Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi

Sayfayı değiştir: < 12345678910.. > >> | Sayfayı gösteriyor 7 of 19, mesajlar 241 to 280 of 727
Yazar Mesaj
kaoss
  • Tüm gönderiler : 4546
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 22.11.2006 09:26:26
calışan bir annenin cocuguydum bende..maalesef arkasından cok aglardım..ama şartlar başkaydı sanırım..okula gittiğimde hepsi geride kalmıştı..
 
uzun süre oglumu nasıl bırakıp işe gideceğimi düşündüm..yaşadıgım şeylerin etkisi olduguda cok acıktı..ama sonra iyileştirdim kendimi :) kendim ile oglumu kıyaslamadım..benim hissettiklerimi o da hissedecek modundan cıktım..herşeyimiz farklıydı cünkü..
 
18 aylıkken kreşe başladık..acayip mutluyuz şimdi..bütün gün ona sarılacagım anı düşünüyorum..gülümsüyorum..akşamları onu almaya gittiğimde gülen yüzü yetiyor bana..içim rahat mutlu oldugunu biliyorum..
 
bu yeter mi yada içimdeki "keşke"leri silermi..tabiki silmez ama "mecburiyetlerimi" canavar gibi göstermekten cıkartıyor.
 

Orjinalden alıntı: cyberrica

 ben çıkışımı göstermiyorum yine başka bir şey yapıyormuşum gibi ayrılıyorum bir süre bakıcı oyalıyor o arada yok oluyorum.
 
 
canım benim demek işe başlamışsın hayırlı olsun ..
 
cocuklardan saklanarak kaçmak onların güvenini sarsabilir..bu konu ile ilgili bir pedagoga danışmıştım..ve bana verdiği cevap aynen bu yöndeydi..cocuklardan kaçmayın onlar aglasalarda el sallayarak,gülümseyerek,akşam geleceğim vs diye konuşarak ayrılın demişti..ozaman Göktürk 8 aylıktı..
 
biliyorum bunu yapmak cok zor ama inan bir kaç kez denedikten sonra alışıyorlar..bunu denemeye calış..öperim
 

gülaybcn
  • Tüm gönderiler : 723
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Eskişehir
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 22.11.2006 11:12:15
İlgilendiğin için teşekkür ederim Sevimcim
 
Evet bu konu maddiyata ve bana kalmış gibi gözüküyor bide kariyer çabası , içimi dökmek istedim şimdiden sıkıntısı çöktü içime. Tüm çalışan annelere Allah kolaylık versin.
 
öpüyorum oğluşunu ve seni.

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 23.11.2006 13:14:22

canım benim demek işe başlamışsın hayırlı olsun ..

cocuklardan saklanarak kaçmak onların güvenini sarsabilir..bu konu ile ilgili bir pedagoga danışmıştım..ve bana verdiği cevap aynen bu yöndeydi..cocuklardan kaçmayın onlar aglasalarda el sallayarak,gülümseyerek,akşam geleceğim vs diye konuşarak ayrılın demişti..ozaman Göktürk 8 aylıktı..

biliyorum bunu yapmak cok zor ama inan bir kaç kez denedikten sonra alışıyorlar..bunu denemeye calış..öperim

 
 
Öznurcum başladım işe 2 ay oluyor. Saklanarak gitmede haklı olabilirsin benimki tam cee diil aslında çok önce ayrılıyorum yanından evdeymişim gibi sonra çıkıyorum. Beni görürse zaten kucağıma gelmek istiyor ve ben alıyorum mecburen, gelmek istedikçe reddetmek daha kötü bir etki bırakmazmı sence. Ağlatma yönteminede pek dayanamam heralde. Zaten ufak ufak yürümeye başladı, iyice yürüyünce çaktırmadan gitme olayı iyice zorlaşacak ve istemesemde ağlama sahnesi yaşanacak. Biraz daha böyle idare edeceğim o zamana kadar. Bakalım gidişatımız nasıl olacak


Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 24.11.2006 01:16:15
Sevgili calisan anneler size bir soru cevap seklinde yazi daha. Belki burdaki sorulardan birini veya birkacini sizde soruyorsunuzdur diye dusundum.
 
SMA Turkiye sitesinde buldugum bu bilgiye asagidaki linkten ulasabilirsiniz.
 
http://www.smaturkiye.com/tr/yenianne/isegeri.htm
 
Hepinize iyi calismalar ve islerinizde basarilar diliyorum.
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 24.11.2006 12:02:21
zeynoss yaramıza parmak basmışsın. araştırmanı bizimle paylaştığın için teşekkür ederim...
doktorumuz bize işe gideceğinizi söyleyin. söylemeden kesinlikle evden çıkmayın, 4 aylık bir bebek annesinin işe gidip geleceğini anlayabilecek durumdadır demişti. bende oğlumu bırakıp çalışmaya başladım. nerdeyse 1 ay oldu ama aklım hep oğlumda... babası homeoffice çalıştığı için işi gücü bıraktı mertle ilgileniyor. bizdede herkes şehir dışında burda bakacak kimsede yok. bakıcı bulmaktada zorlanıyorum...
ne kadar zormuş yalnız çocuk büyütmek. bakacak kimsenin olmaması.... allah hepimize yardımcı olsun diyorum...

*YELİZ*
  • Tüm gönderiler : 4505
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 24.11.2006 18:07:46
     Sevim'ciğim,yine çok güzel konulara değinmişsin ve yaptığın araştırmalar için teşekkür ederim kendi adıma.Konu değişmiş ama ben de zeka gelişimi için birşeyler bulmuştum ,belki herkesin bilip de zaman zaman göz ardı ettiği şeylerdir ama yine de hatırlatma olsun diye paylaşıyorum izninle;


Beynin gelişimi gebeliğin ilk ayında başlıyor ve bebek 3-4 yaşına gelene kadar büyük bir hızla devam ediyor. Çocukların zeka gelişiminde, onlarla vakit geçirmenin ve oyun oynamanın önemine dikkat çeken uzmanlar, onları televizyonun zararlı etkilerinden uzak tutmak gerektiğini hatırlatıyor.

Acıbadem Hastanesi Kozyatağı, Pediatrik Nöroşirurji Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Memet Özek, çocukluk ve bebeklik dönemindeki beyin gelişimiyle ilgili soruları yanıtladı...

* Beyin gelişimi ne zaman başlıyor, bir çocuğun zeki olup olmayacağı anne karnındayken mi belirleniyor?
Gebeliğin birinci ayının sonundan itibaren, beyin dokusu taslak olarak oluşmaya başlar. Buna kafatasımızın içindeki beynin aynısı diyemeyiz; ancak minik bir taslağıdır. Birinci ayın sonunda başlayan bu taslak, gebeliğin beşinci ayının sonunda şekil olarak erişkin beynine benzer hale gelir. Tek fark, erişkin beyninin üzerinde bulunan kıvrımların, beyin girintilerinin burada yer almamasıdır; beşinci ayın sonunda beynin yüzeyi dümdüzdür.

“6. aydan sonra hızlanır”
Bu kıvrılmalar, katlanmalar altıncı ayda başlar. Zekanın önemli kriterlerinden bir tanesi, beynin içindeki kıvrımların ve tabakalaşmanın oluşmasıdır. Bu da altıncı ile dokuzuncu ay arasında oluyor. Beynin alt yapısı, bebek doğana kadar tamamlanmış olur. Beynin üst yapısının tamamlanması ise doğumda başlar ve 3-4 yaşına kadar devam eder. Dolayısıyla, 3-4 yaşından itibaren çocuğun beyni görüntü olarak erişkin beynine sahip olur. Doğduğumuzda beynimizde ne kadar hücre varsa, hayat boyu da o kadar hücre ile sürdürüyoruz. Yani doğduktan sonra yeni bir hücre yapısı görmüyoruz.

* Bir çocuğun zeki olup olmayacağı doğuştan mı belli oluyor?
Çocuğun yapılmış olan MR'ında bir gelişme anomalisi yoksa, çocuğun zekası hakkında erken dönemde bir şey söylenemez. Beynin belli bölgelerinde kıvrımlar yoksa, tabakalaşmada bir problem varsa, çocuğun zekasının olumsuz etkileneceğini söyleyebiliriz. Ama filminde bunları görmüyorsak, bir şey söyleyemeyiz.

