Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi

Sayfayı değiştir: < 12345678910.. > >> | Sayfayı gösteriyor 6 of 19, mesajlar 201 to 240 of 727
Yazar Mesaj
Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Hamilelikte stress.. - 27.10.2006 01:38:11
Ingiliz bilim adamlarinin yaptigi bir arastirmaya gore yuksek derecelerdeki stress hormonu, plesentayi gecerek dogmamis bebegi etkiliyor ve bunun etkisi uzun sureli oluyor.
 
Bristol universitesinde bu konunun devami olarak baska bir calisma yapan bir grup gorevli, hamileliginin son donemlerinde kendini endise ve strese kaptiran annelerin cocuklarinin 10 yasina geldiklerinde yuksek derecede cortisol a sahip olduklarini gorduler.
 
Cocuklar ve anneleri uzerinde yapilan arastirma sonucunda tukuruklerinde yuksek derece kortisol yani stress hormonu bulunan bu cocuklarin annelerinin hamilelikleri boyunca yuksek dozda stress yasadiklarini buldular.
 
Yuksek derece de kortisol ise psikolojik risk tasima faktoru olabilir dendi. Bu ileride depresyon ve surekli endise duyma sekline donusebilir.
 
Fakat baska arastirmalarda bazi psikolojik bozukluklarin bazende az kortisol miktarindan kaynaklandigi ortaya cikmis oldugu icin, bu calismanin bulgularinin daha derin arastirilmasi gerektigi de vurgulandi.
 
Hamilelerin stress atabilecekleri ugraslar bulmalari tavsiye edildi..


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Pozitif annelik ve Negatif annelik - 28.10.2006 01:15:00
Pozitif annelik:

1. konusurken bebegin/cocugun gozlerinin icine bakar, gulumser, bebegi kucagina alir yada tutar.
2. bebegi bebek askisiyla tasir, elinden geldigince temasta bulunur.
3.bebegin altini degistirirken oyun oynayarak yapar.
4. bebegi ac oldugu isaretini alir almaz doyurur.
5.bebekle kestirir yada uyur.
6.bebege masallar okur.
7.bebekle kollarinin arasinda yerde oynar, onunla beraber guler.
8.opmeler ve kucaklamalar bebek buyurkende devam eder
9.sozlu ovgulerde bulunur
10.yanindan gelip gecerken bile ona dokunur ve oksar
11.iletisim kurmak istediginde herzaman gozlerinin icine bakar

Negatif annelik:
1.kisa bakislar atar, kaslari catar yada hiddetlenir, kendi dusunceleri icinde kaybolur gider.
2.bebegi uzun sureler halinde kendi basina yatmaya yada kendi haline birakir.
3.bebegin bezini degistirirken igrenerek yapar.
4.kati ve esnek olmayan yemek rutini vardir.
5.bebegi kendi basina uyumaya birakir.
6.kafasini evin mukemmel olmassina takmistir.
7. bebegi kucakladiginda yada tuttugunda ilgisiz davranir,somurtkandir, ciddidir
8.bebegin hislerini belli etmesi acisindan hevesini kirar.
9.cocuga karsi uzak davranir, sozleriyle cocugu ezer.
10.nadiren cocukla fiziksel kontak kurar.
11.bebegin/cocugun gozlerinin icine bakamaz.
<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 28.10.2006 01:23:25>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Pozitif annelik ve Negatif annelik yasayan cocuklar - 29.10.2006 02:31:53
bir onceki yazida pozitif ve negatif anneligin ne oldugundan bahsetmistim. simdi ise pozitif ve negataif annelige maruz kalan cocuklarin nasil hissettiklerine bakalim.
 
Annelerinden pozitif yaklasim almis cocuk:
1.kendimi degerli hissediyorum
2.benimle vakit gecirmek eglenceli
3.ben, ben oldugum icin cok memnunum
4.bana bakanlar beni seviyor
5.annem ve babam ben etraflarinda oldugum icin memnunlar
6.hayattan heyecan duyuyorum
 
Annelerinden negatif yaklasim almis cocuk:
1.ben onemli degilim.
2.ben sIkIci biriyim.
3.bende yanlis olan nedir?
4.bana bakanlar baska bisilerle ugrasmayi bana tercih ediyorlar
5.ben tekbasimayim, yeterince iyi degilim
6.ben hayatin icinde kayboldum ve cok korkuyorum diye dusunurler.
 
Cocuklarin kendine guveninin pek cogu sadece cocugun kendi hakkinda ne dusundugden degil, cevresindeki insanlarin onun hakkinda ne dusundugunden de gelir. Kendine guvenen cocuklar yetistirmek icin onlara pozitif mi yoksa negatif bir aynami oluyoruz bunu cok iyi dusunup analiz etmemiz gerekir.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

tulinsozeri
  • Tüm gönderiler : 978
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İstanbul
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 29.10.2006 12:09:55
Sevim merhaba;
 
Bir sorunum var ,belki yazdıkların arasında vardır ama nolur beni affet hepsini okumaya zamanım olmadı.Sorunum kızımla doğal olarak.3 gün önce emziğini bıraktırdık.Yani emziğin ucunu kestik o günden beri de emziksiz uyuyor.Ama bununla birlikte ilginç tepkiler vermeye başladı.Bana kızmaya başladı,ve elleriyle bana vuruyor kızdığında.
   Çevremde birkaç örneğini gördüğüm için annesine kızan çığlık atan bir çocuk istemiyorum....Kayınvalidem emzikten dolayı olabileceğini söylüyor ve geçici diyor.Ha bu yaptığının yanında başka bir şey daha var.
 
Geçen gün kızım kucağımdayken tencerenin kapağını yere düşürdüm.Ela birden titremeye başladı(bütün vücudu)Yaklaşık 3-4 saniye titredi.Başka seslerden korktuğu zaman da bu tepkiyi verdiğini gördüm.
 
Sence bu nedir?Yani pedagoga götürmem gereken bir durum var mı?
 
Cevabın için şimdiden teşekkür ederim...

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 30.10.2006 02:31:24
Tulincigim merhaba,
 
 
Emzik Ela icin rahatlaticiydi, cunku emziklerin islevi budur. Bebegi rahatlatir, kendini guvende hissetmesine sebep olur, uykuya dalmasina yardimci olur vs. Simdi  Ela nin emzigi yok, peki emzigin gorevini kim yada ne ustlendi? Yani uyuturken rahatlamasini nasil sagliyorsunuz simdi?Bunu dusunuyorum suan ben.. Sanirim Ela nin tepkisinin nedeni bu.. Sana karsi kizginligida onu rahatlatan seyi elinden aldigin icin rahatsizligindan seni sorumlu tutuyor olmasi olabilir.
Korku olayi emzigini biraktiktan sonra basladiysabu artik kendini guvende hissetmemesiyle alakali olabilir, yok eger genelde bir korku varsa bu degisik sekillerde butun cocuklarda olabiliyor, endiselenme bence.
 
Bunlar benim sahsi dusuncelerim tibbi bir dayanagi yok ama daha saglikli bilgi edinmek icin Dr Sears in kitabini bir karistiriyim, bu konuda yazdigi bisiler varsa onlarida buraya musait oldugum bir anda aktaririm.
 
Sana ve Ela ya sevgilerimizi yolluyoruz. 
 
 
 
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

tulinsozeri
  • Tüm gönderiler : 978
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İstanbul
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 30.10.2006 13:17:47
Sevimciğim selam tekrar;
 
Yazdıkların çok mantıklı geliyor.Nasıl uyutuyoruz dersen tabi ki hala sallayarak.Ama ben emzirmekten helak oldum tabi...Uuandığı anlara emzik yerine emziriyorum şu anda.Ama çok yorucu olmaya başladı.Emziğin diş yapısını bozduğunu sanıyorum ben .Tabi doktor tavsiyesi değil bu.Kulaktan dolma bir bilgi.Ama eninde sonunda bırakacaktık.
  Yazdıkların için tekrar teşekkür ederim...

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 31.10.2006 01:17:32
Tulincigim emzigin yerine emzirmeyi gecirmissen (ki bu daha saglikli) senin icin cok yorucuda olsa guzel ve fedakar bir cozum. Bunu bilmiyordum sen yazinca ogrendim ve seni takdir ediyorum.
 
Ela nin sana vurmasi yada kizmasi emzik yuzunden degilde gelisimi dahilinde de olabilir buna gore. Cunku sen hernekadar emzigini almis olsanda bunun yerine kendin kalkip onu sahsen rahatlatiyorsun ki bu cok daha guven verici birsey bebek icin. Benim kizimda 10-11 aylikken kizmaya sinirlenmeye baslamisti, bende cok sasirmistim cunku senin gibi hircin ve kustah bir kiz olmamasi noktasindan cok hassas biriyim, sonradan ogrendimki bu donemlerde cocuklar yapmak isteyip yapamadiklari yada anlatmak isteyip anlatamadiklari olaylar karsisinda sinirleniyorlar, aslinda kizma bize yani  annelere kasitli yapilan bisi degilmis. Suan herturlu duyguyu deneme asamasindalarmis. Ben kizarsam yada soyle yaparsam acaba ne olur? Bagirdigimda nasil tepki aliyorum vs diye merakla her tepkiyi deniyorlar.
 
Bende kizimin sakin ve sevgi dolu yetismesi icin ugrasan biri olarak tecrubelerimden ogrendimki, ne kadar sakin ve huzurlu bir ortamda yasasalarda gelisimleriyle alakali bazi donemlerden her bebek gibi geciyorlar. Onun sana kizmasi yada vurmasi hevesini kirmasin, bir gelisme doneminden gectigini dusunerek dogru bildigin seyleri yapmaya devam et bence. Ben boyle yapiyorum..
 
