolojik olarak bağımsız oldukça kişilik için yeni olanaklar ortaya çıkar. Çünkü bu dönemde kas ve hareket gelişim hızlanmıştır ve ayağa kalkıp yürüyen çocuk anne kucağından çevreye doğru uzanmaya, kendi başına hareket etmeye başlar. Bu yılların olumlu unsuru özerklikken, olumsuz unsurlar utanma ve şüphedir. Bu dönemde çocukta işeme ve dışkılama işlevini gören kaslar olgunlaşmaya başlamıştır. Dolayısıyla bu kasların olgunlaşması, işeme ve dışkılamanın artık isteğe bağlı olarak yapılabileceği anlamına gelmektedir. Yani çocuk isterse tutar, isterse bırakabilir. Böylece birbirine karşıt iki istek, iki eğilim ortaya çıkmıştır. Çocuk, birbirine karşıt iki eğilim arasında bir seçim yapabilme durumuna gelmiştir. Bu durum çocuk için yepyeni bir yetinin gelişmesi demektir: tutmak ya da tutmamak; yapmak ya da yapmamak. İşte, özerklik duygusu birbirine karşıt istek ve eğilimler arasında bir şeçim yapabilme gücüdür. Utanma kişinin pantolonunun inikken kendine bakıldığının farkında olduğu anlamına gelir. Şüphe çocuğun göremediği ve kontrol etmeye çalışması gereken, bilinmeyen "arka" ile ilgilidir.

İşeme ve dışkılamayı isteyince tutabilme ya da bırakabilme giderek toplumsal anlam taşıyan birçok davranış örüntülerine geçer ve genelleşir. Bu dönemde çocuk kakasını ne zaman, nereye yapabileceği veya evin nerelerini araştırmaya müsaade edildiği gibi kurallarla karşılaşır.Bu kuralar çocuğun gelecekte karşılaşacağı toplumsal kurallar karşısında çocuğu hazırlar.Burada dikkat edilecek nokta çocuk özerkliğini kazanırken onu kurallar altında ezmemek ve kişilik gelişiminin önünü tıkamamaktır.

Çocuk içinde bulunduğu toplumun beklentilerine göre bazı şeyleri yapmayı, örneğin kakasını, çişini uygun zaman ve yerde bırakmak üzere tutabilmeyi öğrenirken ağır utandırmalar ve cezalarla karşılaşırsa utanç ve kuşkuculuk duyguları yerleşir. Böylece bu duyguların etkisi ile şeçim yapabilme ve irade yetilerinin gelişmesi kösteklenebilir. Bu evrede istenmeyen gelişme utanç ve kuşkuculuk duygularının aşırı gelişmesidir.

Kısaca bu dönemdeki en önemli gelişme çocuğun yürüme, konuşma ve tuvalet becerilerini kazanmasıdır.

Bu dönemdeki korkulara bakacak olursak çocukların korkularında farklılaşma ve artmalar görülür. Bu dönemdeki korkular karanlık, köpek, şimşek, ani ses ve yalnız kalma v.s sayılabilir. Ayrıca tuvalet eğitimi de bazı çocuklarda korkuya neden olur ki bunun nedeni alaturka tuvalettir çünkü çocuk kakasını kendisine ait bir parça olarak görür ve kendine ait bir şeyinde gitmesi çocuğu korkutur, kaygılandırır. Bu noktada dikkatli olmak gerekir. Çocuğun korkularını etkileyen başlıca faktörler:


Zeka

Cinsiyet

Sosyo-ekonomik statü

Sosyal ilişkiler

Fizyolojik koşular

Kişilik yapısı

şeklinde sıralanabilir.

Duygular konusunda yetişkinlere düşen görev, onların doğal olduğunu kabul etmek ve çocuğun duygusunu dile getirmesine saygı göstermektir. Duygu doğru ya da yanlış değildir, sadece gerçektir. Ancak duygunun yol açtığı davranış doğru ya da yanlış olabilir. Demek ki Ali'nin babasına kızması yanlış değildir. Ancak bu kızgınlığı ifade şekli saldırgansa, o davranış yanlıştır.

Üç yaşlarından itibaren öfke nedenleri daha çok sosyal olaylardır; örneğin bir akranla tartışma, bir yetişkinle denetim çatışması, bağımsızlık isteği gibi.

Öfke ve saldırganlık tepkilerine her zaman bastırılması gereken uyumsuz tepkiler olarak bakmamalıyız. Bazı durumlarda çocuğun öfkelenmesi uyumlu olmaktan öte, gereklidir. Hakkı çiğnenen, emekle yaptığı bir resmin başkası tarafından yırtıldığını gören, daha büyük bir çocuğun kardeşini dövdüğünü gören çocuğun öfkelenmesi ve hatta saldırganlık göstermesi doğaldır. Aynı şekilde ona verdiği sözü tutmayan yetişkine kızması da doğaldır.

Ancak, haksız istekleri reddedilince, yaptığı işte zorlukla karşılaşınca, yetişkinlerden sürekli ilgi görmeyince öfkelenip saldırgan olan çocuk, uyumsuz demektir. Saldırganlık konusunda yetişkine düşen görevleri şu şekilde sıralayabiliriz;


Çocuğun öfkesini anlamaya çalışmak, öfkenin doğal bir duygu olduğunu kabul etmek.

çocuğun çevresine ya da kendisine zarar verecek davranışlar yapmasını önlemek.

çocuğa saldırganlıktan başka çözümler olduğunu öğretmek.

İyi model oluşturmak

Kıskançlık temelde güvensizlikten kaynaklanan bir duygudur. O ana değin sadece kendisine yöneltilen dikkat ve ilgi, bir başkasına da yöneltilince çocuk kendisini bırakılmış, güvensiz ve desteksiz hisseder. İstediği ilgiyi elinden alan kişiye karşı çocuk öfke ve hınç duyar, öç almak ister ve kendi kendine karşı acıma duygularıyla dolar. Aradığı ilgiyi yine kendi üzerine çekmek isteyen çocuk elinden geleni yapar, yaramazlık edip dayak yese bile razıdır, çünkü dayak bile unutulmaktan daha iyidir. Burada çocuğun bir çeşit mücadeleye girdiğini söyleyebiliriz.

ÜÇ İLE ALTI YAŞ ARASI( 3- 6 yaş)

Bir kişi olduğuna iyice ikna olduğundan, çocuk şimdi ne çeşit bir insan olacağını öğrenmek zorundadır. Çocuk ebeveynleri gibi olmak ister ki ebeveynleri ona çok güçlü ve güzel gözükürler. Bu dönemin teması büyük ve güçlü olarak algılanan ebeveynleriyle çocuğun kendini bir kimlik içinde bulması diğer bir deyişle çocuğun anne ve babası gibi olmak istemesidir. Anne ve baba özdeşimi ile çocuk benliği gelişir ve çocuk içinde bulunduğu toplumun rollerine, işlevlerine, kurallarına göre davranmaya; o toplumu için geçerli araç-geçeci kullanmaya, kendinden küçük çocuklara bakım vermeye yönelir ve sorumluluk duygusu gelişir. Kazandığı güven ve özerklik duyguları oranında yavaş yavaş çevresini keşfetmekte, çevre üzerinde bir denetim gücü kazanmaktadır. Bu amaçla kendi bedenine, cinsel ayrılıklara, genellikle çevrede olagelen her şeye karşı derin, bitmek bilmez bir soruşturma ve öğrenme eğilimi gösterir.

