Bebeklerde ahlak ve kisilik gelisimi

Sayfayı değiştir: < 12345678910.. > >> | Sayfayı gösteriyor 8 of 19, mesajlar 281 to 320 of 727
Yazar Mesaj
Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Yasa gore normal gelisim takvimi - 12.12.2006 01:38:00
Sibelcim selam, bende bakimli olma taraftariyim kendine guven acisindan, ve su bir gercekki insanlar ilk tanismada yada sosyal bir ortama girdiklerinde ilk once gorunusleriyle karsilanip agirlaniyorlar..
 
Hatta gecen gun komik bir reklam izledim, saci basi daginik bir kiz sokakta dusuyor ama kimse ilgilenmiyor, oda topallaya topallaya eve gidiyor banyoda sacini yapiyor, guzellesip cikiyor  Hala topalliyor ama guzellestigi icin bu sefer herkes ona yardim etmeye kosuyor, kucaklarinda tasiyip hastaneye goturuyorlar hatta hastanede saci basi daginik bir kadini yattigi sedyeden asagi atip yerine bunu koyuyorlar.
 
Benim elestirim kucuk cocuklara yetiskin susu verilmesi, sanki evlenmeye yada iliskiye hazir bir olgun bayan havasi verilmesi. Bunun disinda hep en guzel seyleri giysin minikler. Cunku onlar herseyin en iyisine layik.
 
Karyayla vedalasma konusundaki gelismelere sevindim. Umarim daha iyi olur.
 
Hayir konusunda Dr unuz hakli, Dr Sears'ta boyle diyor. Zaruri seylerin disinda kizima hayir demiyorum. Zaruri olmayan ama hosuma gitmeyen seylerde de alternatif gosteriyorum. Mesela onu duvari boyamaya calisirken yakalayinca, duvari boyama kizim, gel defterine yaz diyorum. Onu defterinin yanina goturuyorum yada defteri onun onune koyuyorum. Boylece yapmasini istemedigim seylerde Alternatif gostermek bazen ise yariyor bende. Bu sekilde yazma istegini durdurmus olmuyorum, sadece yazacagi yer hakkinda alternatif gosteriyorum.
 
Ona suna benzer bir zeka oyuncagi almistim
http://www.amazon.co.uk/Brio-Ltd-39943010-Shape-Sort/dp/B00000ITIV/sr=1-10/qid=1165879233/ref=sr_1_10/026-2993431-4562052?ie=UTF8&s=kids
 
Bakiyorum ucgen, cicek, kare,yildiz seklindeki kutulari dogru yuvalarindan iceri atmaya basladi.. Cok seviniyorum bu gunlerde buna..
 
Iste bizde boyleyiz. Seni ve Karya yi cok cok opuyoruz ve sevgilerimizi gonderiyoruz.
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

nihal_ugras
  • Tüm gönderiler : 1330
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Kocaeli
Ynt: Yasa gore normal gelisim takvimi - 13.12.2006 01:49:27
    Selam  arkadaşlar;öncesinde  sayfanızı  ziyaret  etmemiştim,konularınız  yorumlarınız  çok güzel.Bende  aynı  duyguları  paylaşıyorum,aynı  zamanda  birçok  konuda  yetersizde  kalabiliyorum.Deneyim  ve  görüşlerinizden  istifade  etmek  isterim.Ahlak  her  konusunda  ilk  adım  herzamanki  gibi  ailede  atılıyor.Ama  biz  bazen  emekliyoruz
  Kıyafet  konusunda;özellikle  kız  kıyafetleri  çok  abartılı  evet,bu  kıyafetleri  tercih  eden  annelerden  bir  arkadaşım  var.11  yaşında  kızı ve  çok  kısa  etekler ve  göbek  üstü  kıyafetler  alıyor.Ona  her  fırsatta  söylerim-dünya  güzeli  kızın  ,evet  giydikleride  çok  yakışıyor  ama  lütfen  sapık  dolu  diyorum.Malesef  dikkate  almıyor.Birde  zaten  bebekliğinden  beri  abartılı  giyindiği  için  çocuk  artık  diğer  spor  ve  yaşının  gerektirdiğini  giymekte  istemiyor.
   Bizim  derdimizde  şimdilik  yemek  konusunda.Hani  siz  yemiyor  diye  üzülüyorsunuz ya  bizde  çok  yiğiyor  diye  üzülüyoruz.Benim  genlerimin  payıda  yadsıtılmaz  ama  oğlum  henüz  7  yaşında  fakat  bizimle  aynı  ölçüde  yemek  yemezse  trip  yapıyor  ve  önünden  alacaklarmış  gibi  yemek  yemekte.Defalarca  ve  güzellikle  onu  uyarıyorum  ama  malesef  olmuyor.3  yaşından  sonra  kreşte  kaptı  bu  huyunu.Yemeyen  çocukları  teşvik  amaçlı  yapılan  yemek  yeme  yarışmaları  bizim  gibi  yiyen  çocukları  obur  yaptı  malesef.'.  2tabağı  önce  ben  alacağım  derken yemek  kültürü  diye  birşeyde  kalmadı.Her  fırsatta  öğretmenleri  ve  stajerleri  uyarmaya  çalıştım  hatta  şimdide  beslenme  saatlerimiz  var  okulda,öğretmenimizi  uyarıyorum  aman  yeteri  kadar  yesin  diye.-kıyamıyoruz  diyorlar.Evde  dikkat  etmekle  olmuyor,olmadı  zaten.Bana  -hani  sen  verme,  ben  nasıl  olsa  okulda  açığı  kapatırım  >mesajı  veriyor  .
    Diğer  oğlum  16.ayında  onda  işi  dahada  sıkı  tutacağım  diyorum  ama  bakalım  zaman  ne  gösterecek?

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Cocuklarda Obezite - 13.12.2006 03:27:41
Nihal sayfamiza hosgeldin 

aslinda istahsizlik ustune bir yazi atmayi planliyordum. Simdi bundan vazgecip cocuklarda obezite uzerine bir yazi yollamaya karar verdim.

Cunku endiselenmekte haklisin. Cocuklarda obezite cok uzerinde durulmayan bir konu. Oysa asiri zayiflik ne kadar saglik icin zararliysa asiri kilolu olmakta o kadar daha zararli.

Eger oglunun kilosundan endiseliysen ona mutlaka saglikli bir diyet uygulamalisin ve okulda da ogretmenlerinin kiyamiyoruz demesine aldirmadan onlara net bir sekilde istegini soyleyip bunun uygulanmasini talep etmelisin.

Neyse lafi uzatmiyayim. Asagida Tr.Net ten aktaracagim yazinin belki bu konuda sana dusunsel bir yardimi dokunur.


 
Çocukluk Çağında Obezite
 
Hazırlayanlar: Yrd. Doç. Dr. Kadir Babaoğlu, Kocaeli Ü. Tıp Fak. Çocuk Sağ. ve Hast. AD, Kocaeli
Prof. Dr. Şükrü Hatun Kocaeli Ü. Tıp Fak. Çocuk Sağ. ve Hast. AD, Kocaeli