Mesela  benim kizim bana karsi cok korumaci oldu son zamanlarda, birinin bana yaklastigini gorse hemen mudahale ediyor. Gecen gun babasi gelip sarilmak istedi bana, once bizi ayirdi,benim onume gecti, sonra da babasina vurdu, sonra hizini alamayip yerde duran terligimi de alip birde onunla vurdu. Sasirip kaldim, insan hayret ediyor, yani diyorsun mesela terlikle alip vurmasi icin bunu birilerinden gormus olmasi gerekir, ama boyle bir sey yapilacak bir ortam degil bizimkisi.. o yuzden nerden akil ediyorlar, nasil dusunuyorlar anlamiyorum.. Bu olay karsisinda yapabildigim tek sey sakin bir ses tonuyla, "hayir zeynep, babaya vurulmaz, baba guzel, baba cici" demek oldu..
 
Bir baska gunde bir arkadasimiz geldi 6 aylik bebekleriyle, bende bebegi alip sevmek istedim, bebegi kucagima alir almaz Zeynep protestolara basladi bebegi indirmem icin, bende fazla kizmasin diye bebegi annesine geri verdim, Zeynep te bebegi birakmis oldugum halde hizini alamadi,yanima gelip bana bitane vurdu.
 
Bu tur olaylardan yaptigim tek sey, onu nelerin kizdirdigini yada sinirlendirdigini ogrenip o tur ortamlarin olusmasini elimden geldigince engelliyerek kizmasini ve vurmasini en aza indirgemeye calismak. Duygularini tamamen bastirmiyorum yada cok ters tepki vermiyorum cunku ilerde kendini anlatma acisindan benden korkup icine kapanmasini istemiyorum. Suan dusundugum tek sey bu bir gelisme donemi ve gececek, ve bunu en az hasarla atlatmaya calisiyorum
 
Ama gercekten emzigin yerine gecmekle buyuk bir fedakarlik yapiyorsun, bunu cok takdir ediyorum. Her anne bu sIkIntiya gelemez... Bence Ela suan bunu anlatamiyor olsada yaptigin bu guzelligi mutlaka hissediyor ve hoslaniyordur. Kim annesiyle biraz daha fazla birlikte olmak istemezki?
 
Sevgiler.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

tulinsozeri
  • Tüm gönderiler : 978
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İstanbul
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 31.10.2006 09:19:13
Sevimciğim merhaba;
 
Evet benimle her dakika birlikte olmak isteyen ve bana bağlı bir kızım var,ben bunu istemesem de.İstemesem de diyorum çünkü kızımın hayatında bir tek ben olmak istemiyorum.
  Yazdıkların (yani bu aylarda hırçın olma konusunda)biraz rahatlattı beni.
Bu sabah da başka bir hareketini farkettim .Dişlerini gıcırdatıyor.Yapma kızım dediysem de anlamıyor...Ama işine geldiği şeyleri anlıyor,mesela şurup görünce ağlamak gibi...
 
 Yazdıkların için çok teşekkür ederim sevim.
 
Güzel kızını da öperim ...

fbirci
  • Tüm gönderiler : 814
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 31.10.2006 23:51:35
merhaba sevim uzun süredir internetsizlik ve kafa dağınıklığıyla ben burayı cidden unutmuşum  geriye doğru okudum yine çok hoş şeyler yazmışsın
hepsi çok güzel ve benim eğitim tarzıma çok uygun daaaa ben şu sabır işini zor beceriyorum gerçi ilk dönemlere oranla çok çok daha sabırlıyım ama yine de kendime kızdığım çok oluyor çocuk eğtiminde sabrı artırmanın yolları kitabı yok mu ki ne

Bütün bildiğim, bir şey bilmediğimdir.
SOKRATES

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 01.11.2006 01:49:29
Burcu tesekkur ederim canim. Valla sabrin nasil arttirilacaginin kitabini bulsam ilk once ben okuyacagim. 
Benim sabrimin tastigi ve zivanadan ciktigim anlar oluyor, insanlik iste, mukemmel anne diye birsey yok. Ne kadar da okusak ogrensekte sonucta uygulamaya gelince insan kapasitesinin ustune cikamiyor. bende iste boyle yaa sabir, yaa sabir diyenlerdenim.
 
Bizim cocuklar yasit sayilir Burcu, heralde seninle benzer seyler yasiyoruz, sabir arttirma kitabi yokmu diyince acaip empati hissettim sana karsi
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

ÖZGÜL&ECEMNUR
  • Tüm gönderiler : 1111
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İSTANBUL
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 02.11.2006 11:10:19
Merhaba Sevim,
 
Yazılarını fırsat buldukça okumaya çalışıyorum. Çalışan bir anneyim ve 10,5 aylık bir kızım var.
 
Son günlerde ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Ecemnur son günlerde aşırı sinirli olmaya başladı. İstediği birşey olmadığı an bağırmaya başlıyor. Elinde etrafında ne varsa yerlere atıyor, saç çekmeye ısırmaya başladı, olduğu yerde tepiniyor ve kendini yerlere atıyor. Bu durumda ne yapacağımı bilmiyorum açıkçası. İstediğini yaptığımda buna alışırsa diye korkuyorum. Yapmadığım an bu tepkilerle karşılaşıyorum, bu da huy kalırmı , sinirli bir kişiliği olsun istemiyorum.
 
Yukarıda bir yazında 10-11 aylık bebekler sinirli olabiliyor demişsin. Bu alışkanlık yaparmı.
 
Böyle bir durumda ne yapacağım. en azından bana bir fikir verirmisin. Yanlış bir tepki vermek istemiyorum çocuğuma.
 
Bu arada ecemnur bizim nelere hayır veya evet diyeceğimizide çok iyi anlıyor ama o bize kendi istediklerini yaptırmaya çalışıyor.
 
Uzun oldu ama cevabın için şimdiden teşekkür ederim.

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 03.11.2006 05:31:51
Ozgul merhaba hosgeldin. Bahsettigim donemdeki cocuklarin sinirlenmesi, kizmasi ve tepki vermesi gelisim donemi olarak algilaniyor. Bebek henuz konusamadigi ve kendini istedigi gibi ifade edemedigi icin butun hareketleri deniyor ve bunlara aldigi tepkilere bakarak bazi seyleri aliskanlik haline getiriyor bazi seylerden ise zaman icinde vazgeciyor.
 
Neyi aliskanlik haline getirip getirmeyecegi ise biz annelerin karsi tepkilerine bagli. Okudugum kaynak yanlis hareket ve davranislari tastiklemememizi ve odullendirmememizi soyluyor. Eger cocuk agliyarak, bagirarak yada sinirlenerek birseyler elde ettigini gorurse bunu daha sonra silah olarak kullanabilir. O yuzden bu tip durumlari elimizden geldigince engellememiz lazim. Aksine sakin yada ilimli gorundugu anlarda bu anlari farkedip onlara daha fazla ilgi gostermemiz gerekiyor. Ilgiyi yaramazlik yaptiginda cekiyorsa yaramazlik onun icin on plana cikicaktir.
 
neye evet neye hayir diyeceginizi bilerek yinede kendince davranmasi sizin evet ve hayirlarinizin esnekligini, bu evet hayirlarin degisip degismeyecegini ve sinirlarinizi tekrar ve tekrar denemek icin olabilir. Mesele kurallar bozulabilirmi bozulamazmi meselesi..bunun icinde elinden gelen herseyi yapacaktir.
 
Guzel Kizina ve sana sevgilerimizi yolluyoruz


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

ÖZGÜL&ECEMNUR
  • Tüm gönderiler : 1111
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İSTANBUL
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 03.11.2006 12:35:11
Sağol sevimciğim
 
Bende kızımda şunu farkediyorum. Henüz konuşamıyor ama bizi çok iyi anlıyor. Kendi derdini bize çoğu zaman anlatamıyor ve o zamanlar daha çok sinirleniyor. Hareketlerinden ne demek istediğini anlamaya çalışıyoruz ama maalesef her zaman olmuyor.
 
Çok sakin aşırı mülayim bir çocukta olsun istemiyorum aslında. Akıllı tuttuğunu koparır cinsten bir çocuk olsun. İstemekle oluyormu bilmiyorum ama göreceğiz bakalım.
 
Tekrar yardımların için teşekkür ederim.
 
Bebeğine öpücüklerimizi gönderiyoruz......

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 04.11.2006 03:45:06
Benim amacim girisken ve kendine guvenen bir cocuk yetistirmek. Okuduklarimin ozu: Giriskenlik kendine guvenden, kendine guven ise bol bol alinan anne sevgisinden dogar.
 
Ben kizimin atilganliginin ve uste cikmasinin kabadayiliktan ve yaramazliktan degil, zekadan, gorguden,bilgi ve ozguvenden gelmesini istiyen bir anneyim. Bu farka cok dikkat etmeye calisiyorum.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 07.11.2006 04:02:45
 
Memory Centre dan aldim bu yaziyi, ilginizi cekecegini dusunuyorum..
 
Cocugunuzun Zeka tipi Hangisi
 
Çocuğumuzun zekásının ne kadar olduğunun yanı sıra, nasıl bir zeká türüne sahip olduğu, ona vereceğimiz eğitim açısından da çok önemli. Eskiden tek zeká kavramından bahsedilirken, bugün artık 7 farklı zeká olduğu kabul ediliyor. Bütün bebeklerin belli bir potansiyele sahip olarak doğuyor, ancak bu potansiyelin aktif hale getirilmesi için aileye büyük görev düşüyor. Diyelim bir insanın boyu genlerinde 170 santimetre. O çocuk iyi beslenirse 1.70’e kadar boyu uzar. Aksi durumda boyu 1.60’larda kalır. Zeká da böyledir. Ortalama insan IQ’su (zekásı) 100’dür. Çocuğun potansiyel zekásı ise 140. Çocuk eğitilmediğinde, zihinsel uyarıyı almadığında veya okumadığında IQ 100’lerde kalır.  Ailelere çocuklarını bu konuda sınırlamamalarını öneriyor: ‘Çocuğun zeká tipi, onun ileride hangi mesleği seçeceğinden çok, hangi yöntemle öğrenebileceğini ortaya koyar. Örneğin müzik zekásı var diye ille de çocuğa müzik aleti almak veya konservatuara yazdırmak zorunda değilsiniz. İki saat matematik çalışıyorsa, bir saat de müzik dinlemesine imkan vermelisiniz. Bunu yaparsanız çocuk matematiği daha çok sever’ diyor.