“Onunla ilgilenin”
Beyin hücreleri, çok fazla uzantıları, kolları, bacakları olan hücrelerdir. Bir hücre çevresindeki diğer hücrelerle ne kadar çok bağlantı kuruyorsa, biz buna bilimsel olarak “sinaps” deriz, zihinsel gelişim de o kadar iyi olur. Bu tabii zekayı etkileyen faktörlerden bir tanesi; buna bizim dışardan müdahale etme imkanımız yok. Sinaps sayısı doğduktan bir süre sonra aynı devam eder; fakat bunların sayısını dış uyaranlarla artırabiliriz. Bir bebekle konuştuğunuz zaman, sürekli olarak onunla ilgi içinde olduğunuz zaman, bu sayıyı artırabilirsiniz. Aşağı baktırmak, yukarı baktırmak, dokunmak, konuşmak, gözle takip ettirmek hep dış uyaranlardır. Bunları ne kadar çok kullanırsanız, sinaps sayısı da ona göre artış gösterir.

Bebek gelişirken onu kucağınıza alıp öpmeniz yeterli değildir. Doğduktan sonra süren beyin gelişimini beslenme koşulları da etkiler. Belli mineraller ve protein yönünden zengin beslenme büyük önem taşıyor. Yapılan araştırmalar, beslenmenin kötü olduğu coğrafi bölgelerde çocukların ortalama zekalarının daha düşük olduğunu gösteriyor.

* Çocukların zekasını geliştirmek için neler yapılabilir?
Teke tek ilgi büyük önem taşır. Çocuklarla vakit geçirdiğimiz zaman, asıl hedefimiz onların ağlamasını, yaramazlık yapmalarını önlemek değil; onlarla bilgi dağarcıklarını geliştirecek ölçüde ilgilenmek olmalıdır. Özellikle üç yaşına kadar bu büyük önem taşır. Çocuğu üç saat televizyonun önüne koyup bırakmak olumsuz bir şeydir; çocuğunuzun zekasının yerinde saymasına yol açar. Üç saati çocuğunuzla oyun oynayıp basit şeyler öğretmeye harcamalısınız. “Hangi hayvan ne ses çıkarır?” gibi; çünkü bunlar hep ilintidir. İlintileri kurabilmek ise, zekadır. Zeka, bir yerde öğrenilen bir bilgiyi bir başka yerde, doğru yerde kullanabilmektir. Çok iyi ezber kabiliyetine sahip olmak ise zeki olmak anlamına gelmez.

* Çocukken oluşan beyin hasarları daha mı rahat onarılıyor?
Hasar görmüş bölgenin çevresindeki hücrelerin bir kısmı, hasarlı bölgenin görevlerini belli bir oranda üstlenebiliyor. Çocukluk döneminde, bu daha fazla oluyor; yaş ilerledikçe bu yeteneğimizi kaybederiz. Diyelim ki, kaza geçiren ve sağ eli oynatan merkezi hasar gören iki hastamız var. Biri üç, diğeri de altmış yaşında. Hasara uygun bir rehabilitasyon sürecinden sonra, üç yaşındaki çocuğun durumu çok daha iyi olacaktır.

Zeynoş'u ve seni öpüyorum





HAYATIMIN EN BÜYÜK ANLAMI BİRTANECİK OĞLUM

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 25.11.2006 02:21:22
eda tesekkur ederim. Calisan annelerin bu kadar dertli oldugunu bilmiyordum. Bu konunun daha cok konusulmasi gerek sanirim.
 
Hayir gecen aksam ilginc bir yazi okudum. Annelik uzerine beni oldukca dusundurdu ve yazidaki "annelik evliligin bir parcasi olarak gorulmek yerine bir meslek olarak tanimlanmali" diyen fikrine katildim. Bu yaziyi okuyunca bircok seyi farkettim, kadinlarin uzerindeki yuk ne kadar agir aslinda ve gercekten de annelik ve cocuk yetistirmek devlet guvencesi altina alinmasi gereken cok onemli bir husus diye dusunuyorum bende.. Neyse ben guzel ifade edemem simdi. Bu yaziyi sizinle paylasmak istiyorum. Biraz uzun ama gercekten cok dusundurucu ve dogru bir bakis acisi.
........................
Ister Amerika’da, ister Turkiye’de olsun, her ulkede anne ya da ailenin, yetistirdigi cocuguna iyi bir gelecek hazirlama cabasi, son toplamda, devletin-ulkenin bire bir avantajidir. Bu amaca yonelik olarak ulkenin ya da sistemin nasil bir katkisi-destegi vardir, anneye-cocuga ya da aileye? Hangi sistem, cocuklarini iyi yetistirmis, devlete vergilerini duzenli odeyen; caliskan, uretken ve iyi bir insan olma cabasi icinde olan vatandaslarinin annelerinin gelecegini guvence altina almaktadir? Kocalarindan ya da cocuklarindan bagimsiz olarak annelerin sagligina-gelecegine donuk, herhangi bir plan-proje var midir devletin ajandasinda? Boyle bir yaklasimdan dahi soz edilemez... Oysa o devletlerin karar mekanizmalarinda calisan her bir ust duzey yetkiliyi de bir ‘anne’ yetistirmistir ve onlar o makamlarda ‘annelerin’ insan hayatlarindaki yerini unutmayi yeglemektedirler. Elbette, ozellikle Amerika’da secim donemlerinde TV’lerde, talk-show’larda bolca rastlanan, politikaci adaylarinin ekrandan "I love you mom" gibi ici bos gosterilerinin disinda...
............
Iste bu nedenle ‘kadin’ secimini hangi yonde yaparsa yapsin, sonucta psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve gelecek endisesi adina her karari cok agir bir bedele donusuyor ve yasamlarina direkt etkisi oluyor. Kosullar, Amerika’da ozellikle adi gecen meslek dallarindaki basarili kadinlari boyle bir secime yoneltmis. Bu durumda iyi yetismis, zeki, basarili kadinlar, cocuk dogurmayi reddetmisler ya da sistem onlara bunun altyapisini hazirlamadigi icin cesaret edememislerse, Turkiye gibi gelisen ulkelerde kariyer-meslek pesinde olan kadin, bunu ne kadar, hangi guvencelerle ve nasil gogusleyecektir? Diger tehlikeli bir nokta da, ‘annelerine’ destek olarak ozel bir altyapi kurmayan sistemlerde, cocuk dogurup-yetistirmenin agirligi ve sorumlululugu; yolunda gitmeyen, catlayan iliskiler, bosanma ile biten evliliklerin hizla artmasi da bilincli kadinlarin cocuk dogurma cesaretini kirmaktadir. Cunku onca yil egitimden sonra acimasiz rekabet dunyasinda emek verdikleri meslekleri ve bu meslek uzerine kurduklari yasamlari bir sarsintiya ugrarsa, onu tek basina tasiyabilme kosullari cok agirdir. Hatta tasiyabilmeleri mumkun degildir! Eger alternatif kurumlar devreye girmezse, yeryuzunde nufus agirligi, egitim orani ve yasama standarti cok dusuk olan kesimlere dogru, keskin bir hizla kayacaktir. Elbette her kadin, cocuk dogurmak zorunda degildir. Kadinin da diger tum canlilar gibi bir dogasi vardir. Dogurma gudusu zayif olan kadinlar, yuksek olan kadinlar, cocuguna endeksli yasayan kadinlar, cocuguna kendini adayan kadinlar, baska ilgi ve icguduleri annelikten agir basan kadinlar vs, vs... Ancak, ‘annelik’ olgusunun tek basina ve cok ciddi olarak ‘evlilik’ kurumuna bagli olmaksizin, baska bir soyleyisle ‘bagimsiz olarak’ kurumlastirilmasi gerekmektedir.
 
