10 Yaşında Regl Olmak ?

Yazar Mesaj
A..Nur
  • Tüm gönderiler : 915
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
10 Yaşında Regl Olmak ? - 27.03.2008 14:25:11
Merhaba,
 
Bir yakınımın kızı henüz 10 yaşına girdi ve regl olduğunu öğrendim biraz önce. Şaşkınlığımı hala üzerimden atamadım doğrusu.
 
Ben Lise 2 ye giderken regl olmuştum düşünüyorum da arada %70 fark var!!!!
Bu kadar erken olur mu diye düşünmeden edemiyor insan. Henüz çocuk daha düşünsenize. ruhsal boyutunu bir düşünün, kendini farklı görecek yaşıtlarından, dışlayacak-dışlanack belki de... boyu bir daha uzamayacak,... sonra her yerde wc lerde orada- burada daha dikkatli davranması gerekecek, her ay  çekeceği sancıları ağrıları da hesaba katarsak?????
 
Daha oyuna doyamadan ergen olmak duygusunu yaşayacak, aşık olacak, evlenmek isteyecek belki de erken yaşta hormonlarına söz geçiremeyip...
 
Ama tüm bunların suçlusu HORMONLU GIDALAR, KATKI MADDELİ besinler, HAVA KİRLİLİĞİ ve de TV....
 
6 Yaşa kadar inmiş ergenlik yaşı...
 
Bu durumda biz anne-babalar olarak kendimizi biraz daha erken hazırlamamız gerekiyor bu tuhaf duruma.
 
Bu çocuklar nasıl taşıyacaklar bu yükü?
 
 

sevil_cull
  • Tüm gönderiler : 13583
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: izmir -- marmaris
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 27.03.2008 14:36:05
yazım kayboldu bende resim olarak yapıştırıyorum.

[image]local://309754/2C2186844BE84F07BCF8CE82FE00CF3F.JPG[/image]
Eklenen resim(ler)


s.a.e.o
  • Tüm gönderiler : 578
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 27.03.2008 14:51:44
DEĞERLİ ARKADAŞIM : HAKLISIN KIZIM  9YAŞINDA KAYGIALRIMIZ ARAŞTIRMALARIMIZ BAŞLADI.GEÇEN GÜN BİR DERGİDE OKUMUŞTUM  ERKEN REGLİ OLUNDUĞUNDA ENGELELYİCİ  BİR YÖNTEM UYGULANMASINDAN BAHSEDİYORDU.NE DERECE DOĞRU YADA DEĞİL BİLEMEM  AMA GERÇEKTEN ÇOK ERKEN BİR YAŞ SİZİNDE YAZDIĞINIZ GBİ ÇOCUK HENÜZ  ONLARI BİLİNÇLENDİRMEK DOĞRU BİLGİLER VERMEK LAZIM.BEN DAHA 1 AY ÖNCE KIZMIZ VE YAKIN BİR ARKADAŞINI ALIP BU KONUDA ÖN BİR KONUŞMA YAPTIM.TÜM EBEVEYNLER BİLİNÇLİ OLMALI NEYE NASIL CEVAPLAR VEREBİLECEĞİNİ  KAFARLINI KARIŞTIRMADAN ONALRIN SEVİYESİDNE ANLATMALI  FORUMU TAKİPTE OLACAĞIM.PAYLAŞIMIN İÇİN TEŞEKKÜRLER SEVİL,VE FORUMU AÇAN ARKADAŞIM

__berna__
  • Tüm gönderiler : 3960
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 27.03.2008 15:09:06
aslında kız çocuğu için tıbben 10 yaş anormal bir durum değil. evet,aldığımız besinlerdeki katkı maddelerinin fazlalığını kimse inkar edemez ama bu yaşta ergenliğe girmenin, besinlerle alınan hormon fazlalığıyla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum ben. ben de 11 yaşında ilk reglimi olmuştum. sanırım annem ve teyzelerim de öyle... bu durumu (hormon bozukluğu durumları dışında) etkileyen en önemli faktör genetik ve iklim şartları. ekvatora yaklaşıldıkça ergenliğe girme yaşı da küçülür. türkiye'de örneğin iskandinav ülkelerinden çok daha erken yaşlarda ergenliğe girilirken, ülkemizin değişik bölgelerinde de bu yaş değişiyor. mesela ergenlik yaşının en geriye çekildiği yöre türkiye'de akdeniz bölgesi. hele afrika ülkelerinde bu yaş çok daha küçük olabiliyor. oradaki açlığı göz önünde bulundurursak, bu konuda yiyeceklerin içindeki hormonları suçlamak pek doğru olmaz bence. (tabii ki hormonal bozukluğun söz konusu olduğu durumları hariç tutuyorum)

A..Nur
  • Tüm gönderiler : 915
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 27.03.2008 16:48:57
 
Elbette ilgisi var, nasıl olmaz ki. Tavuk eti, kırmızı et, domates, çilek, süt ve süt ürünleri... özellikle  proteinli gıdaların suçlu olduğu düşünülüyor. Mısır var sonra.... Hangimiz mısır yemiyoruz söyler misiniz? Mevsimi dışında üretilen sebze-meyveleri hangimiz almıyoruz ki.... Tavuklar-büyükbaş hayvanlar çabucak semizleşsin diye kullanılan yem ve hormonları nasıl es geçebiliriz. Bence kullanılan hormonların çokça suçu var vücudumuza-hormonlarımıza.
TV den yayılan radyasyonun küçük çocukları daha çok etkilediğini ve beynin gelişimini-hormonlarını bozduğunu ve hatta epilepsiye varan etkiler yarattığını sanırım çoğumuz bilmiyoruz.
 
DOĞAL OLMAYAN HERŞEY ER GEÇ ZARARINI gösterecektir insan bedeninde bence de. Birçok etki beyin ve beyinden salgılanan hormonlar sayesinde gerçekleşmiyor mu?
 
Ben ortaokula giderken de regl olan arkadaşlarım vardı elbette. Eğitimler olurdu sağlık dersinde. Bu eğitimin şu an ilköğretim 4-5.sınıflarda verildiğini biliyor musunuz peki. Ablamın kızı var ilköğretim 5.sınıfta ve geçenlerde eğitime gelmişler sınıflarına,  hijyenik ped tanıtımları yapılmış.
 
Bu konu bence çok önemli ve çokça bilinçlenilmesi gereken bir konu. Bu arada sadece kız çocukları için değil erkek çocuklarımızın ergenliğe geçiş yaşı da erkene inmiş. çok bilinçli ve hazırlıklı olmak gerekiyor.
 
(Zamanım olmadığından biraz düzensiz oldu yazdıklarım, umarım anlaşılabilmişimdir.)
 
Bu arada benim savım değil yazdıklarım bilim adamlarının araştırmaları sonucunda ortaya çıkmış şeyler. Genetik ve iklim faktörüne ben de %100 katılıyorum ancak bu artı dış etkileri de gözden kaçıramayız diye düşünüyorum.)
 