Bu dönemde çocukların davranışlarında girişimcilik baskındır. Yalnız gerçek çevreye karşı değil, düşlemlerinde de eylemleri girişimcilik ve atılganlık biçimindedir. Başkalarının üzerine atılma, saldırgan konuşmalar ve sorularla insanların kulaklarına, zihnine girme; canlı hareketlerle çevreye fırlama, bitmeyen öğrenme tutkuları ile bilinmeyene doğru atılmalar bu dönemin belirgin özellikleridir. Çocuğun girişimciliği ve atılganlığı ve öğrenme tutkusu ona bir şeyler becerme, becerebilme yetisini kazandırır. Burada benliğe yerleşen temel öğe girişim duygusudur. Korkular, aşırı şuçlama, cezalar ya da başka engeller bu girişim duygusunun gelişmesini kısıtlayabilir. Bu engellenmeler ilerde cinsel alanlarda ve toplumsal girişimde çeşitli derecelerde kısıtlanış belirtilerine yol açar. Özetle, çocuğun 3-6 yaşlarında gelişen olumlu benlik öğesi girişim duygusudur. Girişim duygusu özerk ve özgür düşünmek, geleceğe yönelik emeller beslemek ve eyleme geçmek için rahatlık ve güç sağlar. Bu dönemin tehlikesi aşırı suçluluk duygusunun gelişmesidir.

ALTI İLE ON İKİ YAŞ ARASI ( 6- 12 yaş )

Çalışma çağı başlamıştır. Çocuk burada daha büyük bir bilgi ve çalışma dünyasına girmek ister. Teması "öğrendiğim neyse ben oyum" dur. Büyük olay toplumun teknolojisine açık olan okula başlangıçtır. Bununla beraber öğrenme sadece okulda değil, aynı zaman da sokakta, arkadaşlarının evinde ve kendi evinde olur. Çocuk ruhsal dünyası ile artık gerçek yaşama girmeye hazır gibidir. Bu dönemde bütün toplumlarda çocuklar düzenli, tutarlı bir eğitim, öğrenim görür. Bunun yalnız okuma yazma biçiminde olması gerekmez. İlkel toplumlarda ana babadan, büyük çocuklardan öğrenilen bir çok beceriler var. Bu dönemde çocuk büyüklerin dünyasına egemen olan araç-gereci kullanmayı öğrenerek, o toplumun teknolojisinin temellerini benliğine yerleştirir. Çünkü bu dönem çocuğun toplumsal gelişmenin yaşıt ve oyun ortamlarında bir genişleme zamanı değil, aynı zamanda gelecekteki sorumlulukları için hazırlanırken toplumun araçlarıyla uğraşmayı öğrendiği zamandır. Makaslardan, kağıtlardan, boyalardan, boya kalemlerinden çocuklar belli becerileri öğrenerek her tür ilginç, yeni şeyi yapabilir duruma gelmiş olup, resim çizebilir, giysiler dikebilir, pasta yapabilir, model gemi ve uçaklar üzerinde çalışabilir ve okulda iyi not alabilir. Çocuklar okuma ve yazma becerilerinin öğrenilmesiyle yeni bilgilere kapıları açan pek çok becerileri kazanırlar.

Eğer çocuklar bu araçları kullanmaya özendirilir ve başarıları övülürse çocukta çalışkanlık ve başarma duygusu gelişecektir. Bu da, belirli bir noktada, yetişkin sorumlulukları almaya hazır bir "iyi, çalışkan kişi" olarak olumlu bir benlik kavramının gelişmesini kolaylaştıracaktır. Çünkü başarılı deneyimler, çocuğa çalışkanlık duygusu, yeterlilik ve hakimiyet duygusu verirken, bu dönemde çocuğun karşılaşabileceği tehlike, yetersizlik ve aşağılık duygusudur. Eğer çocuklardan çok az ya da çok fazla şey beklenirse ya da çocuklar çabalarından dolayı eleştirilirse bir aşağılık duygusu gelişecektir. Çünkü başarısızlık, yetersizlik ve aşağılık duygusu insanın hiç bir şey için iyi olmadığı fikrini verir. Aile yaşamı çocuğu okul yaşamına hazırlamada başarısız olduğunda ya da okul yaşamı daha önceki evrelerin vaat ettiği gelişimi sürdürmeyi başaramadığında bir çok çocuğun gelişimi kesintiye uğrar. Sorun, kötü çalışma alışkanlıkları, başarısızlık korkusuyla yarışmalardan kaçınmak ve daha sonraki gelişim görevleriyle başa çıkmada bir yetersizlik olacaktır. Bu dönemde bir başka tehlike çocuğun öğretileni olduğu gibi alması, bunların dışına çıkmaması ve sonunda öğrendiği bilgi ve teknolojinin kölesi olmasıdır. Böylece çocuk benliği daralır, özerk ve girişimci benlik gelişmesi kısıtlanır.




(ALINTIDIR)
<mesaj tarafından düzenlendi *Z€HRAHSEN* on 31.05.2008 18:05:11>
Z€HRAhsen

  • Tüm gönderiler : 2534
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi - 07.06.2008 22:43:54 ( #705 )
daha önce bebitom adlı üyemizin Çocuklara Söylenebilecek En Kötü 5 Cümle adlı konudan alınmıstır
 

Orjinalden alıntı: bebitom

Yaşına Uygun Davran!

Altı yaşındaki oğlunuz istediğini almadığınız için ağlıyor veya dört yaşındaki kızınız otomobil güvenlik koltuğunda sürekli ayağa kalkmak istiyorsa, zaten yaşlarına göre davranıyorlar demektir. Çocuklarımız yaşlarından daha olgun davranışlar gösterdiklerinde çok mutlu olsak da, bu doğru değil. Birçok anne baba bu gerçeği göz ardı eder; çünkü çocukça davranışlar bunaltıcıdır. Fakat çocuğunuza yaşına uygun davranmasını söylediğiniz zaman aslında tek odağınız onun davranışının sizi nasıl etkilediği. Bunu yapmak yerine, onun duygularına odaklanıp, tepkilerinizi bunlara göre belirleyin. “Çok kızgın görünüyorsun” veya “Böyle bir şeyin olması çok üzücü; farkındayım” gibi.

2. Sadece Şaka Yapıyordum

Çocuğunuzla şakalaşmanın mizah duygusunu geliştirmek için iyi bir yol olduğunu düşünseniz de, “Yakında kendini de unutacaksın” gibi şakaları anlamamaya meyilliler. Anne ve babalar olarak göreviniz, hakaretleri mizah kılığına sokabilecek kadar zeki ve hazırcevap, ayrıca sevgi dolu ve destekleyici olmak. Gerçekten söylemek istemediğiniz bir şeyi söylemeyin.

3. Neden Sende Ağabeyin/Ablan/Kardeşin Gibi Olamıyorsun?

Bu tür karşılaştırmalar, çocuklara kendilerini ikinci sınıf vatandaş gibi hissettirmenin ve kardeş kıskançlığını ateşlemenin en kesin yolu. Bu cümleler onun ödevlerini ablası kadar hızlı yapmasını veya abisi gibi basket atmasını sağlamaz; sadece çocuğunuzun özgüvenini azaltır. Çocuklarınızın güçlü ve zayıf yanlarını kabullenip, her birini kendi davranışlarına odaklanmaya teşvik etmek daha doğru bir tutum.

