Forum Bebeği Forum Ana Sayfa

Bebek.com Forum'a Hoş Geldiniz...

Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
Bebek.com forumunu ilk ziyaretiniz ise; Forum Kuralları için tıklayınız.

 BİLMECELERİN çOCUĞUN DİL/ ZİHİN GELİŞİMİNE KATKILARI

Yazar Mesaj
egemen001

  • Tüm gönderiler : 826
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
BİLMECELERİN çOCUĞUN DİL/ ZİHİN GELİŞİMİNE KATKILARI - 08.05.2008 16:38:25 ( #1 )

BİLMECELERİN ÇOCUĞUN DİL/ZİHİN GELİŞİMİNE KATKILARI

Her çocuk bulundu
ğu ortamın kültür özelliklerine göre dilini geliştirir. Dile bağlı olarak değer ve davranış geliştirir. Bilmeceler doğal ve etkili bir dil eğitimine katkıda bulunur. Dildeki yineleme, yükseltme ve alçaltmalar sözcüklerin, cümlelerin anlamlarını netleştirir.

 

Çocuk, ya
şamının ilk günlerinden başlayarak içinde yaşadığı çevreden anadilini edinmeye başlar. Dil tüm kurallarıyla birlikte, geçirilen yaşantılar sırasında doğal olarak öğrenilmektedir. Çocuklar, dil modelini dinleyerek; bu modelleri öykünerek, geri iletimi algılayarak, deneyimlerini ve düşüncelerini paylaşarak öğrenmektedir. Çocuk, dili kazanırken ilk modelleri anne-babaları, diğer aile bireyleri, daha sonra toplumsal çevrede ve okul ortamında etkileşimde bulundukları diğer bireylerdir. Modeller kadar çocuklara sunulmuş, zenginleştirilmiş, dil çevreleri de onların, dili kazanmalarında ve yaratıcı şekilde kullanmalarında destekleyici etkinliklerdir ( Güven ve Bal, 2000, 13).
Çocukların, ilk çocukluk döneminden ba
şlayarak anlam evrelerine uygun olarak görsel, işitsel ve dilsel iletilerle beslenmeleri gerekmektedir. Çocuklara anlatılan, söylenen türkü, ninni, mani, bilmece, çocukları, anadilinin söz varlığıyla tanıştırır. Bir dilin sözcüklerini, deyimlerini, söz kalıplarını, özdeyiş ve ata sözlerini, dil musikisini çocuklara, halk edebiyatı ürünleri kazandırır. Bir dilin bütün kuralları, anlatım olanakları, önce, sözlü edebiyat ürünü dediğimiz halk anlatılarından, konuşma dilinden hareketle günlük yaşam içerisinde çocuklar tarafından doğal bir süreç içerisinde fark edilir. Daha sonra, bu halk edebiyatı ürünlerinin yazılı dile geçmesiyle devam eden dil eğitimi, yazılı edebiyat ürünleriyle varlığını sürdürür (Çevirme, 2004, 24).
Bilmece, çocu
ğun dilsel bellek gücünü artırır ve pratik bir dil kazandırır. Çocuklar bu halk anlatıları türüyle eğlenir, düşünmeye başlar, dil ve düşünce ilişkisini sezinler, dilin gizemli dünyasını duyumsar. Bilmeceler, bir varlığın, olayın, kavramın adını vermeden kapalı biçimde çağşımla birlikte özelliklerini belirterek bulunmasını sağlarken, çocuğun sözcük dağarcığını da geliştirir. Ayrıca bilmeceler, dünyayı henüz tanımaya başlayan, nesneleri ve objeleri yeni yeni kavrayan çocukların muhakeme güçlerinin artmasında önemli rol üstlenir (Gönen, 2002).
Çocuklar için sözcüklerle üretilmi
ş bir oyun aracı olan bilmece, onlara düş ve düşünce gücüne seslenen kurmaca bir dünya sunar. Şiirsel bir anlatımla çocukları dille kurgulanmış bir zeka oyununa davet eder. Onları, tüm bildiklerini sınamaya, olaylar ve olgular ile kavramlar arasında anlamsal ilgiler kurmaya yöneltir. İkilemeleri, deyimleri kullanarak, anadilinin söz varlığını yansıtmadaki işlevini somutlar (Sever, 2003, 140).
Bazı ara
ştırmacılar (Çevirme, 2004, 28; Dönmez vd., 2000, 22; Güven ve Bal, 2000, 13; Kabadayı, 2005b, 7; Kabadayı, 2005c, 301; Sever, 2002; Sever, 2003, 95; Yalın, 2003), bilmece, fıkra, tekerleme vb. halk anlatılarının, çocukların bilişsel, duyuşsal ve devinişsel gelişimine katkılarını özetlemektedir:
  1. -