 
 

pisicikdurucuk
  • Tüm gönderiler : 835
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: istanbul
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 27.03.2008 17:13:23
Benim de bir kızım var ve bayadır asla mevsimi olmayan sebze meyve almıyorum,mısır özü yağı kullanmıyorum,dana etini bırakmak istiyorum sadece kuzu almaya gayret ediyorum çünkü işlenmemiş olan et kuzu eti,dana alacağım zaman da ekolojik dana eti diye satılandan alıyorum,doğal beslenenler sanırım bunlar...yumurta yine doğal olanı -free range -diye de geçiyor -alıyorum...bilmiyorum az çok aldığım bu önlemler işe yarar umarım..



1C
  • Tüm gönderiler : 1788
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 27.03.2008 23:10:21
Benim büyük kızım da 10 yaşında ve geçen ay regl oldu. Ama o regl olmadan aylar önce olacakları az çok kestirdiğim için önlemimi o zamanlardan aldım.

Adetin ne olduğunu, nelerle karşılaşacağını onun anlayacağı ve korkmayacağı bir dille anlattım. Adet görmeye başlamanın genç kızlığa atılan bir adım olduğunu ve korkulacak bişe olmadığını, tanıdığı bütün kızların aynı şeyi yaşadıklarını, sınıfındaki diğer bütün kızların da aynı yada 1-2 sene içinde aynı şeyleri yaşayacaklarını, kan olsa bile bu yaralanma gibi acı vermeyeceğini vs. Nitekim bu uzun konuşmamızdan 5-6 ay sonra kızım adet oldu. Ve hiç çekinmeden bana gelip "anne galiba bana anlattığın gibi ben adet oldum" dedi, o sırada eskilerin yaptığı gibi yüzüne okkalı bir tokat patlatmanın yerine sarılıp öptüm "benim kızım genç kızlığa ilk adımını attı" diyip sarıldım. Sonra ped verip nasıl kullanması gerektiğini gösterdim. Yani kısacası nasıl davranmanız gerektiğini bilirseniz hiçbir şekilde ruhral psikolojik olarak çocuğunuz etkilenmez. Aman adet gördü diye çocukluk da pat diye bitiyo mu, hayır, hala daha bebekleriyle oynuyo, hala daha saçını 2 kuyruk bağlıyo, hala daha çizgi film izliyo, hiçbir şeyden de kısıtlanmış değil ama içinde bulunduğu durumun da bilincinde.

Aman sen beden eğitimi dersine girme kan sızar falan, okulda otururken kalkarken dikket et uniforman kan olmasın, koşma vs gibi sözlerle de kaş yapacam derken göz çıkarmamak lazım.

Bunun dışında doktora da gittik ve sizin de dediğiniz gibi ergenliğin artık 9-10 hatta 7-8 yaşlara düştüğünü ve bunun anormal bir durum olmadığını ayrıca boyu kilosu hakkında endişelenecek birşey olmadığını ve büyümenin tamamen ip gibi kesilip durmayacağını söyledi.

Kızım reg olduktan sonra kendi bütün aileye duyurdu, babannesinii halasını kuzenlerini falan telefonlar arayıp söyledi, hatta babası eve gelince ona bile söyledi. Bunun utanılacak bir durum olmadığını demek ki çok üstüne basa basa anlatmışım Şimdi tek sıkıntısı yazın tatile çıkacağımız zaman o günlere denk gelmemesi.
Kısacası bu konuda bilinçli olmak çok önemli, sizin tavrınız ve tutumunuzun çocuğunuz üzerinde artı veya eksi çok büyük önem taşıyor.


1C
  • Tüm gönderiler : 1788
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 27.03.2008 23:37:49
ERKEN ERGENLİĞİ NELER TETİKLİYOR?

Erken ergenliğin sonuçları kadar sebepleri de çok önemli. Endokrinoloji uzmanları karşılaştıkları vakaların yüzde 90’ının sebebini bilmemekle birlikte çocukların bilinçaltının önemli olduğunu, muhakkak onların hikâyelerini dinlemek istediklerini belirtiyor. Çünkü çocuğun duygusal gelişimi hormonel yapısını da etkiliyor. Cinsel konulara ilgi duyan bir çocuğun kısa zamanda ergenlik hormonları devreye giriyor ve yaşı ne olursa olsun erken ergenliğe adım atabiliyor. Peki bunu tetikleyen faktörler neler?

Genelde sıcak ülkelerde ergenliğe girme yaşı 6 ayla 1 yıl arasında erken oluyor. Kış mevsiminin tam yaşanmaması da erken puperte oranını artıran faktörler arasında. New Scientist Dergisi’ndeki habere göre, 18’inci yüzyıl Avrupa’sında kızlar ilk kez 17 yaşında regl görürken, yüzyıl sonra mens olma yaşı 14’e indi. Günümüzde ilk regl görenlerin yaş ortalaması ise 13. Katkı maddeli yiyecekler ve aşırı kalorili gıdalar çocukların hızla kilo almalarına sebep oluyor. Kız çocukları için âdet görmek vücut ağırlığıyla da alakalı olduğu için 47 kiloyu aşanlarda östrojen hormonu normalden daha fazla salgılanıyor. Hâliyle ergenlik belirtilerinin görülme oranı da yükseliyor. Erken ergenliği tetikleyen unsurlardan biri de hormonlu gıdalar. Endokrinoloji uzmanları hormonlu gıdaların kesinlikle tüketilmemesi gerektiği kanaatinde. Bir de dioksin, furanlar, poliklorlu bifeniller, biosidler, fitalatlar, bisfenol A ve heksoklorobenzen gibi ‘endokrin bozucu’ maddeler var. Onlar da oyuncaklar, emzikler, blister ambalajlar, kozmetik ürünler, temizlik maddeleri, spor malzemeleri, ev gereçleri ve ulaşım sektöründeki malzemelerde yoğunluklu olarak kullanılıyor.

Televizyon ekranlarının yaydığı yoğun ışık ve radyasyon da çocukların erken ergenliğe girmesine sebep oluyor. Zira bunlar ‘biyolojik saatin düzenlenmesine yardımcı’ olan melatonin hormonunun vücut tarafından çok fazla salgılanmasına vesile oluyor. İtalya’nın Cavriglia şehrinde yaşları 6 ile 12 arasında değişen 74 çocuk üzerinde yapılan testler bu iddiaları doğruluyor. Araştırmada, çocuklardan alınan idrar örnekleri, testlerin başlamasından önce alınan örneklerle kıyaslandığında melatonin hormonunun test süresince daha fazla salgılandığı ortaya çıkmış. Araştırmayı yapan Floransa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Roberto Salti, “Televizyon kullanımı 1950’lerde arttı. O yıllarda çocuklar buluğ çağına bir yıl daha geç giriyordu.” diyor. Ona göre bilgisayar oyunları ve elektronik oyunlar da aynı etkiyi yapıyor.