7 ayrı zeká tipi birbirinden nasıl ayrılıyor
Sözel Zeká: Kelimeleri etkili kullanma yeteneğidir. Bu çocuklar dinleyerek öğrenmeyi sever, duygu ve düşüncelerini sözel ifadelerle aktarırlar. İyi yazarlar, iyi anlatırlar, kitap okumayı severler. Anne-babanın onu konuşturmaya çalışması faydalı olur. Bu türden daha çok şair, yazar, gazeteci ve politikacı olur.

Sayısal (Mantıksal) Zeká: Eskiden yapılan zeka testlerinde sadece bu zeká türü ölçülüyordu. Sebep-sonuç ilişkisi kurmayı ve ‘neden’ demeyi severler, çok soru sorarlar. Bu çocuklar hesap yapmayı, sayı saymayı, mantık yürütmeyi, bir makineyi söküp nasıl çalıştığını görmeyi sever. Bilim adamı, matematikçi ve bilgisayar programcısı olma ihtimalleri yüksektir.

Görsel Zeká: Bu çocuklar işittiği bir şeyi değil de, gördüğü bir şeyi daha iyi akılda tutarlar. Yaşıtlarına kıyasla çizimleri ve resimleri güzeldir. Film ve slayt gösterileri eşliğinde öğrenmeyi severler. Eğilimli oldukları meslekler ressam, mimar, fotoğrafçı ve dekoratörlüktür.

Bedensel Zeká: Kişinin kendisini ifade etmesinde ve bir şeyler yaratmakta bedenini kullanma yeteneğidir. Yerinde duramazlar, spora ilgileri fazladır. El becerileri gelişmiştir. Çok rahatlıkla tamir işlerini yapabilirler. İyi taklit yaparlar. Bu çocuğa öğretirken atölye çalışması yaptırmak gerekir. sporcu, aktör, dansçı, heykeltıraşların çoğu bu zekáya sahiptir.

Müzik (İşitsel) Zekásı: Seslere hassasiyet gösterme kapasitesi ve kendisini müzikle ifade etme yeteneğidir. Nota, solfej bilmeseler bile, melodileri hemen akılda tutarlar. Müzik eşliğinde ders çalışırsa o bilgileri daha iyi akılda tutabilirler. Müzisyen olurlar.

Sosyal Zeká: İnsanları tanıma konusunda çok başarılıdırlar. Liderlik özellikleri vardır. Oynayarak, paylaşarak, konuşarak öğrenirler. Onu sosyal ortamlara sokup, sosyal becerilerini geliştirmesine fırsat vermek gerekir. Bu türden daha çok danışman, öğretmen, siyasi lider çıkar.

İçsel Zeká: Hayal kurmayı, düşünmeyi severler, kendilerinin güçlü ve zayıf yönlerini iyi analiz ederler. Bu çocukları düşünmeye, oturup kafa yorarak fikir üretmeye, farklı düşünmeye, hayal kurmaya teşvik edebilirsiniz. İçsel zekáya sahip olanlar psikolog ve psikoterapist olmaya daha yatkındır.






Prof. Dr. Nevzat Tarhan





<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 07.11.2006 04:04:03>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

tutti
  • Tüm gönderiler : 798
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 07.11.2006 09:32:53
Herkese Merhaba...
Zeynepcim bu vurma ve hırçınlık konusu açılınca ben de fikrimi paylaşmak ve senin de fikrini almak istedim. Benim ikizlerimde de artık vurma olayları başladı 19 aylıklar birbirlerine kızınca ve kardeşe vurmuyoruz diyince direkt bana dönüp bana vurmaya başlıyorlar Boran hala kardeşine sinirlenince ve elinin altında kimse yoksa :) kafasını vuruyor yere ya da hafiften yere atıyor kendini üzerinde durmayınca kalkıyor oyuna devam ediyor :)
Ilgın da bu sıralar şöyle bir durum var mesela bir istediğini yapmıyorsak ağlıyor baya eğer onu umursamaz davranırsak ta kusuyor!!! ağlamaktan kusmaya başlıyor tabi çok üzülüyorum aman kusmasın vs derken bir bakıyoruz ki kendi isteklerini yaptırmış bize bu durumda sence nasıl davranmakta fayda var?? valla kafam karıştı nasıl davranacağmı bilmiyorum artık...
Sevgiler kuzunu da çokça öpüyorum :)
çilek gibi koklamalık sakız gibi çiğnemelik bebişlerim Boranım ve Ilgınım

gunes72
  • Tüm gönderiler : 49
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 07.11.2006 23:32:18
merhaba
bu konu ile ilgili link var mı bilmiyorum. daha önce yazıldı mı onuda okuyamadım kusura bakma. iKizlerden vaktim pek olmuyorda

13 aylık ikiz oğluşlarım var. Efe sürekli Yamanın kafasına bir şeyler vuruyor. Yaman şamar oğlanına döndü. Nasıl tepki vermeliyim bilmiyorum. Vurma dedikçe inadıma yüzüme bakıp vuruyor
Konuşuyorum anlamıyor. İlgisini başka yöne çekmeye çalışıyorum 5 dakika sonra yine vuruyor. Ne yapmalı bilemedim.Önerilerinizi bekliyorum.
Teşekkürler



Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 08.11.2006 01:42:43
Feyzan ve Funda hosgeldiniz arkadaslar, sanirim sizin bebisler de burada bahsetmis oldugumuz gelisme donemini yasiyorlar. Cok endiselenmeyin, oncelikle stress yapmayin derim ben, benim kizimda suan 18 aylik ve hala bana ve kendine vurmaya, dislerini gicirdatmaya ve elindekileri bize atmaya devam ediyor. Ama artik eski sIklikta yapmiyor.. Ilk baslarda acaip uzuluyor ve endiseleniyordum sonra farkettimki kizim vururken aslinda yapmak isteyip yapamadigi seyleri anlatmaya calisiyor. yoksa bizim anladigimiz manada acitmak icin degil. Birkeresinde kizim bana tokat atti sagolsun elide cok agirdir, cok acidi ve yuzumun sekli degisti resmen tam kizima hiddetle bisi diyecektim baktimki gozlerinin icinde bir merakla benim tepkimi izliyor, ne oldugunu anlamaya calisiyor. Sonra bu olay uzerinde dusunurken aramizda aslinda soyle bir sessiz diyalogun gectigini anladim.
Kizim bana mutfagi isaret ediyordu, belliki mutfaga gitmek istiyordu ama o sirada ben Tv de bisiye bakiyordum, o an isime gelmedi onun pesine takilip ta mutfaga gitmek, gormemezlikten geldim. Oda bunun uzerine sinirlenip gelip bana vurarak dikkatimi cekmeye calisti.
 
Ikizleriniz birlikte oynarkende mutlaka birbirlerine sinirlendikleri anlar vardir. Bu anlarda anlatmak isteyipte anlatamadiklarini vurarak veya  sinirlenerek dile getiriyor olabilirler. O anda sinirlenip vuran kardese sakince "vurmak yok" diyip digerinin yanindan uzaklastirmaniz gerekiyor..
Suan iletisim sIkIntisi cekiyor yavrularimiz buda onlarin istediklerini, yapmaya calistiklarini, elde etmeye ugrastiklarini, basarmaya calistiklarini kelimelerle anlatmalarini engelliyor. Yapmak istediklerini yapamadiklari zamanda yada anlasilmadiklari zamanda bunu vurarak tepkilendiriyorlar.
 
Daha oncede yazmistim bunu sanirim, birseye hayir diyeceksek eger bastan demeliyiz ve sozumuzde de durmaliyiz. Eger cok agladiklari yada kusma gibi baska taktiklere basvurduklari zaman hayirimiz evet olabilicek bisi ise bastan evet diyip durumu hic o noktaya getirmemeliyiz.
 
Cocuk bisiyi elde etmek icin elinden geleni yapar, mesela kusma noktasinda cok hassas bir anneyseniz, buna hic dayanamiyorsaniz, hemen telasa kapilip ne yapacaginizi sasiriyorsaniz cocuk aglamakla elde edemiycegi seyleri kusmakla elde edecegini anlarsa o zaman bunu dahi size karsi silah olarak kullanabilir. Tabi bunu saglikli ve kusmak icin normalde bir saglik nedeni olmayan bebekler icin soyluyorum..
 
Bu yuzden kendilerine, kardeslerine ve cevrelerine zarar vermedikleri surece yapmak istedikleri karsisinda esnek olmamiz gerekiyor bu donemde.. Boylece onlarin sinir ve vurma buhranlarini en aza indirgeyebiliriz sanirim. Evetlerimiz hayirlarimizdan daha cok olmali ve hayir dedigimiz seyleri iyi secmeliyiz, kesinlikle bunu yapmamali dedigimiz seylerde hayir demeli ve bu kararimizda sabit kalmaliyiz.
 
Bu yaslarda bebekler uzun konusmalardan anlamaz, kisa kelimeler le cumle kurmak gerekiyor. Mesela kardesine vurdugunda " kardese vurulmaz" diyip onu hemen kardesinin yanindan uzaklastirin, yani sozunuzun yanina hareket ekleyin, hareketlerle desteklenen kisa cumleleri daha iyi anliyorlar. Size vurdugunda "anneye vurulmaz" diyerek onun vurmasini engelleyip vurmus olmasinin degil neden vurma ihtiyaci hissettiginin ustunde durun...
 