Gelecege yetisecek cocuklarin ve insanligin geleceginin; yalnizca evlilik kurumuna endekslenmesi, cagimizda cok buyuk riskleri de beraberinde tasimaktadir. Ayrica, her evli ciftin ideal cocuklar yetistireceginin garantisi de hic yoktur. Aileleri tarafindan gerek gelir getirmeleri amaciyla gerekse cinsel olarak somurulen cocuklarin sayisi, kuresel olarak her gun artarak daha fazla gun isigina cikmaktadir. Peki bu cocuklari o ailelerden alinca, hangi alternatif kurumlar vardir? Olanlarin alt-ust yapisi, yeterlilik ve sagliklilik olcekleri nelerdir? Bunlar da neredeyse sorgulanamaz!
Yukaridaki soyut ve genel tanimlarin isiginda, gelecekte annelik ile ilgili iki ongoruye deginmek istiyorum:
Ilki, evlilik kurumundan bagimsiz olarak, ‘annelik’in kutsal bir meslek olacagi... Ister evli ve cocugu olmayan aileler icin, ister tek basina yasayan ama fiziksel nedenlerle cocuk doguramayan kadinlar icin, ‘annelik’ egitiminden gecirilmis, saglikli ve dogurmayi seven kadinlarin bir meslek ya da yasama bicimi olarak, ‘anneligi’ secmis olmasi gundeme gelebilecektir.
Ikincisi de, gunumuzde orneklerine az da olsa rastladigimiz ‘tup bebek’ oraninin bu gidisle hizla artacagi - ki bu gelisme, ergec profesyonel bir annelik kurumunun yayginlasmasini kacinilmaz kilacaktir.
Her iki durumda da tum devlet ve sistemler; belirtilen alt yapiyi temin etmek zorundadir. Bu kadin ve cocuklarin saglikli ve iyi ortamlarda yasamalarinin temini, cocuklarin oldugu kadar annelerin de geleceklerinin guvence altina alinmasi, cocuklarin iyi bir egitimden gecmelerinin alt yapisinin, ‘iyi bir egitimin’ bedelinin annelere ya da tumuyle aile kurumuna yuklenmeden saglanmasi... Ancak bunlari gerceklestirebilen ulkeler, kendi geleceklerine saglam kopruler kurabileceklerdir. Devletlerin ve devlete bagli diger tum kurumlarin en onemli islevi, kendi toplum ve insanini iyi yetistirmek, saglik ve egitim alt yapisini her halukarda en iyi duzeyde saglayabilmek; ‘anneligi’ ve ‘cocugun iyi yetismesini’ guvence altina almaktir. Eger bir devlet bunlari saglayamiyorsa, hicbir sey yapmiyor, yapamiyor demektir!
............................
 
 
 
Bu makale LightMillenium sitesindeki Bircan Unver adli birine ait. Ben makalenin butununu aktarmadim. Isteyen butun metni su adresten okuyabilir.
 
http://www.lightmillennium.org/fall/turkish/bu_gelanne.html
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 25.11.2006 02:34:42
Yelizcigim yolladigin bilgi icin cok tesekkurler canim. Ellerine saglik. Bende biryerlerde 3 yasina kadar cocugunuza televizyon izlettirmeyin bu zeka gelisimi acisindan zararli diye okumustum. Simdi Zeynep her televizyona baktiginda rahatsizlik duyuyorum.  Neyseki cok ilgilenmiyor simdilik.. Umarim hep cok ilgilenmez
 
Valla ilgilenmesin yani, dunya kadar kitap ve boya ile boyama defteri aldik.. her 5 dakikada bir kitabini getirdiginde de usenmeden 40 defa bu kedi, bu kopek, bu at, bu havhav, bu bilmemne diye anlatiyoruz. Boya kalemleriylede butun duvarlari susluyor  sagolsun, yine de cik demiyoruz. Bezi elimize alip arkasindan siliyoruz. Simdi anladi ya boyalar silinince cikiyor duvardan, oda eline bezi alip defterini de silmeye calisti bugun.
 
Ay alem bu kiz yaa ne kadar anlatsam yinede anlatmis olamam.
 
Sana ve Memos pasamiza sevgilerimizi yolluyoruz
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 25.11.2006 14:43:10

Orjinalden alıntı: edaozhan

zeynoss yaramıza parmak basmışsın. araştırmanı bizimle paylaştığın için teşekkür ederim...
doktorumuz bize işe gideceğinizi söyleyin. söylemeden kesinlikle evden çıkmayın, 4 aylık bir bebek annesinin işe gidip geleceğini anlayabilecek durumdadır demişti. bende oğlumu bırakıp çalışmaya başladım. nerdeyse 1 ay oldu ama aklım hep oğlumda... babası homeoffice çalıştığı için işi gücü bıraktı mertle ilgileniyor. bizdede herkes şehir dışında burda bakacak kimsede yok. bakıcı bulmaktada zorlanıyorum...
ne kadar zormuş yalnız çocuk büyütmek. bakacak kimsenin olmaması.... allah hepimize yardımcı olsun diyorum...

 
 
 
Edacım ilk aylarda bebekler sakladığın oyuncağın bile tamamen ortadan yok olduğunu düşünüyorlar, bırak işe gitme kavramını anlamalarını, annelerinin bile bir daha gelmeyeceğini düşünüyorlar, ağlamalarıda bu yüzden zaten. Doktorunuz 4. ayda böyle birşeyi nasıl söylemiş anlamış diilim. Ben birçok yerden araştırmalarımda bunu gözlemledim. İŞe bırakıp gitmek ve bakıcı gerçekten sorun. Çalışan anneler olarak bu duruma mecburen katlanıyoruz. Allah sanada kolaylık versin.
 
Sevimcim yine çok güzel bilgiler vermişsin, Zeynebinde defterleri temizlemesine bakılırsa titiz kız olacak belli . Sen anlatmaya devanm et bence ara ara okuması oldukça zevkli oluyor.
 
Yelizcim verdiğin bilgilere çok teşekkürler, bizde nasipleniyoruz. Tv işinin sorun olduğunu çok duydum, mümkün mertebe bende izletmiyorum, ma açık olursa reklamlar ve çocuk programlarındaki kuklalar çok ilgisini çekiyor bende onları izlemesine izin veriyorum

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 27.11.2006 13:59:05
yelizcim bilgilerini bizimle paylaştığın için teşekkür ederim.
mert daha çok küçük ama tv de reklam vs hareketli birşey olduğu zaman izlemeye başlıyor bizde izletmemek için elimizden geleni yapıyoruz. dilerim bize benzer de tv ile çok alakası olmaz.
cyberrica, belki  haklısın yok olduğunu düşünüyodur. biz bu denemeyi ben daha işe başlamadan yapmaya başladık. ilk günlerde uyandığında beni göremezse ağlamaya başlıyordu ama sonraları ben her çıkışımda onunla konuşmaya ve tekrar geleceğimi söylemeye başladım. yaklaşıl 1,5 aydır çalışıyorum ilk günlerde ağlayan oğlum artık ağlamıyor. ben hoşçakal deyip el salladığımda bana gülücükler atıyor. doğrumudur değilmidir bilmiyorum ama en azından arkamdan ağlamadığından eminim buda beni rahatlatıyor.




*YELİZ*
  • Tüm gönderiler : 4505
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 27.11.2006 17:20:28
     Tv konusuna ben kendimden birşeyler eklemek istiyorum;ben oğluma tv izletiyorum,bence doğru şekilde kullanılırsa tv de çok önemli bir eğitim aracıdır(kendi fikrim).Mesela biz oğlumla beraber tv izliyoruz,oturuyoruz ve hayvan belgeseli izliyoruz ve ben sürekli kendi anlatımımla ona anlatıyorum "bu zürafadır,bak çizgileri var,nasıl hızlı koşuyor dimi?...bu aslan,bak nasıl kükrüyor,hadi sen de yap aslan nasıl ses çıkarıyor..."falan şeklinde izliyoruz ve kitaptan farklı olarak orada hayvanların doğadaki hareketlerini gözlemliyor.Bence istedikten sonra bunun gibi örneklerle  olumlu şekilde yönlendirilebilir tv izlenimi.Tabi yanlış olan çocuğu tek başına saatlerce tv karşısında bırakmak,özellikle de dil gelişim dönemlerinde bu konuşmayı geciktiren bir durum çünkü çocuk oradaki konuşmaları anlayamıyor.Bir de tv izlemek dikkat eksikliği yaratıyor,okul çağındaki çocukların konsantrasyon eksikliği yaşamalarının en büyük sebeplerinden birisi tv izlemeleriymiş.
     Birşey daha...çocuk bir oyuncakla oynarken,birşeyle meşgul olurken ya da ona birşeyler öğretilirken arka planda kısık sesli de olsa tv açık olmamamalıymış,çünkü çocuk yaptığı işe yoğunlaşamaz,ister istemez arka plandaki ses veya görüntüye takılırmış.Yani sırf evde ses olsun diye tv açmak yanlışmış.
    Konu saptı,tv'ye kaydı kusura bakma Sevim'ciğim,daha fazla dağıtmayım konuyu.Memoş da kitap hastası Sevim,kendini kaybediyor eline bir kitap alınca,merak ediyorum bir de okumaya başlasa hiç kafasını kaldırmayacak herhalde.Yerim ben o resim çizen ellerini Zeynoş'un,demek bezle defterini siliyor kuşum,alem bu fındıklar yahu,çok öpüyorum onu güzel gözlerinden.