Obezite Nedir?
Obezite, vücutta depolanan yağ miktarının fazla olması biçiminde tanımlanabilir. Klinik olarak obeziteyi tanımlamak için kilonun boyun karesine oranlanması (kg/m2) ile elde edilen vücut kitle indeksi kullanılır. Buna göre erişkinlerde vücut kütle indeksi (VKİ)'nin 25'in üzerinde olduğu kişiler aşırı kilolu, 30'un üzerinde olanlar obez olarak tanımlanır. Çocuklarda ise yaş ve cinse göre hazırlanan VKİ persentil eğrileri kullanılarak >85 persentil olan çocuklar aşırı kilolu, >90 persentil olanlar ise obez olarak sınıflandırılmaktadır. Ayrıca yaşa göre vücut ağırlığı, boya göre ağırlık, deri kıvrım kalınlığının ölçümü ve içerdiği yağ bakımından vücut kompozisyonu da kullanılan diğer tanı yöntemleridir.
Sıklık
Hipertansiyon, dislipidemi, insülin rezistansı ve ağır psikolojik strese yol açması nedeni ile önemli bir sorun olan obezite, çocukluk çağında giderek artan bir sıklıkta görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalarda erişkinlerin %33'ünün, çocuk ve gençlerin ise %20-27'sinin obez olduğu, 1976'dan sonraki on yılda 6-11 yaşlarında obezitenin %54 oranında, 12-21 yaşlarındaki çocuklarda da %64 oranında arttığı bildirilmektedir. Son yıllarda obezitenin çocukluk yaş grubunda geçmiş yıllara göre sıklığının arttığı gösterilmiştir.
Obezite Nasıl Oluşur?
Obeziteye neden olan çok yemenin mekanizmasında beyindeki iştah merkezi önemli rol oynamaktadır. İnsan ve hayvanlarda tokluk ve açlık sinyallerini alan merkezler olduğu gösterilmiştir. Beyinde besin alımını etkileyen çeşitli maddeler(peptidler; kolesistokinin, ürokortin ve nöropeptid Y) bulunmaktadır. Kolesistokinin ve ürokortin besin alımını azaltırken, NPY ise besin alımını artırmaktadır. NPY beynin pek çok bölgesinde bulunur. Birçok obezitede beynin çeşitli bölgelerinde NPY’nin arttığı gösterilmiştir. İnsülin vucutta bulunan şekerin regülasyonunu sağlar. Obez çocuklarda hiperinsülinemiye(kanda insülinin fazla olması) rağmen normal glukoz düzeyleri insülin direncinin varlığını gösterir. Önlem alınamadığı durumda insülin direnci nedeniyle glukoz toleransı bozulup hiperglisemi(kanda glukozun arttığı durum) gelişebilecektir. Vücut ağırlığının artması ile birlikte insülinde de belirgin artış olmaktadır. Yağ hücre kütlesinin büyümesi ve insülin gereksiniminin artmasına karşın reseptör sayısının azalması insülin direncine yol açmaktadır. Bu nedenle özellikle son yıllarda sıklığının gittikçe artmasıyla gündeme gelen adolesan çağda tip II diyabetes mellitus(tip II şeker hastalığı) hastalığının obez çocuklarda ortaya çıkışı kolaylaşmaktadır.
Hazırlayıcı Etmenler
Araştırmalar sonucunda obezitenin gelişmiş ülkelerde düşük sosyoekonomik düzeylerde, gelişmekte olan ülkelerde ise yüksek sosyoekonomik düzeye sahip kesimlerde daha sık olduğu gösterilmiştir. Şiddetli obezite ise sosyoekonomik durumdan bağımsızdır. Beslenme biçimi ve beslenme alışkanlığı olarak yüksek kalorili yiyeceklerle beslenen çocuklarda obezite daha kolay gelişmektedir. Yaptığımız çalışmada yüksek kalorili ve düşük lifli hazır yiyeceklerin %52 oranında tüketilmesi bu veriyi desteklemektedir.
Çocukluk obezitesinde çevresel etmenler içinde ailenin beslenme biçimi ve aktivasyon azlığı bulunmaktadır. Uzun süre televizyon izleyen ve televizyon izlerken yüksek kalorili yiyeceklerin tüketilmesi obeziteyi daha da artırmaktadır. Obezite sıklığı 4 saatten daha fazla televizyon izleyen çocuklarda 1 ya da 1 saatten daha az televizyon izleyen çocuklara göre daha yüksek olarak saptanmıştır. Obezite ve psikolojik etmenler arasında bir ilişki olduğu kabul edilmektedir. Anne-baba çocuk arasındaki olumsuz ilişkiler çocuğun ruhsal yapısını etkileyip aşırı yemeye neden olabilmektedir.
Obezite ve genetik etmenler üzerinde yapılan araştırmalarda her iki ebeveyn obez ise çocuğun obez olma şansı %80, yalnızca biri obez ise oran %50, ikisi de obez değilse oran %9 olarak bulunmuştur. Bu gözlemlerden yola çıkılarak yapılan araştırmalarda vücut ağırlığını biyolojik olarak kontrol eden moleküler komponentleri belirleyen bazı genler bulunmuştur (ob geni, db geni, fat geni, tub geni, agouti geni). Bunlardan ob geni leptin sentezini düzenleyerek iştah azaltır. Db geni ise leptin bağlanmasını düzenlemektedir.
Son 10-20 yıl içerisinde obezite sıklığındaki bu artışın asıl önemli nedeni; endüstriyel gelişme ile birlikte, fiziksel güce dayalı yaşam tarzından inaktiviteye dayalı yaşam tarzına geçiş ve yoğun kalori içeren besinlerin tüketilmesi olarak görünmektedir. Tedavi öncesi değerlendirme Obezitenin genetik ve endokrin nedenleri gözden geçirilmeli, özellikle boy kısalığı olan obezite olguları üzerinde dikkatle durulmalıdır.
Obez çocuklarda erken menarş, hiperlipidemi, artmış kalp hızı, hepatik steatoz, akantozis nigrikans ile bozulmuş glikoz metabolizması, uyku apnesi, psödotümör serebri, polikistik over hastalığı, kolelitiyazis ve hipertansiyon gibi birçok komplikasyon görülebilmektedir. Obez çocuk ve adolesanlar ayrıca ortopedik sorunlar ve benlik saygısı yönünden değerlendirilmelidir. Çocukluk çağında obeziteye yol açan risk etmenlerine karşı alınacak tedbirler ile obezitenin önlenmesi hem bu komplikasyonlardan koruyacak hem de ileride sağlıklı birer erişkin olmalarını sağlayacaktır.
Tedavi
Diyet: Dengeli ve az kalorili diyet uygulanır. Normal kalori gereksinimi %30-40 oranında azaltılır. Diyet %25-30 oranında yağ, %50-55 oranında kompleks karbonhidrat ve %20-25 oranında protein içermelidir. Toplam kalori 5-8 öğüne bölünerek verilmelidir. Bu diyet 5 yaş ve üstü çocuklarda güvenle uygulanır. Haftada 0.5 kg verilmesi amaçlanır. Diyet ile yavaş bir biçimde kilo verilmesi, kilo kazanımı olmaksızın boy uzamasının sürdürülmesi, diyet, egzersiz ve yeme davranışlarının değiştirilmesi, ailenin tedavi sürecine katılımı ve obezitenin yinelemesinin önlenmesi sağlanmalıdır.
Egzersiz
Kilo kaybının iki temel yaklaşımı kalori kısıtlaması ve egzersizdir. Çalışmalara göre diyet ve egzersiz birlikte uygulandığında yalnızca diyete göre daha fazla kilo kaybına yol açmaktadır. Özellikle uzun dönemde, verilen kilonun korunabilmesi için egzersiz vazgeçilmez unsurdur. Bu nedenle egzersiz kilo vermeye yönelik tüm programların vazgeçilmez bir parçasıdır. Egzersizin yararları şöyle özetlenebilir. Egzersiz sırasında kalori harcanır. Kan basıncı, serum kolesterolü, vücut kompozisyonu, kalp ve solunum sistemi üzerinde olumlu etkileri vardır. Egzersiz obez kişinin psikolojik durumunu iyileştirir. Yağsız vücut kütlesi kaybını önler. Egzersiz haftada en az 3 kez, 30 dakika süresince ter atacak kadar yapılmalıdır. Egzersiz yoğunluğu ve süresi yavaş yavaş artırılmalıdır.
Obezitenin davranışsal tedavisi
Davranışsal yaklaşımların amacı obez hastaların yeme alışkanlıklarını, aktivitelerini, düşünme biçimlerini değiştirmektir. Davranışsal yaklaşımların temelinde bireyin kendini disipline sokması yatar. Yine davranışsal yaklaşımların en önemli amaçlarından birisi düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının hastalara kazandırılmasıdır.
İlaç tedavi
Çocuklarda önerilmemektedir.
Cerrahi tedavi
Gastroplasti, intestinal bypass vb. çocuklarda önerilmemektedir.
Obezitenin Önlenmesi
Obeziteye yol açan risk etmenlerine karşı sigara karşıtı benzeri kampanyalar ve yasal önlemler uygulanabilir. Bazı İskandinav ülkelerinde çocuk televizyonlarında besin reklamları yasaklanmıştır. Örneğin Finlandiya'da okul yemeklerinin kalori ve beslenme içeriğinin ilan edilmesi zorunlu kılınmıştır. Ailesel bakımdan risk altındaki çocuklara yönelik erken dönemde davranış tedavisi uygulanabilir. Okul programlarında obeziteye yönelik eğitim sağlanması da obezitenin önlenmesinde yarar sağlayacaktır.


Sana ve ogullarina sevgiler.

<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 13.12.2006 03:30:52>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Cocuklarda Obezite - 13.12.2006 12:36:03
Sevimcim merhabalar, Zeynoş hanım artık şekilleri öğreniyor desene, aynısından ablamda da var ve iki kızıda severek oynadı, hemde öğrendi, çok iyi seçim bencede.
 
Karya bugün vedalaşırken ağladı nedense, el sallamayı oyun sanmıyor artık anlaşılan Çok üzüldüm tabi ama bir kere öpüp kucaklayıp çıktım, geri dönmemek için zorladım kendimi, çünkü kararlılık çok önemli biliyorum.

nihal_ugras
  • Tüm gönderiler : 1330
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Kocaeli
Ynt: Cocuklarda Obezite - 13.12.2006 13:55:13
  Obezite  bilgileri  için  teşekkürler.%50  riski  olduğu  kesinleşti.Oğlumu 3  yaşından  buyana  spora  yönlendirmrk  için  elimden  geleni  yapıyorum.Basketi,masatenisini  hiç  sevmedi,yelken  kursu  iyiydi,yüzmeyi  seviyor  çok şükür  ama  yaz  dönemi  kısa  bir  süre.Tekvandoya  4  aydır  gitmekte  sırf  kıyafetini  sevdiği  için  aslında.orada  haraketleri  tam  yapamasada  gitmesi  bile  avantaj  diyoruz.olmadı  uzman  görüşü  şart  olacak.
    cyberrica;kreş  konusunda  istikrarlı  olmak  şart.İlk  zamanlar  senide  çok  üzer  ama  sonrasında  çocuk  bu  fikri  benimsiyor  zaten.Annem  çalışıyor  ben  burada  eğlenebilirim fikrini  oturtuyorlar.Bir  süre  sonra  o  seni  öperek  uğurlar  inşallah.Sabah  1o  olunca  benim  ufaklık  ki  16.  ayında  kapıyı  göstermeye  başladı.Gerçi  abi  gibi  o  kreşte  deil  teyzesinde  ama  evden  ve  benden  ayrılmak  ona  hiççç  dokunmuyor.Hatta  accık  buzuluyormuyum ne

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Cocuklarda Obezite - 14.12.2006 02:05:43
Sibelcim merhaba.. Canim benim.. kizimda cikarken bazen arkamdan aglardi, bazen aglamazdi.. Zamanla aglamaktan daha cok aglamamaya basladi..  ..

Arada bir iki arkandan agliyorsa buna cokta zor olsa sabretmeye calis.. Ama kizinda ciddi bir rahatsizlik gormeye baslarsan, bunu ciddi bicimde stres yaptigini dusunursen o zaman belki de nasil en rahat ediyorsan oyle davranmalisin,

Ayrica sunun ustune basa basa soylemek istiyorumki illa bir teknigi adim adim takip etmek sart degil.. 
mesela ben bye bye dediginde aglamiyorsa ne ala, guzelce giderdim.. agliyip kendini strese soktugunda ise onunla biraz ilgilenip annem onu oyalayip mesgul ederken bende bu sefer bisi demeden giderdim.. Yani ben boyle bir karma yapiyordum samimi olmam gerekirse.. davranisimi ve teknigimi onu zorliyarak degil, ruh haline gore degistiriyordum..

Bilmiyorum sen ne dersin ama bu benim tarzimdi.. Sadece fikir vermek icin yazdim.. Yine Karya nin annesi olarak en iyisini sen bilirsin tabiki..

Ikinizede sevgilerimi yolluyorum, Karya yi opuyorum..

Nihalcim sana da kolay gelsin, bilincli bir anne oldugunu yazdiklarindan anliyorum, umarim hersey yoluna zaman icerisinde girer.
<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 14.12.2006 03:56:25>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
cocuk ek besinleri - Yumurta ve Et - 15.12.2006 02:12:55
Bu yaziyida oldukca bigilendirici buldum. Bu konuda arastirma yapan yada merak eden anneler icin buraya aldim.
 