4. Koşma, Düşersin

Çocuğunuzu korumak yönündeki tüm iyi niyetlerinize karşın bu tür uyarılar onun takılıp düşme olasılığını artırır. Bu cümlenin altında yatan mesaj çocuğunuzun düşmesini beklediğinizdir ki; bu da bağımsızlığını kazanmak için çok çalışan bir çocuk için oldukça cesaret kırıcı. Bunun yerine “Dışarı çıkmadan önce ayakkabılarının bağcıklarını bağlamış olduğundan emin ol” demeyi deneyin. Böylece onun sakarlığıyla değil, bağcıklarla ilgili konuşmuş olursunuz.

5. Ben Az Önce Ne Dedim?

Cevabı biliyorsunuz! Bu imalı soru gerçekte inceltilmiş ve üstü kapalı bir suçlama içerir. Ve eğer çocuğunuz, “Ceketini nereye attın sen?” gibi benzer bir soruya cevap verirse, sadece akıllı geçinen bir budala gibi görünür. Çocuğunuzun ondan istediklerinizi yapmaması konusunda rahatsızsanız, böyle söylemeyi deneyin: “Bunu üç kere tekrarlamış olduğum için çok sıkıldım; ama bir kere daha söyleyeceğim; ceketini as.”

Çocuğunuzun özgüvenini geliştirin

Çocuğunuzun özgüveni, hayatı boyunca kişiliğini ve tüm davranışlarını belirleyecek çok önemli bir yaşam becerisi. Hem bu yaşlarda hem de ileriki yıllarda çocuğunuzun sosyal becerileri, cesareti ve bağımsızlığı özgüveni ölçüsünde gelişir. Özgüven kazanma konusunda başrol, ailelerde. Çocuğunuzun özgüvenini geliştirmenin yolu, ona kendisini önemli bir yeri olan ve değerli bir birey gibi hissettirmenizden geçer. Her sözünüz ve davranışınızla onu sevdiğinizi, sizin için değerli olduğunu, bazı hatalar yapsa bile bu durumun değişmeyeceğini hissettirmeye özen gösterin.



-----

 
 
Z€HRAhsen

  • Tüm gönderiler : 2534
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi - 11.06.2008 14:54:43 ( #706 )
DAHA ÖNCE *BURCU* arkadaşımızın açtığı konudan alınmıştır
 

Orjinalden alıntı: *BURCU*

 Çocuk eğitiminde sosyal etki çok önemlidir. Güzel bir şey yaptığında onu öpmeniz, tebrik etmeniz, iltifat etmeniz onu teşvik edebileceği gibi; kötü bir şey yaptığında da biraz tavır koyarak veya soğuk davranarak belli bir yaptırım gücü oluşturabilirsiniz. Aileler, sosyal etkiyi hatalı kullandıklarında ise ciddi olumsuzluklar ortaya çıkabiliyor.

1-SUÇLAYICI TAVIRLAR

Çocuk büyürken doğru ve güzel olan davranışları yaptığı gibi, zaman zaman yanlış ve hatalı davranışlarda da bulunabilir. Çocuk yanlış yapar da biz ona sabırla doğrusunu anlatırsak ona çok şey kazandırabilir, yanlış zamanlarını doğruları öğrenebilmek için birer fırsat olarak kullanabiliriz. Böylelikle çocuk, hem doğrusunu öğrenir ve hem de hayata karşı daha güçlü hale gelir.

Bizde ise maalesef çocuk hata yaptığında hemen yüzüne vuruluyor ve suçlayıcı aşağılayıcı tavırlar içerisine giriliyor. Hatta bazı anne-babalar daha etkili olsun diye bunu özellikle başkalarının yanında yapıyor. Tabii o zaman yıkım da o oranda büyük oluyor. Çocuk hiçbir zaman aşağılanıp küçük düşürülmemeli, hele hele bu başkalarının yanında asla yapılmamalı. Bunun yerine sıcak bir diyalog ile “Bak oğlum/kızım yaptığın bu davranış beni çok üzdü” şeklinde “ben” dili ile yapacağımız, onu anlamaya yönelik konuşma ile başlanmalı ve onun neden böyle bir şey yaptığı anlaşılmalıdır. Belki haklı bir gerekçesi vardır? Belki yaptığının yanlış bir şey olduğunu bilmiyordur bile.

2) HAKARETLER

Çocukların, üzerlerine yazı yazılmamış beyaz kâğıtlara benzetildiğini hepimiz biliriz. Kâğıt boştur ve üzerine ne yazsan kalır. Atalarımız “Bir akıllı adama kırk kişi deli derse adam deli olur.” demişler. Sokakta yürürken aklı başında görünümlü ve kimi doktor, kimi mühendis, kimi öğretmen olduğunu bildiğiniz kırk kişi art arda “Deli misin kardeşim ne bu hal?” dese önce kendinizi kamera şakasında zanneder; ancak ortaya kamera falan da çıkmayınca şöyle durup bir düşünürsünüz. Deli olduğunuza kanaat getirmeseniz bile en azından “Acaba deli gibi mi davranıyorum, bu adamlar bana neden böyle dediler?” diye deli olup olmadığınız konusunda şüpheye düşebilirsiniz.

İşte siz dahi böyle bir şüpheye düşerken, bembeyaz kâğıt misali o masum yavruya hakaretler edilmesi onun kişiliğinde ne gibi izler bırakır acaba diye hiç düşündük mü? Sürekli aptal, beceriksiz, geri zekâlı ve belki de bundan daha ağır hakaretler duyan ve bunlarla yetişen çocuk ileride nasıl kendine güvenen, atik, girişimci ve hepsinden önemlisi ruhen sağlıklı bir insan olacak?

3) ALAY ETME

Birçok anne-baba çocuklarında gördükleri hatalı davranışı onunla alay ederek giderebileceklerini sanarak, yanılırlar. Tırnaklarını yiyen veya altını ıslatan çocukla alay edilerek manevi baskı oluşturulur ve bu sayede çocuğun bundan vazgeçeceği sanılır. Halbuki bu tür davranış bozukluklarında sorun, bizlerin alayları ile daha da pekişerek derinleşir. Bu tür davranış kusurlarıyla dalga geçmek yerine sorunu çözebilmek için doğru adımları atmak gerekir. Örneğin tırnak yiyen çocukların % 90’ı bunu ilgi çekmek için yaparlar ve anne-baba bu durumla ilgilendikçe pekişerek devam eder. Birçok tırnak yiyen çocuğun tedavisinde ebeveynlere ‘görmezden gelin’ tavsiyesinde bulunularak sorun giderilebilir. Bazı çocuklar da belli stres faktörleri nedeniyle tırnak yerler ki o zaman da stresi ortaya çıkaran faktörlerin üzerine gidilmesi gerekir. Yani çözüm kesinlikle alay etmeyle sağlanamaz.