Bilmece, fıkra, tekerleme vb. halk anlatılarının, çocukların, ruhsal, kültürel, dil geli
şimlerine katkıda bulunarak, onların yaratıcı ve eleştirel düşünme kapasitelerini artırır.
-
Bilmeceler, tekerlemeler vb. çocuk anlatıları, çocu
ğun kavramsal olarak zenginleşmesine ve sahip olduğu dil yetisinin toplumsal bir çerçevede işlevsellik kazanmasına katkı sağlar.
-
şünme alışkanlığı edinmesi için bir uygulama alanı yaratır. Bu yolla, kavramlar arasında bağlantı kurma becerisi edinir.
-
Türkçe sözcüklerin çok anlamlı özelli
ğine ilişkin ilk deneyimlerin edinilmesine yardım eder.
-
Resimlendirilmi
ş tekerlemeler ve bilmecelerle görme duyusunun da düşünme eylemine katkısını sağlar.
-
Bilmecelerdeki anlatıların resimlerle e
şleştirme sonucunda, çocukların işitme, görme,
bakma, imgeleme vb. yetileriyle duyu algıları geli
şir.

 

  1. -

Bilmecelerin, çocukların düzeyine uygun olmasına ve bellekte kalıcı özellikler ta
şımasına özen gösterilmelidir.
-
Çocukların konu
şma ve dinleme becerileri gelişir.
-
Çocuklarda okuma iste
ği uyandırır ve onları okumaya özendirir.
-
Bilmeceler, çocu
ğun dil bilincinin oluşmasında, kültür oluşturmada da etkili bir üründür.
-
Türkçe’yi telaffuzunu ve sözcüklerini, söyleni
ş kalıplarını öğretirken aynı zamanda
toplumsal ileti
şimi de sağlar.
-
Bilmeceler, yaratıcı zeka ve dil becerileri kazandırır.
-
Çocuklar, bilmeceleri ezberleyip tekrar anlatarak psiko-motor becerilerini ve bilmecelerdeki olayları modelleyip sahneleyerek duyu
ş ve deviniş becerilerini geliştirebilirler.
 
Kaynak; Uluslararası İnsan bilimleri Dergisi
hayatı kendim için yaşamıyorum ve korkmuyorum hiç birşeyden.başıma gelecekleride biliyorum.herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız.yarın bizim çünkü....
YILMAZ GÜNEY
egemen001

  • Tüm gönderiler : 826
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BİLMECELERİN çOCUĞUN DİL/ ZİHİN GELİŞİMİNE KATKILARI - 08.05.2008 16:47:38 ( #2 )

Her çocuk bulunduğu ortamın kültür özelliklerine göre dilini geliştirir. Dile bağlı olarak değer ve davranış geliştirir. Bilmeceler doğal ve etkili bir dil eğitimine katkıda bulunur. Dildeki yineleme, yükseltme ve alçaltmalar sözcüklerin, cümlelerin anlamlarını netleştirir.