Her halukarda sadece davranisi engellemek cocugu sakinlestirmez, uzaktan oglum vurma demek onun icin bisi ifade etmez, onun vurmakla ne anlatmak istedigini bulmamiz ve cocugumuzun anlamasi icin sozlerimizi hareketlerle desteklememiz lazim.
 
Benim bu konuda ozetle hatirladigim seyler bunlar.. Belki siz bunlari zaten yapiyorsunuz.. O zaman Burcu ve benim gibi sabirli anneler sinifina giriyorsunuz.
 
Size ve bebislerinize Sevgilerimiz yolluyoruz
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

*YELİZ*
  • Tüm gönderiler : 4505
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 08.11.2006 13:52:00
       Sevim'ciğim,ben bu zeka tiplerine takıldım,acaba daha ayrıntılı bilgi var mı elinde,mesela bir çocuğun hangi zeka tipine sahip olduğu en net hangi yaştan sonra anlaşılır.Tipleri incelediğimde oğlumun hepsinden de birşeyler taşıdığını görüyorum,yani şu an ağır basan bir taraf yok,bu ne zaman netleşir acaba?Bir de Memoş'un bir özelliği var herşeyi kendi öğrenmek istiyor,ya kitaplardan,ya tv'den veya etrafı insanları inceleyerek.Yani ben karşısına oturup da oyunla ona renkleri filan öğretmeye çalıştığımda sıkılıyor kaçıyor ama eline bir kitap dergi filan aldı mı tüm dikkatini oraya veriyor,çocuk belgesellerini inanılmaz dikkatli inceliyor,benim bile bilmediğim hayvanları tanıyor.Fakat anneciğim bu hangi renk dediğimde hiç bakmadan sarı mavi kırmızı diye sallıyor.Eşim çok zeki bir adamdır,yani herzaman her olayın neden niçinini araştırır ve ezber yapamaz,biri birşey anlattığında ordan pek birşey öğrenmez illa ki kendi araştıracak ve ıncığına cıncığına kadar inceleyip öyle öğrenecek,acaba oğluş da babasına mı çekti bu konuda.Böyle zeka yapısında olan bir çocuğa benim nasıl yaklaşmam gerekiyor,herşeyi önüne koyup hadi burdan öğren mi demem lazım?

HAYATIMIN EN BÜYÜK ANLAMI BİRTANECİK OĞLUM

~~filiz~~
  • Tüm gönderiler : 6088
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Isparta
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 08.11.2006 15:19:05
Sevimcim merhaba....
 
İkiz anneleride uğramış sayfana..ben zaten takipteyim sayfanı...benimde sıkıntılı olduğum şeyler var...
 
 
ben çocuklarımın oyuncak oynayıp oyalanmalarını çok istiyorum....onların gelişimlerinide gözönüne alarak oyuncaklar almaya çalışıyorum şu an...çok meraklı değiller...canlı şeylere daha çok meraklılar....oyuncaklar dışında herşeyi karıştırıp oynamaya çalışıyorlar....bir oyuncağa yaa eline verilen birşeye dikkatine 2-3 dakikadan fazla vermiyor...çok çabuk sıkılıyorlar....bende onlarla oturup oynuyorum....oynatmaya çalışıyorum...ilkönce gülümsüyor sonra elimden tutup yürümek istiyor...çok hareketliler...tamda yürümeye başlayacağımız bir zamandayız....yürümek tek zevkimiz...akşama kadar ellerinden tutup yürütmek durumunda kalıyoruz....buda bizim için çok yorucu...acaba tam yürüme döneminde oldukları içinmi dikkatlerini oyuncaklara veremiyorlar....vakit geçiremiyorlar...tek derdimiz el ele tutuşup yürümek....eee yorulunca oturtuyorum gör bak yaygarayı ozaman...aşırı sinirleniyor atıyor kendini...bende sürekli yürütememki onları...bir görsen bazen biri bacağıma biride kucağıma geliyor elimden tutup kalkmaya çalışıyorlar...bende debeleniyorum onları düşürmemek için...tabi anında kalkıp yürütemediğim için kızmaya başlıyorlar...biri yardımıma yetişiyor ve yürütüyoruz ayrı ayrı...bazen çocukların istdiklerine anında cevap veremiyorum bunada çok üzülüyorum....malum ikiz olunca tam bildiklerini uygulamakta bile zorluk çekiyorsun...
 
 
uzun olmamıştır umarım....




Şöhret,gençlik,ve gurur.... Mezar hepsini alır. (Victor Hugo)


..efeemre..

fbirci
  • Tüm gönderiler : 814
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 09.11.2006 00:53:55

O zaman Burcu ve benim gibi sabirli anneler sinifina giriyorsunuz.

sevim gece gece çok güldüm beni sabırlı anne sınıfına sokmana ama düzeltmem lazım sabırlı omaya çoook çalışan ve başaracağına inanan bir anneyim(bu konuda senin daha başarılı olduğuna inanıyorum "bir önsezi")... oğluşum da ben de birlikte öğreniyoruz..... o öğrenmeyi öğreniyor ben öğretmeyi:) o benim sabrımı deniyor ben onun inadını:)
küçüklüğünden beri ben çözüm üretiyorum o sorun, aramızdaki ilişkiyi antibiyotiklere  direnç geliştiren bakterilerle yeni yeni antibiyotikler bulan bilim adamlarına benzetiyorum ama onu çooooooooooook seviyorum yaaa bak şu saate gidip öpesim geldi yumurtamı yaaaa

unutmadan sevim senden bir konuda fikir almak istiyorum bartu ısırıyor... yaptığı zaman net bir ses notu ile hayır anne uf oluyor diyorum (ki hiç hakkım olmadan çünkü bende bebekliğinden beri onu ısırarak seviyorum) onu ısırmadan sevmeyi denedim ama başaramadım ve çoğu zaman sevgisini belli etmek için ısırdığını da biliyorum ama doğal olarak gücünü ayarlayamıyor ve canım çok yanıyor... ki sinirlendiği içinde ısırdığı çok oluyo üstelik o an yanında ne varsa sandalyenin bacağı masa örtüsü her ne ise ısırıyor ... çok ciddi bir sorun mu yok değil ama şu aralar beni tedirgin ediyor


Bütün bildiğim, bir şey bilmediğimdir.
SOKRATES

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 09.11.2006 18:19:24
Yelizcim sevgili arkadasim zeka konusuna bir bakiyim daha fazla bilgi bulursam senin icin postaliyacagim soz
 
Bende bu konuya yeni girdigim icin suan pek fikir yurutemiyorum, daha sonra kafa kafaya verip konusuruz bu konuda
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 09.11.2006 18:31:49
Filizcim merhaba canim..
 
Valla senin isin cok zor. Allah yardimcin olsun. Benim kizda ilk yurumeye basladiginda sabahtan aksama kadar eteklerime yapisip beni yurut diye israr ederdi.. Bir annem alirdi bir ben, aksama kadar yukari asagi yuruturduk.. Malesef bu kendi kendilerine yurumeye basliyincaya kadar devam ediyor ama devam ederkende insani helak ediyor.
 
Simdi senin ikizler icin bu yurume olayi dunyadaki butun oyuncaklardan ve oyunlardan daha eglenceli ve ilgi cekici bir is oldugu icin butun dikkatleri yurume konusunu halledene kadar bu is uzerinde olacak.
 
Yurutec almayi dusundunmu? Belki senin uzerindeki yuku hafifletir, senden alacaklari destegi yurutecten alirlarsa belki daha az yorulursun..
 
Filizcim kesinlikle ama kesinlikle her isteklerine cevap veremiyorum diye uzulmeyesin. Hicbirimiz supermen degiliz. Yoruldugumuz, sIkIldigimiz, sinirlendigimiz kizdigimiz anlar hepimizde var. Ancak elimizden geleni yapabiliyoruz ki senin birde ikizlerin var, ben seni cabalarindan dolayi alkisliyorum ve tebrik ediyorum.
 
Seni ve ikizlerini cok cok opuyorum canim. Kendinize iyi bakin. Sevgiler
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 09.11.2006 18:35:27
Burcu sevgili arkadasim hosgeldin. Antibiyotikli bilimadamli benzetmen cok hosuma gitti, heralde icinde bulundugumuz durum daha iyi tarif edilemez
 
Burcucum sen Bartuyu isirmaktan vazgec, o zaman Bartunun isirmasini tekrar konusalim ne dersin?
 
Ikinizi de cok opuyorum, bu arada blog unuza baktim cok guzel resimler ve anlar yakalamissiniz. Masallah benim minik Bartuma cok yakisikli bir cocuk


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

~~filiz~~
  • Tüm gönderiler : 6088
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Isparta
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 10.11.2006 10:54:56
Sevimcim çok sağol..Yürütecimiz var, yokluğunu düşünemiyorum..zaten onun sayesinde soluklanıyoruz biraz....görsen deli danalar gibi savruluyor evde...normalde gitmiyorlar.....maratona katılmışlar sanki koşuşturuyorlar...bu aralar ondanda sıkıldılar...yürüteçteyken yanlarına yaklaştığında paçana yapışıp almanı ve yürütmeni istiyorlar...yani selam verdinmi bizimkiler borçlu çıkıyorsun....neyse buda bir geçiş dönemi....tahminim doğru demekki....ilgileri yürümeye kaydığı için oyuncaklar ilgilerini çekmiyor....Allahım izin versinde bir an önce yürüsünler...helak oluyoruz....hani tamam yürütelim de..süreklide yürütemiyoruz ...oturttuğumuzdaki sinir harpleri beni çileden çıkarıyor....birde bizim gece uykularımız hala düzelmedi  1 saatte bir kalkıyoruz...hatta efe abartıp yarım saatte bir kalkıyor....o yüzden tahammülüm azaldı çok sakin olamıyorum.....
 
artık sıkıntımızda çalacağımız kapımız var...sağol yardımların için....yürüdüklerindede haber veririm..bakalım onsan sonra oyuncak oynayacaklarmı...
 
görüşmek üzere...