Erken ergenliği tetikleyen bir de psikolojik sebepler var. Uzmanlara göre psikolojik altyapı çocuk doğduğu andan itibaren başlıyor, ergenliğe girene kadar da sürüyor. Ergenliğin erken yaşanması bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteriyor. Bu süreci hızlandıran faktörlerden biri de çocukların kılık kıyafetleri. Dr. Leyla Alkaş’a göre çocuklara giydirilen kıyafetler kendi yaşlarına uygun olmalı. Yani annelerinin kıyafetlerini (tüylü, dantelli, tüllü, telli, pullu) hatırlatan giysiler kız çocuklarına giydirilmemeli. “Eskiden Avrupa’da çocuklara yetişkin elbiselerinin küçükleri dikilir ve çocukların büyükler gibi davranmaları beklenirdi.” diyerek günümüz çocuklarının giyim tarzlarını eleştiriyor: “Biz de o hatalı sürece giriyoruz. Küçük çocuklara dikilen kıyafetler büyüklerinkinin aynısı. Anne ve babaları gibi giyinip sonra da onlar gibi davranıyor çocuklar. Bu da hormonlarını harekete geçiriyor.”

Belkıs Ertürk ise televizyon programlarına dikkat çekiyor. Çocukların cinsel dürtülerini harekete geçirecek yayınların yapıldığını söylüyor. Mesela dizi ve sinema filmlerinde çocuklar küçük yaşta âşık oluyor. İlkokul 5. sınıfa giden çocuklar ‘Ders çalışmak istemiyorum, mutsuzum, bir erkek arkadaşım yok’ gibi sorunlarla psikologlara başvuruyor. Normalde bu çocukların sadece hemcinsleriyle oynaması, karşı cinsle ‘sevgili’ değil, rekabet duygusu içinde olması gerekiyor. Televizyonun etkisiyle çocuklar 13-14’ünde hissetmesi gerekenleri 9-10’unda yaşıyor. Belkıs Hanım televizyon konusunda ailelerin çok uyanık olması gerektiği kanaatinde: “Çocuklar ‘ekran olgusu’ndan da tamamen mahrum bırakılmamalı. Alternatif olacak özel CD’ler alınabilir, kumanda kesinlikle çocukların eline bırakılmamalı. Kablolu televizyon varsa kanallar şifrelenmeli.”


s.a.e.o
  • Tüm gönderiler : 578
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 00:01:36
merhaba 1-c  öncelikleergenliğe ilk adımınız hayırlı olsun  sizinle iletişimde bulunup eksiklik duyduğum konulaır paylaşmak ve yaşamış oldukalrınızdan bende  kendi adıma bir fayda sağlamak bilinçlenmek isteirm her ne kadaro kusakta hayat kitaplar gibi değil diyedüşünüyorum duyguları  ve  yaklaşımların önemi büyük mutlaka görüşelim.güzle yazı için teşekkürler ediyorum paylaşımınız için.

yasasin anneyim
  • Tüm gönderiler : 533
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: California/usa
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 00:23:33
Ergenlik Dönemi
Ergenlik, çocukluktan erişkinliğe geçiş sürecidir. Bu süreç iç salgı bezlerinden salgılanan hormonlar tarafından başlatılır ve sürdürülür. Testis ve yumurtalık gibi cinsiyet organlarının ve cinse özgü dış görünüm özelliklerinin gelişmesi, büyüme ve kemik olgunlaşmasında belirgin hızlanma, vücut oranlarında ve bedensel yapıda değişiklik, ergenlik sürecinin özelliklerini oluşturur.
Vücutta ergenliğe yol açan hormonal değişikliklerin başlamasından sonra dış görünümdeki ilk değişiklikler kız çocuklarında 10 (8-13), erkeklerde 12 (9,5-15) yaşında ortaya çıkar. Değişikliklerin tamamlanması genellikle 3-5 yıl sürer. Ergenlik döneminin sonunda -kızlarda otalama 16, erkek çocuklarda 18 yaşında- bireyin büyüme ve gelişmesi büyük ölçüde tamamlanmıştır.
Adolesans, kimi zaman ergenlikle eş anlamda kullanılmakla birlikte aslında, hayatın bu devresinde vücutta oluşan biyolojik değişikliklere eşlik eden ruhsal gelişme ve psikososyal değişiklikleri de kapsayan bir terimdir.
Ergenlikte Büyüme ve Gelişme
Boy Büyümesi
İlk 4 yaştan sonra büyüme hızı erkek ve kız çocuklarında benzer şekilde yılda 5-7 cm gibi oldukça durağan bir gidiş gösterir. Ergenlik belirtilerinin başlamasıyla beraber cinsiyet hormonlarının vücut kitlesini arttırıcı etkisiyle boy uzamasında belirgin bir hızlanma görülür.
Kız çocuklarında ergenlik erkeklere kıyasla 2 yıl daha erken başlar. Bu nedenle büyüme hızlanması da kızlarda daha erken olur. 10-12 yaşlar arasında kız çocukları erkeklerden daha iri olurlar. Ergenlikte büyümenin en hızlı olduğu "büyüme hızı doruğu" kızlarda ortalama yılda 9 cm, erkeklerde ortalama yılda 10,5 cm'dir. Ergenlik sürecinin daha geç başlaması erkek çocuklara büyümede aşağı yukarı 2 yıl kadar bir süre kazandırır. Kalıtım faktörlerinin etkisine bağlı olarak ergenliğe erişme yaşı çok değişken olduğundan büyüme hızı doruğunun görüldüğü yaş da bir çocuktan diğerine farklılık gösterir. Bu nedenle aynı yaştaki iki çocuğun ergenlik belirtilerinin başlayıp başlamamış olmasına göre boy ve vücut yapılarında büyük farklılıklar olması doğaldır.
Boy uzaması ergenliğin son evrelerinde giderek yavaşlar, kızlarda 16-18, erkeklerde 18-20 yaşlarında hemen hemen durur. Ancak 30 yaşa dek omurga büyümesinin bir miktar daha devam etmesi sebebiyle 3-4 milimetrelik bir artış gözlenebilir.
Kilo Artışı
Okul öncesi döneminden ergenliğin başlangıcına kadar olan evrede, boy büyümesine koşut olarak yıllık tartı artışı, 2-3 kilogram arasındadır. Ergenlikte vücut ağırlığı kızlarda yaklaşık 16 kg, erkeklerde 20 kg artar. Erkek çocuklarda kas gelişmesi ve iskelet kitlesinin artması vücut ağırlığının artmasında önemli pay alırken, kızlarda tartı artışı büyük ölçüde yağ depolanması sonucudur.
Kemik Büyümesi ve Olgunlaşması
İlk önce el ve ayakların büyümesi hızlanır. Bunu ön kol ve bacaklar, daha sonra üst kol ve uylukların uzaması izler. Ardından enine büyüme hızlanır. Kalçalar, göğüs ve omuzlar genişler. Kızlarda kalçaların, erkeklerde omuzların genişlemesi belirgindir.
Yüz kemikleri hızla büyür, yüz görünümü değişir. Çene uzar ve kalınlaşır, burun büyür, profil değişir.
Ergenlik öncesi kemik olgunlaşması kızlarda 2 yıl daha ileridir. Bu nedenle kız çocuklarda epifizler daha erken kapanır. Boy artışı erkeklerde 17-18 yaşlarına kadar sürerken, kızlarda büyüme 15-16 yaşlarında durur.
Ergenlik Dönemiyle İlgili Sorunlar
Vücuttaki yapısal değişikliklere ve çevreye uyum gerektiren bu dönem son derece duyarlı olunması gereken bir devredir. Çocukluktan çıkıp erişkinliğe ilk adımını atan insanın bedeninde ve biyolojik işlevlerinde meydana gelen değişikliklere alışması ve kabullenmesi, ayrıca fiziksel değişiklikleri nedeniyle çevresindekilerin kendisine karşı davranışlarına alışması gerekmektedir. Yine bu dönem okulda kendisinden beklenen sorumlulukların arttığı, içgüdülerini kontrol ederek davranışlarında ölçülü olmasının beklendiği bir dönemdir. Geleceği için meslek seçimi ve yaşam biçimi gibi konularda karar vermesi gerekmektedir.
Sevgili ebeveynler, çocuğunuzun hem bedensel hem de ruhsal değişimlerin yarattığı karmaşanın içinde boğuştuğu erişkinliğe geçiş sürecinde, anne ve babasının mutlak desteğine gereksinimi vardır. Ona bir erişkin gibi yaklaşmanız, sevgi ve ilginizi hissettirmeniz, sorunlarını anlamaya çalışmanız kuşkusuz çok yararlı olacaktır.