Çocuk, yaşamının ilk günlerinden başlayarak içinde yaşadığı çevreden anadilini edinmeye başlar. Dil tüm kurallarıyla birlikte, geçirilen yaşantılar sırasında doğal olarak öğrenilmektedir. Çocuklar, dil modelini dinleyerek; bu modelleri öykünerek, geri iletimi algılayarak, deneyimlerini ve düşüncelerini paylaşarak öğrenmektedir. Çocuk, dili kazanırken ilk modelleri anne-babaları, diğer aile bireyleri, daha sonra toplumsal çevrede ve okul ortamında etkileşimde bulundukları diğer bireylerdir. Modeller kadar çocuklara sunulmuş, zenginleştirilmiş, dil çevreleri de onların, dili kazanmalarında ve yaratıcı şekilde kullanmalarında destekleyici etkinliklerdir ( Güven ve Bal, 2000, 13).
Çocukların, ilk çocukluk döneminden başlayarak anlam evrelerine uygun olarak görsel, işitsel ve dilsel iletilerle beslenmeleri gerekmektedir. Çocuklara anlatılan, söylenen türkü, ninni, mani, bilmece, çocukları, anadilinin söz varlığıyla tanıştırır. Bir dilin sözcüklerini, deyimlerini, söz kalıplarını, özdeyiş ve ata sözlerini, dil musikisini çocuklara, halk edebiyatı ürünleri kazandırır. Bir dilin bütün kuralları, anlatım olanakları, önce, sözlü edebiyat ürünü dediğimiz halk anlatılarından, konuşma dilinden hareketle günlük yaşam içerisinde çocuklar tarafından doğal bir süreç içerisinde fark edilir. Daha sonra, bu halk edebiyatı ürünlerinin yazılı dile geçmesiyle devam eden dil eğitimi, yazılı edebiyat ürünleriyle varlığını sürdürür (Çevirme, 2004, 24).
Bilmece, çocuğun dilsel bellek gücünü artırır ve pratik bir dil kazandırır. Çocuklar bu halk anlatıları türüyle eğlenir, düşünmeye başlar, dil ve düşünce ilişkisini sezinler, dilin gizemli dünyasını duyumsar. Bilmeceler, bir varlığın, olayın, kavramın adını vermeden kapalı biçimde çağrışımla birlikte özelliklerini belirterek bulunmasını sağlarken, çocuğun sözcük dağarcığını da geliştirir. Ayrıca bilmeceler, dünyayı henüz tanımaya başlayan, nesneleri ve objeleri yeni yeni kavrayan çocukların muhakeme güçlerinin artmasında önemli rol üstlenir (Gönen, 2002).
Çocuklar için sözcüklerle üretilmiş bir oyun aracı olan bilmece, onlara düş ve düşünce gücüne seslenen kurmaca bir dünya sunar. Şiirsel bir anlatımla çocukları dille kurgulanmış bir zeka oyununa davet eder. Onları, tüm bildiklerini sınamaya, olaylar ve olgular ile kavramlar arasında anlamsal ilgiler kurmaya yöneltir. İkilemeleri, deyimleri kullanarak, anadilinin söz varlığını yansıtmadaki işlevini somutlar (Sever, 2003, 140).
Bazı araştırmacılar (Çevirme, 2004, 28; Dönmez vd., 2000, 22; Güven ve Bal, 2000, 13; Kabadayı, 2005b, 7; Kabadayı, 2005c, 301; Sever, 2002; Sever, 2003, 95; Yalın, 2003), bilmece, fıkra, tekerleme vb. halk anlatılarının, çocukların bilişsel, duyuşsal ve devinişsel gelişimine katkılarını özetlemektedir:

-

Bilmece, fıkra, tekerleme vb. halk anlatılarının, çocukların, ruhsal, kültürel, dil gelişimlerine katkıda bulunarak, onların yaratıcı ve eleştirel düşünme kapasitelerini artırır.
-
Bilmeceler, tekerlemeler vb. çocuk anlatıları, çocuğun kavramsal olarak zenginleşmesine ve sahip olduğu dil yetisinin toplumsal bir çerçevede işlevsellik kazanmasına katkı sağlar.
-
Düşünme alışkanlığı edinmesi için bir uygulama alanı yaratır. Bu yolla, kavramlar arasında bağlantı kurma becerisi edinir.
-
Türkçe sözcüklerin çok anlamlı özelliğine ilişkin ilk deneyimlerin edinilmesine yardım eder.
-
Resimlendirilmiş tekerlemeler ve bilmecelerle görme duyusunun da düşünme eylemine katkısını sağlar.
-
Bilmecelerdeki anlatıların resimlerle eşleştirme sonucunda, çocukların işitme, görme,
bakma, imgeleme vb. yetileriyle duyu algıları gelişir.