Şöhret,gençlik,ve gurur.... Mezar hepsini alır. (Victor Hugo)


..efeemre..

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocugunuzun Zeka tipi hangisi - 12.11.2006 01:52:35
Filizcim kolay gelsin canim. Valla ben bisi yapmadim, sadece dusunduklerini onayladim galiba. Sen zaten dogru bildigimizi yapiyormussun. Seni de yaa sabir ceken ve sabir nasil arttirilir kitabinin yazilmasini bekleyen grubumuza davet ediyorum. Ben ve Burcu iki sadik uyeyiz
 
Seni ve ikizleri cok cok opuyorum. Sevgiler.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Cocuklarda Zeka - 12.11.2006 02:01:42
Yelizcim dedigim gibi bu konuya bende yeni basladim, bilgi topluyorum ve okudugum bilgilerden ilgi cekenini aktarmaya devam ediyorum. Seninde bu konuyla ilgilenmene sevindim guzel arkadasim
 
Iste biraz daha detayli bir bilgi daha.. ilginc... Duygusal zekaya onem vermek aklima bu yaziyi okuyana kadar hic gelmemisti.. Eger bir bebek 3 aydan itibaren ogrenmeye ve ogrendiklerini hafizasinda tutmaya basliyorsa bu yastan itibaren cocuklarimizin yaslarina uygun aktivitelerle beyinlerini de stimule etmemiz gerekiyor demektir.
 
 
Çocuklarda Zeka
Zeka “zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneği “ olarak tanımlanmaktadır. Bu tanıma göre, zeki insan öğrendiğini değerlendiren, yeni durumlara yeni çözümler getirebilen kişidir.
Bebeğin beyin hücreleri, daha döllenmeyi izleyen üçüncü haftadan itibaren gelişmeye başlamaktadır. Beynin fiziksel yapısının gelişiminin büyük bölümü bu dönemde başlamaktadır. Nöronların birçoğu beynin belli bölgelerine göç ederek gelecekte çocuğun reflekslerini, iradi beden hareketlerini, dil ve düşünmeyi, algılamayı yönetecek alt sistemleri oluşturmaktadır. Yapılan araştırmalar, bebeklerin üç aydan itibaren öğrenmeye ve öğrendiklerini hafızada tutmaya başladıklarını gösteriyor.
Önceki yıllarda zeka ile ilgili daha çok bilişsel (cognitive ) boyut işlenirken, artık duygusal (emotional) ve duyuşsal (sensitive) boyuta da dikkat çekilmektedir. Kalıtımla gelen zeka düzeyi, duygusal algılar tarafından etkilenmektedir. Son yıllarda yoğun olarak gündemde olan duyguları düzenlemek, duygusal dürtülere hakim olabilme, karşımızdakinin ne hissettiğini anlayabilme, ilişkileri sağlıklı yürütebilme ile tanımlanan duygusal zekadaki eksiklikler, depresyon, yeme bozuklukları, uyuşturucu bağımlılığına kadar uzanan riskleri arttırmaktadır.
Çocukların genel olarak davranış özelliklerini anlamak ve onların ruh dünyalarına inmek, onların gelişimini yönlendirmek açısından çok önemlidir. Ebeveynlerin çocuklarına doğru eğitimi verebilmeleri, gelişim dönemlerinin özelliklerini bilmeleriyle başlar. Çocukta normal zeka düzeyi olsa bile, gelişim dönemlerinde yetersiz uyarana maruz kalması, gerekli eğitim ve öğretimin yetersiz verilmesi, zengin uyaran içeren ortamların sunulmayışı, ebeveynlerin ilgisinin az olması, davranış hataları nedeniyle varolan kapasitenin kullanılamayışını mümkün kılabilmektedir.
Çocukta zeka düzeyi ile ilgili problem olmamakla birlikte yaşına uygun zeka kapasitesini ortaya koymamasının bir sebebi de psikiyatrik rahatsızlıklardır. Bunlar çocukluk çağı depresyonları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme güçlükleri, uyum güçlükleri vb. . olabilmektedir.
Zeka testleri ile çocuğun zeka düzeyi hesaplanmaktadır. Zeka testleri çocukların yapabilecekleri işlere, becerilerine, yaşlarına uygun sayı, söz ve biçim ilişkisine dayanılarak hazırlanır.
Alternatif zeka kavramlarına gözatarsak Nöropsikolog Howard GARDNER’in çoklu zeka kuramına göre 7 ayrı zeka saptanmıştır.
Dilsel zeka (yazarlar, politikacılar)
Mantıksal-matematiksel zeka (bilimadamları felsefeciler, araştırmacılar)
Görsel-mekansal zeka (mimar, denizciler)
Bedensel-kinestetik zeka (sporcular, sanatçılar, dansçılar)
Müzikal zeka (müzisyenler)
Kişilerarası zeka (öğretmen, satıcı, politikacı)
Benlik zekası (felsefeciler, bilim adamları)
Bu kavrama göre zeka sadece bilişsel değil, aynı zamanda güdüsel ve duygusal faktörlerden kaynaklanır. Örneğin, bir öğrencinin matematik dersinden başarısız olması, bazı durumlarda öğretmeni sevmemesi veya utangaçlık duygularından kaynaklanabilir.

Anne Babalara Düşen Görevler
Feuerstein, yetersiz öğrenmenin en önemli sorununun pasiflik olduğunu vurgular. Zeka, olguları elde etmek değil olguların nasıl elde edileceğini öğrenmekle gelişir. Feuerstein’in zekanın zenginleştirilmesiyle ilgili önerilerinden yola çıkarak, anne babaların şu soruları kendilerine sormaları ve yanıtların “evet” olması durumunda gerçekten çocuklarının gelişimi için çaba gösterdikleri söylenebilir.
Çocuğunuzun etkinliklerde aktif olmasını sağlıyor musunuz?
Öğrenmesi gerekenleri bir çok kez tekrar ediyor musunuz?
Aktif araştırma ve keşif için çocuğunuzu cesaretlendiriyor musunuz?
Evinizi çocuğunuz için tehlikesiz hale getirdiniz mi?
Çeşitli oyuncak ve objeleri çocuğunuza sunuyor musunuz?
Onunla sürekli konuşuyor, iletişim kuruyor musunuz?
Çocuğunuzun neden-sonuç arasındaki bağlantı kurabilmesi için ona yardımcı oluyor musunuz?
Çocuğunuz sesler çıkarttığında veya daha üst yaş grubunda sizinle konuştuğunda sevecen sözcüklerle yaklaşıyor musunuz?
Bağırmama, fiziksel cezalar uygulamamaya özen gösteriyor musunuz?
Çocuğunuzla ilgilendiğinizi ona gösteriyor musunuz?

Duygusal Zeka Terimi İlk Ne Zaman Ortaya Atılmış?
İlk defa 1990 yılında Psikolog Peter Salovey ve Psikolog John Mayer tarafından kullanılmış, daha sonra Psikolog Daniel Goleman geliştirmiştir.

DUYGUSAL ZEKA NEDİR ?
Goleman, “Duygusal Zeka” adlı kitabında, duygusal zekanın tanımını şöyle yapmış :” Duygusal zeka, kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilme yetisidir.”
Goleman, duygusal zeka becerilerinin, bilişsel zeka denilen IQ’ dan daha önemli olduğunu vurguluyor.
Saloyev, Gardner’in kişisel zeka yetenekleri kavramını da kendi temel duygusal zeka tanımının içine katarak, duygusal zekayı oluşturan yetenekleri 5 ana başlıkta toplamış :
a) ÖZBİLİNÇ : Kendini tanıma, duygusal zekanın temelidir. Duygularını tanıyan kişiler, yaşamlarını daha iyi idare edrler, kişisel kararlar gerektiren konularda düşüncelerinden çok daha emindirler (iş-evlilik gibi ).
b) DUYGULARI İDARE EDEBİLMEK : Bu yetenek, özbilinç temeli üstünde gelişmektedir. Bu yeteneği zayıf kişiler sürekli huzursuzluk içindeyken, kuvvetli olan kişiler olumsuz yaşantılar sonucu kendilerini daha kolay toparlarlar.
c) KENDİNİ HAREKETE GEÇİRMEK : Duyguları bir amaç doğrultusunda toplayabilmek, dikkat edebilmek, kendini harekete geçirmek, kendine hakim olabilmek ve yaratıcılık için gerekli yetenektir. Bu beceriye sahip olan kişiler, yaptıkları işlerde üretken ve etkilidirler.
d) BAŞKALARININ DUYGULARINI ANLAMAK (EMPATİ) : İnsanlarla ilişkide temel beceridir. Bu yeteneğe sahip kişiler, öğretmenlik, idarecilik gibi mesleklerde başarılı olurlar.
e) İLİŞKİLERİ YÜRÜTEBİLMEK : Bu becerisi gelişmiş kişiler, sosyal yaşamlarında oldukça başarılıdırlar.

EQ ve IQ ARASINDA NASIL BİR İLİŞKİ VARDIR ?
EQ ve IQ birbirlerine karşıt olmayan yetilerdir. Aynı zamanda birbirini tamamlayan özelliklerdir. Duygusal zekayı ölçen ölçekler geliştirilse de henüz IQ’yu ölçen testler niteliğinde değildir.
IQ doğuştan gelen, kişini yeni durumlara uyabilme yeteneği ise, EQ, gelişebilen, daha az kalıtım yüklü bir yetenektir.
Ebeveyn ve öğretmenlere burada önemli görevler düşmektedir. Çocuğun varolan IQ ‘su yanında, yüksek EQ’ lu çocuklar yetiştirmek hedef olmalı.