HAYATIMIN EN BÜYÜK ANLAMI BİRTANECİK OĞLUM

zekiyedincer
  • Tüm gönderiler : 21
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 28.11.2006 10:31:39
Merhaba eda bende ilk oğlumu 6.5 aylık iken bakacıya bıraktım. Bakıcı ile aynı apartmanda oturuyorduk çocuk dışarı çıkmasın diye tercihimize o yönde yaptık. Fakat her gece acildi soluğu alıyorduk baktım olmuyor bakıcımızı değiştirdik aynı sitede oturuyoruz. Kucağımda oğlum omuzunda kol çantam diğer omuzunda oğlumun çamaşır çantası elimde yemek tencereleri taki 2.5 yaşına kadar böyle devam etti 2.5 yaşında bakıcıdan almak zorunda kaldım ve özel kreş her gün çocuk anne beni götürme diye ağlar 2 ay özel kreştende aldım. Allah bir kapıyı kapatırsa diğerini açarmış o arada milli eğitimin kreşi açıldı oraya verdim çok memnum kaldık oğlum ve ben bu arada evimizi değiştirmek zorunda kamdık oradan da aldım. Devlet kreşi şu an çok memnunuz bu arada bir kızım oldu şu an 16 aylık onuda aynı kreşe verdim hep berarber ailece gidip geliyoruz. her iki çocuğumu da tek başıma büyüttüm annelik fedakarlık ister diyorum. Çalışan annelerin hepsi böyle sanırım bakacak kimsesi olmayanlar Allah yardım etsin.

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 29.11.2006 01:48:47
Arkadaslar annelik ne zor, ister calisin ister calismayin, her halukarda bebeklerimiz icin en iyisini istiyoruz. Sartlarimiz elverdigince tabiki..
Sunu soylemek istiyorum ki her bebek kendine ozeldir. Biri krese gitmeyi benimser, digeri daha zorlanir, biri bye bye olayini garipsemez digeri ciglik cigliga bagirir..
 
Onemli olan bebeklerimizin ruh ve duygusal haline bakarak onlar icin en iyi secimi yapmak.. Bir teknik diger bir teknikten ustun degildir, biz sadece okuruz ve kendi bebegimizin benimseyecegi teknikleri kullaniriz.
 
Allah hepimizin yardimcisi olsun. Buraya duygularini aktaran butun arkadaslara tesekkur ediyorum.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 29.11.2006 10:19:14
merhaba zekiye, nerdeyse her çalışan annenin aynı süreçten geçtiğinin farkındayım. bu günlerde geçecek bebişlerimiz büyüdüğü zaman bunlarıda unutacağız nasıl doğduktan sonraki o zor günleri unuttuysak.
zeynoss sana katılıyorum, önemli olan bebeğimiz için doğru olanı kendimiz belirleyebiliriz ancak.
dilerim anneleri olarak, (her anlamda) sağlıklı bireyler olarak onları yetiştirebiliriz. onlar bizim elimizde şekillenecek hamur gibiler. en güzelini yapmak için uğraşıyoruz hepimiz.



nihalugras
  • Tüm gönderiler : 17
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 29.11.2006 15:38:03
  Merhaba;benim  2  oğlum  var.Abi  şuan  7 yaşında, kardeş  15  aylık.Büyük  oğlum  15  aylıkken  kreşe  başladı.Onu  servise  öğretmenine  verdiğimde  camları  tırmalar  feryat  ederdi.o  kreşte  ben  iş  yerinde  ağlardık.3  yaşına  geldiğinde  stajer  öğretmenin  <-uyumazsanız  sizi  köpek e veririm  >demesiyle  alt  ıslatma  ve  köpek  fobisi  oluşmuştu,terapi  ile  çözdük  ama  zor  günlerdi.Kreşi  değiştirdik.Hiç bir  zaman  kreş  sonrasındada  anaokulları na  severek  gitmedi.Okuldan  sıkılacağını  gitmek  istemeyeceğini   düşünüyordum,çok  şükür  öyle  olmadı.Hep  aynı  şeyleri  yapıyoruz  diye  şikayet  ederdi,okul  farklı  tabi  .
  2.  çocukta  aynı  şeyleri  yaşamak  istemedim,aslında  3  yaşına  gelene  kadarda  çalışmak  istemiyordum,sonuçta  kendi  işimiz  diyordum.Ama  öyle  olmadı,3  haftadır  yeniden  işe  başladım.Gerçi  saatlerim  güzel.Öğlen  12,30da  başlıyor  18-19  gibide  çıkıyorum  mağazadan.Bebişede  teyzesi  bakıyor,umarım  teyzemiz  pes  etmez,Yiğit  çok  mutlu.Hatta  evde  benim  ilgimden  fazla  ilgi  görüyor  ve  farkında  eve  girmek  istemiyor.Teyzesi  ve  kuzenleri  peşinde  pervane  keratanın,kıskansammı  ne?

etacarinea
  • Tüm gönderiler : 4322
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 30.11.2006 12:46:29
benim oğlumda kreşe gidiyor henüz 11 aylık. geçen gün onu almaya gitiiğimde benim kucağımdan öğretmeninin kucağına gitti. bu tabii bi bakıma hoşuma gitti demek ki iyi davranıyorlar.
 
büyük çocuk olsa sıkıntılarını anlatır. ama o daha çok küçük bi sıkıntısı olsa kreşde nasıl anlayabilirim hiç bilmiyorum. sanırım evde huysuzlukları filan olur....
aysu ben

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 30.11.2006 13:18:52
etacarinea, ben kreşe vermek konusunda korkuyorum açıkçası henüz çok küçük. ne güzel oğlun benimsemişki öğretmeninin kucağına gidiyor. eğer sorun yaşasa sanmıyorumki aynı şekilde davransın mutlaka belli edecektir diye düşünüyorum.

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 01.12.2006 02:39:28
Nihal o cocuklari korkutarak uyutacagini sanip insanin sinirlerini bozan ogretmene cok kizdim acikcasi.. Malesef bazi insanlar bu isin egitimini de alsalar adam olamiyorlar, okuduklarini ve ogrendiklerini sadece yuk olarak sirtlarinda tasiyorlar.. yazik ya, anneler size minik ve savunmasiz cocuklarini emanet ediyor.. Gelecek nesilleri emanet ediyor.. Bu siradan bir is degil.. Bunu anlamalari lazim..
Cok gecmis olsun, oglunun simdi iyi olduguna sevindim.
 
Aysucum kreste problem yasayan bir cocuk annesi gelir gelmez hemen ona sarilir ve ordan hemen ayrilmak ister, genel olarak huysuzlugunda ve mutsuzlugunda bir artis gorulur, sinirli asabi davranislari ozellikle krese gotururken yasar insan.. Yani konusamayan bebeklerde bence genel olarak hal ve tavirlarindaki degisimlere hareketlerle anlatmak istediklerine bakmak gerekiyor.. Bir tuhaflik gormuyorsan, senin icin rahatsiz edici bir sey yoksa buyuk bir olasilikla sorun olacak bir durumda yoktur.
 
Bu acidan Eda nin yazdiklarina da katiliyorum.. Sorun yasadigi takdirde bunu davranis ve hareketleriyle belli etmeye calisicaktir mutlaka, yada genel halinde bir mutsuzluk olacaktir.
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 01.12.2006 10:35:40
geçenlerde bir belgesel izledim.yanlış hatırlamıyorsam japonyayı tanıtan bir belgeseldi.
Annelerin işini daha kolaylaştırmak, kreşe giderken vakit kaybetmemek ve çocuklarıyla daha çok vakit geçirmelerini sağlayabilmek amacıyla metro istasyonlarının içerisine kreşler açmışlar. Anne veya baba işe giderken toplu taşıma aracı olarak metroyu kullanıyor. çocuğuyla birlikte istasyona geliyor kreşe bırakıyor, iş dönüşüde çocuğunu oradan alıp gidiyor. yaptıkları aktivitelerden örnekler de göstermişlerdi.
Bence güzel bir uygulama ama istanbulda böyle birşey yapıldığını bir düşünsenize. hem siz hem çocuğunuz rezil olurdu herhalde

emineeda
  • Tüm gönderiler : 421
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ANTALYA
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 01.12.2006 10:49:02
MERHABA ARKADAŞLAR BENDE İŞE BAŞLAYALI 7 GÜN OLDU.OĞLUMA ANANAESİ BAKIYOR.HERGÜN ANNEM BİZE GELİYOR.BEN İŞYERİMLE ANLAŞTIM.ÖĞLEDEN SONRA 3 TE ÇIKIYORUM.AKŞAM OĞLUMU UYUTUNCADA GECE 2 YE KADAR ÇALIŞIYORUM.SABAH 6 DA KALKIP YEMEKLERİNİ HAZIRLIYORUM.ÇOK YORULUYORUM AMA OĞLUM İÇİN OLUNCA PEK SORUN OLMUYOR.
BEN HEP KİTAP OKUYORUM AMA KAAN KALEM İSTİYOR.SİZCE ALMALIMIYIM.ERKEN Mİ?HERŞEYİ AĞZINA GÖTÜRÜYOR.DÜN ALMAYA GİTTİK AMA UYGUN BULAMADIM.3 YAŞINDAN ÖNCE OLMAZ DEDİLER.SİZ NE DERSİNİZ?