-

Bilmecelerin, çocukların düzeyine uygun olmasına ve bellekte kalıcı özellikler taşımasına özen gösterilmelidir.
-
Çocukların konuşma ve dinleme becerileri gelişir.
-
Çocuklarda okuma isteği uyandırır ve onları okumaya özendirir.
-
Bilmeceler, çocuğun dil bilincinin oluşmasında, kültür oluşturmada da etkili bir üründür.
-
Türkçe’yi telaffuzunu ve sözcüklerini, söyleniş kalıplarını öğretirken aynı zamanda
toplumsal iletişimi de sağlar.
-
Bilmeceler, yaratıcı zeka ve dil becerileri kazandırır.
-
Çocuklar, bilmeceleri ezberleyip tekrar anlatarak psiko-motor becerilerini ve bilmecelerdeki olayları modelleyip sahneleyerek duyuş ve deviniş becerilerini geliştirebilirler.

Kaynak; Uluslararası İnsan bilimleri Dergisi
hayatı kendim için yaşamıyorum ve korkmuyorum hiç birşeyden.başıma gelecekleride biliyorum.herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız.yarın bizim çünkü....
YILMAZ GÜNEY
egemen001

  • Tüm gönderiler : 826
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BİLMECELERİN çOCUĞUN DİL/ ZİHİN GELİŞİMİNE KATKILARI - 08.05.2008 16:53:43 ( #3 )
  Arkadaşlar bu sayfada yukarıdaki bilgiler ışığında çocuklarımızla evde oynadığımız bilmece, bulmaca türü oyunları paylaşabilirmiyiz.
hayatı kendim için yaşamıyorum ve korkmuyorum hiç birşeyden.başıma gelecekleride biliyorum.herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız.yarın bizim çünkü....
YILMAZ GÜNEY
"KAKULE"

  • Tüm gönderiler : 527
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Bölge: mersin
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BİLMECELERİN çOCUĞUN DİL/ ZİHİN GELİŞİMİNE KATKILARI - 08.05.2008 17:27:58 ( #4 )
bizimki bilmeceleri anlayacak yaşta değil ama ben hergün tekerleme söylerim oğluma onun da hoşuna gidiyor,yararlı olacağını biyerde okumuştum
egemen001

  • Tüm gönderiler : 826
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BİLMECELERİN çOCUĞUN DİL/ ZİHİN GELİŞİMİNE KATKILARI - 09.05.2008 09:34:50 ( #5 )
Ben son aylarda çocuklarımla aile bulmaca oyunu oynuyorum.
Bu oyun 4-6 yaş grupları için bayağı keyfli bir oyun.
 
Bilmeceye çocuklarımın bildiği çevremizden bir ailenin bireylerini sayarak bu ailenin kim olduğunu bulmalarını istiyorum.
Örneğin; bir evde bir anne, bir baba, iki kız çocuk, bir erkek çocuk diye soru soruyorum ve bu ailenin kim olduğunu bulmalarını istiyorum.
 
Birlikte oynayalım mı. Ben soruyorum; bir evde bir anne,bir baba, iki kız, bir oğlan. Bilin bakalım bu aile kim? Tabiki benim ailem.
egemen001

  • Tüm gönderiler : 826
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BİLMECELERİN çOCUĞUN DİL/ ZİHİN GELİŞİMİNE KATKILARI - 09.05.2008 11:54:51 ( #6 )
     İlgili bilimsel makaleden aldığım içinde bilmece türlerini içerin bölüm;
 