YÜKSEK EQ ‘LU ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK İÇİN EBEVEYN VE ÖĞRETMENLERE DÜŞEN GÖREVLER NELERDİR ?
Öncelikle doğru iletişim. Ebeveynlerin çocuklarıyla empatiye dayalı doğru iletişimi kurabilmeleri ve çocuklarına empati kurmayı öğretmeleri gerekiyor. Böylelikle çocuk, arkadaşları ile de iyi ilişkiler kuracak, okulda, evde, çevresinde sevilecek, ilişkilerinde başarılı olacaktır.
Çocuklarına sorumluluk vererek sorumluluk almayı öğretmeleri gereklidir.
Çocuklarını gerekli durumlarda kendi karar vermesi için yüreklendirmeleri, olaylara iyimser bakmayı öğretmeleri, toplumsal hizmetlere katılmalarını sağlamaları, diğer insanlara yardım etmeyi, işbirliğinin ve dürüstlüğün önemini vurgulamaları, herhangi bir sorunla karşılaştıkları zaman sorunla nasıl baş edeceklerini öğretmeleri, konuşma yeteneğinin gelişmesi için çocuklarıyla bol bol sohbet etmeleri, davranışlarıyla örnek olmaları gerekiyor. Unutmamalı ki çocuk, anne-babayı taklit ederek büyür.
 
Memory Centre dan alintidir. Konuyu yazan Prof. Dr. Nevzat Tarhan dir.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Hezal
  • Tüm gönderiler : 6827
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Malatya'dan,Texasa/USA.Katılım zamanı: 8/05/2005
Ynt: Cocuklarda Zeka - 13.11.2006 05:55:24
sevimcim canim sana mesaj yazdim ne yaizki gelmedi,sanirim mesajcida sorun var  .msn varmi? sorumu ordan sarayim


ÖZGÜL&ECEMNUR
  • Tüm gönderiler : 1111
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İSTANBUL
Ynt: Cocuklarda Zeka - 13.11.2006 12:30:26
Sevimciğim tekrar merhaba,
 
Şu vurma ile ilgili mesajları okurken yazmadan geçemedim. Birşey dikkatimi çekti. Kızım 18 aylık hala vurmaya devam ediyor demişsin. Benim kızım 10,5 aylık maaşallahı var elide çok ağır vurduğu yer kızarıyor. Ben babamdan dayak yemedim ama kızımdan yiyorum
 
Ecemnur çok pozitif olmaya başladı. Yani mutlu olduğunda sevincini sarılarak ve öperek belli ediyor. Birde kendince birşeyler söylüyor bize. Ama istediği şeyleri anlamıyoruzki konuşamıyor ve anında sinirlenip vuruyor. Nereye vurduğu onun için önemli değil, önemli olan dikkatimizi çekmesi. Konuşup kendini ifade edince bu huylarından vazgeçecek diye düşünüyorum. Yanlız doğrumu yapıyorum bilmiyorum ama vurduğu an yaptığının yanlış olduğunu söylüyorum. anne uf, baba uf, diye kendimce birşeyler anlatmaya çalışıyorum ama şuan anlamıyor çünkü vurarak anlatmaya devam ediyor. Bizim canımızı acıttığını düşünmüyor. Çünkü onu istemiyor. Birine zarar vermeyi bilmiyor yavrum. Sadece istediğini yaptırmaya çalışıyor. Şuan için bizde onun o dilinden anlamıyormuyuz.  
 
 

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocuklarda Zeka - 13.11.2006 17:53:16
Hazalcim sistem zaten yavasti birde gorebildigim kadariyla forumun programinda bug var, umarim forumun programci arkadaslari bu sorun uzerinde calisiyordur.. 

o yuzden msg ini almadigim gibi bana gelmis baska bir msg a da cevap veremedim.

Canim MSN im yok, istersen bana mail atabilirsin. Mail adresim .......

seni ve Belindami cok opuyorum. Malini de bekliyorum.
<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 15.11.2006 02:15:34>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocuklarda Zeka - 13.11.2006 18:08:44

Orjinalden alıntı: ozgulgulhan

Sevimciğim tekrar merhaba,

Şu vurma ile ilgili mesajları okurken yazmadan geçemedim. Birşey dikkatimi çekti. Kızım 18 aylık hala vurmaya devam ediyor demişsin. Benim kızım 10,5 aylık maaşallahı var elide çok ağır vurduğu yer kızarıyor. Ben babamdan dayak yemedim ama kızımdan yiyorum

Ecemnur çok pozitif olmaya başladı. Yani mutlu olduğunda sevincini sarılarak ve öperek belli ediyor. Birde kendince birşeyler söylüyor bize. Ama istediği şeyleri anlamıyoruzki konuşamıyor ve anında sinirlenip vuruyor. Nereye vurduğu onun için önemli değil, önemli olan dikkatimizi çekmesi. Konuşup kendini ifade edince bu huylarından vazgeçecek diye düşünüyorum. Yanlız doğrumu yapıyorum bilmiyorum ama vurduğu an yaptığının yanlış olduğunu söylüyorum. anne uf, baba uf, diye kendimce birşeyler anlatmaya çalışıyorum ama şuan anlamıyor çünkü vurarak anlatmaya devam ediyor. Bizim canımızı acıttığını düşünmüyor. Çünkü onu istemiyor. Birine zarar vermeyi bilmiyor yavrum. Sadece istediğini yaptırmaya çalışıyor. Şuan için bizde onun o dilinden anlamıyormuyuz.  




Ozgulcum bana gore cok dogru tespit etmissin, nasil sevindiginde yada mutlu oldugunda size sarilip opuyorsa, demek istedigini bu sekilde anlatiyorsa, yapmak istedigini yapamadiginda yada anlasilamadiginda da bunu da vurarak belli ediyor... bu konusup kelimelerle iletisim kuramadiklari donemde herkesin basinda olan bir olay.. dedigin gibi bunu canimizi yakmak icin yapmiyorlar, anlatamadiklari ve bu yuzdende sinirlendikleri icin yapiyorlar. Suan uf anne yada uf baba demeni de dogru buluyorum ben, suan baska alternatifi ve anlatma sekli olmadigi icin kendini ifade etme bazinda vurmaktan vazgecmiyecek olsada, bu bilgi onun aklina yerlesicek ve konusmaya basladigi zaman sizin vurmaktan hoslanmadiginizi hatirliyip konusmayi vurma yerine koyacak. Bu tur iletisim cok onemli, konusarak anlasmanin, konusarak kendini ifade etmenin vurmadan, aglamadan, bagirip cagirmadan daha guzel ve kabul edilir bir davranis oldugunun tekrar tekrar cocuga anlatilmasi yani... Cocuk bu bilgiyi depoladigi zaman o hareketin yerine koyacaktir diye dusunuyorum ben..

sana ve Ecemnur a sevgilerimizi yolluyoruz
<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 14.11.2006 01:34:46>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Cocuklarda Zeka - 13.11.2006 20:27:14
Sevim merhaba, ben Sibel bir süredir yazılarını takip etmeye çalışıyorum, gerçekten araştırmaların takdire değer, ellerine sağlık. Bende iznin olursa arada sırada bazı şeyler danışmak isterim.
 
Kızım Karya 8 aylık oldu. Çok hareketli, birazda kurnaz bir çocuk. Şuanda neyin ne olduğunun biraz anlamaya başladı gibi kızılınca, sevinince, gülünce benzer tepkiler almaya başladım. Benim sormak istediğim ben şimdiden hayır ve olmazı öğretmeye çalışıyorum. Acaba bunun için çok mu erken davranıyorum? Bazen hayır dediğim zaman durup başka bir şeye yönelebiliyor, ama herzaman diil ısrarcı olduğu zamanlar çoğunlukta.
 
Bunu öncelikle öğretmeye çalışma sebebim, dışarda istendiği olmayan çocukların avaz avaz bağırmalarından nefret ediyorum. Umarım ilerde bu konuda başarılı olabilirim. Yapmasını istemediğim bir şey için kararlı bir ses ve ciddi bir bakışla, parmağımı sallayarak, hayır o olmaz gibi sözler sarfediyorum.
 
Sence erkenden yükleniyor olabilirmiyim kuzuma? Daha bunu anlaması için çok mu küçük?

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocuklarda Zeka - 14.11.2006 02:24:17
Merhaba Sibelcim,
Oncelikle guzel sozlerin icin tesekkur ediyorum.

Benim bildigim ve ogrendigim kadariyla cocuklara konusmaya baslayincaya kadar tek kelimelik yada kisa cumlelerle dogru ve yanlisin ne oldugunu ogretmekve bunu hareketlerle desteklemek disiplinin bir parcasidir. Onemli olan bu dogru ve yanlislarimizin sabit olmasi, yani herzaman dogru olabilecek seyleri dogru, hicbirzaman kabul etmeyecegimiz seyleride yanlis olarak ogretmeye calismak. Degisken dogru ve yanlislar cocugun kac yasinda olursa olsun kafasini karistirir, ne istedigimizi anlamasini engeller.
Cocuk konusmaya basladiktan sonra da dogrular ve yanlislar anlatilarak neden yanlis yada neden dogru oldugu belirtilerek ogretilir.
Guzel ve dogru davranislari odullendirmenin, yanlis ve aykiri davranislara da sakin ve yapici tepkiler vermek bebegimiz kac yasinda olursa olsun saglikli oldugunu dusunuyorum.