Çocuk Ek Besinleri : Yumurta ve Et
 
Hazırlayan: Dr. Nurten Budak
Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü Beslenme ve Diyet Uzmanı
Bir civcivin gelişmesi için bütün besin öğelerini içeren yumurta, örnek protein kaynağıdır. Bu da büyümekte olan bir organizma için önemli bir özelliktir. Yumurta proteini, amino asitlerin hepsini yeterli oranda içeren ve kolay sindirilen ve %100 vücut proteinlerine dönüşebilen  "üstün kaliteli" proteindir. Bir adet yumurtada  6 gram kadar protein, 5.5 gram kadar yağ ve çok az karbonhidrat vardır. Ayrıca A vitamini ve bazı B vitaminIerinden de zengindir. Yumurtanın sarısı akına oranla daha fazla yağ, protein ve demir içermektedir ve iyi bir çinko kaynağıdır.
Yumurta sarısı yüksek kolesterol içermesine karşın yağı doymamış olduğundan kolesterolü yükseltici etkisi kırmızı etten daha düşüktür. Yumurta ülkemizdeki en ucuz  iyi kaliteli protein kaynağıdır.
Altı aylık olana kadar sadece anne sütü ile beslenmiş bir bebeğe yoğurt, meyve suyu, sebze çorbasının ardından ek besin yumurta sarısı verilmeye başlanır. 1 çay kaşığı kadar(1/4 yumurta sarısı), iyi haşlanmış yumurta sarısı çorbalarının ya da sütünün içine katılarak verilir ve 3 günde bir miktarı arttırılabilir. Dolayısıyla bebek 15 gün sonra tam yumurta sarısı alır. Daha sonra yumurta, beyazı ile verilmeye başlanır. Yine yumurta beyazı da ¼ tam yumurtanın beyazı olarak sarısıyla beraber verilmeye ve 3 günde bir miktarı arttırılır. Sekiz aydan sonra bebek gün aşırı 1 adet yumurta yemelidir. Yumurta verildiği ilk günden itibaren bebek alerji yönünden izlenmelidir.
Bebeğe verilen yumurta taze olmalı ve iyi pişirilmelidir. Pişirme ile yumurtanın sindirimi kolaylaşır. Çiğ yumurta B vitaminlerinden biotinin vücut tarafından kullanılmasına engel olduğundan zararlıdır. Sarısının katılaşıncaya kadar pişmesi mikrobiyolojik açıdan da önem taşımaktadır. İyi pişmemiş yumurtadan salmonella gibi mikroorganizmalar insana geçebilmektedir. Ancak, uzun süre pişirildiğinde de lezzeti azalmakta ve sarısının etrafında oluşan yeşil halka kötü görünmesine ve kötü kokmasına daha da önemlisi besin değerinin azalmasına neden olmaktadır.
Bunları önlemek için, bebeğin tüketeceği yumurta yıkanır, hafif buharlaşmaya başlayan ancak kaynamayan suda, 8-10 dakika kaynatılır ve derhal soğuk suya tutularak soğutulur.
Yumurta, bebeklere süt, çorba gibi yiyeceklerle karıştırılarak ya da omlet yapılarak ve ıspanak, kabak, domates, patates gibi sebzelerle pişirilerek de çocuğa yedirilebilir. Bunun için önce sebzeler yıkanır, doğranır ve pişirilir. Pişmesine yakın içine yumurta kırılır. Yumurta, çökelek ya da peynirle karıştırılarak  pişmiş makarnaya eklenir. Böylece besleyici değeri yüksek ve görece ucuz yemekler elde edilir.
Etler de biyolojik değeri yüksek, iyi kaliteli protein kaynağıdırlar. Ayrıca yumurta gibi B grubu vitaminler, vücuda iyi kullanılabilen demir ile çinkodan zengindirler, aynı zamanda bir enerji kaynağıdırlar. Ülkemizde genellikle koyun, sığır, kümes hayvanlarının etleri ve balık tüketilmekte ve sucuk, pastırma, salam gibi et ürünleri de yapılmaktadır.
Bu gruptan bebeğin 7 aylık olduğunda aldığı ilk ek besin tavuk etidir. Haşlanmış tavuk eti, çorbaların içine katılarak ya da ekmek, pilav ve makarna ile birlikte bebeğe yedirilir.
Bebeğe et, kıyma şeklinde verilir. Kıyma hafif ateşte kendi verdiği suyu çekene kadar pişirilip(kavrulmaz) çorbaların ya da yemeklerin içine konarak ya da ızgara köfte yapılarak bebeğe yedirilir. Bebeğe köfte hazırlanırken; yağsız iri çekilmiş dana kıyması, ıslatılmış çok az ekmek içi ve yıkanmış, ince doğranmış çok az maydanoz ile yoğrulur, ısıtılmış fırında ya da tavada pişirilir. Ekmek yerine haşlanmış pirinç konularak sulu köfte olarak da pişirilebilir.  Bebek için etli sebze yemeği hazırlarken; ıspanak, kabak, domates, patates, biber ve semizotu gibi bir sebze yıkanır ve tencereye doğranır. Bir  köfte kadar kıyma, 1 yemek kaşığı pirinç, mercimek ya da bulgur ile 1 tatlı kaşığı sıvı yağ ve az su konulup pişirilir. Sebzenin türüne göre dolma ya da kıymalı sebze yemeği olarak yedirilir. Bebeğe verilen bu besinlerin hiçbirisine tuz konulmaz. Bebek bir yaşına geldikten sonra yemekleri iyotlu tuz kullanılarak pişirilir.
Bebeğe verilmesi gereken önemli bir besin de balıktır. Balık ve diğer su ürünleri “elzem yağ asitleri” olarak bilinen linoleik ve linolenik asitlerden zengindir. Bu yağ asitlerinin diyette yer alması koroner kalp hastalığının önlenmesi, beyin ve retinanın gelişimi ve sağlığı için gereklidir. On bir aylık olan bebek haftada bir kez taze balık tüketmeye başlar
Bebeklere verilecek balık, ızgara ya da buğulama olarak ve kılçıkları ayıklanarak yedirilir.
Bebeklere verilecek tek sakatat karaciğerdir. Karaciğer suda, hafif sıcaklıkta pişirilip, ezilerek verilir. Beyin, börek ve yürek gibi sakatatlar bebeğe yedirilmez.
Kırmızı et veya kümes hayvanlarının etlerinden yapılan ve katkı maddesi içeren pastırma, sucuk, salam ve sosis bebek ve çocuk beslenmesinde hiçbir şekilde yer almaması gereken besinlerdir. Ayrıca acılı, baharatlı, tuzlu, çiğ veya iyi pişmemiş ve mangalda pişmiş et yemekleri ve köfteler bebek ve çocuklara yedirilmemesi gereken besinlerdir.
 
 
 
 
TR.Net sitesinden alintidir.     http://www.tr.net/saglik/cocuk_sagligi_ekbesin.shtml




The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

nihal_ugras
  • Tüm gönderiler : 1330
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Kocaeli
Ynt: cocuk ek besinleri - Yumurta ve Et - 15.12.2006 14:51:12
    Farklı  metotlar  deyince  aklıma  anım  geldi:FIRAT  3  yaşlarında,elimde  çocuk  eğitim  kitabı  hatta  bilirsiniz  Gordon'un  Etkilili  ebeveyn  eğitimi.Oradan  öğrendimki  çocuğa  bağırıp  kızılmamalı.kızmanın  nedeni  söylenmeli  sonuca  bu  şekilde  gidilmeli.O  gün  Fırat  iş  yerimizin  önündeki  balkondan  sarkıyor. olay  şöyle  devam  etti
   -Oğlum  aşağıya  düşmenden  korkuyorum.
    -omuz  sirkelenir...............
    -Oğlum  canın  yanabilir,demire  ağzını  dayama
    -  yine  aynı  omuz  sirkeleme,banane
    -Fırat  korkuyorum
    -  banane,bana  nee
ee  Gordon  amcam  bak  denedim,buda  Türk  usulü  eğitim
   _gelirsem  oraya,görürsün  banane yi
    _dil  çıkartır.
ben  ayaya  kalkarım  ve  poposunada  bir  şaplak.
  -Özür  dilerim  anneciğim  birdaha  yapmayacağım
Yumurta  bilgileri  için  sağol  arkadaşım.Yiğit  bey  pek  sevmiyor.Bende  çorba  ve  yemeklerine  katmaya  çalışıyorum
   Köfte  konusunu  bilmiyordum  bu  arada.

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: cocuk ek besinleri - Yumurta ve Et - 15.12.2006 15:49:52
Merhabalar; bugün Karya'yı öpüp çıktım gıı şeklinde arkadamdan bakıyordu el sallamadan. Sevimciğin senin usulün bencede güzelmiş ama ben bir pedogugun tavsiyesi üzerine uygulamıyorum o sistemi her zaman aynı davranmanız doğru olur demişti, o yüzden böyle devam etmeye çalışıyorum bana da çok zor geliyor ama inşallah başarılı olurum.
Nihal ben kreşe diilde bakıcıya bırakıyorum, daha küçük o yüzden zor geliyor.
Sevimcim yumurta ve et bilgileri güzel, müsaaden olusqa bende diyetisyenimizin birkaç tavsiyesini eklemek isterim canım. Ben sadece yumurtanın sarısını veriyorum, beyazı alerjik olduğu için yasak 1 yaşına kadar. (Ayrıca internette araştırdığıma göre yumurta beyazı en alerjik besinler arasında yer alıyormuş.) Alerji kızım ilk yumurtaya başladığında oldu bu arada. Drumuza danıştım 1 hafta bekleyin alerjiler tamamen geçmiş olsun tekrar deneyin dedi. Alerji 1-2 günde geçti zaten. Bekledim ve tekrar denediğimde hiçbirşey olmadı, yeni deneyeceklere tavsiyemdir. Semizotu, çilek, kivi ve domateste 1 yaşına kadar yasaklılarımız arasında alerjik oldukları için. (Yalnız ben domatesi denedim bir şey olmayınca şimdi arada yemeklerine katıyorum, lezzet veriyor.) Köfteye soğan ve çok az baharat koyuyorum (kimyon, karabiber, tuz atmıyorum) severek yiyiyor.
 
Şimdilik bu kadar, sevgiler

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: cocuk ek besinleri - Yumurta ve Et - 16.12.2006 23:22:55
Nihalcim o poposuna bir saplak i ben gormedim simdiden soyliyim (o sirada sarki soyluyordum...lalalalalalalalalalala) Onun disinda dialogunuz beni guldurdu gercekten, cok samimi ve gercekci olmus
 
Benim demek istedigimi guzel bir dialogta anlatmissin, hersey herzaman kitaplardaki yada tekniklerdeki gibi olmuyor, cogu zaman cocugumuzu en iyi taniyan kisi olarak insiyatifi elimize almak zorunda kaliyoruz. O anlarda da annelik icgudulerimize guvenerek dogru olduguna inandigimizi yapiyoruz.
 
Ben bunu daha once baska biryerde de soylemistim, insan okur bilgileri ogrenir ve anladigi yada kendisine gore analiz edebildigi ve sartlarina uyacak sekliyle uygulayabilir.
 
ben bircok sey okuyorum, ve bu okudugum seylerin bir kismi dr yada pedagog yazilari yada onerileri ama bana hic mantikli gelmiyor yada eksik geliyor, o zaman o bilgiyi kullanmiyorum yada kendime gore degistiriyorum. Cunku cocuklarimiz fabrikasyon degil, yani su soyle olur diye her cocugu ayni kefeye koymamak gerekir, cocugun yapisina ve tepkilerine gore bilgileride sekillendirmek gerekir.
 
bana mantikli gelen seyleride buraya aktariyorum ama bu illa sizinde hem fikirde olacaginiz manasina gelmez, o yuzden kimseye de sen yanlis yapiyorsun demem.. sadece benim bir fikrim varsa onu soylerim.
 
Su bir gercekki herkes ELINDEN  gelenin en iyisini yapiyor. Yoksa anneler burda olmaz, saatlerde acaba su problemi nasil hallederim diye hassasiyet gostermezlerdi..
 
Sibelcim sagol canim dusuncelerini paylastigin icin.. cocuklarda yeme icme konusunda cok bilgili oldugunu goruyorum, tesekkur ederiz Umarim Karya da mutludur.
 
Hepinize sevgiler.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Doktor, Cocugum cok yaramaz! - 19.12.2006 22:33:34
Hazırlayan: Doç. Dr. Sadi Akşit
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediyatri Anabilim Dalı
 
Doktor, Çocuğum Cok Yaramaz!...
 