Şekerli Kurabikk :)
  • Tüm gönderiler : -2457
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İstanbul :))
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 09:27:36
Benimm kuzenim 7 yaşında regl oldu
inanamadıkk hepimiz önce ama bu gerçekti
Yengem her ne kadar çok dikkat etsede kuzenim
bu durumda hijyenin, temizliğin hassasiyetini
anlamayacak kadar küçük maalesef
Regl günlerinde temizliğine dikkat edemediği
için kaşıntı ve enfeksiyon kaptı  
hala da ara ara devam ediyor.
Regl olduğu günlerde yengem
resmenn diken üstünde oturuyor
Kızımm pedine dikkat et sık sık
değiştir sakın düşürme diyee
 
çok üzülüyorum onun için
Dr.larda hormonlarının fazla çalıştığını
söylemişler hiç bir şekilde engellenemiyor
küçüçükk kız regl oluyor :(((
ve tüylenmeler de başlamış durumda
hufffff

DENİX
  • Tüm gönderiler : 636
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 09:41:11
Merhabalar
 
Bence geleceğimizi tehdit eden en büyük sorunlardan biri katkı maddeleri ve isteğimiz dışında alıyor olduğumuz hormonlar.
 
Hatırlar mısınız bilmem ama bi kaç sene önce haberlerde sanırım 2-3 yaşlarında bi kız çocuğu çıkmıştı göğüsleri çıkmış. Annesi de hayretler içinde kalmış sadece çilek mevsiminde minik kız çileği çok sevdiği için hergün bol miktarda çile yemiş ve göğüsleri çıkmış. Dehşete düşmüştüm o minik çocuğun yaşadıklarını ve annesinin yaşadıklarını düşününce.
Haberin linkini de ekleyeyim hatırlayamayanlar için.
 
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=99910
 
 
Be ce geleceğimizi tehdit eden çok büyük bi sorun bu mevsimi dışında hiçbir sebze meyve yedirmeğim halde yine de içim hiç rahat değil.
Son yıllarda artan kanser oranları da bizi nasıl bi tehlikenin beklediğinin habercisi gibi.
 
Bu bağlamda erken regl olaylarına da etkisi olması çok doğal. Mutlaka devlet bu kontrolsüz tarım-hayvacılık-gıda sektörüne çok sıkı denetimler ve yaptırımlar getirmeli.
 
 
 

**UYUCU**
  • Tüm gönderiler : 1656
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: Kalbim Ege'de kaldı...
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 10:11:23
bende 11 yaşında 6. sınıfta olmuştum regli,arkadaşlarımda hep bu civarda oldu, 10 çok erken değilde 7 çok erken yaa,yavrum ne olduğunu bile anlayamıyordur

**AYSE BERRA**
  • Tüm gönderiler : 11929
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: İSTANBUL
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 10:17:12
ERKEN ERGENLİK DÖNEMİYLE İLGİLİ BİR SAYFAMIZ VAR ORADAN DEVAMEDEBİLİRSİNN
 
BURADA SAYFAYI KOPYALIYAMIYORUM AMA ÖNE ÇEKEBLİRİMSENİN İÇİN

__berna__
  • Tüm gönderiler : 3960
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 11:00:01

Orjinalden alıntı: A..Nur


...Bu arada benim savım değil yazdıklarım bilim adamlarının araştırmaları sonucunda ortaya çıkmış şeyler. Genetik ve iklim faktörüne ben de %100 katılıyorum ancak bu artı dış etkileri de gözden kaçıramayız diye düşünüyorum.)



sizi çok iyi anlıyorum. zaten ben de doktor olduğum için böyle bir konuda fikir belirtmek istedim. tabii ki yiyeceklerdeki katkı maddelerini inkar edemeyiz ve bu maddelerden mümkün olduğunca kaçınmak durumundayız. mümkün olduğunca diyorum çünkü maalesef son zamanlarda beslenme yaşam şartları o kadar değişti ki bu besinleri hayatımızdan tamamen çıkarmak olanaksız. çok kısa sürede kesime uygun hale getirilen tavukları bir şekilde az da olsa tüketmek durumundayız. fakat beyaz etin kırmızı ete üstünlüğü tartışılmazken, çok yüksek protein değeri olan bu besini almamamız da vücutta eksikliğe yol açar. ama birçoğumuz bahçemizde doğal şartlarda tavuk yetiştiremeyeceğimize göre mutlaka az ya da çok, bu maddelere maruz kalacağız demektir. burada alınabilecek en etkili önlemlerden biri de temel besin maddeleri dışındaki market ürünlerine çok fazla yönelmemek ve özellikle mevsimi olmayan sebze ve meyveleri tüketmemektir. bunun zaten birçok kişi (özellikle de bu forumdaki yüksek bilinç düzeyli annelerin ve anne adayları) farkındadır sanıyorum.