Ben suna inaniyorum, bu inancimda kendi kizimla yasadigim tecrubelerden kaynaklaniyor. Eger cocugumuzla aramizda icinde en bol sevginin oldugu iletisime dayanan bir iliski varsa cocuk ya sizin isteklerinizi dinler yada sizin isteklerinizi dinlemek ister ama meraki daha agir basar. Su annemin elinde olusan kabarcikli sey nedir bir firsatini bulsamda tadina baksam diye dusunur, ben gordugumde Zeynos kizim bu I-Ih, sabun agza alinmaz derim. Aslinda beni dinlemek istedigini bilirim cunku oda beni onu sevdigim kadar cok seviyor ama o kabarcikli seyin ne oldugunu ogrenme meraki daha agir bastigi icinde beni dinleyemiyor Yani bu bir ornekti eline sabun verin demiyorum yanlis anlasilmasin.. ama demek istedigim su: herzaman onunla konusmak, yapilmasi dogru olan seyleri yaptiginda yada sozumuzu dinlediginde onlari kelimeler ve hareketlerle takdir etmek, yanlis yada tehlikeli seyler yapmaya kalktiginda da buna uygun sozlu ve hareketli ama sakince tepki vermek ve engellemek bence dogru.

Bugun merakindan dolayi bizi dinlemiyor gibi gorunebilir, yarin biraz daha buyudugunde kesfetme hazzi yuzunden dinlemiyor gorunebilir ve aksilik yapmaya da basliyabilir. Ama belli gelisme donemlerini astiklari zaman donup gelecekleri ve sozlerini dinleyecekleri insanlar sevdikleri olacaktir, yani anneleri..

Kisacasi senin yanlis hareket ettigini dusunmuyorum Sibelcim. Yuklenmekten kastin dogru ve yanlisi guzelce gostermekse ben bunda bir zarar gormuyorum. Yeterki yaptigi dogrular yaptigi yanlislardan cok olsun ve ogrenme sureci yapici olsun.
Yukarda yazisini gectigim prof dr a gore cocuklarda ogrenme ve ogrendigini aklinda tutma 3ncu aydan itibaren oluyormus, Bu yuzden Karya ya dogru yanlisi gostermenin yasi acisindan da sakincasi olmadigini dusunuyorum.

Zaten Karya nin cok hareketli ve senin deyiminle kurnaz olmasini sevgiyle buyumesine bagliyorum bence anne sevgisini yeterince alan cocuklar daha canli,cesaretli ve disadonuk oluyorlar.. Bunu kendi kizimdan ve cevremde gordugum diger anne-cocuk iliskilerinden gozlemledim benim sahsi fikrimdir.

Sibelcim umarim sana bir fikir verebilmisimdir. Sana ve ismini cok begendigim Karya ya kucak dolusu sevgiler.
<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 14.11.2006 02:25:48>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocuklarda Zeka - 14.11.2006 03:09:59
Sevgili arkadaslar bebek.com un anasayfasinda cok guzel bir yazi  okudum az once, basligi "bebeginizin beyin gelisimi".
 
Merak edenler yada gormemis olanlar varsa su linkten ulasabilirler. Gayet guzel bir yazi. Tesekkurler bebek.com
 
http://www.bebek.com/content.aspx?PContId=2401&ContType=4
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Cocuklarda Zeka - 15.11.2006 12:28:37
Sevimcim çok teşekkürler verdiğin bilgiler için. Aynen yazdıklarını uygulamaya çalışıyordum bende. Ama merak konusu çok doğru gözden kaçırmamak gerek.
 
Kızımın ismini beğenmenede çok sevindim, farklı olduğunu düşünüyorum bende.
 
Sevgiyle kal, görüşmek üzere...

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Calisan anneler ve cocuklari - 21.11.2006 00:56:21
Bu yazida calisan anneler icin..

Dünyanın bugün geldiği nokta ekonomik olarak kadınların da iş gücünün içinde yer almasını gerekli kılıyor. Değişen yaşam ve tüketim anlayışı, çağın getirdiği yeni ihtiyaçlar bir yandan kadının ekonomik yaşamdaki rolünü arttırırken diğer yandan annelik kimliğini daha zorlu bir hale sokuyor. Kadınların iş yaşamı içinde daha etkin yer almaları çocuklu kadınlar için kimi zaman bazı problemleri de beraberinde getiriyor.
Konumuz çocuklu kadınların iş yaşamında yer almasının doğru olup olmadığını sorgulamak değil. Bu başlık altında, kadının çalışmasını bir olgu olarak kabul edip çalışan kadının annelik kimliğinin gereklerini yerine getirmede karşılaşacağı sorunların altını çizmeyi ve bu durumu çocuk için daha sağlıklı bir hale getirme yönünde çözüm önerileri sunmayı hedefliyoruz.

Yapılan araştırmalar, gebeliğin son aylarından itibaren çocuğun duygusal belleğinin olduğunu ve çocuğun sevilip sevilmediğini, istenip istenmediğini belleğine kaydettiğini gösteriyor. Beynimiz düşünceleri ve bilgileri hafızamıza kaydettiği gibi duygularımızı da kaydeder. Çocukluk dönemlerinde de sevilip sevilmemek, istenip istenmemek çocuğun beynine sürekli yazılır.
Çocuk bir yaşına kadar hep kaydeder. Konuşmaz ama konuşuncaya kadar olanları kaydeder. Çocuk, doğduktan sonra kendisini annesinin bir parçası olarak görür, “annem ve ben” demeye başlar. “Annem, ben ve diğerleri” kavramı ise çok daha sonra şekillenir. Yani bu dönemde annenin ilgisini, şefkatini hissetmesi kişilik gelişimi açısından çok önemlidir.
Çocuğun kişilik gelişimi ve duygusal gelişimi açısından ilk dört yılın hayati bir önemi vardır. Deyim yerindeyse bu süre zarfında çocuğun beyninde kişiliği ile ilgili bir network oluşur, kişiliğinin temel özellikleri oturur. İlk dört yıl çocuğun anneyle duygusal alış veriş ve paylaşım içinde olması, çocuğun kendini güvende hissetme ihtiyacını karşılamanın en kolay ve en emin yoludur.
Bebekliğin ilk döneminde anne çocuktan birkaç saat uzaklaşsa, çocuk kendisini sudan çıkmış balık gibi hisseder. Çocuk kendini güvende hissetmezse müthiş bir tehdit altında olduğunu zanneder, korkar ve bünyesi stres hormonları salgılar. Annesini “sığınılacak bir liman” olarak gördüğü için annenin varlığı çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlar. Hatta halkımızın kısa süreliğine annesinden ayrı kaldığı için huysuzlaşan, ağlayan bebekleri sakinleştirmek için bulduğu güzel  bir çözüm vardır: Çocuk ağladığı zaman ona annesinin bir eşyasını koklatırlar, annesinin kokusunu alan çocuk sakinleşir çünkü bu koku kendisini güvende hissetmesini sağlar.

Çocuğun temel güven duygusunun gelişmesi için anneyle kurduğu ilişkinin önemini dile getirdik. Fakat bu durum doğumun ardından kısa bir süre sonra işe dönmek zorunda kalan annelerce çözümsüz bir sorun olarak algılanmamalıdır. Gerçekten de anne çocuk ilişkisi güven duygusunun oluşması açısından önemlidir ancak güven duygusu açısından hayati olan teke tek ilişkidir. Elbette ki ideal olan teke tek ilişkinin anneyle kurulmasıdır. Fakat bu ilişkiyi çocuk annesinin dışında biriyle de kurabilir.
Çocuk açısından annenin A ya da B olması önemli değildir. Çocuk ilk anda anneye alıştığı için onu, daha doğru bir ifadeyle kendisine alıştığı ve yanında kendini güvende hissettiği kişiyi arar. Alıştığı kişinin kokusunu, gülüşünü, bakışını duygusal hafızasına yazmıştır ve onu aramaktadır. Ancak bir müddet sonra kendisiyle aynı yoğunlukta, aynı şekilde ilgilenen bir başka kişiyi de benimser. Bu kez de onu sığınılacak bir liman olarak görür. Bu noktada güvenilir bir bakıcı bulup onu değiştirmemenin çocuğun güven duygusunun gelişmesi açısından önemini vurgulamalıyız.

Bakıcının sık sık değişmesi çocuğu psikolojik olarak etkiler. Yuvaya bırakılan, yuvada çok iyi bakılan, yedirilen, içirilen çocuklarda görülen hospitalizasyon hastalığı adlı bir rahatsızlık vardır. Bu çocuklarda yuvada kendilerine özenle bakıldığı halde gelişme geriliği görülmüştür. Bunun nedeni araştırıldığında ortaya şu sonuç çıkmıştır: Bu yuvaların özelliği, bakıcıların vardiyalı çalışmasıdır. Bakıcılar çocuklarla çok iyi ilgilenmektedirler ama sürekli farklı bakıcılar çocuklarla ilgilendiği için çocuğun duygu alış verişi yapacağı, teke tek ilişki kuracağı birisi olamamaktadır. Yapılan araştırmalar bu yuvadaki çocukların beyinlerinin büyüme hormonu salgılanmadığını, bu yüzden çocukların büyümesinin yavaşladığını ve buna bağlı olarak da vücut dirençlerinin düştüğünü, sık sık hasta olduklarını bulgulamıştır. Eğer çocuğun bakıcısı sürekli aynı kişi olursa ve çocuk onunla iyi bir ilişki kurabilirse böyle bir sorun yaşanmaz.
Bu noktaya kadar daha çok bebeklik döneminden bahsettik. Ancak diyebiliriz ki çocuk beş altı yaşına kadar, kabaca okul dönemine değin anneye bağlıdır. Kişiliğini annesine bağlı olarak kurgular. Yine vurguluyoruz ki ideal olan çocuğu ilk dört yıl annenin büyütmesidir, bununla beraber bir çocuğun okul dönemine kadar annesine bağlı olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekir.