 
(ALINTIDIR)

Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi - 08.07.2008 00:21:00 ( #707 )

Orjinalden alıntı: zeykos

sevim hn.merhaba..sayfanızı yeni keşvettim ve okuyabildiğim kadar sondan başa doğru okumaya çalışıyorum arada.Tesbitleriniz ve fikirleriniz çok gerçekçi geldi.eminim faydalı olmuşsunuzdur çoğu annelere ve umuyorum banada olursunuz.kızım 22 aylık.her çocuk gibi bazen dünyanın en sevimli,en uslu,enlerle dolu daha bir sürü olumlu sözcüklere layık.ama bazende kızımı tanıyamayacak kadar değişebilen çocuk.(neyse çok uzatmayayım)özellikle son 1-2 aydır bir vurma huyu çıkardı.sinirlendiği zaman direk gelip vurmaya başlıyor.ilk önceleri sinirlendiği zaman değil sırf oyun olsun diye vurup gülerdi izin vermememe rağmen.annelere vurulmaz,anneler cici diyerek yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım.hemen cici diyerek severdi.ama sonra baktımki oyun için değil sinirlendiği zaman yapmaya başladı aynı şeyi.bize kızdığında veya başka bişeye sinirlendiğinde koşarak gelip direk iki eliyle vurmaya başlıyor.çok üzüldüğümü söyledim olmadı,vurmaması gerektiğini güzellikle anlattım olmadı,azarladım yine olmadı.ne yapacağımı şaşırdım.babasına yaptığı zaman babası yüksek sesle kızdı sakın bidaha görmicem dedi.baktımki bağırmasıda fayda etmiyor.ama görüyorumki babasına bana vurduğu kadar sık vurmuyor.
    Birde son günlerde sinirlenince kendini tokatlaması çıktı.ya başını koltuğa vuruyor defalarca,yada tokatlıyor yanalarını.bu şekilde olmasında bizmi bir yerde yanlış yaptık yoksa geçici birşeymidir diye çok endişeleniyorum.sizinde fikrinizi almak istedim.dr.a götürmelimiyim. 
Teşekkürler..

 
Merhaba,
 
Kusura bakmayin, sizi gormemezlikten gelmis gibi olmayayim, ben bu sayfalara kendimi cevaplamaya hazir hissettigimde yada gercekten soyleyecek birseyim varsa yazmaya calisiyorum, bazen bir sure ara verdigim oluyor. malesef o aralardan biri size denk gelmis.
 
Bu konuyu onceki sayfalarda sIk sIk konusmustuk diger arkadaslarla. o mesajlari okuduysaniz bir fikir sahibi olmussunuzdur..
 
Sorun hala devam ediyorsa buralardayim, isterseniz konusalim ama oncelikle merak ettigim kiziniz neden kendini tokatlayacak kadar sinirleniyor? Bu sinir olusmadan once ne gibi seyler yasiyorsunuz.. Cunku bazen sorunu olusmadan once engellemek cocukta aliskanlik haline gelmesini engeller..
 
Gorusmek uzere sevgiler.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
* öyküm *

  • Tüm gönderiler : 3288
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: hayattan..
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Sinir nobetleri - 06.09.2008 20:54:04 ( #708 )
yazılarını daha önceden takip ediyordum uygularım diye ama iş başa düşünce uygulayamıyorum

bebeğimle 1 yıl birlikteydim ve cok yıprandım ve ona da zararım oluyor eminim.
işe dönüyorum

neyi nasıl yapacagımı nasıl ii bir anne olacagımı artık sorun haline dönüştü kaliteli bir zaman  sevgi dolu özgüvenli mutlu söz dinleyen bir bebek cok mu zor

benim cadı bagırarak istiyo herseyi nasıl agzında laf geveliyo duysan sinirli sinirli
hep parmak ilerde ııııııı bla bla bla ..ver yani..kendi gitmez eline gelecek...
cogu kez konusuyorum vermiyorum ama öyle bi bağırıyor ki malesef pes ediyorum..evet yanlışım tutarlı olmam lazım ama olmuyor işte

nasıl söz dinler bebekler sakin olur..yakama yapısıyor bacaklarıma..sonra  ağlıyor

gerçi cocugum karnımdan beri sakin bi ortam görmedi ya işte cevap.. gec kalmış sayılmam dimi? düzelebilir mi?
şimdiden cok teşekkür ederim..
<mesaj tarafından düzenlendi * öyküm * on 06.09.2008 21:18:34>
ALLAH'IM MELEĞİMİZİ KORU..HER ZAMAN SANA EMANET

secilöz

  • Tüm gönderiler : 1636
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İZMİR KSK -ŞİMDİLİK KAYSERİ
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Sinir nobetleri - 06.09.2008 21:19:45 ( #709 )
benim oğlum daha 1 aylık bile olmadı ve sinir nöbetini şimdiden yaşıyoruz bir süre süt gelmeyice memeden o kadar çok sinirleniyor ki çenesini titrete titrete ağlayıp çığlık atıyor.ben de şaşırıyorum ne yapacağımı ağlamakla sinirlenmek arasıda gdip geliyor duygularım .sakinleşmek için yatağına yatırıp sakinleşmesini bekliyorum.
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Sinir nobetleri - 23.09.2008 02:20:19 ( #710 )

Orjinalden alıntı: * öyküm *

yazılarını daha önceden takip ediyordum uygularım diye ama iş başa düşünce uygulayamıyorum

bebeğimle 1 yıl birlikteydim ve cok yıprandım ve ona da zararım oluyor eminim.
işe dönüyorum

neyi nasıl yapacagımı nasıl ii bir anne olacagımı artık sorun haline dönüştü kaliteli bir zaman  sevgi dolu özgüvenli mutlu söz dinleyen bir bebek cok mu zor

benim cadı bagırarak istiyo herseyi nasıl agzında laf geveliyo duysan sinirli sinirli
hep parmak ilerde ııııııı bla bla bla ..ver yani..kendi gitmez eline gelecek...
cogu kez konusuyorum vermiyorum ama öyle bi bağırıyor ki malesef pes ediyorum..evet yanlışım tutarlı olmam lazım ama olmuyor işte

nasıl söz dinler bebekler sakin olur..yakama yapısıyor bacaklarıma..sonra  ağlıyor

gerçi cocugum karnımdan beri sakin bi ortam görmedi ya işte cevap.. gec kalmış sayılmam dimi? düzelebilir mi?
şimdiden cok teşekkür ederim..

 
Merhaba hosgeldin oykum
 
benim yazilarimda ve alintilarimda seninde okudugun gibi asil onem anne-cocuk arasinda dogumdan itibaren kurulmasi gereken iliskide yogunlasiyor..
 
Ve ben simdiye kadar yazdiklarimda daha cok bu birebir iliski uzerinde duruyordum..
 
tabiki bu birebir iliskiyi kurmaya cabalayip buna ragmen hala gelismekte olan cocukta bir hircinlik ve ofke ve yaramaz davranislar varsa bunun sebebi illaki anne-cocuk arasindaki iliskiden kaynaklaniyor diyemem sahsen..
 
Cunku cocugun gelisimindeki en onemli oge olsada tek etken anne degil, ortam, cevre ve ailevi iliskiler (anneanne-babaanne ve akrabalarin tutumlari) vs de cocugun gelisiminde onemli etkenler..
 