ama yine de, bu bilgilerin aşırısına kaçıp adeta gazetelerin son sayfalarında görmeye alışık olduğumuz "bilimsel çalışmalar" adı altında verilen bir tür asparagas düzeyine varan haberlerden de fazla etkilenmemek gerektiği kanısındayım. çünkü bu haberlerin birçoğunun bilimsel alanda pek bir değeri yoktur. dikkat ederseniz, bu haberler genelde yapılan bir veya birkaç çalışmanın sonucunu yansıtır. bilimsel anlamda geçerli olabilmesi için bir çalışmanın belirli kıstaslara uyup belirli bir geçerlilik düzeyini gösteren istatisiki değerlere ulaşmış olması ve doğruluğunun bilimsel kurullar tarafından da kanıtlanmış olması gereklidir. sizin örneğini verdiğiniz "tv'den yayılan radyasyonun epilepsiye varan etkiler yarattığı" haberi de sanırım böyle bir haber çünkü bunu okuduktan sonra araştırdığım bilimsel yayınlarda hiç böyle bir bilgiye rastlamadım ben. kesinlikle neden olmuyor da denebilir mi? tabii ki hayır. ama henüz kanıtlanmış bir bilgi yok elimizde. yine tavuk örneğini vermek gerekirse, başka çalışmalarda da burada kullanılan hormonun insan sağlığı açısından zararlı seviyeye ulaşmadığı iddia edilmektedir. şimdi biz hangisine inanmalıyız???

diğer arkadaşların burada verdiği bildgiler çok önemli ve bilimsel değeri olan bilgiler. zamanla ergenliğin aşağı çekilmesi; iklimsel değişiklikler (küresel ısınmayı kim göz ardı edebilir ki?), çevresel (cinsel) uyaran fazlalığı, yeme alışkanlıklarının değişmesi (ve tabii ki kötüye gitmesi) sonucu oluşan kilo artışı ve bunun hormonları etkileyerek dolaylı yoldan ergenliği hızlandırması gibi objektif kriterlere bağlanmış durumda.

10 yaş üzerinde duruyoruz ama kurabiyemmm 7 yaş gerçekten de normal bir yaş değil ergenlik için. kuzenini en kısa zamanda pediatrik endokrinoloji uzmanına götürmenizi tavsiye ederim.
<mesaj tarafından düzenlendi __berna__ on 28.03.2008 11:03:37>

yasasin anneyim
  • Tüm gönderiler : 533
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: California/usa
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 20:58:10
sevgili berna ne kadar dikkat etsekte,malesef ister istemez yine maruz kaliyoruz...
Kurabiyem,bernanin dedigi gibi bir an once kuzenini bir uzmana goturmelisiniz...Boyle seyleri okuyunca insan daha cok uzuluyor.

Orjinalden alıntı: __berna__


Orjinalden alıntı: A..Nur


...Bu arada benim savım değil yazdıklarım bilim adamlarının araştırmaları sonucunda ortaya çıkmış şeyler. Genetik ve iklim faktörüne ben de %100 katılıyorum ancak bu artı dış etkileri de gözden kaçıramayız diye düşünüyorum.)



sizi çok iyi anlıyorum. zaten ben de doktor olduğum için böyle bir konuda fikir belirtmek istedim. tabii ki yiyeceklerdeki katkı maddelerini inkar edemeyiz ve bu maddelerden mümkün olduğunca kaçınmak durumundayız. mümkün olduğunca diyorum çünkü maalesef son zamanlarda beslenme yaşam şartları o kadar değişti ki bu besinleri hayatımızdan tamamen çıkarmak olanaksız. çok kısa sürede kesime uygun hale getirilen tavukları bir şekilde az da olsa tüketmek durumundayız. fakat beyaz etin kırmızı ete üstünlüğü tartışılmazken, çok yüksek protein değeri olan bu besini almamamız da vücutta eksikliğe yol açar. ama birçoğumuz bahçemizde doğal şartlarda tavuk yetiştiremeyeceğimize göre mutlaka az ya da çok, bu maddelere maruz kalacağız demektir. burada alınabilecek en etkili önlemlerden biri de temel besin maddeleri dışındaki market ürünlerine çok fazla yönelmemek ve özellikle mevsimi olmayan sebze ve meyveleri tüketmemektir. bunun zaten birçok kişi (özellikle de bu forumdaki yüksek bilinç düzeyli annelerin ve anne adayları) farkındadır sanıyorum.

ama yine de, bu bilgilerin aşırısına kaçıp adeta gazetelerin son sayfalarında görmeye alışık olduğumuz "bilimsel çalışmalar" adı altında verilen bir tür asparagas düzeyine varan haberlerden de fazla etkilenmemek gerektiği kanısındayım. çünkü bu haberlerin birçoğunun bilimsel alanda pek bir değeri yoktur. dikkat ederseniz, bu haberler genelde yapılan bir veya birkaç çalışmanın sonucunu yansıtır. bilimsel anlamda geçerli olabilmesi için bir çalışmanın belirli kıstaslara uyup belirli bir geçerlilik düzeyini gösteren istatisiki değerlere ulaşmış olması ve doğruluğunun bilimsel kurullar tarafından da kanıtlanmış olması gereklidir. sizin örneğini verdiğiniz "tv'den yayılan radyasyonun epilepsiye varan etkiler yarattığı" haberi de sanırım böyle bir haber çünkü bunu okuduktan sonra araştırdığım bilimsel yayınlarda hiç böyle bir bilgiye rastlamadım ben. kesinlikle neden olmuyor da denebilir mi? tabii ki hayır. ama henüz kanıtlanmış bir bilgi yok elimizde. yine tavuk örneğini vermek gerekirse, başka çalışmalarda da burada kullanılan hormonun insan sağlığı açısından zararlı seviyeye ulaşmadığı iddia edilmektedir. şimdi biz hangisine inanmalıyız???

diğer arkadaşların burada verdiği bildgiler çok önemli ve bilimsel değeri olan bilgiler. zamanla ergenliğin aşağı çekilmesi; iklimsel değişiklikler (küresel ısınmayı kim göz ardı edebilir ki?), çevresel (cinsel) uyaran fazlalığı, yeme alışkanlıklarının değişmesi (ve tabii ki kötüye gitmesi) sonucu oluşan kilo artışı ve bunun hormonları etkileyerek dolaylı yoldan ergenliği hızlandırması gibi objektif kriterlere bağlanmış durumda.

10 yaş üzerinde duruyoruz ama kurabiyemmm 7 yaş gerçekten de normal bir yaş değil ergenlik için. kuzenini en kısa zamanda pediatrik endokrinoloji uzmanına götürmenizi tavsiye ederim.
<mesaj tarafından düzenlendi yasasin anneyim on 28.03.2008 21:11:43>
"Gul dusunur,gulistan olursun.
Diken dusunur,dikenli olursun...
"Hz.Mevlana...

yasasin anneyim
  • Tüm gönderiler : 533
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: California/usa
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 21:26:18
berna bir sorum olacak;marketlerde satilan meyve sularinin uzerinde %100 dogal meyveden elde edilmistir,yaziyor;bu ne kadar dogru? ne kadar boyle densede bozulmamasi icin tazeligini koruyucu madde koyuyorlardir!meyve vermedigim zamanlarda meyve suyu veriyorum kizima....Hormonlu gidalarla ilgii yazilari okudukca acikcasi tedirgin oluyorum...Meyve sulari hakkinda da bilgi verirsen cok sevirim...
Birde hazir et suyu tabletlerini cocuk yemeklerinde kullanilmamasi soyleniliyor;bu konu da da bilgi verebilirmisin?
"Gul dusunur,gulistan olursun.
Diken dusunur,dikenli olursun...
"Hz.Mevlana...