Çocuğa hangi davranışlarının iyi, hangi davranışları yapmaması gerektiğini öğretmek ebeveynlerin görevidir. Bunların çocuğa öğretilmesi aslında sanıldığı kadar zor değildir, ancak biraz sabır gerektirir. Özellikle küçük çocukların öğrenmesi zaman aldığından, hatalı bir davranışı değiştirmek genellikle birkaç haftalık bir çalışmayı gerektirir. Bunun için acele edip hemen ümitsizliğe kapılmamalıdır.
Çocuk eğitiminde cezanın yeri
Terbiye etmek denilince pek çok kişinin aklına hemen cezalandırma gelir. "Dayak cennetten çıkmadır" ya da " Kızını dövmeyen dizini döver" gibi atasözleri, ülkemizde cezalandırmanın çocuk eğitiminin bir parçası olarak asırlarca kullanıldığının bir kanıtı olarak dilimizde yer etmiştir. Terbiye etmek ve cezalandırmak birbirinden çok farklı kavramlardır. Terbiye, çocuğa olumlu davranışların, kendini nasıl kontrol etmesi gerektiğinin öğretildiği ve içinde ödüllendirmenin de yer aldığı bir sistemdir. Cezalandırma ise daha negatif bir anlam taşır; çocuğun yaptığı ya da yapmadığı bir davranışın arkasından gelen bir sonuçtur. "Terbiye etmek" bizim geleneklerimizde genellikle cezayı çağrıştırdığından, "eğitmek" kavramının kullanılması daha yerinde olacaktır. Çocuk yalnızca yanlış yaptığı zamanlarda değil, diğer zamanlarda da davranışları konusunda eğitilmelidir. Hatalı davrandıkları zaman çocuklara kızma ve azarlama yerine, olumlu davrandıklarında yüreklendirme ve takdir etme, onların yanlış davranışlarını daha kolay değiştirmelerini sağlayacaktır. Çocuklar kendilerine değer verildiğini gördükçe kendilerini daha iyi hissedecek, çevredekileri daha fazla dinlemeye gayret edecektir.
İyi davranışların takdir edilmesi
Çocuğun ilerideki davranışlarının temeli daha doğumdan itibaren biçimlenmeye başlar. Örneğin, bebek altını kirlettiği ya da acıktığı zaman ağlayarak isteklerini belirtir. Anne hemen onun yanına gidip isteğini karşıladığında, bebek annesinin yanında olduğunu bilerek ona güven duyar.
Bebek iki aylık olduğu zaman, kendi kendine uykuya dalmasına izin verilmelidir. Bu aydan itibaren, bebeğin uyku, beslenme ve oyun zamanları aileye uyum sağlayacak biçimde belirli bir düzene konulmaya çalışılmalıdır. Bebek emeklemeye ve yürümeye başladıktan sonra gereken güvenlik önlemleri alınmalı, onun için tehlikeli olabilecek cisimler ortalıkta bırakılmamalıdır. Çocuk için tehlikeli olmayacak eşyalar ise, merakını gidermesi açısından onun ulaşabileceği yerlere konulmalıdır. Örneğin, ağır tencere ve çaydanlık gibi çocuğun yaralanmasına neden olabilecek eşyalar dolapta kilitli tutulurken, daha hafif olan tabaklar ve plastik eşyaların konulduğu dolaplar açık tutulabilir. Çocuğun hareketlenmeye başladığı bu dönem, ona en fazla dikkat gösterilmesi gereken dönemdir. Örneğin, bebek soba ya da elektrik ocağı gibi sıcak bir eşyaya yaklaştığında, "hayır, sıcak!" gibi ifadelerle oradan uzaklaştırılmaya çalışılmalı ve oynaması için eline bir oyuncak verilmelidir. Başlangıçta bebek bunun bir oyun olduğunu zannedip gülse bile, birkaç hafta sonra onun zararlı bir şey olduğunu öğrenecektir.
Çocuk 18 aylık olduğunda çocuğun kontrol edilmesi biraz daha zorlaşır. Bu yaşlarda çocuk kendi gücünün sınırlarını öğrenmek ister. Bu dönemde, anne, baba birlikte, onun hangi davranışlarına izin verip hangilerine vermeyeceklerini kararlaştırmalıdırlar. Böylece çocuk da bir ikileme düşmemiş olur. Ebeveynin nasıl davranması gerektiği konusunda aşağıda bazı ipuçları verilmiştir:
a. Çocuğa değişik seçenekler sunmak
Belirli sınırlamalar getirirken, aynı zamanda belirli bir serbestlik de tanınmış olur. Örneğin "Oyuncaklarını kendin mi toplamak istersin, yoksa sana yardım edeyim mi?" denilebilir.
b. Yapılması istenen davranışı bir oyuna dönüştürmek
Eğer çocuktan istenen davranış ilginç bir hale getirilirse çocuk bundan zevk alacaktır. Örneğin, ona "Hadi bakalım yarış yapalım, hangimiz daha çabuk elbisesini giyecek?" denilebilir.
c. İleriye dönük plan yapmak
Çocuk hep aynı olumsuz davranışları yineliyorsa, örneğin, bakkala gidildiği zaman sürekli bir şeyler istiyor, tatsızlık çıkarıyorsa, başka bir zamanda bunun doğru olmadığı ona öğretilmelidir. Bunun için, çocuğun karnının tok olduğu bir zaman bakkala götürülerek alıştırılmaya çalışılmalıdır. Sıkılmaması için de çocuğun yanında oyuncak ya da kitap vb. götürülebilir.
d. Olumlu davranışını takdir etmek
Çocuk olumlu bir davranış gösterdiğinde bu davranışı nedeniyle onurlandırılmalıdır. Bu, her zaman çocuğa hediye alınması anlamına gelmez; ona sarılıp "Bugünkü güzel davranışından dolayı çok mutlu oldum, teşekkür ederim" demek de onu çok mutlu edecek, ilerideki davranışları için yüreklendirecektir. Ama bazen işler yolunda gitmeyebilir. Eninde sonunda, çocuk anne ya da babasını dinlemediğinde, onların nasıl davranacağını, gerçekten söylediklerini yapıp yapmayacaklarını sınamak isteyecektir. Eğer çocuk ebeveynleri dinlemiyor ise, bu durumda başvurulacak bazı yöntemler vardır:
1. Doğal sonuçlar
 Çocuk yaptığı hareketin doğal sonuçlarına katlanmasını öğrenmelidir. Ancak bu sonuçlar çocuk için herhangi bir tehlike yaratmamalıdır. Örneğin, çocuk sütünü kasıtlı olarak dökmüşse, o öğünde yeniden süt içemeyecek ya da eğer oyuncağını kırmışsa artık o oyuncakla oynayamayacaktır.Bu kendisinin yaptığı davranışların bir sonucu olduğu için de anne ya da babayı suçlamayacaktır (kendi düşen ağlamaz kuralı). Böylece çocuk sütünü bir daha dökmemesini, oyuncağı ile daha dikkatli oynamasını kısa zamanda öğrenecektir.
2. Mantıklı sonuçlar
Çocuğun doğal sonuçlarla öğrenmesi en iyisidir. Ancak bu her zaman işe yaramayabilir. Örneğin, anne çocuğa oyuncaklarını toplamasını söylemişse ve çocuk da bunu yapmıyorsa ne yapılabilir? İşte bu durumda, çocuğun hareketiyle ilgili bir sonuç yaratılabilir. Anne, eğer çocuk oyuncaklarını toplamazsa onları kaldıracağını ve akşama kadar oyuncaklarla oynayamayacağını ona söyleyebilir. Bunu söylerken annenin söylediği şeyi gerçekten yaparak ciddi olduğunu çocuğa göstermesi gerekir. Fakat bunu bağırarak değil, yumuşak bir ses tonu ile söylemelidir.
3. Çocuğun çok istediği bir şeyi kısıtlamak
Mantıklı bir sonuç çıkarmak her zaman mümkün olmayabilir. Çocuk ebeveyni dinlememekte ısrar ediyorsa, çocuğa çok istediği başka bir şeyin kısıtlanacağı söylenebilir. Ancak bu yöntem uygulanırken bazı noktalara dikkat edilmelidir: Beslenme gibi çocuğun gerçekten gereksinimi olan şeyler ısıtlanmamalıdır. Bu yöntemin etkili olabilmesi için kısıtlanacak şey çocuğun gerçekten çok istediği bir şey olmalıdır.
Ebeveyn söylediği şeyi gerçekten yapmalıdır. Örneğin, davranışını düzeltmediği sürece çocuğa dondurma yiyemeyeceği söylenmiş, fakat herhangi olumlu bir gelişme olmadığı halde, anne ya da baba onun gönlünü almak için biraz sonra dondurma almışsa, bu yöntem doğaldır ki işlemeyecektir.
4. Belli bir süre bir yerde bekleme cezası
Bu ceza, diğer yöntemler işe yaramadığında en son çare olarak kullanılabilir. Bu yöntem, çocuk diğer çocukları ısırdığında, vurduğunda ya da buna benzer durumlarda kullanılabilir. Çocuk önce bir kez ikaz edilir, eğer aynı davranışı sürdürürse, ona önceden belirlenmiş bir odaya ya da odanın bir köşesine gitmesi, orada bir süre, genellikle de bir sandalyede sessiz bir biçimde beklemesi söylenir. Eğer oraya gitmemekte direnirse, kucaklanarak oraya götürülür ve bir süre orada kalması sağlanır. Bu cezanın neden verildiği birkaç cümle ile ona anlatılmalıdır. Çocuğun bekletildiği oda ya da yer çocuk açısından herhangi bir tehlike içermemelidir.
Çocuğun orada bekleme süresi kabaca her yaş için 1 dakika olarak belirlenir (Örneğin, 4 yaşında bir çocuk için 4 dakika gibi). Eğer ceza süresi çok uzun tutulursa, çocuk neden oraya konulduğunu bir süre sonra unutacaktır.
Ceza süresi için saat kurulur, saat çaldığında çocuğa cezasının bittiği söylenir. Çocuk bu süreyi uslu bir biçimde tamamlarsa, sevecen bir biçimde kucaklanır ve "Tatlım, cezalı olduğun için orada kalmak zorundaydın" gibi sözler söylenir ve olay orada kapanır. Bu durumu çocuk ile tartışmak gerekirse en az birkaç dakika geçmesi beklenmelidir. Eğer ceza süresi içinde çocuk gene bağırır çağırır ve olayı protesto ederse, saat yeniden kurulur ve süre baştan başlatılır. Bu yöntemle, genellikle 2 hafta içinde çocuk uyum sağlamayı öğrenecektir.
Etkili bir eğitim için bazı öneriler
Çocuğun neler yapıp neler yapamayacağına karar verilmelidir. Her çocuk aynı hızda büyüme ve gelişme göstermez. Ebeveyn çocuğa bir şey söylediğinde çocuk yapmıyor ise, bu kasıtlı olabileceği gibi çocuk onu anlamadığından ya da yapamadığından da olabilir.
Ebeveynler konuşmadan önce iyice düşünmelidir. Daha önce çocuğa herhangi bir uyarıda bulunmuş ya da bir kural koymuşlarsa ona uymaları gerekir. Bununla birlikte, çocuktan beklenen davranış ya da konulan kurallar gerçekçi olmak zorundadır. Bir diğer önemli nokta da, ebeveynin her zaman aynı biçimde davranması, bir gün farklı diğer gün farklı kurallar koymamasıdır. Çocuklar ne zaman nasıl davranacaklarını çabuk öğrenirler. Bunun için de zaman zaman ebeveynin koyduğu kuralları sınarlar ve onun sınırlarını öğrenmeye çalışırlar. Örneğin, bakkalda huysuzluk yapan bir çocuğu sakinleştirmek için anne ona sakız, şeker gibi şeyler alırsa, bir daha bakkala gittiğinde çocuk yine aynı biçimde davranacaktır.Bunu önlemek için ebeveyn her zaman aynı biçimde davranmalı ve kendi koyduğu kuralları çiğnememelidir.
Çocuk huysuzlandığında onun duyguları da dikkate alınmalı ve onun neden öyle davrandığını anlamaya çalışmalıdır. Eğer davranışın nedeni bulunursa çözüm arkasından gelecektir. Ebeveyn onu anladığını çocuğa söylemelidir. Örneğin, "Arkadaşın gittiği için üzülüyorsun, biliyorum, ama yine de oyuncaklarını toplamalısın" gibi onu anladıklarını ifade etmek oldukça yararlı olacaktır.Anne ve babalar da yaptığı hatalardan ders almasını öğrenmelidir. Herhangi bir biçimde yanlış davrandıkları zaman önce sakinleşmeli, gerekirse çocuktan özür dilenmeli, bundan sonra nasıl davranacağını ona söylemelidir. Çocuğa doğru davranışları öğretmek çocuk eğitiminde elbette ki çok önemlidir. Ancak, çocuk kendini kontrol etmesini ebeveynlere ve diğer büyüklere bakarak daha çok öğrenir. Onun için ebeveynlerin söyledikleri ile yaptıklarının tutarlı olması zorunludur. Büyükler gibi (!) çocuklar da zaman zaman bazı hatalar yaparlar. Önemli olan, bu yanlış davranışlardan yola çıkarak, doğruların ona sevecen bir biçimde öğretilmesidir.
Çocuk eğitiminde tokatın yeri var mı?
Eskiden ebeveynlerden tokat yemek çocuk terbiyesinin neredeyse ayrılmaz bir parçasıydı. Bu yüzden, şimdiki erişkinler arasında tokat yemeyen birini bulmak oldukça zordur. Günümüzde de özellikle kırsal kesimde ve büyük şehirlerin varoşlarında çocuklar hala büyüklerinden tokat yemektedir. Hatta okullarda bile zaman zaman öğretmenlerin dayağa başvurduğu bilinen bir gerçektir. Peki bu "cennetten çıkma (!)" olduğu tabir edilen dayağın çocuk eğitiminde yeri var mı? Amerikan Pediatri Akademisi tokatın çocuk eğitiminde kullanılmaması gerektiğini, eğer çocuğun cezalandırılması gerekiyorsa ona alternatif diğer yöntemlerin kullanılmasını önermektedir. Dayak atmanın çocuk eğitiminde yeri yoktur, çünkü: O an için işe yaramış görünse bile, çocuğun davranışını değiştirmede aslında daha önce söz edilen bir sandalyede bekleme cezasından daha etkili değildir.
Tokat atmak çocuğa sorumluluk öğretmez, tersine onun daha da kızmasına ve hırçınlaşmasına neden olur. Ebeveynlerin çoğu, daha sonradan tokat attıkları için pişmanlık duymaktadırlar. Sürekli tokat yiyen çocukta zamanla bu yöntem de artık işe yaramaz olacaktır. Tokat atmak, şiddetine bağlı olarak çocukta ciddi fiziksel hasarlara neden olabilir. Sürekli dövülen çocuklarda depresyon, alkol kullanımı, diğer çocuklara saldırganlık daha sık görülür, hatta erişkin olduklarında kendi eş ve çocuklarını dövme ve suç işleme oranları diğer kişilere göre daha fazla olmaktadır.
Yapılan çalışmalar, dayak yiyen çocukların, erişkin olduklarında diğer kişileri –onları sevseler bile- daha çok cezalandırma eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur. Onun için, hekimler olarak bizler, çocuk eğitimi konusunda ebeveynlere doğru yolu göstermeli, sağlıklı bir nesil yetiştirmek için her türlü şiddetten kaçınmaları gerektiğini onlara olabildiğince öğretmeye çalışmalıyız.
<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 19.12.2006 22:50:51>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Bebeklerdeki gecmek bilmeyen pisikler - 21.12.2006 02:06:35
hercesit bebek bezini, bebek islak mendillerini denedim. SIk sIk Zeynosumun altini degistirip dikkat ettim ama bir turlu bir sure sonra olusan pisikleri engelliyemedim. Bilmiyorum sizde boyle bir sorun yasadinizmi? Bu sorun hassas ciltli bebeklerde oluyormus. Neyse arastirmalarima gore cocugun altini degistirirken kullandigimiz islak mendillerin icindeki alkol hassas ciltli bebeklerin uzun sureli kullanimda ciltlerini tahris ediyormus.. Bende icinde alkol olmayan ve dogal icerikli bir islak mendil alip bunu denedim ve kesinlikle iyilesme gordum..
 