Yukarida soylemeye calistigim seyin en gecerli ornegide kendi kizim.. Son derece sevgi dolu, duyarli, sevecen olan kizim Istanbul'un agresif yasam tarzi ve aile efradinin ilginc!! yonlendirmeleri neticesinde kizimin ne kadar degistigini gorunce bende ne yapacagimi sasirdim acikcasi..
 
ve gordumki cine girdigimiz ortamlar, birlikte oldugumuzu aileler, hatta bulundugumuz sehrin kendisi, buyukten kucuge herkesin psikolojisini etkileyen etmenler..
 
Sevgi dolu, ozguveni yuksek, kendi ve cevresindeki herseyle barisik bir cocuk icin sadece anne cabasi yetmiyor..
Ayni zamanda kaliteli bir ortam, egitimli,duyarli ve bilincli bir cevre ve aile efradida sart..
 
Kizinin sergiledigi tavirlar illaki senden alinmis ornekler degildir, ortamin ve diger insanlarinda onu nasil etkiledigi uzerinde dusunulmesi gereken bir husus..
 
Kolay gelsin, gorusmek uzere, sevgiler.
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Sinir nobetleri - 23.09.2008 02:26:17 ( #711 )

Orjinalden alıntı: secilöz

benim oğlum daha 1 aylık bile olmadı ve sinir nöbetini şimdiden yaşıyoruz bir süre süt gelmeyice memeden o kadar çok sinirleniyor ki çenesini titrete titrete ağlayıp çığlık atıyor.ben de şaşırıyorum ne yapacağımı ağlamakla sinirlenmek arasıda gdip geliyor duygularım .sakinleşmek için yatağına yatırıp sakinleşmesini bekliyorum.

 
Merhaba Seciloz hosgeldin,
 
oglun sinir nobeti geciremeyecek kadar kucuk.. Daha bir aylik bile degilmis bebegin, onun suan ki tek derdi karninin tok olmasi, anne yakinligi (temas) ve uyku.. Bu uc seyi istedigi kadar aldigi takdirde memnun olacaktir..
 
Umarim sut sorununu asmissinizdir, oglununki sinir nobeti degil, sadece acliginin tepkisi..
 
Gorusmek uzere, sevgiler.
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
en iyi ogrenme yolu.. Pozitif yonlendirme - 12.10.2008 04:34:09 ( #712 )
Cocuk gelisimi hakkinda okurken asagidaki makaleye rastladim, cok dogru oldugunu dusundugum icin buraya aktarmak istedim.
 
Makalenin onemli kisimlarini ingilizce oldugu icin size ozet gececegim, orijinal linki ise asagida veriyorum..
 
Beyinin en iyi ogrenme sekli yolgostericilik
 
Mutlu yasamanin kriterlerini; yakin aile ve arkadas cemberi, hareketlilik ve sIk sIk gulme olarak gostermis yapilan calismalar.
 
Sasirtici olan, ayni kriterler 6 yas altindaki cocuklarin gelismekte olan beyinleri icinde bir ihtiyac.
 
Pozitif sosyal iletisimler cocuklarin hayatin inis ve cikislarinda tampon gorevini yapiyor. Hayatimizdaki insanlar negatif tecrubelerimize destek oldugu gibi, pozitif tecrubelerimizi de kuvvetlendiriyor..
 
Kucuk cocuklar kendilerini yonledirecek ve koruyacak yetiskinlere ihtiyac duyuyor.
 
Pozitif tecrubeler, pozitif ogrenmeyide birlikte getiriyor.. Eger bir cocugun tecrubeleri negatif ise beyini pozitif manada  gelismiyor ve bu problem cocugu elde etmesi gereken hayat tecrubelerinden mahrum birakiyor..
 
Biz cocuklarimizi her ufak morluktan, her ufak dususten korumaya calismamaliyiz cunku herkes hatalari neticesinde ogrenir. Bizim cocuklarimizi asil korumamiz gereken seyler tramva ve kotu davranislardir (kufur,cirkin soz, kucumseme, asagilama,dovme gibi)
 
Kucuk cocuklar caresizdir ve hayata karsi guclerini pozitif tecrubelerden kazanir. Bu tip bir ortami cocuklarimiza saglamak zorunda ve onlari kotu davranis ve tramvalarin stresinden korumamiz gerekir.
 
Yetiskinlerde rastlanan depresyon ve siddet, bu insanlarin kucuklukte yasadiklari tecrubelerle iliskilidir.  Cocuklarimizin ileriki yasamlarinda hayatlarinin daha mutlu ve guzel olabilmesi icin onlarin pozitif sosyal deneyimlerini guclendirmeliyiz.
 
Gulmek stresi atar, iliskilerin pozitif olmasini saglar, ve beyinin gelismesine yardimci olur..#
 
Cocuklarimizi negatif ortamlardan ve sosyal iliskilerden korumali, onlari pozitif egitimle yonlendirmeli ve en onemlisi hergun onlarla gulmeliyiz.
 
http://nwanews.com/bcdr/News/64632/
 
arkadaslar
 
birinin cocugu sizin cocugunuzu sIkIstirdiginda, vurdugunda, kotu soz soylediginde mutlaka cocugun annesinden mudahale etmesini beklediginizi gosterin, yok eger cocugun annesi mudahale etmekten acizse yada umursamiyorsa o zaman mutlaka cocugunuzu o ortamdan cekin..
 
hic bir sorumsuz annenin " ama daha kucuk o ablasi" sozunu bir bahane olarak kabul etmeyin.. Bu tip annelerin cocuklarinin kotu davranislari karsisinda seyirci kalabiliyor olmalari dahi buyuk bir sucken, kotu davranisi savunurcasina birde ustune bu kadar cahil ve sacma bir bahane bulmalari kadar aci birsey goremiyorum..
 
Hicbir zaman cocugun "kucuk" olmasi, onun kotu davranislar sergilemesi ve yumusak huylu cocuklari ezmesi icin bir bahane degildir.. Sakin goz yummayin, eger istediginiz ve beklediginiz mudahale yapilmiyorsa, akraba dahi olsa o ortamlardan cocugunuzu uzaklastirin, kendinizde uzaklasin.
 
Ozellikle 3-5 yas grubundaki cocuklar taklitle ogrenir, bu yuzden bu yas grubunda cocugunuz varsa cocugunuzun kimlerle ve ne sekilde bir iletisim halinde olduguna ozellikle ozen gostermek gerekiyor..
 
Cunku taklit yoluyla (iyi-kotu oldugunu secemeden) kapmis oldugu her davranis yada eylem, eger mudahale edilmezse zamanla aliskanlik ve cocuk icin bir "kendini ifade etme" sekline donusup sizin icinde kocaman bir problem haline gelebilir.. Ekseni negatiflesmis bir cocugu ise daha ileriki yaslarda egitmeye calismak cok daha zordur,hatta isyan etmesi daha siddetli olacagi icin mumkun bile olmayabilir..
 
Baska bir yazida gorusmek uzere, sevgiler hepinize.
 
 
 
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
* öyküm *

  • Tüm gönderiler : 3288
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: hayattan..
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: en iyi ogrenme yolu.. Pozitif yonlendirme - 13.12.2008 15:09:24 ( #713 )
imdaaaaaaaaaaaaaaaattttttttttttttt
 
neyi nasıl yapacagım off..
çalışma ortamımdaki stres ,ev yükü şu bu beni mahvetti.. kızım da fena, cazgır olma yolunda
 
nasıl sakinleşebilir ve nasıl sakinleştirebilirim..
uygulayamıyorum deliricem..
 çok edepsiz nasıl bağırıyor direniyor..
öyle bir anne diyor kii agresif bagırarak..bazen oyun yapıyor tepkimizi ölçüyor bazen d egercekten bacaklarımıza yapışarak anneeeeeeeeeeeeee diyor..
 