Annenin çocuk okul çağına geldikten, çocukta gerçeklik kavramı geliştikten sonra çalışmaya başlaması çocuk açısından çok daha uygundur. Bu durumda bile dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. O ana kadar çalışmayan annesinin bir anda çalışmaya başlaması çocuk açısından yeni bir durumdur ve bunu kabullenmekte zorluk çekebilir. Dahası çocuğun bunu annesinin kendisini terk ettiği şeklinde yorumlaması ve sebebini de kendinde araması söz konusu olabilir.
Çalışma hayatına dönen anne bu durumu çocuğuna onu büyük bir insan gibi kabul ederek anlatmalıdır. Her şeyi açık ve çocuğun anlayabileceği bir dille ifade etmeli ve bu durumun kendisinden kaynaklanmadığını özellikle belirtmelidir.

Aslında çocuğu duygusal açıdan zedeleyen şey hayatın gerçekleri değil, anne babanın ona karşı olan tutumudur. Çocuğu büyük bir insan gibi kabul etmek gerekir. Ona hayatı, gerçekleri, acıları ciddi ciddi anlatmazsak, çocuk gibi davranmaya devam edersek, çocuk kendisini aptal gibi hisseder. Oysa büyük insan gibi gerçekleri ona açık bir şekilde anlattığımız zaman kendisine değer verildiğini düşünür. Anne çocuğa karşı sakin ve soğukkanlı olabilirse çocuk durumu daha kolay kabul edebilir. Aksi halde sinirli, heyecanlı bir üslup çocuğun da aynı hislere bürünmesine ve olayı kabullenmekte zorlanmasına yol açabilir. 
Çocuk anlamaz diye düşünüp ona ciddi bir açıklama yapılmadığı zaman bu belirsizliğin çocuğa verdiği zarar daha fazla olur. Ona anladığı dille gerçekleri söylemek gerekir. Söylediklerimiz belki başta çocuğu çok üzecektir ama üzüntü duygusu acı çekmemiz için değil çözüm üretmemiz için verilmiştir. Çocuk ilk zamanlarda bu duruma üzülecektir. Fakat zamanla annesinin kendisini hâlâ sevdiğini, kendisine önem verdiğini görüp yeni durumu kabul edecektir.
Kaldı ki üzüntü duygusuyla tanışmak ve ardından üzüntüye çözüm üretmeye çalışmak çocuğun kişiliğinin gelişmesine olumlu katkı sağlar. Çocuk aşırı koruma altına alınmamalı, kaldırabileceği gerçekler anlayabileceği bir dille onunla paylaşılmalıdır. Bu hem belirsizlikten doğacak sıkıntıyı giderir hem de çocuğun kendisini önemli hissetmesini sağlar. “Annem hayatındaki yenilikleri bana anlatıyor, demek ki ben onun için önemliyim” diye düşünür.
Annenin çalışması durumunda babanın da anneye destek olması, annenin çalışmasından kaynaklanan boşluğu doldurmak ve çocuğunun yeni aile düzenine uyum sağlaması için çaba harcaması gerekir. Henüz çocuğun zihninde baba kavramının yerleşmediği bir dönemde olunsa dahi babanın da çocuğun sorumluluğunu hissetmesi, en azından annenin bu dönemi daha rahat atlatması için emek vermesi lazımdır.


Prof. Dr. Nevzat Tarhan



Memory Centre dan alintidir.
<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 21.11.2006 00:57:48>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 21.11.2006 11:42:56
Sevimcim merhaba tam da bizim konuya parmak basmışsın. Sabahları işe giderken bırakması şimdiden sorun olmaya başladı. Bakıcını kucağına verince hemen anlıyor, neyse ben çıkışımı göstermiyorum yine başka bir şey yapıyormuşum gibi ayrılıyorum bir süre bakıcı oyalıyor o arada yok oluyorum. Büyüdükçe nasıl üstesinden geleceğim hiç bilmiyorum, eğer bu konuda yakaladığın bir şey olurda yazarsan çok sevinirim. Bizler mecburen çok erken başladık evde bırakmaya. Gerçi bir gün çalışıp diğer gün evde oluyorum ve bütün ilgimi kızama veriyorum o günde. Yinede yetmiyor gibi Kreş olaylarında yazdıkların beni ilerisi için çok ürküttü, bakıcımızla iyi anlaşıyor ama oda çok uzun yıllar gelemiyecek gibi kreşe vermek zorunda kalabilirim ilerde, inşallah bahsettiğin sorunları yaşamam.
 
Kızımın diş buğdayına yazdıklarını okudum teşekkür ederim. Bu konuyla ilgili diil ama nasıl birşey olduğunu anlatayım sana müsaade edersen; bu bir gelenek ilk dişleri göründüğünde bebekler için yapılan. Buğday haşlayıp, kuruyemişle birlikte davetlilere ikram ediyorsun, bebeğin önüne bir kaç değişik obje konuyor, (kalem, kitap, tansiyon aleti, mezuro v.s.) hangisini önce seçerse ileride ona göre bir meslek seçeceğine inanılıyor (kalem:yazar, tansiyon aleti:doktor v.s.), birde başından aşağı buğday serpilip ipe diziliyor inci gibi dişleri olsun diye, amaç bu. Birde maksat bir araya toplanıp, birazda muhabbet olsun diye

gülaybcn
  • Tüm gönderiler : 723
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Eskişehir
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 21.11.2006 12:16:13
merhaba sevimcim
teşekürler yazılar harika. Tamda benimle alakalı bir konu  en son çalışan annelerle ilgii yazdığın konu.
Benim şimdiden tedirgin olduğum bir konu var seninle paylaşmak istedim. Oğlum 11 aylık  annemler oğluma bakmak için bizde kalıyorlar haliyle zor oluyor onlar için. Annem artık baharda evime taşınırım çocuğuda alırım giderim diyor evlerimizde uzak. Gecede orda kalması gerekecek haliyle haftada iki gün kadar oğluşumla birlikte olucam .Yazında yazlığa götürecekler 2-3 ay görmiycem oğlumu , iyicene kopacağız birbirimizden nasıl olacak bilmiyorum. Çalışmakmı çalışmamakmı daha doğru bilmiyorum.
 
Senide oğluşunuda öpüyorum.

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 22.11.2006 04:15:49

Orjinalden alıntı: cyberrica

Sevimcim merhaba tam da bizim konuya parmak basmışsın. Sabahları işe giderken bırakması şimdiden sorun olmaya başladı. Bakıcını kucağına verince hemen anlıyor, neyse ben çıkışımı göstermiyorum yine başka bir şey yapıyormuşum gibi ayrılıyorum bir süre bakıcı oyalıyor o arada yok oluyorum. Büyüdükçe nasıl üstesinden geleceğim hiç bilmiyorum, eğer bu konuda yakaladığın bir şey olurda yazarsan çok sevinirim. Bizler mecburen çok erken başladık evde bırakmaya. Gerçi bir gün çalışıp diğer gün evde oluyorum ve bütün ilgimi kızama veriyorum o günde. Yinede yetmiyor gibi Kreş olaylarında yazdıkların beni ilerisi için çok ürküttü, bakıcımızla iyi anlaşıyor ama oda çok uzun yıllar gelemiyecek gibi kreşe vermek zorunda kalabilirim ilerde, inşallah bahsettiğin sorunları yaşamam.

Kızımın diş buğdayına yazdıklarını okudum teşekkür ederim. Bu konuyla ilgili diil ama nasıl birşey olduğunu anlatayım sana müsaade edersen; bu bir gelenek ilk dişleri göründüğünde bebekler için yapılan. Buğday haşlayıp, kuruyemişle birlikte davetlilere ikram ediyorsun, bebeğin önüne bir kaç değişik obje konuyor, (kalem, kitap, tansiyon aleti, mezuro v.s.) hangisini önce seçerse ileride ona göre bir meslek seçeceğine inanılıyor (kalem:yazar, tansiyon aleti:doktor v.s.), birde başından aşağı buğday serpilip ipe diziliyor inci gibi dişleri olsun diye, amaç bu. Birde maksat bir araya toplanıp, birazda muhabbet olsun diye

 
Sibelcim calisan annelerin isi daha zor, ikilemleri daha cok.. ben bir bakiyim bu konuda daha baska bilgiler bulursam iletirim.
 
Dis bugdayi olayinin ne oldugunu bilmiyordum tesekkur ederim anlattigin icin. 
 
Karya'miza ve sana sevgiler. 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 22.11.2006 04:38:38

Orjinalden alıntı: gülaybcn

merhaba sevimcim
teşekürler yazılar harika. Tamda benimle alakalı bir konu  en son çalışan annelerle ilgii yazdığın konu.
Benim şimdiden tedirgin olduğum bir konu var seninle paylaşmak istedim. Oğlum 11 aylık  annemler oğluma bakmak için bizde kalıyorlar haliyle zor oluyor onlar için. Annem artık baharda evime taşınırım çocuğuda alırım giderim diyor evlerimizde uzak. Gecede orda kalması gerekecek haliyle haftada iki gün kadar oğluşumla birlikte olucam .Yazında yazlığa götürecekler 2-3 ay görmiycem oğlumu , iyicene kopacağız birbirimizden nasıl olacak bilmiyorum. Çalışmakmı çalışmamakmı daha doğru bilmiyorum.

Senide oğluşunuda öpüyorum.

 
Gulay merhaba, paylastigim bilgileri begendigine sevindim, tesekkurler.
 
Gulaycim tedirgin olman cok dogal, bir annenin en dogal istegidir cocuguyla vakit gecirebilmek, ona vaktini ve sevgisini vermek.. Ama calismakmi dogru yoksa calismamakmi gibi bir ayirim yapilamiyor malesef.. Herkesin sartlarina ve secimlerine gore sekillenen bir mesele bu.. Bu yuzden bende yorum yapamiyorum..
 
Ama buldukca calisan anneler hakkinda yazilar aktarmaya devam edicem, yardimci olur umidiyle..
 
Sana ve sevgili ogluna sevgilerimizi yolluyoruz.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Sayfayı değiştir: < 12345678910.. > >> | Sayfayı gösteriyor 6 of 19, mesajlar 201 to 240 of 727