Belki sizde bu detayi bilmek istersiniz diye aktariyorum.
 
Sevgiler...


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Bebeklerdeki gecmek bilmeyen pisikler - 21.12.2006 11:24:50
sevim, oğlum 7 aylık oldu şimdiye kadar hafif kızarıklık dışında hiçbir prolem yaşamadım.
altını temizlerken ıslatılmış pamuk kullanıyorum. tabi dikkat edip kaka yaparsa hemen temizliyorum herkesin yaptığı gibi. hafif kızarıklık olduğu zamanlarda da hemen pişik kremi kullanıyorum. sebamedin yağlı ıslak mendilleri var dışarı çıkarkende onlardan alıyorum yanıma.
kızının teni çok hassas olduğu için yaşıyosun sanırım bu sorunu. sayfalardan birinde bayanın biri ucuz ıslak mendillerden alıp onları hiç bir şeyi kalmayana kadar bir kaç defa yıkayıp kaynattığını ve daha sonra bunları bir kaba alıp üzerine bir çaybardağı kadar zeytinyağı koyup ıslak mendil yerine bu mendilleri kullandığını yazmıştı. bence deneyebilirsin belki faydası olur.

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerdeki gecmek bilmeyen pisikler - 22.12.2006 00:10:59

Orjinalden alıntı: edaozhan

sevim, oğlum 7 aylık oldu şimdiye kadar hafif kızarıklık dışında hiçbir prolem yaşamadım.
altını temizlerken ıslatılmış pamuk kullanıyorum. tabi dikkat edip kaka yaparsa hemen temizliyorum herkesin yaptığı gibi. hafif kızarıklık olduğu zamanlarda da hemen pişik kremi kullanıyorum. sebamedin yağlı ıslak mendilleri var dışarı çıkarkende onlardan alıyorum yanıma.
kızının teni çok hassas olduğu için yaşıyosun sanırım bu sorunu. sayfalardan birinde bayanın biri ucuz ıslak mendillerden alıp onları hiç bir şeyi kalmayana kadar bir kaç defa yıkayıp kaynattığını ve daha sonra bunları bir kaba alıp üzerine bir çaybardağı kadar zeytinyağı koyup ıslak mendil yerine bu mendilleri kullandığını yazmıştı. bence deneyebilirsin belki faydası olur.

 
Edacim sagol verdigin bilgiler icin.. Gercekten de kizimin cildi cok hassas (annesine cekmis galiba, benimde oyledir, hatta sahte taki bile takamam ben mesela hemen alerji yapar).. Pisik kremleri bizim isimize yaramadi canim, ama senin suya batirilmis pamuk yontemin mantikli geliyor.. Annemde suyla altini yikamami tavsiye etmisti.. Artik hafif kizarmaya basliyinca suyla yikiyorum kizariklik gecinceye kadar, yok eger iyi gorunuyorsa yeni aldigim bezleri kullaniyorum.. simdi pek sorunumuz kalmadi gibi, bakalim uzun vadede iyi sonuc alacakmiyim..
 
Ilgin icin tekrar tesekkur ederim canim.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

ucarer
  • Tüm gönderiler : 355
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İzmir
Ynt: Bebeklerdeki gecmek bilmeyen pisikler - 22.12.2006 14:54:28
merhabalar... yazılarınızı uzaktan takip ediyorum ama pişik konusuna yazmadan edemedim.. ben ıslak pamuk ile temizliyordum ama  kakalar değiştiği için artık mümkün olmuyor.. Oğlumun cildi de hassas ıslak havlu kızartıyor sadece alkolsüz ve parfümsüz olanlar kızarıklık yapmıyor ama onlarında fiyatı fazla... ben de normal ıslak havluyu yıkıyorum muslukta ve kimyasallarını akıtıyorum temizlemek çok daha pratik oluyor yapı itibarıyle de havlu ile hem de su ile temizlemiş oluyorum...
 
yazılarınız çok eğitici ellerinize sağlık....

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerdeki gecmek bilmeyen pisikler - 23.12.2006 02:29:31
Semracim sizde sagolun. Iyiki bu konuya deginmisim, sizlerin sayesinde yeni yontemler ogreniyorum.Isime yarayacagindan eminim..
 
Ilginiz icin tesekkur ederim. Bu forum dayanisma ve paylasim olunca gercekten cok daha guzel oluyor.
 
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Hezal
  • Tüm gönderiler : 6827
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Malatya'dan,Texasa/USA.Katılım zamanı: 8/05/2005
Ynt: Bebeklerdeki gecmek bilmeyen pisikler - 23.12.2006 04:06:52
sevimcim canim sayfamiza yazmisin belki ugramazsin diye burayada yazayim dedim..
 
canim gecen hafta belosta tam (private area) sanki sinek isirir ya oyle hafif bir sivilce gibiydi,
 
daha sonra buyudu bu ciban oldu,cocuk hastanesine goturduk,
 
dr dediki cildi cok hasas bundan dolayi oluyormus(5 ayliken yine olmustu)
 
antibiotik verdi baska ilaclar verdi kulandik..bu arada tabiki cok ateslendi,
 
ikinci gece sabaha kadar kustu ama nasil kusmak agiz dolusu  her yarim saate bir bu boyle sabaha kadar devam eti..
 
yine dr aldik goturduk bu defa dedilerki  virus almis salgin varmis ortada..
 
antibiotigi kestik tabiki. kusmasi durdu ishal basladi ama nasil ishal su gibi,
 
pisik oldu budefada,her 10 dk bir diaper ini degisyorum,ve poposunu yikiyorumm ama cok fena yavrum cok aciyor cani galiba nasil agliyor anlatamam..
 
az once gel oil surdum onun ustune uyudu..iyimi yaptim kotumu artik bilmiyorum..
 
hala atesi var ishali var,yarasida tam iyilesmedi  suan antibiotik verme dedi dr bilmiyorum artik.. nasil olacak..
 
hic birsey yemiyorum su bile iciremiyorum napacam sastim kaldim..


etacarinea
  • Tüm gönderiler : 4322
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Bebeklerdeki gecmek bilmeyen pisikler - 23.12.2006 10:17:33
ay hazalcım canım geçmiş olsun canım benim. benim için çok öp belindayı olur mu?
aysu ben

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerdeki gecmek bilmeyen pisikler - 24.12.2006 02:48:31
Hazacim valla dun farkettim cok uzuldum.. Senin icinde cok zor, Kendisine ne oldugunu anlamayan Belos icin daha da zor.. Insallah cok cabuk atlatir canim benim.. Keske yapabilecegim bisi olsaydi..
 
Ikinize de cok cok gecmis olsun hayatim, buraya yazmasanda benim aklim yinede sizde kalir, amerika sayfasindanda gelismelerinizi takip ederim..
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Bebeklerdeki gecmek bilmeyen pisikler - 25.12.2006 09:53:05
hazal geçmiş olsun. dilerim kısa sürede atlatır minik kızımız.