çaresizim diycem ama çare benim...yardım istiyorummmm lütfenn
ALLAH'IM MELEĞİMİZİ KORU..HER ZAMAN SANA EMANET

sevgii

  • Tüm gönderiler : 10470
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ANKARA
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: en iyi ogrenme yolu.. Pozitif yonlendirme - 14.12.2008 13:01:51 ( #714 )

Orjinalden alıntı: * öyküm *

imdaaaaaaaaaaaaaaaattttttttttttttt

neyi nasıl yapacagım off..
çalışma ortamımdaki stres ,ev yükü şu bu beni mahvetti.. kızım da fena, cazgır olma yolunda

nasıl sakinleşebilir ve nasıl sakinleştirebilirim..
uygulayamıyorum deliricem..
çok edepsiz nasıl bağırıyor direniyor..
öyle bir anne diyor kii agresif bagırarak..bazen oyun yapıyor tepkimizi ölçüyor bazen d egercekten bacaklarımıza yapışarak anneeeeeeeeeeeeee diyor..

çaresizim diycem ama çare benim...yardım istiyorummmm lütfenn

 
sana yardım edebilecek biri varsa aynı dertlerden muzdaribim dün mutfaktaki çöp kutusununun içini boşaltacağım diye kapıları yumrukları hıçkırarak ağladı resmen izin vermeyince öyle hırçınlaşıyorki ama komşuda başkasında süt dökmnüş kedi oluyor bu sıpa yaa
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: en iyi ogrenme yolu.. Pozitif yonlendirme - 11.01.2009 20:59:53 ( #715 )
 
 
 
arkadaslar hareket yanlissa engel olunmasi ve cocuga da o hareketin yanlis oldugunun guzelce ogretilmesi gerekiyor, malesef baska yolu yok. Engel olmak derken kastim su: yapma, etme seklinde ustunkoru bir sekilde yada tamamen kizarak engellemek bir fayda getirmez. Onemli olan cocugu zaman icinde o hareketten vazgecirmek, buda birden olmuyor, sabir ve sakinlik gerektiriyor.

oncelikle yaptigi hareket sizi cok kizdirdiysa hic bir tepki vermeyin, oncelikle kendi kizginliginizi gecirmeniz gerekiyor, cunku cocuklar negatif tepkilere ayni sekilde negatif tepki ve hareketlerle karsilik verir. 1-2-3 yasindaki cocuklarin cevre ve etrafindaki insanlari taklit ederek hareket ve davranislarini belirleyeceklerini unutmadan oncelikle kesinlikle bagirmadan ve kizmadan tepki vermelisiniz.

bir ornek vermek gerekirse mesela cocugunuz surekli bagirarak ve asabilesek kendisini ifade ediyor diyelim, once dusunmemiz lazim, ona bu ornegi verecek birisi varmi etrafinizda. Eger varsa oncelikle ornek olan kisiyi uyarmak lazim, cocugunuzun etrafinda boyle bir ornek olmamali..

asabiligin ve bagirmanin diger bir nedeni cocugun istedigini yapamadigindan dolayi, kendisinde olusan negatif duyguyu bu sekilde aciga vurmasi. yapmak istedigi nedir? kendisine ve cevresine zarar verecek birseymi? degilmi? once bunun olcumunu yapin. eger bir zarar meydana gelmeyecekse birakin yapsin, ortalik dagiliyorsa dagilsin, cocugunuzun ustu basi kirlenecekse kirlensin.. herseyi de engellememek lazim cunku cocuklarin meraklarini gidermeye, sagi solu zararli birsey olmadigi surece kurcalamaya ve kesif duygulariyla da hareket etmeye de ihtiyaclari var.

ama diyelimki mesela atiyorum, cop kutusunu karistirmak istiyor, elbette bu dogru degil, cunku sagligini etkileyebilir, kesinlikle cop kutusunu karistirmayacak diye karar vereceksiniz oncelikle ve bu kararinizdan cocugunuz ne kadar bagirip cagirsada, ne kadar strese girsede vazgecmemeniz lazim. cunku hayir dediginiz birseye aglayip kendini paraladigi icin sonrada evet derseniz, bu ona "aglayip olay cikarinca istedigimi yapiyorlar demekki" mesaji verir.

en guzeli ise cocugunuzu daha cop kutusuna yonelirken amacini farketmeniz ve daha olay cikmadan konuyu idare altina almaniz. mesela cocugunuz cop kutusuna dogru yoneliyor diyelim, amacini farkettiniz ve o daha cop kutusuna ulasmadan onun ilgisini baska bir seye cekebilirsiniz..

ama diyelimki dikkatinizden kacti, onu cop kutusunu karistirken buldunuz, o zamanda ona "sakin" bir sekilde kisaca bir aciklama yaparak (e.g cop kutusu pis, kirli, bak ne kadar pis kokuyor, ooog diyip onu uzaklastirmaniz lazim, bunun ustune aglarsa da verdiginiz karardan vazgecmemeniz lazim.

Belki sizin onu cok merak ettigi birseyden uzaklastirmaniz onun hosuna gitmeyecek ve tekrar tekrar yapmak istedigini yapmaya calisacaktir ama davranis ve soylemlerinizde hareket ne kadar tekrarlarsa tekrarlasin kesin ve net olmaniz lazim.

diger bir hususki bence bu cok onemli, cocugunuzla en cok  hangi durumlarda iletisim halindesiniz, bunu dusunun. Kizdigi, bagirdigi, aglamaya basladigi zamanmi daha cok ilgi goruyor yoksa sakin ve sevecen oldugundami.. su bir gercekki cocuklarin bir kisminin asabiliklerinin nedeni ancak yaramaz olduklari zaman ebeveynlerin kendileriyle ilgilenmeleri ve iletisim kurmalari..  sirf o ilgiyi gorebilmek icin kotude olsa yaramazlik yapmayi secen cocuklar var..

Ayrica dusunulmesi gereken bir baska seyde su: Evde otorite kim? Kimin sozu geciyor? cocugunuzun sozu geciyorsa disiplinsizlik sinirini asmissiniz demektir, basiniz cok agriyacaktir.. sizin sozunuz gecmiyorsa isiniz yine cok zor demektir cunku cocugunuz sizi dinlemiyor, iletisim problemi var demektir. Sozu gecen kim ise, yani cocuk en cok kimin sozunu dinliyor ve onun yaninda sakinlesmeye meyilli ise o kisi yardim etmeli e.g baba, bakici, babaanne yada anneanne. Eger otorite yani cocugun ornek aldigi esas kisi siz degilseniz bu durumun mutlaka duzelmesi de gerekiyor cunku siz o boslugu doldurmadiginiz surece cocugunuzu idare etmeniz cok guc olacaktir..

Suan aklima gelen genel hatlar bunlar, umarim bu konuda bir fikir verebilmisimdir. Bu baslikta bu konuyla ilgili bir cok mesaj var, daha detayli incelemek icin vakti olanlara okumalarini tavsiye ediyorum.

Kolay gelsin.