2.2. Söyleniş Özelliklerine Göre Bilmeceler
2.2.1. Girişleri Kalıplaşmış Sözlerle Başlayan Bilmeceler: Bu bilmeceler mesel mesel, matal matal, masal masal, bilmece bildirmece gibi kalıplaşmış sözlerle başlayıp;
Bilmece bildirmece dil üstünde kaydırmaca (dondurma)
Masal masal maskara ağzı burnu kapkara (fırın) biçiminde yaygın örnekleri vardır (Yardımcı, 2000, 109).
2.2.2. Ses Taklitlerine Dayanan Bilmeceler: Çoğu anlamsız seslerin ve ses taklitlerinin uyumlu biçimde sıralanmasından oluşan
“Derede tin tin, tepede tin tin, kemiksiz tin tin” (kelebek).
“Takır takır takraba, içinde var akraba” (beşik) biçiminde örneklere rastlanır (Yardımcı,2000, 109).
2.2.3. Harf Oyunlarına Dayanan Bilmeceler: Alfabenin kimi harfleri çeşitli şekillerde tanıtılarak kurulan
“İstanbul’da bir tane
İzmir’de iki tane
Ankara’da hiç yok
Sivrihisar’da pek çok” biçiminde söylenen bilmecelerdir (Elçin,1983, XI).
2.2.4. Sözcük Oyunlarına Dayanan Bilmeceler: Bu bilmecelerin kimileri sözcüklerin hecelere bölünmesiyle söylenen
“KanDİL’de var mumda yok
 

 
MenDİL’ de var çulda yok” (DİL) biçimindeki bilmecelerdir.
2.2.5. Cümle Oyunlarına Dayanan Bilmeceler: Bir nesneyi olumlu, olumsuz ve çelişkili örneklerle tanımlayıp
“Buradan baktım birçok
Yanına vardım hiç yok” (SİS) biçiminde karşısındakini cümle oyunları ile yanıltma amacı güden bilmecelerdir (Çelebioğlu ve Öksün, 1995, 12).
2.3. İfade Bakımından Bilmeceler
Bilmecelerimizin ifade bakımından şu şekilde bir sıralandırma mümkündür.
                        a.
Muhataba “ne, nedir, kimdir, nedir ol ?” gibi soru soran bilmecelerdir.
b.
Hiçbir soru unsuru bulunmayan tahkiyevi ve haber cümlelerini haiz bilmeceler:
 
“Akşam kapıları kapanır
Sabahları açılır” (perde) şeklinde örnekleri vardır.
                        c.
Birinci şahıs ağzından söylenilen ve mülkiyet veya bir husisiyeti belirten bilmeceler:
 
“Benim bir oğlum var…….benim bir kuyum var…….”
Her sabah kalkar
Elimi, yüzümü öper” (havlu) şeklinde örnekleri vardır.
                        d.
Bilmecenin cevabı olan şeyin teşhis’ü inkatla bizzat konuşması:
 
“Ot yedim etlendim
Süt içtim sütlendim
Aç kapıyı Fatma
Dört ayakla ben geldim” (Koyun) şeklinde örnekleri vardır.
                        e.
Birden fazla cevaplı bilmecelerde iki cevabın konuşulması:
 
“Eğri büğrü nereye?
Sana ne beli doğru (duman-baca)” (Çelebioğlu ve Öksün ,1995, 13).
2.4. Konularına Göre Bilmeceler
2.4.1. İnsan ve İnsan Organı ile İlgili Bilmeceler: İnsan kavramını insanın baş, gövde, iç organlarını konu alan
“Pencereyi kapakladım, her yanı saçakladım” (göz)
“Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak” (baş) şeklinde örnekleri bulunmaktadır (Türkiye’de Çocuk Oyunları Kültürü, Kültürturizm.gov.tr).
2.4.2. Eşyalarla İlgili Bilmeceler: Bunlar insanların kullandıkları eşyalar ve ev eşyaları ile ilgi bilmeceler olup
“Çıt Çıt Hamam, kubbesi tamam
 