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ek Besin Onerileri - 27.12.2006 01:43:37
EK BESIN ONERILERI
 
Hazırlayan: Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü
Sosyal Pediyatri Anabilim Dalı
Bebeğinizi 4-6 ay sadece anne sütü ile besleyiniz. Bu dönemde ona ek gıda vermeyiniz. Bebek 4-6 aydan önce ek gıda almaya hazır değildir ve bu dönemde ek gıda başlanmaması için çok önemli sebepler vardır:
 
Bu dönemde ağzına verilen yiyecekleri dili ile dışarı atar. Bu aslında bebeğe erken dönemde ek gıda verilmesini önleyici doğal koruyucu bir reflekstir.
4-6 aydan önce ısırma, çiğneme-yutma hareketlerini koordineli olarak yapamaz.
Tam olarak başını dik tutamaz, oturamaz.
Böbrekleri ek gıda ile alınan proteinlerin artıklarını ve mineralleri yeterince atamaz.
Nişastalı besinleri sindirmekte güçlük çeker.
Barsağın yeterli olgunluğa ulaşmadığı bu dönemde verilen yiyecekler besin hassasiyeti ve allerjilere yol açar.
4-6 ay arasında her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren ipuçları bekleyin.
 
Ipuclarinin ne oldugunu merak eden varsa mesaj atip istedigini belirtirse onuda ayrica postalayabilirim. Cok uzatmak istemedigim icin o kismi cikardim.
 
Bebeğinize ek gıda başlarken aşağıdaki noktalara dikkat edin.
Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçin.
Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır.
Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın.
Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.
Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.
Yeni besinleri bebeğiniz aç iken deneyin. Onur yorgun olmadığı ve sakin olduğu bir dönem seçin.
Yutmasını kolaylaştırmak ve ek gıdanın akciğere kaçmasını engellemek için ek gıda verirken onu kucağınızda kendini güvende hissedecek şekilde dik olarak tutun.
Her yeni gıdaya tek tek ve yavaş yavaş başlayın, az miktarda başlayıp, miktarı zamanla (3-4 gün) artırın.
Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin.
Ek gıdaları bebeğe uygun bir kaşıkla verin, biberon kullanmayın.
Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin.
İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin.
Öğünlerde alacağı gıda miktarını bebeğinize bırakın, yemek istemediği takdirde ısrar etmeyin.
Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir.
Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır.
Ek gıdalara başladıktan sonra da bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin.
Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar.
Çocuğunuzu kansızlıktan korumak için demir yönünden zengin (et, yumurta, mercimekli baklagiller, pekmez) ek gıdalar verin.
Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin (taze sebze ve meyve) olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.
Üç yaşın altındaki çocuklar günde altı öğün beslenmelidir.
Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler.
Beş yaşına kadar çocuğunuza fındık, fıstık, çekirdek gibi küçük kuru yemişler vermeyin. Bunlar nefes borusuna kaçarak boğulmaya ve akciğerlerin zarar görmesine neden olabilir.
 
 
TR.Net ten alintidir.



The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Ek Besin Onerileri - 27.12.2006 15:50:10
Sevimciğim merabalar, ne zamandır yazıcam yazıcam tam başlıyorum birşey oluyor bırakıyorum ama merak etme takipteyim
 
Önce şu yetiştirme tarzı pedegog olayına değineyim çok doğrusun bencede bende aynen senin gibi söylenenleri kulağıma küpe yapıyor ama her zaman onları tatbik etmiyorum, benim aklıma en uygununu seçip yine benim uygulama şeklime dönüştürerek yapıyorum. Ki yine senin dediğin gibi anne olarak en doğrusunu kendimiz bilerek, elimizden geleni yapıyoruz çocuklarımız için. Bu konuda şöylede bir örnek vereyim; kızım doğduktan 20 gün sonra tam bir ağlama krizine girdi doymuyormuş gibi. Ki zaten gaz sorunlu bir bebekti doğduğundan beri ağlıyordu sık sık. Neyse uzatmayayım dr.a götürdük mama verin dedi, bizde (cahillik işte ah kafa) o söyledi diye emzirmenin yanında hep mama vermeye başladık. Zamanlada memeyide reddeder oldu ve ben 6 ay boyunca bir dirhem daha alsın diye sağmak zorunda kaldım, sütümde gitgide azaldı tabi. Kızım mamayıda pek sevmedi zavallım hep kilo olarak yaşıtlarından geride büyüdü. Meğerse sonradan yaptığım araştırmalardan öğrendiğime göre bebeklerin büyüme atakları yaptığı dönemlerden biri de 20 günlükkenmiş, o günü öyle atlatmamız gerekirmiş falan. Diyeceğim şuki o dr. tavsiyesi yüzünden çocuğum anne sütünden oldu. Yani her zaman itimat etmek maalesef bu kadar önemli hatalara sebep olabiliyor.
Ek gıda konusunda bilgilisin demişsin beni güldürdün ilahi sağol canım.  Aslında bilgiden öte doğumdan beri iştahsız (şu an için geçerli diil) bir çocukla uğraştığım için yemek konusunda oldukça deneyim kazandım diyelim. Çok şükür ek gıdalarda pek bir sorun yaşamadık, gayet güzel yiyiyor diş dönemlerimiz hariç.
Popo pişiği bizde de çok oluyor, benim cildimde çok hassas sanırım bana çekmiş. Benim cildimde çok hassastır, bende hep soft alkolsüz mendil kullanmama rağmen yinede oluyor sıkıntılar. Benim bir arkadaşımda doğduğundan beri kaynatılmış su ve pamukla temizliyordu bu yüzden. Ama ben çok fazla evde olmadığım için bu sistem zor görünüyor bana, zeytinyağınında temizliği zor olur gibi.
Ek besine geçme konusunda ben bir iki ipucu vereyimmi? Siz yemek yerken uzanıp istemesi, ağzını açıp oda yiyormuş gibi yapması heheh, benim gözlemlediklerimden. Yemeye başlayıncada (tabi 6 ay falan olunca) eline ekmek vb. şeyleride vermeye başladım çok hoşuna gidiyor. Dokunma olayıda çok önemli bencede.
 
Uuf uzatmayayım dedim ne uzattım ya kusura bakmayın, sevgiyle kalın.
 
Not: Hazalcım Belindaya çok üzüldüm inşallah daha iyi olmuştur, bir ishalde biz geçirmiştik öyle çok feci oluyorlar kıyamam yaa.
 

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Ek Besin Onerileri - 28.12.2006 04:00:01
Benim ipucu vermeme gerek kalmadi Sibelcim sagol.. Ayrica lafini istedigin kadar uzat, zevkle okuyorum yazdiklarini..
 
Senin sut konusunda basina gelenlerin aynisi benimde basima geldi.. benimde kaliplarla hareket etmeme savunmam bundan ileri geliyor..Kimbilir daha kac kisinin basini yakti bunlar boyle 
 
Hatta su saatle besleyin diyenlerede inanmamak lazim. Bana da demislerdi, iyikide aklima yatmamis ve vazgecmisim. Bir gun arkadasin evine gittim, onun suan 5 aylik olan bir kizi var. Neyse saate bakti, kiza sutunu verdi, sonra besigine koydu, 15-20 dakika sonra kizi huysuzlanmaya aglamaya basladi.. Ya Sevimcim ne oluyo bu kiza boyle, aslinda cok sakindir ama huysuzluk yapiyo, acaba bir yerimi agriyor dedi.. Bende o an icimden geldi, kizin ac galiba canim dedim, sen biraz daha sut yapiver.. Oda bana yok Sevimcim ac degildir, bilmem kac saat sonra sut zamani tekrar dedi.. Bende ya birak saati maati, sen bana sut getir bak ben veriyim gorelim susucakmi susmiyacakmi dedim.. Neyse beni seven bir arkadasimdir, sozumu dinledi, biraz daha sut yapip getirdi.. Bebisin agzina verir vermez oyle bir istahla emmeye basladiki, arkadasim sasirdi.. Megersem gercekten acikmis, ictigi o sut yetmemis ona..
 
Daha neler neler var.. Kucaginiza almayin, kucaga alisir, her dedigini yapmayin, simarir.. ya kucucuk bebek daha cevresinin farkinda degilken nasil simarsin? Kendini guvende hissettigi tek yer anne kucagiyken neye alissin?, Cocuklarimiz hakkinda karar verirken herzaman yasini dusunerek hareket etmeliyiz.. 6 yasindaki bir cocugun yapabilecegi birseyi 6 aylik bebegin de yapabilecegini dusunmek bilgisizlikten kaynaklaniyor..
 
Tatli Karya'yi opuyorum, bu arada nasil gidiyor ugurlama meselesi? rayina oturdumu? Cok tatli cikmis avatardaki resimde yaa, Karya'nin annesi operken bu kadar zevkle bakisi cok tatli gercekten Allah Karya yi hep guldursun.


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Ek Besin Onerileri - 28.12.2006 10:25:31
Canım aynen katılıyorum mesela ben daha odasını ayırmadım, uygun zaman değil gibi geliyor bana, kızımı hazır hissetmiyorum ayrıca oda sıcaklığı, uyku düzensizlikleri v.s. sorunlarımız halen devam ediyor çünkü. Ama uzmanlara bakarsan çoktaaan geç kaldım bu konuda. Eh benim kararım bu yönde napıyım?
Şu saat meseleside doğru 3 saatte bir emicek falan demişlerdi, ama benim bir arkadaşım aklına geldikçe verirdi memeyi resmen ve kızı halen emiyor, düşün.
 
Avatardaki resmi bende çok seviyorum ve Karya daha orada 6 günlük biliyor musun? Nasıl gülmüş o kadar küçükken, biz nasıl yakalamışız o fotoğrafı bilmiyorum ama çok seviyorum.
 
By bye pek yapmıyor aslında çoğunlukla mahsun mahsun bakıyor, ama ağlamıyorda, öperken biraz cilve yapıyor alayım diye bazen kucağıma alıyorum sıkı sıkı sarılıp bol bol öpüp yine işe gideceğimi ve geri geleceğimi söylüyorum tekrar tekrar. Sanıyorum anlıyor artık. Aahh çok zor yinede, keşke çalışmasam diyorum bazen ama çalışmadan da oturabilecek yapıda bir insan diilim, o zamanda benim psikolojim bozuluyor biraz, bununda kızıma faydası olmaz tabii. 6. ayına kadar evdeydim o açıdan denedim o dönem kendimi.
 
Neyse öpücükler canım tontoş Zeynoşada sanada, yine görüşürüz.

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Ek Besin Onerileri - 28.12.2006 11:56:01
merhaba arkadaşlar, benim oğlum 7 aylık oldu hala anne sütü veriyorum. 5 ay tamamen anne sütü aldı 6. ayında işe başlayacak olmam nedeniyle yavaş yavaş kaşık mamalarına başladık ama yine nerdeyse tamamaen anne sütü aldı diyebiliim. ben emzirirken saat falan gözetmedin doktoruda öyle söylemişti zaten. maşallah sağlıklı bir bebek. bizim yeme problemimiz ek gıdalarla başladı. onuda kısa sürede aşarız umarım. sebzeyi hiç sevmiyoruz
kucağa alma konusunda hata yaptım alışmasın ben yokken zorluk çekmesin diye düşündük ama hiç yalnız bırakmadık sürekli onunla ilgilenip sohbet ettik. şimdiki aklım olsa oğlumu kucağımdan bir dakka indirmezdim.
Mert doğduğundan beri kendi odasında yatıyor zorunlu durumlar haricinde ki bu hiç tüm geceyi kapsamadı sadece emzirirken yanıma aldım. yeni doğduğunda benim dikişlerim ve evdeki kalabalık nedeniyle 1,5 ay kadar onun odasında yattım sadece. böyle olmasının daha uygun olacağını düşündük.
çok uzattım galiba... karya ve zeynep'i öpüyoruz

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Ek Besin Onerileri - 29.12.2006 03:00:41
Sibelcim ne guzel, 6 gunlukken gulumsemesi. Heralde cok sicakkanli ve sosyal bir cocuk olacak. Allah bozmasin, hep guldursun insallah Sibelcim neden 9ncu aydan sonra ayirmak gerekiyormus bebisi? herkesin bildigi benim bilmedigim biseymi var?
 