etacarinea
  • Tüm gönderiler : 4322
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 01.12.2006 11:59:42
ayy edacııımm, canım arkadaşım, nasıl yoruluyosun kimbilir. allah yardımcın olsun. bence kalem istiyosa al, sende yanında olursun sürekli. bir de bişey sorcam saat 2'ye kadar nerde çalışıyosun. ofise mi gidiyosun, evde mi ?ayyy ben yoruldum yazarken.moral vermek gibi olmasın
benim bebeğimin şöyle bi dezavantajı oldu. tam kreşe başladı hastalandı, yani zaten huysuzdu. ama gördüğüm kadarıyla herhangi bir sorun yok gibi. her saniye özlemekle birlikte, aklımın her geçen gün daha az kreşe takıldığını farkediyorum.
yalnız sanırım bebeğim biraz zayıfladı hastalıktanda olabilir. bir de benim sürekli yedirdiğim gibi kim uğraşır ki.
<mesaj tarafından düzenlendi etacarinea on 01.12.2006 12:04:28>
aysu ben

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 02.12.2006 03:25:16
Bir saniye duralim bu detayda. Edacim ben anlamadim neden 3 yasindan once kalem tavsiye edilmiyormus?? 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Hezal
  • Tüm gönderiler : 6827
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Malatya'dan,Texasa/USA.Katılım zamanı: 8/05/2005
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 02.12.2006 08:12:35
sevimcim nasilsin canim zeynepcim nasil  ins iyisinizdir?
 
ben belindanin ardi sira kosmaktan artik bitkin bir haldeyim alisverisede gitsek evdede olsak kesinlikle kucaga gelmiyor kendi yuruyecek stroller da bile oturtamiyorum artik kiyamet kopuyor,
buyudukce huylarida degisiyor,
 
beni en cok uzen durum  cok istahsiz olmasidir yemiyorgaliba bana cekmis cok yemek sececek,begenmediyi birsey olsun hemen agzindan cikariyor mumkunu yok yediremiyorum..
 
ve beni taklit ediyor ben  ne yapiyorsam aynisini yapmaya calisiyor..
mesela gecen gun kendisi kucagimdaydi ben ayagimla bilgisayarin dugmesina bastim actim..nasil dikkat etmisse....aaa baktim ayagiyla dugmeye  basmaya calisyor  sonra aklima geldi  aaa bu benden ogrendi diye,
taragi alip sacini taramaya calisiyor,bunun gibi seyler vs vs..
 
doktoru bana dediki dislerini fircalamayi  ogretin ..
bir iki defa denedim yapamadim.imkani yok agzini acmadi..
benim ugrasmam sonucu neyse acti budefada parmaklarimi isirdi..
ben yaninda dislerimi fircaliyorumki  bana baksin taklit yapsin diye..
yok nerde fircanin arka tarafini agzina sokup isirmaya calisiyor..
 
bezle silmeye kalkiyorum budefada kiyamet kopuyor agzini acmamak icin yada parmagimi isiriyor durum boyle iste,,,
zaten alt tarafi 4 tane disimiz var
 
dr kendisi yemeyi ogrensin dedi  tabagi kasigi ver  eline yemeye calisin..
 
nerdeeee kasikla tabagin icine vuruyor veya kasikla alip etrafa savuruyor,
parmaklari ile yiyiyor.kasikla hala beceremedik  .;((
 
yani acikcasi doktorun dediklerini hala uygulayamadik ...
 
ayy birde uzuldugum  hic kendisini opturtmuyor
 
diger durumda benden cok babasina duskun
 
babasina asiri duskun babasinin gelis saatlerini kapi arkasinda bekliyor,,babasi eve geldiginde  sevinc cigliklar atar..hemen  ellerini yukari kaldiriri beni kucakla diye  ,sarilir babasina nasil..
beni gormese hic aramaz belkide 
 


Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 04.12.2006 02:01:35
Hazalcim biz iyiyiz canim. Zeynep hanim buyudukce insani daha cok ugrastiriyor. Senin gibi bende cok yoruluyorum, sabrimi denedigi anlarda oluyor ama napalim iste anlamaya calisiyoruz ve elimizden geleni yapiyoruz anne olarak. 
 
Dis fircalama meselesini zamana birak, benim kizda Belinda gibi once dis fircasinin arkasini isiriyordu, ben hep yaninda dislerimi fircalamaya devam ettim, en sonunda firca kismini bulabildi hanim, simdi ise agzina sokuyor bir iki dolastiriyor sonrada fircanin tellerini tek tek isirarak cikarmaya calisiyor Zaten bir yetiskin gibi dis fircalamasini beklemiyorum, simdilik dis fircasini aliskanlik haline getirsin yeter.
 
Yemek yeme olayinda bizde problemliyiz ama hic ustunde durmuyorum, birseyi onune getirdim mesela diyelim yemiyorsa "yemiyenin malini yerler kizim" diyorum ve karsisina gecip o yemedigi seyi afiyetle yiyorum. Oda bana bakakaliyor tabi.. Hatta duruma gore bazen beni yerken gorunce az once istemedigi halde aniden yeme istegi geliyor kiza ve gelip elimden aliyor Ama su bir gercekki hic birsekilde zorlayarak yedirmiyorum, sutunu cok seviyor ve en cok progress sutu iciyor..
 
Bizde yemek masasinda yanimizda oturtuyoruz, onune kucuk bir tabak ve catal yada kasik koyuyorum, salata yemek falan koyuyorum tabaga, yemesini beklemiyorum acikcasi, ama catali alip tabagindakilerle oynamasi icin yapiyorum.. Hanfendi son zamanlarda kasigina yemek koymaya yada cataliyla yemek almaya basladi, ama kasigina aldigi seyleri yanlis tarafa yonlendiriyor.. Kendi agzina koyacagina nedense beni ve babasini yedirmeye calisiyor.. Bizde ses cikarmiyoruz, dedigim gibi masadaki amacimiz catal kasiga alismasi icin o yuzden her cataliyla bize yaklastiginda agzimizi aciyoruz oda bazen tutturuyor bazende tutturamiyor ve kasiktakileri dokuyor..
 
Taklit konusunda da Belinda gibi Zeynep, ben bir temizlige basliyim tamam.. gelsin bezler gitsin sular.. Hemen gelir icine girer..Zaten elinde toz bezi o televizyonu gunde en az 3 defa siler.. Bugun boyama kalemiyle televizyonun kenarini cizmis, daha sonra eline bez aldi Tv yi siliyor, kizim o boyayida siliver ordayken dedim saka olarak, birde baktim sildi.. Cok sasirdim..
 
Hatta bazen asiri temiz ve titiz olacagindan endise duyuyorum, vallahi bu gidisle bizi begenmiycek ilerde
 
Lafin ozu Hazalcim, sIkma tatli canini, hersey zamanla olacak, surekli yurumek istemeside suan yurumek onun icin cok zevkli ve gelistirmesi gereken bir ozellik.. O yuzden onun icin en muhim seylerden biri.. Yurumeyi kucaga tercih etmesinin sebebide bu.. Boyle bisi yapabildigini kavradi ya, simdi onu master yapmaya calisiyor.
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

etacarinea
  • Tüm gönderiler : 4322
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 04.12.2006 09:28:46
hazalcım aynı forumda bulunmayalı ne kadar çok olmuş di mi, çok özlemişim valla. demek kızın babasına düşkün, aynı dertten muzdaripiz :) hadi senin ki kız kızlar babaya düşkün olur derler, benim ki bir de oğlan , hani anneye düşkün oluyo du bu modeller? gerçi acıktığı ya da uykusu geldiği zaman benden başkasına  gitmiyor ama , yine de babamız onun bitanesi (kıskanç mıyım neyim?)
 