 
Bir kız aldım, babası imam” (saat)
“Kolu var, eli yok
Karını var, kanı yok” (ceket) şeklinde örnekleri bulunmaktadır (Elçin,1983, X).
2.4.3. Hayvanlarla İlgili Bilmeceler: Bunlar evcil ve yabani hayvanlarla ilgili olup,
“Yer altında evleri var,eğri büğrü yolları var” (karınca)
“Yer altında yağlı kayış” (yılan), şeklinde örnekleri bulunmaktadır (Yardımcı,2000, 110).
2.4.4. Bitkilerle İlgili Bilmeceler: Genellikle meyve, sebze ve çeşitli yemişleri konu alan
“Uzun uzun uzanır, senede bir bezenir” (ağaç)
“Alçaçık dallı, yemesi ballı” (çilek) şeklinde örnekleri bulunmaktadır.
2.4.5. Doğa ve Doğa Olayları İle İlgili Bilmeceler: Dünya, ay, yıldız gibi evrenin unsurları ile dağ, ova, deniz benzeri doğa parçaları ve yağmur, kar, dolu, rüzgar gibi doğa olaylarını konu alan bilmeceler olup;
“Nar tanesi, nur tanesi
Dünyamızın bir tanesi” (Ay)
“Kapıyı açar, kapamadan kaçar” (rüzgar)
“Biz biz idik,
Yüzbin tane kız idik
Gece oldu dizildik
Sabah oldu silindik” (Yıldız) şeklinde örnekleri bulunmaktadır (Türkiye’de Çocuk Oyunları Kültürü, Kültürturizm.gov.tr).
2.4.6. Soyut Kavramlarla İlgili Bilmeceler: Rüya, akıl, uyku, iftira, yemin vb. soyut kavramları konu alan bilmeceler olup;
“Çarşıdan alınmaz, tadına doyulmaz
Mendile konulmaz” (uyku) şeklinde örnekleri bulunmaktadır (Elçin, 1983, X).
2.5. Bilmecelerin Çözülmesinde Dikkat Edilecek Noktalar
Bilmecelerin çözülmesinde dikkat edilecek noktalar genel hatlarıyla aşağıdaki gibi (Yardımcı, 2000, 113) özetlenebilir:
Bazı bilmeceler, sözcük oyunlarına dayandırıldığından sözcüklere dikkat etmek gerekir.
                        •
Sözcüğün iki anlamı düşünülerek sorulmuş olabilir.
 
 
“Bu yıl yulaf kıtlığı olacak
Öküzler göğe çekilecek.” (Gök sözcüğü, çayır anlamında kullanılmıştır. Anadolu’da halk, ilkbaharda çayırlar bitince “doğa göğerdi” der.)
“Çıkma kapı dışarı
Görür seni tepeler” (tepe).
                        •
Bazı bilmeceler, sözcük oyunlarına dayandırılır. Yanıt da, hecelerde aranmalıdır.
 
“Lamba düştü İS dedi
Tabak düştü Tan dedi
Annem bana Bul dedi” (İstanbul).
“hülaSA BUN’u bilmeli
bilmeyene kahkahayla gülmeli” (sabun).
                        •
Bazı bilmeceler, ses taklidine dayanır. Taklidi seslerin çağrışımına dikkat etmek gerekir.
 
“Öte lin lin , beri lin lin
Ayak üstü durur lin lin” (kapı).
                        •
Bazı bilmeceler, noktalama işaretleri yada alfabelerin belli harflerinin kimi sözcüklerde bulunmayışı kurnazlığından hareketle kurulabilir.
 
“Denizin ortasında ne var
Dünyanın ortasında ne var
Konya’nın ortasında ne var” (N harfi).
                        •
Bazı bilmeceler, insan organlarının, çözümü güçlendirmek için karikatürize edilerek sorulması üzerine kurulabilir
 
“Yedi delikli tokmak
Bunu bilmeyen ahmak” (baş).
                        •
Bazı bilmeceler, zıtlıklar üzerine kurulabilir.
 
“Aşağı iner güle güle
Yukarı çıkar ağlaya ağlaya” (kuyu kovası).
 
hayatı kendim için yaşamıyorum ve korkmuyorum hiç birşeyden.başıma gelecekleride biliyorum.herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız.yarın bizim çünkü....
YILMAZ GÜNEY
egemen001

  • Tüm gönderiler : 826
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: BİLMECELERİN çOCUĞUN DİL/ ZİHİN GELİŞİMİNE KATKILARI - 10.05.2008 10:55:49 ( #7 )

Konya yöresine ait 86 adet bilmece, sınıflandırma yapılmaksızın, yöresel ağızdan derlenerek olduğu gibi aktarılmıştır.
 