1C
  • Tüm gönderiler : 1788
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 28.03.2008 22:51:37

Orjinalden alıntı: yasasin anneyim

berna bir sorum olacak;marketlerde satilan meyve sularinin uzerinde %100 dogal meyveden elde edilmistir,yaziyor;bu ne kadar dogru? ne kadar boyle densede bozulmamasi icin tazeligini koruyucu madde koyuyorlardir!meyve vermedigim zamanlarda meyve suyu veriyorum kizima....Hormonlu gidalarla ilgii yazilari okudukca acikcasi tedirgin oluyorum...Meyve sulari hakkinda da bilgi verirsen cok sevirim...
Birde hazir et suyu tabletlerini cocuk yemeklerinde kullanilmamasi soyleniliyor;bu konu da da bilgi verebilirmisin?


Artık hepimizin edinmesi gereken bi alışkanlık da ambalajın üzerindeki içerikler bölümünü okumak olmalı sanırım.

Sülfitler (Sulphur dioxide, Sodium sulphite, Sodium bisulphite, Potassium bisulphite and Potassium metasulphite).
Gıdaların tazeliğini ve rengini korur, renk değişikliğini önler.
Soğuk içeceklerde ve meyve suyu konsantrelerinde sıklıkla kullanılır.
Ayrıca şaraplar, fırınlanmış gıdalar, dondurulmuş gıdalar, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler ve salatalarda bulunur.


ZARARSIZ KATKILAR
E100, 103, 104, 105, 111, 121, 122, 126, 130, 132, 140,
151,152,160,161, 162, 163, 170, 174,175, 180, 181, 200, 201, 202, 203,
203, 236, 237, 238, 260, 261, 262, 263, 270, 280, 281, 282, 290, 300,
301, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 322, 325, 326, 327, 331, 332,
333, 334, 336, 337, 382, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 408, 410,
411, 420, 421, 422, 440, 471, 472, 473, 474, 475, 480



ŞÜPHELİ KATKILAR
E125, 41, 150, 153, 171, 172, 173, 240, 241, 477, 605 E220, 221, 222, 223, 224, 338, 339, 340, 341, 460, 461, 466, 407 (MİDE VE BAĞIRSAK HASTALIKLARI)

E200 (VÜCUTTAKİ VİTAMİN B12'Yİ YOK EDİYOR)

E250, 251, 320, 321 (KALP HASTALIKLARI, DAMAR SERTLİKLERİ VE TIKANIKLIKLARI)



TEHLİKELİ KATKILAR
E102, 120, E311, 312 (NÖROLOJİK HASTALIKLAR)



KANSEROJEN KATKILAR
E102, 110, 123, 124, 131, 142, 210, 211, 213, 214, 215, 216, 217


ÖRNEĞİN E211-SODYUM BENZOAT KETÇAPLARDA BULUNMAKTADIR. E123,110 ABD, İNGİLTERE, FRANSA, ALMANYA, RUSYA, JAPONYA VE DAHA BİR ÇOK ÜLKEDE YASAKLANMIŞTIR. FAKAT ÜLKEMİZDE RENKLİ DRAJE ÇİKOLATALARDA VE KAYMAKLI BİSKÜVİLERDE KULLANILMAKTADIR.



EN TEHLİKELİ KANSEROJEN KATKI:
E330 ( NE YAZIK Kİ BİR ÇOK HAZIR GIDADA KULLANILMAKTADIR.)



BAZI HAZIR GIDALARDA TESPİT EDİLEN KATKI MADDELERİ:
E330 - ÜLKER LÜKS GOFRET, MEYSU (ÖZELLİKLE KAYISI), KNOR DOMATES ÇORBA,TÜM TENEKE KONSERVE VE TURŞULAR, 7UP, SCHWEPPES (TÜM ÜRÜNLERİ), JELİBON, TAMEK YAPRAK SARMA, PİYALE HAZIR ÇORBA, OLIPS)
E250 - TÜM SOSİS VE SALAMLARDA E300 - FANTA PORTAKAL, CINOMEL
E320 - ETİ PUFY, KNORR İŞKEMBE ÇORBA E223 - ÜLKER HAYLAYF, ALBENİ
E322 - ÜLKER ÇOKOKREM

TÜM KOLALI İÇECEKLERDE KULLANILAN KATKI MADDELERİNİN TESPİTİ İÇİN ANALİZ YAPILMASINA İZİN VERİLMEMİŞTİR.



Yani bu durumda çocuğumuzun eline tutuşturacağımız 1 adet kremalı bisküvi, meyve suyu, gofret bile tehlikeli olabiliyor.. ve zararın da telafisi olmuyor maalesef, zamanında bilinçlenip gözümüzü açmak lazım.  %100 engel olmak imkansız gibi olsa da zararı en aza indirmek elimizde.


Hazır etsularının ve hazır çorbaların içinde MSG (monosodyumglutamat) adlı ve çeşni arttırıcı özelliği bulunan katkı maddesi bulunmakta. MSG küçük çocuklar için son derece zararlı. Bu MSG zımbırtısı daha birçok gıda maddesinde bulunmakta, çeşnili çipsler ve krakerler gibi. Uzakdoğu restoranlarında çok kullanılıyor, buralarda yemek yerken, MSG'siz yemek istemek gerekir, biz öyle yapıyoruz. Size, MSG'nin zararları üzerine bazı alıntılar:

Monosodium glutamate (MSG) pekmezin mayalanmasından elde edilen tat arttırıcı, tuz maddesi; astımlılarda yan etkisi görülebilir, bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir; tipik ürünler konserve sebze ve ton balığı, salata sosu ve dondurulmuş gıdalardır

Aroma ve Rengi Geliştiriciler,
Çeşni artırıcılar : Ençok kullanılan çeşni verici madde monosodyum glutamat (MSG) tır.Tat reseptör fizyolojisi ile ilgili çalışmalar 5. temel tadın varlığını ortaya koymuştur. Bu MSG tarafından oluşturulan ve ‘umami’ denen taddır. MSG’ın Çin Restoranı Sendromu’na neden olabileceği ancak bu sendromun % 3’ten fazla MSG konsantrasyonundan sonra çok az sayıdaki kişide oluşabileceği belirtilmektedir. Ayrıca Çin Restoranı Sendromu belirtileri ile (uyuşma, fasial basınç, baş dönmesi, baş ağrısı, terleme, bulantı, kusma, çarpıntı, boyun ve sırt ağrısı, flashing) plazma glutamat düzeyleri ilişkilendirilememiştir. Kullanımı GMP olarak saptanan MSG, günde 2 gramın altında Na alması gereken kişiler tarafından kullanılmamalıdır. Na içeriği NaCl’den daha azdır. Bir gram tuzda 400 mg Na bulunurken, 1 gram MSG’da ~150 mg Na vardır.