Sevimcim nasılsın,
yaww ne kadar sabırlısınız, darısı başıma inşallah bende öyle olurum. zeynep hanım da pek hamarat yani maşşallah :))
aysu ben

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 05.12.2006 02:00:50
Aysu merhaba canim, biz iyiyiz, umarim sizin cephede oyledir
 
Ben kendim icin cok sabirli bir insanim diyemem ama sabirli davranmaya hemen parlamamaya calisiyorum. Kizdigim zamanlarda oluyor gecen gun mesela. Annemle mutfakta tartisiyorduk bir konu uzerine o sirada Zeynep aramiza girip bagira bagira bisiler anlatmaya basladi ve bende o anda sinirlendim ve "bir dakika" diye yuksek sesle ikaz ettim. Kizcagiz sustu ve geri cekildi, o anda oyle korkarak baktiki bana birden icim ciz etti, hemen onun yanina gidip sarildim optum falan..
 
Iste icimin bu cizzzzzzz etmelerini en aza indirgemeye calisiyorum herzaman cunku vicdanim rahat olmali benim mutlu olmam icin.. Bir yaramazlik yaptiginda ve ben sakin ve duruma uygun bir tepki vererek ve sinirlerime hakim olarak olaylari yonlendirdigimde bu benim icin ovunulecek bir arti puandir.. Kendimi cok iyi hissederim arkasindan..
 
Ama haklida olsam sinirlenip bagirdigimda arkasindan icim ciz ettigi icin bunu eksi puan olarak goruyorum ve kendimi iyi hissetmiyorum..
 
Cunku bagirmak, cagirmak, kizmak, vurmak, dovmek, asagilamak, rencide etmek bir iletisim yolu degildir bana gore, tam tersi iliskileri koparicidir.. En guzel iletisim yolu sakin ve mantikli olani.. Cocuklarlada bu boyle olmali, yetiskinlerle de..
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 05.12.2006 10:30:24
merhaba edacım. bende merak ettim nerede çalıştığını. bu şekilde bu tempoya ne kadar dayanabilmeyi düşünüyosun. sende biraz dinlenmelisinki bebeğinle daha rahat ilgilenebilesin. sana kolaylıklar diliyorum.



edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 05.12.2006 10:35:18
bende çok sabırsızımdır ve ani parlamalar yaşayabilirim. engellemeye çalışıyorum ama herzaman mümkün olmuyor maalesef. henüz bebeğim küçük onunla böyle bir sorun yaşamadım ama biraz büyüdüğü zaman durmumuz ne olur bilmiyorum.

bu ani parlamalar sonrasında karşımdakini üzmemin yanısıra kendi içimde yaşadığım vicdan azabı uykularımı bile kaçırabiliyor.dilerim o zamana kadar kendimi kontrol altına almayı başarabilirim.


Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 06.12.2006 00:57:35
Yaa arkadaslar hemfikirmisiniz bilmiyorum ama cocuk giysi ve esyalari acaiplesmeye basladi. Kizima bir kac sey almak istiyordum bu yuzden disari ciktim cocuk magzalarini gezdim. 0 ayliktan 18 aya kadar bir problemim yok,cok seker hepsi ama 2 yastan sonra baktigim giysileri hic ama hic begenmedim. Hepsi assolist kiyafeti gibi uygunsuz yada yasina gore cok olgun.. Sanki yetiskin insan giysilerini kucultup 2 yada 3 yasindaki cocuklara uyarlamislar.. Mesela bir terlik gordum hem topuklu hemde sanki 35 yasindaki bayan terligi gibi ustu tuylu,tasli yada leopar desenli falan. Bu ne rukusluk dedim kendi kendime.
 
Yani acaba benmi geri kafaliyim yoksa bu cocuk giysileri gercekten cocukluktan cikip yetiskin tarzinami dondu??
 
Cocugumuza moda adi altinda empoze ettirilen bu buyumuste kuculmus tarzi hic sevmiyorum.. Ukala ve yetiskin tarzi giysiler haliyle cocugun psikolojisine de yansiyip ukala ve buyuk kucuk tanimayan cocuklar ortaya cikarmazmi dersiniz?
 
Acaba bu konuda rahatsiz olan tek benmiyim merak ediyorum..
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 06.12.2006 10:42:42
zeynoss tespitin gerçekten doğru sana hak veriyorum. özellikle kız çocuklarının kıyafetlerinden tut oyuncaklarına kadar hepsinde aynı şey var. firmalardan biri ne yaparsa diğerleride aynı şeyi yapıyor. tabi kız çocuklarının ilgisini çeken tüyler renkler vs olduğu için ailelerde ister istemez bunlara yöneliyor.

etacarinea
  • Tüm gönderiler : 4322
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 06.12.2006 14:02:58
valla ben hep erkek kıyafetlerine baktığımdan olsa gerek o kadar farkında değildim. anneler tulum yerine pantolon ya da eteği tercih etmeye başladığından beri sektör olayın suyunu çıkarmış demekki.
hele hele de anlattığın terlik iyice komikmişanneler ve kızları bir örnek olsun diye herhalde
ben de 9-12 ay arası erkek bebkler için deri ceket görmüştüm. komik tabe
aysu ben

ÖZGÜL&ECEMNUR
  • Tüm gönderiler : 1111
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İSTANBUL
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 06.12.2006 17:02:00
Hayır sevimciğim, sen tek değilsin, senin gibiler bizde burdayız Bencede her yaşın gerektiği gibi yaşamalıyız ve yaşatmalıyız. Maalesef kıyafetler konusunda bende çok şikayetçiyim. Ama her sektör aynı değilmi, neyi çok satarlarsa doğru yada yanlış olduğuna bakmaksızın suyunu çıkartmıyorlarmı.
 
Bir çok annede buna ayak uydurmuyormu? Maalesef ben hatayı bizlerde görüyorum. Onlar satış yapmak uğruna her şeyi deniyorlar ama bizler bilinçli ebeveyn olarak kıyafet, oyuncak vs. alırken çocuğumuza uygun tercihler yapsak hiçbir sektör gittikçe sapıtmaz.
 
Benim patronumun kızı ilkokul ikinci sınıfa gidiyor ve bir gün şirkete geldiğinde gördüm kıyafetleri saymıyorum bile bir ayakkabı giymişti bir karış topuk, 30 yıllık ömrümde ben bile okadar topuklu giymedim.
 
Görüntüyü bırakın çocuklarımızın sağlığını düşünsek yanlış yollara sapmayız.... 

Hezal
  • Tüm gönderiler : 6827
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Malatya'dan,Texasa/USA.Katılım zamanı: 8/05/2005
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 06.12.2006 18:23:09
sevimcim ilk once zaman ayiripta bize cevap yazdigin icin  cok tsk canim..
 
bir kacgundur belos hanimla birlikte yemek yemeyi deniyorum  belki bakarda yer diye..ehh iste  iki lokma yiyip  kafasini ceviriyor yada tukuruyor ,nerden ogrendiyse..
 
 
kiyafet konusuna gelince evet  bazi firmalar  biraz abartmislar haklisin..
 
birde dikkatimi su cekiyor..daha once cocuklara makyaj takimi varmiydi?  vardida benmi gormedim bilmiyorum yoksa..
 
simdi  hele christmas nedeniyle heryerde bakiyorum cocuklara  yonelik.makyaj setleri,parfumler,  var  7 yasindaki cocuklar  koca kadin gibi  makyaj yapiyorlar, buda benim hic hosuma gitmiyor, cocuk yasta ciltlerine  bu tur seyleri kulanmalari nekadar saglikli olabilirki..


Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 07.12.2006 01:24:11
Eda yalniz olmadigima sevindim. Demekki herkesin dikkatini ceken bir tuhaflik var bu cocuk modasinda.. Ha cocuklarin modasi olmalimi ondanda emin degilim, ama ozellikle kiz cocuklarinin, ki cocuk kelimesinin uzerine iyice basarak soyluyorum, genc bir kiz gibi cekici yada gozalici !!! giyinmesinin ne gibi bir getirisi var.. Sonrada basimiza cocuk sapiklari cikiyor..
 
Aysucum valla benbile hayatimda oyle terlik giymedim.. Nedense bana kokona tipleri hatirlatiyor.. Sen sanslisin oglun var.. Erkek cocuklarin kiyafetleri daha usturuplu, bazen inan bana kiz cocugu reyonunun yanisira erkek cocugu reyonuna bile bakiyorum.. Bazen unisex giysiler oluyor onlara yoneliyorum.. 
 
Ozgul haklisin. Ben o tur kiyafetleri yada aksesuarlari elime bile almiyorum.. Butun aradigim kizim icin rahat ve pratik seyler.. Birde kizimin fiziksel yapisini engellemiyecek seyler.. Mesela dar olmayan, lastigi sIkmayan, 100% pamuklu giysiler , yada ayagi icinde sIkismayan anatomik ayakkabilar vs.
 