1. Ufacık fil taşı, cümle alemin yoldaşı. (Fener) (1)
2. Altı mermer, üstü mermer, içinde bir gelin oynar. (Dil) (1)
3. Küçücük mezar, dünyayı gezer. (Ayakkabı) (1)
4. Ana, bir kız doğurur, ne ayağı var ne başı, kız, bir ana doğurur, hem ayağı var hem başı. (Yumurta) (2)
5. Altı tahta, üstü tahta, içinde var bir sarı sofra. (Badem) (2)
6. Çıt, demeden çalıya düşer. (güneş) (2 )
7. Kara tavuk, karnıyarık. (Ocak) (3)
8. Bir kızım var, gelenin elini öper gidenin elini öper. (Kapı) (3)
9. Ata tay, mata tay, ince belli karatay. (Siyah atlı karınca) (3)
10. Yer altında yağlı kayış. (Yılan) (3)
11. Bir kuyum var, içinde iki türlü suyum var. (Yumurta) (4)
12. Dağdan gelir dak gibi, kolu var budak gibi, eğilir su içer, böğürür oğlak gibi. (Kağnı) (4)
13. Tarlası ak, tohumu kara, eller eker, diller biçer. (Mektup) (4)
14. Çinçin hamam, kubbesi tamam, bir kız aldım, babası imam. (Saat) (4)
15. Ben giderim, o gider, dururum, dağı taşı kolaçan eder. (Göz) (5)
16. Gökte açık pencere, kalaylı bir tencere. (Ay) (6)
17. Het didim, met didim, git şuraya yat didim. (Süpürge) (6)
18. Oturdum önüne, uydurdum deliğine. (Sandık anahtarı) (6)
19. Nar nar, narlandı, nar, kapıda parladı, nara, adam gelesi yedek nar kapıdan inmedi. (Anahtar) (5)
20. Yayla harman, dikili taş, can alan, can kurtaran. (Sürü, çoban, kurt, köpek) (5)
21. Alçacık boylu, kadife donlu. (patlıcan) (7)
22. Sürdüm küstü, çektim pustu. (Kahve ) (7)
23. Bir küçük kumbara, yemek çeker ambara. (Kaşık) (7)
24. Karşıdan baktım, bir kara taş, yanına gittim, dört ayak bir baş. (Kaplumbağa) (5)
25. Gelen Leyla, giden Leyla, ayak üstü duran Leyla. (Kapı) (8)
26. Pazardan aldım bir tane, eve geldim bin tane. (Nar) (8)
27. Çarşıdan gelir sandık, içi dolu boncuk, sandığın kilidi yok, boncuğun deliği yok. (Nar) (8)
28. Bir oğlum var, kat kat göyneği var. ( Soğan ) (8)
29. Sıra sıra odalar, birbirini kovalar. (Tren ) (24)
30. Bilmece bildirmece, el üstünde kaydırmaca. ( Sabun ) (24)
31. Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca. (dondurma) (24)
32. Ben giderim, o gider, arkamda tin tin eder. ( Gölge) (23)
33. Küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk. ( Limon ) (10)
34. Sarıdır ayva gibi, suludur elma gibi. ( Portakal) (10)
35. Pişirirsen aş olur, pişirmezsen kuş olur. ( Yumurta) (10)
36. Alçacık dallı, yemesi ballı. (Üzüm) (10)
37. Çarşıdan alınmaz, mendile konulmaz, ondan tatlı şey olmaz. ( Uyku) (10)
38. Doktor verdi, ben içtim, çabucak iyileştim. ( İlaç ) (23)
39. Kanadı var kuş değil, kuyruğu var, at değil. ( Balık) (23)