Aroma arttırıcılar aromayı daha cazip hale getirmek, orijinal aromayı korumak veya düzeltmek, arttırmak amacıyla kullanılır (1, 7)

MSG- Monosodyum glutamat (E621) özellikle uzak doğu (Çin, Japon) ve Türk mutfağında kullanılır. Bununla oluşan reaksiyona “Çin Restoranı Sendromu” da denir. Bir çok imalathane ve restoranda da değişik gıdalarda lezzet arttırıcı olarak kullanılır.

MSG ile oluşan reaksiyonlar şöyledir: Baş ağrısı, bulantı, ishal, terleme, göğüste sıkışma, boyun arkasında yanma. Bu tür reaksiyonlar fazla miktarda MSG alınması sonrası oluşur. Bu maddeyi tüketen astımlı hastalarda ağır astım atakları oluşabilmektedir. MSG ile oluşan astmatik reaksiyonlar gerçekten az görülür.

http://www.bilkent.edu.tr/~bilheal/aykonu/istenmeyen.html

Tad alma duyumuz diğerleri gibi bir uyarıcı ile sinirlerde oluşan sinyallerin beyne ulaşması şeklinde çalışır.

Fakat beyindeki ilgili bölge ilk uyarıdan sonra tadı oluşturan madde ağzımızda olduğu sürece (-ki yuttuktan sonrada tad ağzımızda kalır) sinyallerin seviyesine karşı duyarlılığını hızla düşürmeye başlar. Bu sebeple bazen çok tatlı bir yiyecekten sonra alınan gıda (örn.içilen çay) bize şekersizmiş gelir. Çoğu kez farkında olmasak bile yemek yerken de aynı olay gerçekleşir. Aynı yiyeceğin ilk lokması ile son lokması arasında tad azalması mevcuttur. Aroma arttırıcı ihtiva eden gıdalar hariç. Örneğin Mono Sodyum Glutomat tad alma bölgemizi uyararak daha fazla hassaslaştırır. Bu tip gıdaların yoğun tüketilmesinden sonra diğer MSG içermeyen gıdalardan tad almamız azalır.
Hazır çorba ile başlanan yemeklerde bu açıkça gözlenebilmektedir.

Ancak bazı katkı maddeleri hakkında kuşkular (ör; nitritler) vardır. Belli katkıların tüketiminden sonra başağrısı, alerjik reaksiyonlar, hiper aktivite gibi semptomlar rapor edilmektedir. Bu reaksiyonlar ile katkı maddeleri tüketimi arasında bir ilişki bilimsel olarak henüz kanıtlanamamıştır. Bu nedenle zaman içinde sağlık üzerinde olumsuz etkileri saptanan katkı maddeleri yasaklanmış, kullanımdan kaldırılmıştır. Bunun iki önemli örneği olarak siklamatlar ve sakarin verilebilir. Sakarin çok yüksek dozlara çıkıldığında farelerde tümörlere neden olmuş ancak günlük diyetle alınabilecek sakarin dozunun bunun çok altında olduğu ve yeni tatlılaştırıcılarla birlikte kullanımı ile iyi sonuçlar alınması nedeniyle yeniden kullanımına izin verilmiştir. Problem yaratan katkı maddelerinden bir başkası da mono sodyum glutamattır (MSG).

Bu katkı da yüksek dozlarda alındığında ``Chinese restaurant syndrome" denilen ve kendini başağrısı, bulantı, diyare, hafıza kaybı şeklinde gösteren semptomlara yol açmaktadır.

Üzerinde tartışmaların devam ettiği ve bazı sağlık sorunlarına neden olduğu varsayılan katkı maddeleri şunlardır;
ASasülfam-K, Aspartam, BHA ve BHT, Kafein, Nitrit ve Nitrat, Olestra, Yapay renk maddeleri.


Monosodyum Glutamat (Glutamik asit)

Özellikle uzak doğu (Çin, Japon) ve Türk mutfağında gıdalarda lezzet arttırıcı olarak kullanılır kullanılır.

Monosodyum glutamat göğüs ağrısı, baş dönmesi, baş ağrısı, çarpıntı, bulantı ve kusmaya neden olabilir. Çocuklarda da titreme, huzursuzluk, anormal ağlama ve delirium bulguları orta çıkabilir. Bu semptomlar “Çin restoranı sendromu” olarak adlandırılmaktadır.

Sendromun ortaya çıkış mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Populasyonun %15-%20‘si monosodyum glutamatın küçük dozlarına bile duyarlıdır, bununla birlikte yeterli miktarda monosodyum glutamat alan herhangi bir kişide de aynı klinik bulgular oluşabilmektedir. Semptomlar genellikle monosodyum glutamat alımından sonraki 1 saat içinde ortaya çıkar. Bu süre 14 saate kadar uzayabilir. Bu tür reaksiyonlara karşı ailesel bir yatkınlık olduğu düşünülmektedir

Dometes tozu, kuru glikoz, patates nişastası, süt tüzu, tuz, bitkisel yağ, aroma arttırıcı, monosodyum glutamat E 621, soğan, maydonoz, asitliği düzenleyici(sitrik asit E 3309, sarmısak baharat, kırmızı pancar (Kaynak: knorr Express Domates çorbası İçindakiler bölümü)

E621
Monosodyum glutamat'a (MSG) Çin baharatı adı da verilir. Gıdalara et lezzeti vermek, diğer tabii gıda tatlarını arttırmak ve tütünün tadını ıslah etmek için kullanılır. Bitkilerden elde edilmektedir. Araştırmalar glutamat, vücutta, sinir sisteminin normal fonksiyonlarında önemli bir rol oynamaktadır. Deneylerde bazı kobayların beyin hücrelerinde hasar meydana getirmiştir. Ayrıca, en önemli Çin yemeklerinde, umumiyetle MSG’nin kullanıldığı Çin lokantalarında yemek yiyen pek çok insanın yemekten sonra baş ağrısı ve göğüs sancılarına maruz kaldığı rapor edilmiştir.
Mononatriumglutamaat bazı hazır çorbalarda, cipslerde vs. Kullanılmaktadır.
Mononatriumglutamaat bulunan gıdaları
özellikle hamile bayanların ve çocukların tüketmemesini tavsiye ederiz.


Aroma artırıcı E 621 göze zararlı

Bilimadamları, Monosodyum Glutamat (E 621) maddesinin retinadaki hücrelere saldırdığını gözlemledi.
Japon bilim adamları, bazı gıdalarda aroma artırıcı olarak kullanılan monosodyum glutamat (E 621) maddesinin gözlere zarar verdiğini bildirdiler. New Scientist dergisinin haberine göre, Hirosaki Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Hiroşi Ohguro ve ekibi, farelere çeşitli miktarda monosodyum glutamat yedirdi. Glutamat maddesinin retinadaki (ağtabaka) hücrelere saldırdığını gözlemleyen bilim adamları, farelerin görme yeteneğinin azaldığını tespit ettiler. Ohguro, aroma artırıcı monosodyum glutamat maddesinin yoğun olarak kullanıldığı Asya’da, glaukom olarak bilinen göz hastalığının bir çeşidinin çok sık görüldüğünü belirterek, bu bağlantının araştırılması gerektiğini söyledi. Türkiye’de bazı hazır soslu makarnalarda ve hazır tavuk ürünlerinde E 621 maddesi aroma artırıcı olarak kullanılıyor.