Edacim Mert beyimiz de cok tatli, ne guzel bakiyor resminden, sarisin sarisin  Masallah.
Benim kizim zor bir bebekti Edacim o yuzden kendi odasinda yatsin diye dilememe ragmen, cok sIk uyanmasi ve mizmizligi yuzunden yanimda yatirdim.. Bana da kolaylik olsun diye.. Nerde yattigini cok onemli bir detay olarak gormuyorum acikcasi, her iki sekilde dogrudur diye dusunuyorum..(tabi Sibel aksini soylerse bilemem) ama suan tamamen sartlara ve bebegin ihtiyaclarina gore degisen bir durum oldugunu dusunuyorum..
 
Burda cok uzatma diye bisi yok, isteyen istedigi kadar yazsin. Ben yazilanlari zevkle okuyorum.
 
Yine katiliminizi beklerim. Ellerinize saglik..
 
 
 
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

cyberrica
  • Tüm gönderiler : 1947
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: Ek Besin Onerileri - 29.12.2006 10:44:32
Yok Sevimcim 9 aylık diil 3-4 aylıkken en geç ayırın diyor dr.lar genellikle. Efendim kendine güvenleri olurmuş, daha kolay alıştırırmışız falan falan. Neyse yazdığımdan da anlaşılacağı üzere pek itimat etmediğim durumlar arasında, ayrıca kızım hiçte fena diil kendine güven konusunda şu an 9 ayın içindeyiz ve evi tamamen dolaşmaya başladı bile yürüyerek, kapaktı bier şey verdiğimde ne yapıyor ediyor zorlayıp açıyor (tabi kolay açılan çekilip açılan şeyleri), istemezse zorla hiçbirşey yaptıramıyoruz. v.s v.s.

Zeynoşumda zor bir bebek desene, güya erkekler öyle olur diyorlar, nedir bu cimcimelerden çektiğimiz Şaka bir yana iyiki varlar, bak yine özledim bugün işteyimya artık iyice anlıyor sabah bye bye yapıyorum gülüyor biraz sonra arkamdan sakin sakin bakıyor ah aşkım benim yaaa

Sosyallik konusunda belki haklısındır (umarım öyle olur çok isterim) şimdilerde sokakta ne zaman çocuk görsek bizimki hemen gülmeye ve çocuğu yakalayıp orasını burasını çekiştirmeye çalışıyor.

Edacım senin oğlan uslu heralde şanslı annelerdensin ne mutlu sana! Ek besin konusuna gelince çoğunlukla sırf anne sütü veren arkadaşlarım sorun yaşıyorlar bu konuda, biz erken başladığımızdan heralde hiç sorun yaşamadık. Hatta geçen bir arkadaşımla görüştüm bebeişlerimiz arasında 5 gün var ama önceden benimki onunkinin yanında yavrusu gibi kalıyordu çok iri bir bebekti (sırf anne sütü alıyordu bu arada), şimdi ek besin fazla yemiyormuş, hala biraz kilosu fazla bizden ama yaşıt oldukları gün gibi ortadaydı, kiloları çok yakın görünüyordu. İnşallah en kısa zamanda fazla kilo kaybınız olmadan düzene girer yemek olayınız canım.
 
 
Yeni yılınızı kutluyorum ve tabi bayramınızı, öpüyoruuum.
<mesaj tarafından düzenlendi cyberrica on 29.12.2006 19:44:38>

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Ek Besin Onerileri - 30.12.2006 02:29:50
Sibelcim Karya nin anlamasi ve alismasina sevindim canim. Zor anlar gecirdiginizde uzuluyordum. 
 
Bende bisi var sanmistim su oda ayirma konusunda.. Sagol cevapladigin icin.. Cocuktaki ozguvenin nasil olustugunu yazmistim ben onceki sayfalarda ve bunun nerde yattigiyla alakasi olmadigini cok iyi biliyorum. Kendine guven ve kendini degerli gorme hissi once anne, sonra baba sevgisi ve ilgisiyle olusur cocukta, yatakla olusmaz.. Bunuda soyliyen bir doktor.. Dr Sears... Demekki kitaptan kitaba fark oldugu gibi, doktordan doktorada fark var.. Ve ben Dr Sear in dedigine inaniyorum. Cunku denedim..
 
Sibelcim Zeynos zor otesi bir cocuk.. Bana hergun kok sokturuyor.. Bugun butun gun belki en az 10 defa, giysi cekmecesindeki butun giysileri o cikardi atti, ben topladim koydum.. Kizamiyorumda, cunku aslinda giysileri cekmeceden cikarip, benim gibi katlayip tekrar yerine koymaya calisiyor ama iste 20 aylik bir bebek ne kadar katlayip koyabilirse o kadar oluyor.. Gercekten Burcu nun kulaklari cinlasin, bu donemlerde cok sabrli olmak gerekiyor coook. Kizmamak icin dudaklarimi isirdigim, dislerimi gicirdattigim cok oluyor  Beni suya sok diyince, banyoya girdi hanfendi, elindeki ordegi suya tuttu, ve hadi cikalim dedi. Kizim dur basina bari bi tas su dokelim dimi, madem yikanmak istedin, hayir hanfendinin tek derdi ordegini yikamakmis.. beni cikar diye tutturunca cikardim mecburen..
 
Cogu zaman insan bu kiz beni oynatiyor diye dusunup kizmak istiyor ama onun gozlerinden olaya bakinca amacinin ne beni uzmek, ne kizdirmak, nede oynatmak olmadigini anliyorum. Zaten cogu zaman kendime ancak bu bakis acisiyla hakim oluyorum, yoksa asabi biriyimdir, coktan kizmis, yeri gogu birbirine katmistim 
 
Bununla beraber cok sevgi dolu bir cocuk, hic sebep yokken gelir beni dizimden, elimden, yanagimdan sesli bir sekilde muuuccckkk diye oper.. Bu ise herseye ama herseye deger..


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

edaozhan
  • Tüm gönderiler : 2778
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Ek Besin Onerileri - 04.01.2007 12:21:51
sibelcim mertin odası ayrı ama ben gece kaç defa gidip geliyorum bilmiyorum. bazen o kadar sık gidiyorum ki artık gece uyku nedir bilmiyorum desem yeridir. 3. aydan sonra çok güzel uyumaya başlamıştı aman ne rahatlık diyordum ama diş çıkarma dönemimizle birlikte gece uyku düzenimiz tamamen bitti. benim işe başlamamda aynı döneme denk gelince tamamen düzensiz bir gece uykumuz var. karnı tok olsa bile gece sürekli kalkıp kucağımda olmak istiyor, emmese bile memeyi açmak zorunda kalıyorum ağlamaması için.
Doktorumuzla bu konuyu görüştüğümüzde gündüz benden uzak kalmasının bunda etkisi olabileceğini işe başlayan annelerin bebeklerinde bu tür sorunlar yaşanabildiğini söyledi. emzirmeyip biberonla beslemeyi düşündüğümü söylediğimde ise psikolojik olarak mertin kötü etkilenebileceğini söyleyince vazgeçtim. hem gündüz göremiyor gecede emzirmeyince kendini dışlanmış, istenmeyen bir bebek olarak hissetmesine neden olacaktı herhalde. yani gece nöbetteyiz.
yaramazlık konusunda henüz bize erken bir ayaklanalım o zaman neler yapıyorz göreceğiz. çok hareketli bir bebek. emeklediğinde veya yürüdüğündede aynı şekilde olacaksa mahvolduk demektir.

katı gıda konusunu dilerim kısa sürede atlatırız. aslında sorunumuz sebze, diğerlerini bir şekilde yemeye ikna oluyoruz.

bizde sizlerin yeni yılını kutluyor, zeynep ve karyayı öpüyoruz.



Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Ek Besin Onerileri - 06.01.2007 03:32:17
Edacim ve Sibelcim sizinde yeni yiliniz ve gecmis bayraminiz kutlu olsun. Usenmeden yazip bana katilip dusuncelerinizi actiginiz icin size ve buraya yazan butun arkadaslara tesekkur ediyorum, bu sayfayi siz renklendiriyorsunuz.
 
Yazilarimiza yeni yildada devam ederiz insallah


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

etacarinea
  • Tüm gönderiler : 4322
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Ek Besin Onerileri - 06.01.2007 09:34:53
Sevimcim ben de bu sayfayı okuyup kaçan bir okurun olarak herkesin bayram ve yeniyılını kutluyorum veee yazılarını bu sene de bekliyoruuuummmm :))
aysu ben

tulinsozeri
  • Tüm gönderiler : 978
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İstanbul
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 07.01.2007 22:42:49
Sevimciğim selam ;
 
Umarım iyisindir .Sen iyi ol ki bize cici cici şeyler yaz
Her neyse Ela ile ilgili problemlerim var .Doktorumuz maalesef beni bu tür konularda sürekli geçiştiriyordu..(Doktor değiştirdik gerçi )
 
Elanın daha önce emziğini bıraktrmıştık.Sonra bir ara ateşlendi biz tekrar verdik vs..
Bu tabi aylar önceydi.1.5 hafta itibarıyla emziği tekrar kestik ,bu sefer de mememin ucunu ısırmaya başladı.Ama her emzirmede.Artık dayanılmaz hale geldi...Ben ne kadar emzirmeyi istesem de o buna olanak vermedi maalesef...
 
Artık emzirmemeye karar verdim .BU olayın emzikle aynı zamana gelmesini hiç istemezdim.aNNE SÜTÜNÜN YERİNE AKŞAMLARI YATMADAN ÖNCE SÜT VERMEYE BAŞLADIM .Ama şekersiz olması gerektiğini söylemişti doktorumuz.Ama şekersiz sütü değil şekerli olanı tercih ediyor ve nerdeyse tüm biberonu bitiriyor.
 
Sormak istediğim şey şu ;sence ısrarla şekersiz süt vermeye devam mı etmeliyim yoksa şekerli olanın çok da zararı yok mu?
 
Ayrıca bu ısırmaların yalancı emzikten kaynaklandığını düşünmeli miyim sence?
 
Şimdiden çok teşekkür ederim...

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Ek Besin Onerileri - 08.01.2007 03:38:39

Orjinalden alıntı: etacarinea

Sevimcim ben de bu sayfayı okuyup kaçan bir okurun olarak herkesin bayram ve yeniyılını kutluyorum veee yazılarını bu sene de bekliyoruuuummmm :))

 
Aysucugum sagol canim ugradigin icin. Seninde yeni yilin ve bayramin kutlu olsun. Yeni yilda hedeflerine ulasmani diliyorum.
 