Hazalcim eline saglik cok iyi hatirlattin, ya nedir bu makyaj meselesi hakkatten? Ne alaka? Gordugumde en sinir oldugum seylerden biri.. Ya bir cocuk daha 8-10 yas arasindayken makyaja baslarsa 20-25 yasindan sonra neler yapacak? Beyni gelismekte olan cocuklarimizin kafasini bu tur bos islerle doldurmanin kime yarari var??
 
Benim kizim benim davranislarimi kopyeliyor ama bu demek degildirki ben bastan asagi her yonuyle kizimi kendime benzeticem.. Koluna canta taktirip, ayagina topuklu ayakkabi giydiricem..
 
Su resme bakin mesela.. bu ne allahaskina? Bunu kizima giydirip nereye goturucem? Bu kiyafetin yas grubu 3 ile 11 yas arasi !!!!!
 

 
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

ÖZGÜL&ECEMNUR
  • Tüm gönderiler : 1111
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İSTANBUL
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 07.12.2006 10:04:47
Göstermiş olduğun resme yanıt bile veremeyeceğim sevimciğim....
 
Bazen acaba çokmu geri kafalıyım diye çoooooookkkkk düşünüyorum. Fakat eğer ben geri kalıysam inşallah benim çocuğumda benim gibi olur.
 
Erkek reyonları benimde favori alanım. Mağazaya girdiğimde erkek reyonunu dolaşmadan çıkmıyorum. Kız çocuklarınında giyebileceği çok güzel kıyafetler oluyor. Tabiiki bu demek değil kızımı erkek gibi giydiriyorum. Ama insanlarımız da öyle alışmışlar ki giysilere bakıp, kot pantolon üzerinede tshirt giymiş bi kız çocuğunuda hemen erkek sanıyorlar.
 
Kızımın saçları kısa toka taktırmıyor, bir gün kot ve tshirt giydirdim, ve gittiğim alışveriş merkezinde kızımı seven ilgi gösteren herkes erkek muamelesi yaptı. Aslında yüzüne dikkatli bakan herkes kız olduğunu anlayacak ama sadece kıyafetine odaklanıyorlar ve ona göre ilgi gösteriyorlar. O gün bugündür bizlerin değişmeyeceğini, ve toplumumuzun dahada tuhaflaşacağı kanaatine vardım, maalesef......

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 08.12.2006 02:39:30
Ozgulcum valla ortalarda dolasan bu kadar sapik varken hic umrumda degil kimin ne dusunecegi. bir tanesini yakaladik ama bin tanesi disarda dolasiyor...

Ayrica kimse benim kizimi giydikleriyle ve gorunusuyle degil akli,bilgisi ve ahlakiyla begensin begenecekse.
Kizimin ilerde degerleri de Levis kot, swatch saat, IPod olmasin.. Tabiki bunlarida bilsin ama kisilik ve karakter denilince degeri Erdem ve akil olsun..

Gerikafalilik..ne kadar agizlara sakiz olmus bir laftir.. Oysa kafanin geri olmasini sadece beyinin isleyisiyle ozdeslestirmek gerekir.. Ileri kafa giyim kusamla olmaz, dusunce ve akilla olur. Nice fakir gorunuslulerin ne kadar ileride olduklarini, nice zengin gorunuslulerin de ne kadar geride olduklarini tarih ve filozofi okuyanlar bilir.

turkiye de ki goruntu takintisi kesinlikle sosyologlar tarafindan irdelenmesi gereken bir olay..Baskalarinin begenmesini dusunerek su yukardaki elestirdigim elbiseyi alsaydim eminim turkiyede aman ne guzel manken gibi olmussss diyenler cok olurdu..

Diyojen'e Buyuk Iskender "bir dilegin varmi" diye sordugunda Diyojen "golge etme baska ihsan istemem" demis ya, bende bircok insan icin boyle dusunuyorum..  
<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 08.12.2006 02:57:08>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 08.12.2006 11:13:05
sevimcim resim hakkında söylenebilecek tekşey (benim açımdan tabi) tek kelimeyle iğrenç. daha fazla yorum yapmaya gerek yok sanırım.

girdiğimiz bir çok ortamda insanların görüntüye bakarak davranışlarına karar verdiklerini görüyoruz. bu gerçekten çok üzücü ve endişe verici. öyle hale geldik ki herkes marka düşkünü oldu. bir dönem üniversite öğrencilerinde olan bu marka düşkünlüğü daha alt yaş gruplarına kadar indi.

nasreddin hocanın dediği gibi "ye kürküm ye" dönemindeyiz.  bakalım sonrası ne olacak.

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Calisan anneler ve cocuklari - 09.12.2006 00:45:30
Eda haklisin
 
Nasreddin hocayi da severim ayrica. Kizim buyudugunde tanistiracagim kahramanlardan biridir. Ama babamin yillar once bana okumam icin verdigi ve benim hayatimda ilk kitabim olan Aziz Nesin in "bende cocuktum" kitabi kiziminda baskosedeki Turkce hikaye kitabi olacak.. Babamin kitabin giris kismina yazdigi " Zeytin gozlu Sevim'e, karsiliksiz hediye" cumlesi hala harfiyen aklimda.. ki aradan 23 sene gecmis. Babamin bana bu hediyesi benim en mutlu oldugum anlardan biridir.. O yuzden Aziz Nesinin kitabinda anlattigi cocukluk hikayesinide, babamin kitabin girisine yazdigi cumleyide asla unutabilecegimi sanmiyorum..
 
Biz boyle bir kitapla son derece mutlu olan cocuklardik, simdi ise cocuklari nasil mutlu edeceklerini sasiriyor insanlar.. Hic abartmiyorum tanidigim bir ailenin kizi var. Bu kiz suan 15 yasinda ve bir gun yemek masasinda "ah bir yatim olsaydi cok mutlu olacaktim" dedi. Bu kizin herseyi var, herseye doymus ve artik mutlulugu bir YAT sahibi olmakta saniyor.. Bu cocuga yat da satin alinabilir ama mutlu olabilirmi o bir soru isareti..


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Yasa gore normal gelisim takvimi - 11.12.2006 02:33:55
Ben zaman zaman acaba benim kizim normal buyume sureclerini geciriyormu diye dusunuyorum. Asagidaki takvimi tr.net ten aldim. Ankara tabib odasi isbirligiyle hazirlanmis bilgiler oldugu icin guvenilir buldum ve sizinde merak edeceginizi dusunerek paylasmak istedim.

ÇOCUKLARIN YAŞA GÖRE NORMAL GELİŞME TAKVİMİ



1. AY
YÜZÜSTÜ POZİSYONDA BAŞINI HAFİFÇE KALDIRIR, EMEKLEME HAREKETLERİ YAPAR
ELİ YUMRUK ŞEKLİNDE SIKILIDIR. EŞYAYI ORTA HATTA KADAR GÖZYLE İZLER
SESE TEPKİ GÖSTERİR. (GÖZ KIRPMA, HAREKET, SIÇRAMA)
İNSAN YÜZÜNE BAKAR

2. AY
BAŞINI 90 DERECEDE TUTAR
ELİ YUMRUK ŞEKLİNDE DEĞİLDİR.EŞYAYI ORTA HHATTAN PERİGERE DOĞRU İZLER
KONUŞULUNCA VEYA MEŞGUL OLUNCA GÜLÜMSER
ETRAFI İLGİ İLE SEYREDER

3. AY
YÜZÜKOYUN POZİSYONDA KOLARI ÜZERİNE YASLANARAK GÖVDESİNİ KALDIRIR BAŞINI RAHATÇA DİK TUTAR
ELLERİ AÇIKTIR EŞYAYI YAKALAR VE KENDİNE DOĞRU ÇEKER
KEYİF SESLERİ ÇIKARIR
TANIDIĞI KİŞİLERE VEYA EŞYAYA UZANIR, BESLENME HAZIRLIĞINI ANLAR

4. AY
DESTEKLE OTURUR
EŞYAYI ALMAK İÇİN İKİ KOLUNU BİRDEN KULLANIR. MASA ÜZERİNDEKİ KÜPE DOKUNUR
5 AYLIK SESİ LOKALİZE ETMEYE BAŞLAR, ZİL SESİNE BAŞINI ÇEVİRİR, AGU AGU SESLERİ ÇIKARIR
ETRAFINI SEYRETMEYİ SEVER

6. AY
SIRT ÜSTÜYKEN YÜZÜKOYUN DÖNEBİLİR. DESTEKSİZ OTURUR. YATAR DURUMDA AYAĞINIAĞZINA GÖTÜRÜR. 
İKİ ELİNİ AYRI AYRI KULLANIR. EŞYAYI BİR ELİNDEN DİĞERİNE GEÇİRİR
TEK HECELİ SESLER ÇIKARIR. 7 AYLIK "BAŞ BAŞ" YAPABİLİR
YABANCILARI YADIRGAREL ÇIRPMA OYUNUNU ANLAR, OYNAR