Biraz uzun oldu ama son derece faydalı bilgiler
<mesaj tarafından düzenlendi 1C on 28.03.2008 22:54:33>


__berna__
  • Tüm gönderiler : 3960
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 29.03.2008 00:00:18

Orjinalden alıntı: yasasin anneyim

berna bir sorum olacak;marketlerde satilan meyve sularinin uzerinde %100 dogal meyveden elde edilmistir,yaziyor;bu ne kadar dogru? ne kadar boyle densede bozulmamasi icin tazeligini koruyucu madde koyuyorlardir!meyve vermedigim zamanlarda meyve suyu veriyorum kizima....Hormonlu gidalarla ilgii yazilari okudukca acikcasi tedirgin oluyorum...Meyve sulari hakkinda da bilgi verirsen cok sevirim...
Birde hazir et suyu tabletlerini cocuk yemeklerinde kullanilmamasi soyleniliyor;bu konu da da bilgi verebilirmisin?

 
1C bu konuda çok ayrıntılı bilgi vermiş. bilmiyorum bunun üzerine açıklama yapmam gerekir mi, ama şunu düşünebiliriz: evde sıktığımız meyve sularını buzdolabında bile saklayamıyorken, markette soğutucu dışında bile bozulmayan ürünlerin arasında yer alıyor "%100 doğal" dedikleri ürünler.... mutlaka içinde koruyucu madde var, mutlaka.. ama 1C'nin yazdığı maddelere bakarak zararlı-zararsız (ya da zararlı olduğu kanıtlanmamış demek daha mı doğru olur) katkı maddelerini ayırt edebiliriz diye düşünüyorum. aynı şey et ve tavuk suları için de geçerli. açıkçası bu tür ürünleri mümkün olduğunca almamaya çalıştığım için, içeriğindeki katkı maddelerinin türüne de dikkat etmedim. bundan sonra ezberleyeceğimiz bir listemiz daha oldu demektir 

efs@ne
  • Tüm gönderiler : 5880
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 29.03.2008 11:46:34
9 yaş regl başlangıcı için korkulacak bir yaş değil
genelde regl yaşı 9-12 yaşları arasıdır
ama 7 yaş çok erken gerçekten
ben 13 yaşımda adet oldum ve boyum daha bir hızla uzadı
kız kardeşim 16 yaşında regl oldu benden 10 cm kısa
ben geç regl olmanın boy uzamasını geciktirdiğini düşünüyorum


yasasin anneyim
  • Tüm gönderiler : 533
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: California/usa
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 31.03.2008 20:54:41
1C aciklamalarin icin cok tesekkur ederim.
"Gul dusunur,gulistan olursun.
Diken dusunur,dikenli olursun...
"Hz.Mevlana...

layla41
  • Tüm gönderiler : 636
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 31.03.2008 23:10:37
kızlar inamıycaksınız ama bende 9yaşımda adet olmuştum ama bigörseniz rezilikti annem beni dr götürmüştü drda bi tahliler yapmıştı ama acı gerçek ortaya cıkmıştı okulda kendime stres yaprdım bi görseniz ay çokzor

A..Nur
  • Tüm gönderiler : 915
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 02.04.2008 16:47:13
Ben çok geç olmuşum demek ki bu durumda.
 
Herkese çok teşekkürler paylaşımları için.
 
 

pinarri
  • Tüm gönderiler : 31
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ankara
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 01.05.2008 11:00:26
Merhaba,
Ben bir ilköğretim okulunda psikolojik danışman olarak çalışıyorum ve bu tip vakalarla sık sık karşılaşıyorum. Size şunu söyleyebilirim ki sebebi ne olursa olsun, ister hormonlu gıdalar, ister sağlıksız beslenme (obezite) çocuklarımızın ergenliğe girme yaşı giderek düşüyor. Önemli olan sizin sorduğunuz şu soru: Bu çocuklar nasıl taşıyacaklar bu yükü?
 
Büyüme, beraberinde olgunlaşmayı da getiriyor. Bizlerin gözünde 10 yaş küçük, çocuk gibi görünse de aslında çocuklarımız bir yandan olgunlaşıyor. Bu nasıl oluyor; medya iletişim araçları ve aileler sayesinde. Şimdiki çocuk-erkil aile olgusuyla, çocuk kendi olgunlaşma sürecini kendisi belirliyor. Hayatla ilgili bütün süreçlerden haberdar oluyorlar. Cinsellik, toplumsal olaylar, anne-babanın ilişkileri... Hepsinden haberdarlar ve kararları onlar belirliyor. Yani söylemek istediğim: Bu yükü taşıyabiliyorlar, hepsinden önemlisi bu bir yük değil, öyle bakmamak lazım.
 
Şimdi asıl soru şu: Ben 10 yaşında regl olan kızıma nasıl yaklaşmalıyım? Bence cevap da şu olmalı; nasıl kızımız doğduğunda asla başka çocuklarla karşılaştırmamamız gerekiyordu, nasıl ne zaman emip ne zaman kendi yatağında uyutmak gerektiğine anne-kız doğalına bırakmamız gerektiğini öğrendik (2 saatte bir 20 dakika emmeli, ilk 6 ay emmeli, 3. ayda yayağını ayırmalı vb... bir gerçeklik yok, çünkü olmayınca olamıyor bütün bu istediklerimiz), şu an da öyle yapmamız gerekli. Çocuğumuzun bize açık olmasını sağlayabilirsek (bu da önce bizim dürüst ve duygularını sağlıklı paylaşabilen anne-baba olmamızla olabilir ancak) o ne zaman ihtiyaç duysa bizden yardım talep edebilir ve biz de ona yardımcı olabiliriz.
 
Konuyu açtığınız için teşekkürler.

yasasin anneyim
  • Tüm gönderiler : 533
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: California/usa
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 02.05.2008 21:25:47
http://jinekoloji.net/siklus.html
buradaki adet dongusunu sizlerle paylasmak istedim....
"Gul dusunur,gulistan olursun.
Diken dusunur,dikenli olursun...
"Hz.Mevlana...

yasasin anneyim
  • Tüm gönderiler : 533
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: California/usa

günayca1
  • Tüm gönderiler : 538
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: ÇEKMEKÖY - istanbul
Ynt: 10 Yaşında Regl Olmak ? - 05.05.2008 01:18:34
böyle bir konu açtığınız ve yararlı paylaşımlarınız için çok teşekürler.
 
bende 12 yaşında regle olmuştum.annemde aynı yaşlarda olmuş.hormonlu yiyecekler konusuna aynen bende katılıyorum. ama genelde duyduğum anne ve teyzelerle aynı yaş aralığında olması yani genetiksel çoğunlukla.