40. Küçücük mermer taşı, içinde beyler aşı, pişirirsen aş olur, pişirmezsen kuş olur. (Yumurta) (12)
41. Şekere benzer tadı yok, gökte uçar kanadı yok. (Kar) (12)
42. Yarım kaşık, duvara yapışık. ( Kulak) (12)
43. Tarlada biter, makine diker, her gün elimi yüzümü öper. (Havlu) (21)
44. Altında dört teker, üstünde yük çeker. (At arabası) (21)
45. Uzaktan baktım hiç yok, yanına vardım pek çok. (karınca) (20)
46. Altında dört ayak, üstünde ev çeker. ( Kaplumbağa) (20)
47. Her yeri örter, denizi örtmez. (Kar) (18)
48. Yer altında, sakallı dede. (Pırasa) (18)
49. Ağaç üstünde, kilitli sandık. (Ceviz) (18)
50. Ev üstünde kadı oturur. (Baca) (22)
51. Dürüm dürüm dürüldüm, kuşak gibi sarıldım, göbeğimi yardılar, benden dolma sardılar. (Lahana) (22)
52. Üstü pamuk, biçilir, altı çeşme, içilir. (Koyun) (22)
53. Eğri çınar, yerde yatar, yerden alır, gökte yutar. (Deve) (13)
54. Uzun uzun uzanır, senede bir bezenir. (ağaç) (13)
55. Mini mini fincan, içi dolu mercan. (Nar) (13)
56. Alçacık tepe, kırmızı küpe. (Kiraz) (15)
57. Kolu var, ayağı yok, karnı yırtık, kanı yok. (Ceket) (15)
58. Allah, yapar yapısını, bıçak, yarar kapısını. (Karpuz) (15)
59. Gökte gördüm bir köprü, rengi var yedi türlü. (Gökkuşağı) (14)
60. Arabalar, takır tukur, ince ipten halı dokur. (Örümcek) (14)
61. İki kızarmış kiraz, yarılı verse biraz, çekirdekler görürüm, inci gibi bembeyaz. (Ağız) (16)
62. Min min minare, tin tin tinare, ortası delik, biz onu yedik. (Makarna) (16)
63. El, işler, ağız, söyler. (Daktilo) (16)
64. Minareden attım ayıldı, suya düştü bayıldı. (Pamuk) (17)
65. Kademdir kadem, içinde yatar badem. (Fasulye) (17)
66. Sokağa giderken gözlerim seni arar, hoş geldin, safa geldin, başımın üstünde yerin var. (Şapka) (19)
67. İliksiz tin tin, gene de tin tin, gene de tin tin. (Saat) (19)
68. Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak. (Baş) (11)
69. Abdest alır, namaz kılmaz, cemaatten, geri durmaz. (Cenaze) (11)
70. Biz, biz, biz idik, otuz iki kız idik, ezildik büzüldük bir duvara dizildik. (Diş) (11)
71. Yeşil ektim, kırmızı bitti. (Kına) (11)
72. Yol üstünde, kilitli sandık. (Mezar) (9)
73. Ben giderim, o gider, önümde lin lin eder. (Sakal) (9)
74. Dağda gezer, izi olmaz, aş pişirir tuzu olmaz. (Arı) (9)
75. İçi yok, dışı var, suçu yok, sopa yer. (Davul) (9)
76. Üstü, saçak, altı, bacak. (Ağaç) (25)
77. Gelemez gelemez, ocak başına gelemez, gelse de duramaz. (Tereyağı) (26)
78. Yer altında kırmızı minare. (Havuç) (27)
79. Hanım, içerde, saçı, dışarıda. (Mısır) (27)
80. Paltosu yeşil, gömleği kırmızı, düğmeleri siyah. (Karpuz) (28)
81. Dağdan gelir sekerek, kuru üzüm dökerek. (Keçi) (29)
82. Gelemez gelemez, su başına gelemez, gelse de duramaz. (Sabun) (30)
83. Alçacık sandık, içine un bastık. (İğde) (31)
 
hayatı kendim için yaşamıyorum ve korkmuyorum hiç birşeyden.başıma gelecekleride biliyorum.herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız.yarın bizim çünkü....
YILMAZ GÜNEY

Hızlı ulaşım:

Şu andaki aktif kullanıcılar
0 adet üye ve 2 misafir var.
İkonların Anlamları ve İzinler
  • Yeni mesajlar
  • Yeni mesaj yok
  • Yeni Konu ve Yeni Mesajlar
  • Yeni mesajı olmayan yeni konu
  • Yeni mesajlarla kilitlendi
  • Yeni mesajlar olmadan kilitlendi
  • Mesajı oku
  • Yeni konu başlat
  • Mesaja cevap ver
  • Yeni anket gönder
  • Oy gönder
  • Post reward post
  • Gönderilerimi sil
  • Konularımı sil
  • Gönderiyi derecelendir

© 2000-2009 ASPPlayground.NET Forum Version 3.4