<mesaj tarafından düzenlendi SERENITY on 11.01.2009 21:04:32>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: en iyi ogrenme yolu.. Pozitif yonlendirme - 20.01.2009 14:55:03 ( #716 )
Bu mesajimda biraz yuva konusuna deginmek istiyorum, nitekim Zeynep'i bir gunlugune bir yuvaya vermek istedigim, sosyallessin, yasitlarinin arasina karissin diye. O yuzden arastirma yaptim bu konuda.
 
Bir yuva secerken oncelikle dikkat edilmesi gereken kriterlerin basinda
 
1. Binanin ve yuvanin temiz olmasi gerekiyor, yuvada kullanilan materyaller ve oyuncaklarin yeni olmasi gerekiyor.
 
2. Elinize tutusturulan yemek listesine guvenmeyin, yuvayi ziyaret ettiginizde mutfakta o gun ne pisirildigine bakin. Guya saglikli beslendigi soylenen cocuklarin ziyarete gittigim bir yuvada o gunki oglen yemekleri patates kizartmasiydi ve mutfakta inanilmaz agir bir yag kokusu vardi, buda demektirki hazir yiyecekler pisiyor daha cok o mutfakta..
 
3. Genel olarak yuvaya goz gezdirin, cocuklar kendi hallerine mi birakilmis, yoksa vakitlerini gecirirken belli bir duzen, intizam varmi, baslarinda bir ogretmen kendilerini yonlendiren biri varmi, grup aktivitelerimi yapiyorlar, yoksa cocuklar kendi baslarina mi vakit geciriyorlar..
 
4. Ayrica yuvada cocuklarin dagilimi da onemli, siniflar olusturulmusmu, cocuklar yas gruplarina gore siniflara ayrilmismi. Bunun soyle bir onemi var.. 1 yasindaki bir cocugun gelistirmesi gereken ozellikleri, 3 yasindaki bir cocukla ayni degildir.. haliyle yapmalari gereken aktivite ve oyunlar farklidir, bu yuzden bu yas gruplarindaki cocuklar farkli sinifta olmali, farkli aktiviteler yapmalilar. O yuzden butun yas gruplarinin karisik bir sekilde birarada oldugu bir yuvanin cocugumuza birsey kazandirip kazandirmayacagini sorgulamaliyiz..
 
5. Ayrica cocuklar icin ogretmenler disinda bakici varmi. Gerektiginde cocuga tuvalet, elini yuzunu yikama, temizlik konusunda yardim edebilecek calisan olmasi lazim..
 
6. Birde eger yuvalariniz bir devlet kurumu tarafindan takip ediliyorsa, bu kurumun verdigi raporlari ve puanlari gozden gecirin, Ingiltere'de okullari kontrol eden kurumun adi Ofsted.  Yalniz su varki Ofsted'in mesela ben "yeterlidir" dedigi yuvalari hic begenmedim..  Sadece "iyi" ve "cok iyi" dedigi yuvalar belkide gorulmeye deger.
 
Cocuklarimiz icin yeterli olmasi malesef yetmiyor, cunku yeterliden kasit temel ihtiyaclarin gideriliyor olmasi.. Oysa bir yuvanin cocugun temel ihtiyaclarini (yeme, icme, su yada bu sekilde vakit gecirme gibi) gidermesi yeterli degil, cocugun yeteneklerini tesvik etmesi ve onu zihinsel olarakta okula hazirlamasi lazim, sosyal iliskiler gelistirmesinde ve saglikli iletisimler kurabilmesinde de yardimci olmasi lazim..
 
 
 
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
Guest:)

  • Tüm gönderiler : 563
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Atlanta-Georgia, USA
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: en iyi ogrenme yolu.. Pozitif yonlendirme - 20.01.2009 21:39:42 ( #717 )
Sevim, okullar ile ilgili mesajin bana burdaki evlerden bozma, bahceye birkac eski oyuncak serpistirilmis okullari animsatti.. Haftaligi $75 'e kadar dusen bu okullar beni hep dusundurmustur..
 
Tum bunlara ek olarak, cocugunuzun gidecegi sinifin ogretmeni ile mutlaka onceden tanisip, 10 -15 dk bile olsa bir kac soru sorup onunla zaman gecirin.. 15 dk bile olsa, mutlaka cocuklardan biri ya aglayacak, ya kocasak, ya birsey isteyecektir.. Cocuklara karsi tepkisini mutlaka gozlemlemelisiniz.
 
Bir diger durup izlenilen yontem.. Ceza uygulamalari.. Eger kurallariniz catisiyorsa bir kez daha dusunun..Misal yemegini yemeyen cocuga ne yapiliyor? Ogretmen mi yediriyor, yemegini bitirmesi mi bekleniyor? farkli bir odaya mi alinip yemegini yemesi isteniyor? Yoksa yedigi kadar yer mi deniliyor?
Uyumayan cocuga neler yapiliyor? Uymasi icin zorlaniyor mu? Uyumuyorsa baska aktivitelere mi yonlendiriliyor? Yatakta sessiz durmasi mi isteniyor?? Tum bu sorularin cevabi ebeveynlere gore farkli olabilir. Onemli olan ayni pencereden gorebilmeniz..
 
Okulda kamera sistemi olmasi da diger bir arti olabilir.
 
 

Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: en iyi ogrenme yolu.. Pozitif yonlendirme - 21.01.2009 02:16:30 ( #718 )
Tubacim hosgeldin canimm. Bu konuda tecrubeli bir anne olarak katkilarindan dolayi tesekkur ederiz.
 
Ve kesinlikle yuva adi altinda acilan uyduruk mekanlar hakkinda cok haklisin, benimde gordugum yuvalarin bazilari, cocuklari "oyalamak" icin yapilmis yerlerdi. Hele birtanesi vardi inanilir gibi degildi, resmen bahcenin ortasina kocaman bir konteyner koymuslar, cocuklarida konserve gibi icine doldurmuslar, kis oldugu icin kapilar,pencereler, hersey kapali, icerisi inanilmaz havasizdi, resmen insan kapidan girer girmez "havasizligin" havasini icine cekiyor.. Boyle bir ortamda eminim cocuklardan biri hapsirsa hepsi grip nezle olur ve bu kadar sicak ama havasiz olmasi, eminim en azindan kucuk bir pencereden dolayli olarak gelen soguk ama temiz bir havadan daha zararli..
 
ve ben bu tur yerlerin ne acidan "uygundur" onayi aldigini anlayamiyorum, ya kontrol edilecekleri zaman rol yapiyorlar ve goz boyayarak kontrole gelen gorevlileri hatta anneleri kandiriyorlar yada gunumuzun yuva,kres kriterleri inanilmaz dusuk..
 