9. AY
EMEKLER, AYAĞA KALKABİLİR. AYAKTA DURMAYI SEVER.
BAŞ VE İŞARET PARMAĞI İLE KÜÇÜK EŞYALARI ANLAYABİLİR, BİBERONU TUTAR, PARMAKLARI İLE YİYEBİLİR
SESLERİ TAKLİT EDEBİLİR. 10 AYLIKKEN BAZI SESLERİ ANLAYARAK SÖYLEYEBİLİR (DEDE, MAMA) 11 AYLIKKEN BİLİNÇLİ OLARAK SÖZCÜKLERİ SÖYLER
ETRAFI KARIŞTIRMAYA BAŞLAR

12. AY
YARDIMSIZ VEYA YARDIMLA YÜRÜR, OTURDUĞU YERDE KENDİ KENDİNE DÖNEBİLİR.
BAŞ. İŞARET PARMAKLARINI KULLANIR, EŞYALARI YERE ATAR, OYUNCAKLARINI ELİNDEN BIRAKIR
BASİT SÖZCÜKLERİ ANLAR, YAPAR. (14. AYDA 3 SÖZCÜK)
BAŞKALARININ HAREKETLERİNİ TAKLİT EDER. GİYİNİRKEN YARDIMCI OLUR.

15. AY
RAHATÇA YÜRÜR, EMEKLİYEREK MERDİVEN ÇIKAR
ÖĞRETİLDİĞİNDE TAKLİT OLARAK KAĞIDI KARALAR
BASİT EMİRLERİ ANLA, YAPAR. 4-6 SÖZCÜK SÖYLER ANLAŞILMAYAN SÖZLERİ KONUŞUR GİBİ SÖYLER
ALTINI ISLATTIĞI ZAMAN ANNESİNE GÖSTERİR

18. AY
KOŞAR, AYAKTA İKEN DÜŞMEDEN OYUNCAĞINI FIRLATABİLİR.
KİTAP YAPRAKLARINI İKİŞER ÜÇER ÇEVİRİR.
KAŞIĞINI DOLDURARAK KENDİSİ YEMEK YER

7-20 SÖZCÜK BİLİR.VÜCUDUN EN AZ BİR PARÇASINI BİLİR, ELİYLE GÖSTERİR. SÖZCÜK SALATASINA ANLAŞILIR SÖZLERİ DE KATAR
ANNE BABASINI TAKLİT EDER. (YER SÜPÜRME, TOZ ALMA...) DİĞER ÇOCUKLARLA BİRLİKTE OYUN OYNAYABİLİR.

21. AY
ÇÖMELEBİLİR
MERDİVEN ÇIKABİLİR.

5 KÜPLÜ KALE YAPABİLİR.
BARDAĞI TUTARAK SU İÇEBİLİR.

3-5  VÜCUT BÖLÜMÜNÜ BİLİR. İKİ SÖZCÜKLÜK CÜMLE KURABİLİR.
YEMEK VE TUVALETE GİTME İSTEKLERİNİ İŞARET VE SÖZCÜKLERLE İFADE EDER.

24. AY
YARDIMSIZ MERDİVEN İNİP ÇIKABİLİR
KİTAP YAPRAKLARINI TEKER TEKER ÇEVİREBİLİR, ABUÇ VE PANTOLONUNU ÇIKARABİLİR
50 SÖZCÜK BİLİR, 2 SÖZCÜKLÜ CÜMLELER KUARBİLİR, "BEN, BİZ SİZ" ZAMİRLERİNİ BİLİR, EŞYALARIN İSMİNİ SÖYLEYEBİLİR.
ÇATAL, KAŞIĞI RAHATÇA TUTABİLİR, KULANABİLİR.

2,5 YAŞ
SIÇRAYABİLİR, TOPU BAŞININ ÜZERİNDEN ATABİLİR.
DÜĞMELERİ ÇÖZEBİLİR, KALEMİ BÜYÜKLERE BENZER ŞEKİLDE TUTABİLİR.
ÇOĞUL GEÇMİŞ ZAMAN KULLANIR, "BEN" ZAMİRİNİN GENELLİKLE DOĞRU KULLANIR
ADINI VE SOYADINI SÖYLEYEBİLİR,

3. YAŞ
ÜÇ TEKERLEKLİ BİZİKLETE BİNER. İKİ AYAĞINI KULLANARAKMERDİVEN ÇIKAR
KISMEN KENDİSİ GİYİNEBİLİR. SÖYLEYİNCE GİDİP ELLERİNİ  YIKAYABİLİR.
OLAYLARI ANLATIR, CİNSİNİ BİLİR.
OYUNCAKLARINI PAYLAŞIR, ÇOCUKLARLA OYUN OYNAR

4. YAŞ
SIÇRAYARAK TEK AYAK ÜZERİNDE DURABİLİR.
DÜĞME İLİKLEYEBİLİR, TOPU YAKALAR
RENKLERİ BİLİR, ŞİİR VE ŞARKIYI EZBERE SÖYLEYEBİLİR.
HAYALİ MASALLAR ANLATIR, GRUP OYUNKLARINA KATILIR.

5. YAŞ
TEK AYAR ÜZERİNDE SIÇRAR. ALÇAK ENGELLERDEN ATLAYABİLİR
PABUÇLARINI BAĞLAYABİLİR, EKMEĞİN ÜZERİNE BIÇAKLA YAĞ SÜREBİLİR.
ADINI YAZABİLİR. ANLAMADIĞI SÖZCÜĞÜ SORAR
YARIŞMALI OYUNLARA UYAR, KURALLARA UYAR, EV İŞLERİNE KATILMAK İSTER








<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 11.12.2006 02:37:43>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Yasa gore normal gelisim takvimi - 11.12.2006 11:52:38
Merhabalar herkese,
 
Sevimcim son yazdığın listede çok faydalı olmuş canım, Karya'yı şöyle bir değerlendirdimde bazı konularda ileri bile, mesela yürüyoruz şu an bir koltuktan bir koltuğa, geçende kendi kendine oturduğu yerde elinde kolye gibi birşey var onunla dönerek oynuyordu, maşllah diyeyim kendi kendime
 
Şu giyim kuşam konusunda bende bazen kendimi geri kafalı buluyorum, ben gayet süslü bir hatunumdur şahsen ama çocuklarda bazı şeyleri çok abartılı buluyorum. Şu makyaj meselesi iğrenç hakikaten, hele okula giden çocukların saç tarzları bazen çok batıyor, bizim o çağlarda iki örgüydü saçlarımız bunlar 1 toka bile takmaktan acizler, formanın üzerinde hiç hoş durmuyor bence, hele hele forma altına file çorap bile giyen var yok artık oluyorsunuz. Gözlerinde rimeller, dudaklarda parlatıcılar, saçlar rengarenk. Ben ki şuan kendime bakıyorumda bırak makyajı, saç boyasını, kaşımı bile üniversitedeyken almıştım! Kız çocuk yetiştiriyorum ve öyle olmaması için elimden geleni yapacağım.
 
Bu arada son zamanlarda kızıma veda ederek işe gitmeye başladım, bu konuda tavsiyelere teşekkürler (sevim ve eda), halen oyun gibi geliyor ona tahminimce ama! Çünkü bakıcının kucağına verip giyinmeye gittiğimde kıyamet kopuyor, kapıdan çıkarkende öperken sürekli kucağıma gelmek istiyor, ama bay bay yapalım deyince çırpınmaya başlayıp, bir yandan el sallıyor, bir taraftan gülüyor, ben merdivende kaybolurken arada suratı asılıyor ama en azından arkamdan ağlayıp, görünmeden gittiğim zamanlardaki gibi oda oda gezip beni aramıyor. Canım ya kıyamam, böyle böyle alışacak inşallah.
 
Bir başka gelişmede bazı şeylere hayır dediğim zaman durup bana bakıp birşeyler söylüyor, bazen direk geri dönüp bırakıyor. DR.umuz yalnız çok fazla hayır demeyin dedi. Yani herşeye demeyini kastetti, bende herşeye yapmıyorum zaten çok belli şeylere, mesela mama sandalyesinde ayağa kalkmama, terliklerle oynamam gibi.
 
Bizdeki son gelişmeler bunlar, hepinize sevgiler.
 

Sayfayı değiştir: < 12345678910.. > >> | Sayfayı gösteriyor 7 of 19, mesajlar 241 to 280 of 727