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 08.01.2007 03:49:19

Orjinalden alıntı: tulinsozeri

Sevimciğim selam ;

Umarım iyisindir .Sen iyi ol ki bize cici cici şeyler yaz
Her neyse Ela ile ilgili problemlerim var .Doktorumuz maalesef beni bu tür konularda sürekli geçiştiriyordu..(Doktor değiştirdik gerçi )

Elanın daha önce emziğini bıraktrmıştık.Sonra bir ara ateşlendi biz tekrar verdik vs..
Bu tabi aylar önceydi.1.5 hafta itibarıyla emziği tekrar kestik ,bu sefer de mememin ucunu ısırmaya başladı.Ama her emzirmede.Artık dayanılmaz hale geldi...Ben ne kadar emzirmeyi istesem de o buna olanak vermedi maalesef...

Artık emzirmemeye karar verdim .BU olayın emzikle aynı zamana gelmesini hiç istemezdim.aNNE SÜTÜNÜN YERİNE AKŞAMLARI YATMADAN ÖNCE SÜT VERMEYE BAŞLADIM .Ama şekersiz olması gerektiğini söylemişti doktorumuz.Ama şekersiz sütü değil şekerli olanı tercih ediyor ve nerdeyse tüm biberonu bitiriyor.

Sormak istediğim şey şu ;sence ısrarla şekersiz süt vermeye devam mı etmeliyim yoksa şekerli olanın çok da zararı yok mu?

Ayrıca bu ısırmaların yalancı emzikten kaynaklandığını düşünmeli miyim sence?

Şimdiden çok teşekkür ederim...

 
Tulincim hosgeldin canim. Okuduklarimdan aklimda kaldigi kadariyla bebeklerin isirmalarinin iki sebebi var. Birincisi dis cikardiklarinda, ikinciside damak gelisimine yardimci olmak icin.. Minik Ela miz icin bunlarin her ikiside soz konusu olabillir. Ben sahsen isirmanin emzikten kaynaklandigini dusunmuyorum, cunku boyle bisi okumadim yada duymadim..
 
Sut derken normal inek sutunden mi bahsediyorsun yoksa buyume sutlerindenmi? Bende kizima yatarken sut veriyorum bir biberon, benimki SMA in buyume sutu.. Onun icinde bir miktar seker var ama herhangi bir zararinin olacagi bana soylenmedi, herhangi bir zarar da gormedim.. Eger verdigin inek sutuyse ve buna seker katiyorsan, sonucuta azicik atiyorsundur, bunun zarari olacaginida sanmiyorum.. Zarar surekli ve cok olunca ortaya cikiyor saniyorum..Doktorunuzun sebebi ne? Dis curumesine yolacar falan diye dusundugu icinmi?
 
Birde ben soyle yaptim, kizima cocuklar icin olan dis fircasi aldim, ilk baslarda biraz acemilik etti ama simdi suyun altina tutup eline verince agzina  alip gezdiriyor, dislerini fircalamaya calisiyor.. Belki bunuda dis sagligi acisindan ogretmeye basliyabilirsin canim..
 
Ben bir bakiim saga sola, baska bilgilere rastlarsam buraya eklerim.
 
Seni ve Ela yi cok optum


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Hezal
  • Tüm gönderiler : 6827
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Malatya'dan,Texasa/USA.Katılım zamanı: 8/05/2005
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 08.01.2007 09:00:44
belinda nihayet ogrendi dis fircalamayi ve cokta severek yapiyor
 
ahhh birde yemek yese ahh birde yese,
 
sevimcim  sute sekerin  katilmasini doktorlarin  istememesinin sebebi , disler ve cocuklarda sekerin yukselmesinden dolayi  sekersiz sut oneriyorlar..zaten hazir sutlerde cok az seker var..


tulinsozeri
  • Tüm gönderiler : 978
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İstanbul
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 08.01.2007 11:12:20
Sevimciğim her zamanki duyarlı tavrın için bir kez daha teşekkür ederim...
Ben inek sütü veriyorum.Yani doktor farklı bir şey söylemedi."Bildiğimiz süt işte "dedi.Şekersiz olmasının nedenini de açıklamadı.Açıkcası o zaman da benim aklıma gelmemişti sormak...
 
Fakat dün gece benim güzel kızım gece uykudan ağlayarak uyandı .Ve Sevim bir görsen öyle katıla katıla,içli içli ağlıyor ki ...Dayanamadım tabi...Aldım emzirdim.Isırmadı bu sefer .Ve yanımdan bir an olsun ayrılmak istemedi..Aslında emzirmeye devam etmeyi çok istiyorum.Ve biliyor musun emzirmeyi kesmeye karar vermek bile ,belki komik olacak ama beni biraz mutsuz ediyor.
 
Yani sanki kızım için kötü bir şey yapıyormuşum duygusu oluyor bazen bende.Bunların geçici olduğunu biliyorum...
 
Sevim son bir sorum var arkadaşımın kızıyla ilgili.Gece çok geç yatıyormuş (2-3 gibi)Kadıncağız ne yaptıysa olmamış.Artık kızıp bağırması bile fayda etmiyormuş.
 
(Gerçi kızına o kadar çok bağırıyor ki kızcağız artık duyrasızlaştı .Şimdi hiç laf dinlemiyor.)
Şurup falan vermiş doktoru.Ama bana kalırsa ilaç tedavisi yapılacak en son şey.Hatta bence yanlış.Yani mantığım bu durumun başka yolları da var diyor.
 
Yardımcı olabileceğin bir konuysa sevinirim.Çünkü pedagog'a götürmeyeceklerini biliyorum kızlarını...
 
Teşekkürler...


[image]local://77042/27168EF43A5548458AA3A7E64B1D5DA8.jpg[/image]
Eklenen resim(ler)

bıyolog
  • Tüm gönderiler : 752
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 09.01.2007 00:03:08
selam sevımcım ben sıteye cok fazla gırıs yapmıyorum ama zıyaretcı olarak gelıp burda verdıgın bılgılerı dıkkatle takıp edıyorum ozellıkle beslenme ıle ılgılı bılgılerı not bıle aldım hem tesekkur edıyım  ıcın hem de bı soru sorayım dedım konusma gelısımı hakkında bılıyosun benım mınık kuzu 19 aylık anne ,baba ,dede ,abla ,gel ,al ,alo vb gıbı kısa hecelı kelımeler edıyo bıde dıgıl dıgıl bıseyler soyluyor ama anlamlı bı cumle kurmadı henuz sankı buyuk kuzum bu kadarken daha fazla kelıme bılıp cumle kuruyordu gıbı hatırlıyorum dr normal dıyor ama sende bunla ılgılı bı kaynak varsa paylasır mısın ? . opuyorum senı ve kızını canım arkadasım

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 09.01.2007 02:42:40

Orjinalden alıntı: Hazal-

belinda nihayet ogrendi dis fircalamayi ve cokta severek yapiyor

ahhh birde yemek yese ahh birde yese,

sevimcim  sute sekerin  katilmasini doktorlarin  istememesinin sebebi , disler ve cocuklarda sekerin yukselmesinden dolayi  sekersiz sut oneriyorlar..zaten hazir sutlerde cok az seker var..

 
hmm demek seker yukseliyor. Bilmiyordum bunu..
 
Belos dis fircalamaya basladi demek, masallah. Yemek olayindan bende dertliyim ama ustune gitmiyorum.. Zorlayinca daha cok tepkili oluyorlar, zorlamayincada mirin kirin ediyorlar.. Zor bir durum gercekten. Umarim yakinda her ikisinin de istahi acilir.
 
Umarim Belinda da sende iyisinizdir canim. Ikinizde saglikli olun, beni uzmeyin


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 09.01.2007 02:51:25

Orjinalden alıntı: tulinsozeri

Sevimciğim her zamanki duyarlı tavrın için bir kez daha teşekkür ederim...
Ben inek sütü veriyorum.Yani doktor farklı bir şey söylemedi."Bildiğimiz süt işte "dedi.Şekersiz olmasının nedenini de açıklamadı.Açıkcası o zaman da benim aklıma gelmemişti sormak...

Fakat dün gece benim güzel kızım gece uykudan ağlayarak uyandı .Ve Sevim bir görsen öyle katıla katıla,içli içli ağlıyor ki ...Dayanamadım tabi...Aldım emzirdim.Isırmadı bu sefer .Ve yanımdan bir an olsun ayrılmak istemedi..Aslında emzirmeye devam etmeyi çok istiyorum.Ve biliyor musun emzirmeyi kesmeye karar vermek bile ,belki komik olacak ama beni biraz mutsuz ediyor.

Yani sanki kızım için kötü bir şey yapıyormuşum duygusu oluyor bazen bende.Bunların geçici olduğunu biliyorum...

Sevim son bir sorum var arkadaşımın kızıyla ilgili.Gece çok geç yatıyormuş (2-3 gibi)Kadıncağız ne yaptıysa olmamış.Artık kızıp bağırması bile fayda etmiyormuş.

(Gerçi kızına o kadar çok bağırıyor ki kızcağız artık duyrasızlaştı .Şimdi hiç laf dinlemiyor.)
Şurup falan vermiş doktoru.Ama bana kalırsa ilaç tedavisi yapılacak en son şey.Hatta bence yanlış.Yani mantığım bu durumun başka yolları da var diyor.

Yardımcı olabileceğin bir konuysa sevinirim.Çünkü pedagog'a götürmeyeceklerini biliyorum kızlarını...

Teşekkürler...


 
Tulincigim sen ne kadar hassas bir annesin canim benim.. Emzirmek anne ile cocuk arasindaki duygusal bir bag ayni zamanda ve neden komik olsun.. Emzirmeyi birakmayi dusunen annelerin hepsi yasiyor bu duyguyu.. Ama eger isirmiyorsa emzirmeye devam edebilirsin, canim benim yaa, sen nasil onun yoklugunu hissediyorsan oda senin yoklugunu hissediyor demekki.. Ay kiyamam ben size.
 
Bahsettigin arkadasinin cocugu kac yasinda?


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Serenity
  • Tüm gönderiler : 3392
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: London
Ynt: Bebeklerde ahlak gelisimi - 09.01.2007 02:55:23

Orjinalden alıntı: bıyolog

selam sevımcım ben sıteye cok fazla gırıs yapmıyorum ama zıyaretcı olarak gelıp burda verdıgın bılgılerı dıkkatle takıp edıyorum ozellıkle beslenme ıle ılgılı bılgılerı not bıle aldım hem tesekkur edıyım  ıcın hem de bı soru sorayım dedım konusma gelısımı hakkında bılıyosun benım mınık kuzu 19 aylık anne ,baba ,dede ,abla ,gel ,al ,alo vb gıbı kısa hecelı kelımeler edıyo bıde dıgıl dıgıl bıseyler soyluyor ama anlamlı bı cumle kurmadı henuz sankı buyuk kuzum bu kadarken daha fazla kelıme bılıp cumle kuruyordu gıbı hatırlıyorum dr normal dıyor ama sende bunla ılgılı bı kaynak varsa paylasır mısın ? . opuyorum senı ve kızını canım arkadasım


Ay Oznurcum gelmis canim benim.

Oznurcum bencede normal gorunuyor ama DR Sears ima bir bakiim, bununla ilgili bir baslik bulmaya calisicam.
 
<mesaj tarafından düzenlendi Zeynoss on 09.01.2007 03:18:02>


The true Trinity;
SAT(truth)..CHIT(consciousness)..ANAND(bliss)

Sayfayı değiştir: < 12345678910.. > >> | Sayfayı gösteriyor 8 of 19, mesajlar 281 to 320 of 727