Ayrica ogretmen ve ceza acilarindan da cok guzel noktalara deginmissin sagol canim paylastigin icin.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
bedevi

  • Tüm gönderiler : 69
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: en iyi ogrenme yolu.. Pozitif yonlendirme - 01.02.2009 01:08:19 ( #719 )
Arkadaşlar merhaba,

Baştan sona okumaya çalıştım ama yetiştiremedim.... Çok güel bilgiler var bu sayfada, herkese çok teşekkürler.
Ben kızım 15 aylıkken çalışmaya başladım, kızımla 15 ay boyunca, koşullar gereği tek başıma ilgilendim, biraz yorucu olsa da hiç şikayetçi değilim, hayatımın en güzel dönemiydi. Benim kızım çok sevgi dolu, güleryüzlü, canayakın, kığır kıpır bir kız... Bakıcı bulamadığım için ve annem de çok istediği için apar topar annemin yakınına taşındık ve kızıma annem bakmaya başladı. Kızım annemi tanıdığı bildiği için biz giderken el sallayıp öpücükler göndererek uğırluyor bizi, bu açıdan kafam çok rahat, ha özellikle babasından ayrılmak istemediği biraz direndiği oluyor ama olacak artık o kadar.
Benim annem 62 yaşında, beli filan ağrıyor, gün içinde innanılmaz yoruluyor, bazen acaba diyorum yeterince oynayabiliyor mu kızımla, çok konuşkandır, sohbet ettiğini hikayeler anlattığını tahmin ediyorum ama mesela yazık dışarı çok çıkaramaıyor çünkü kızım başını alıp koşturuyor ve annem çok zorlanıyor. Benim de aklım kalıyor haliyle, benim iiçin ilk üç yıl zihinsel gelişimi çok önemli çünkü, ama anneme ukalalık da yapmak istemiyorum... Amacım maddi durumu biraz düzeltince mayıs gibi filan annemim yanına birini bulmak, kızımla koşturabilecek birini.
Sorun ne derseniz, annem bazen kızım yanlış bişi yaptığında "aaa küstüm ama sana ben" ya da "olmaz ki canım bu da" filan gibi sözler söyleyip kafasını çeviriyomuş, kızım da anneannesinin gönlünü almak için şrinlikler yapıyomuş, annem de sonra onu öpüyormuş filan, bu "sana küstüm" lafları çocuk için iyi değil di mi arkadaşlar? Eşim de bazen kızmak gerek, tepki vermek gerek diyor ama aklım kaldı, size danışmak istedim... Aslında sorun şu ki benim annem oldukça otoriter, bizi öyle yetiştirdi, ben ise kızımla iktidar mücadelesine girip onu üzmek istemiyorum. Annem ise bazen böyle az önce dediğim gibi ciddileşiyor filan, of işte aklım kalıyor kısacası arkadaşlar sizce bu durum kızımı çok etkiler mi?
Bir de bende şöye bir durum var, kızım üzülücek diye çok korkuyorum ben, mesela babası filan ona güldüğünde karşılık vermezse hemen devreye giriyorum, ona kızıyorum, yani kızım uyanık olduğu müddetçe sürekli onun her tepkisine her gülüşüne karşılık vermeye çalışıyorum ve eşim ya da annem bazen kaçırırlarsa biraz bozluyorum açıkçası, acaba tüm anneler böyle midir?
Bugün bir arkadaşımızdaydık, kızım çok dolandı bağırdı çağırdı, çok uykusu da gelmişti, arkadaşım da gülerek "of ne dillisin bi durmadın, bi konuşturmadın, sen şurda uyusan, biz de azıcık sohbet etsek, ne bu yahu" gibilerinden birşeyler söyledi, benim kızım hiç böyle şeylere alışık değil, ben de duruma bakıp, müdahale etsem mi diye düşündüm ama bir yandan da herşeye öfkelenen, her durumda kızını kollamaya çalışan bir anne de olmak istemiyorum, kızıııım sen de ona kız ne diyosun sen de filan dedim, güldüm ona, yani herşey yolunda mesajı verdim, zaten herkes gülüyodu, arkadaşa dedim ki kızım sayende hayatında ilk kez azar işitti dedim, kızım da bi duraladı sonra o arkadaşa gülmeye filan başladı, şimdi de kafama takıldı işte müdahale etmelimiydim diye, eşim çok fazla abarttığımı düşünüyor, yaw çocuk bişi demedi ki filan diyor, ama annelik biraz faklı heralde, ya da belki işe başladığım için mi bu aşırı hassasiyetim? Of kafam çok karışık, çok da uzun yazmışım, arkadaşlar çok vaktinizi aldım kusura bakmayın, sevgiler, iyigeceler...
Serenity

  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: en iyi ogrenme yolu.. Pozitif yonlendirme - 02.02.2009 16:38:13 ( #720 )
Merhaba Cigdem,
 
Cok hassas ve duygusal yaklastigini hissediyorum olaylara. Kizini cok sevdigin yazdiklarinin arasinda seciliyor ama kendine koydugun tani dogru bencede ise basladigin icin asiri hassaslasmis olabilirsin, ozellikle bazi calisan anneler, bu yuzden de daha cok taviz vermeye ve cocuklarinin her dedigini yapmaya gayret ediyorlar, buda cocuklarin daha sinirsiz olmasina ve neticesinde kontrolsuzluge sebep olabiliyor..
 
Elbette cocugunu seven hicbir anne uzulmesini, aglamasini istemez. Ama bu herzaman mumkun degil, kabul etmemiz gerekiyor.. Uzulmesin,aglamasin diye yapmamasi gerekenleri gormemezlikten gelemeyiz, ki annenin kizinin hatali davranisi karsisinda bir tavir koymasi da yanlis degil.. Bu tur yonlendirmeler cocugun anlayisinin ve hareketlerinin sekillenmesi icin gereklidir..
 
Her cocuk sinirlarini ogrenmelidir, bunu cok severek okudugum Dr Sears hemen hemen butun cocuk gelisimi kitaplarinda vurgular ve soyle der " cocuklari asil mutsuz edecek olan sey sinirlarini bilmemektir, sinirlari olmayan bir ortam cocuk icin urkutucudur"..
 
Onemli olan tek detay verilen tepkinin yerinde ve saglikli olmasi.. Yanlisa elbette evet denilmez, bu cocugun dogru yaptigini sanmasina neden olur, ilerde degistirmek istediginizde bu yanlis davranislari degistirmenizde daha guc olur.
 
Sizin sinir koymaniz, onu yapabilecekleri ve yapamayacaklari hakkinda yonlendirmeniz iktidar mucadelesi degil kesinlikle, bu aksine cocugun gelisiminde onemli bir detay.
 
Gelisim acisindanda cok merak etme bence, kizin daha kucuk ve kosturmak yerine evde de yapabilecegi bir cok aktiviteler bulunabilir. Yasina uygun ozel kitaplar ve oyuncaklarla kizinin motor kabiliyetlerinin gelismesine ve zihinsel acilimina yardimci olabilirsiniz.
 
Sevgiler
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)
Sayfayı değiştir: << < ..31323334353637 > | Sayfayı gösteriyor 36 of 37, mesajlar 701 to 720 of 727

Hızlı ulaşım:

Şu andaki aktif kullanıcılar
0 adet üye ve 55 misafir var.
İkonların Anlamları ve İzinler
  • Yeni mesajlar
  • Yeni mesaj yok
  • Yeni Konu ve Yeni Mesajlar
  • Yeni mesajı olmayan yeni konu
  • Yeni mesajlarla kilitlendi
  • Yeni mesajlar olmadan kilitlendi
  • Mesajı oku
  • Yeni konu başlat
  • Mesaja cevap ver
  • Yeni anket gönder
  • Oy gönder
  • Post reward post
  • Gönderilerimi sil
  • Konularımı sil
  • Gönderiyi derecelendir

© 2000-2009 ASPPlayground.NET Forum Version 3.4