Forum Bebeği Forum Ana Sayfa

Bebek.com Forum'a Hoş Geldiniz...

Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
Bebek.com forumunu ilk ziyaretiniz ise; Forum Kuralları için tıklayınız.

 HAMILELIK DONEMIMIZ

Sayfayı değiştir: < 12345678910.. > >> | Sayfayı gösteriyor 4 of 28, mesajlar 61 to 80 of 553
Yazar Mesaj
medoş

  • Tüm gönderiler : 5
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: HAMILELIK DONEMIMIZ. - 21.08.2005 20:44:15 ( #61 )
sevgili gizem, verdiğin bilgiler için çok teşekkür ederim.sitede habire arayıp duruyodum ama bulamıyordum.bende internetten başka sitelere bakıyordum.ben 32 haftalık hamileyim.ilk aylarımda beselenmeme çok dikkat ediyordum ama artık hiç birşey yemek gelmiyo içimden.Ben sıcaklardan diyorum ama geçen kontrolümde doktor kilo almadığımı ama bebeğin kilo aldığını söyledi.Yinede içim rahat değil ama hayırlısı.
Tekrar çok teşekkür ederim.Tüm hamişlere selam.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: HAMILELIK DONEMIMIZ. - 22.08.2005 03:34:35 ( #62 )
medoş  .. canim oncelikle sayfasmiza hosgeldin diyelim hayirli hamilelikler.. ya  onemli olan bebisin iyi olmasi havalardan olabilir bende bu aralara inanki  istahim yok ama zorla yiyiyorum  benimde bebis kilo almis dr oyle dedi .. bugun alisverise gitik  orda kadinin biri sordu dogumun yakin galiba.. "" yoo dedim  3 bucuk ayim var" sonra aaaa ikiz ozaman dedi yok  tek dedim;))) ben fazla almadim kilo ama karnim bayagi gosteriyor bebis almis...birde geri  sayfalara bakarsan aradigin bir cok  bilgiyi bulacagindan eminim  begendigine sevindim canim sanada hayirli gunler diliyorum seni ve bebisi opuyorum...haa sahiden  bebis  KIZ  yosa ERKEK mi? ;)))                    Özgür..        canim iyiyim cok sukur..ne yapayim   iste   bakiyorum bende ogreniyorum  ilk bebegim ilk ve son hamileligim olacak allah izin verirse.. ogrendiklerimi  siz dostlarla paylasmaya calisyorum         sen nasilsin bebis nasil kendine ve bebise iyi bak canim ikinizide optum sevgiyle kalin...
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: HAMILELIK DONEMIMIZ. - 22.08.2005 04:16:04 ( #63 )
GEBELİKTE EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ VE EGZERSİZE FÖTAL TEPKİLER
Eskiden birçok hekim ve anne adayı tarafından gebelik, anne ve fetusun yaşam tarzının sınırlandırılma dönemi olarak düşünülmüştür. Oysa M.Ö. 3.yüzyılda Aristo güç doğumun sedanter yaşam tarzı olan gebelerde görüldüğünü o zamanlarda belirtmiştir. İbraniler zamanında İbrani köle kadınların fiziksel olarak daha az aktif olan Mısırlı hanımlara göre travaylarının daha kısa olduğu da belirtilmiştir.

Bugün gebeler çeşitli fiziksel aktivite ve egzersiz programina katilmak istemektedirler. Bu gelişme ile birlikte egzersizlerin anne ve fetus üzerine etkileri, hangi tip egzersizlerin ne kadar yapilmasi gerektigi, egzersiz programinin gebeligin gidişi üzerinde olumlu etkilerinin olup olmadigini ve dogumu kisaltip kisaltmayacagi konusunda çeşitli sorularla karşi karşiya kalmaktayiz.

Egzersize fizyolojik cevap, gebe olmayan kadınlarda büyük ölçüde araştırılmış olmakla birlikte egzersizin gebeler üzerindeki etkileri konusunda bilgiler nispeten azdır.

Egzersizler gebelerde de gebe olmayanlardakine benzer fizyolojik değişiklikler yapar.

Gebelikte yaklaşik %20 artan kalp atimi egzersiz ile daha da artar. Uzun süreli ayakta kalma ve sirtüstü yatarken, rahimin vena kava adi verilen ana toplar damar üzerine basisi ile kalp atim hacmi azalabilir buna bagli olarak tansiyon düşer. Bu nedenle özellikle doguma yakin dönemde olmak üzere gebelikte sirt üstü pozisyonda uzun süre kalmanizi önermiyoruz.

Gebelikte egzersiz sırasında annede artan oksijen ihtiyacı, solunum sayısının artması ile sonuçlanır.
Yeterli kalori almayan gebelerde egzersiz ile hipoglisemi (kan şekeri düşüklügü) oluşabilir. Metabolik asitlerin meydana gelişi ile enerji ve yag metabolizmasindaki degişimler fetusu etkileyebilir. Yogun egzersiz ile
intrauterin gelişme geriligi ortaya çıkabilir.

Gebelik esnasında bağ dokusu esnekliğindeki artış ile anne adayının vücut ağırlığı, şekli ve dolayısıyla dengesindeki değişiklikler nedeniyle ortopedik yaralanmalar artabilir.

Egzersizlerin erken doğuma neden olup olmayacağı halen tartışmalı olup bu durum egzersizlerin tipi ve şiddeti ile ilişkilidir.

Geçmişteki çalişmalarda gebeligin ileri dönemlerinde ayakta çalişma ile erken dogumlar arasinda ilişki kurulmuştur. Son çalişmalarda sorunsuz fetusa sahip olan saglikli kadinlarda egzersiz ve fiziksel aktivitenin gerçekte erken dogumlari önleyebilecegi gösterilmiştir. Fiziksel olarak aktif kadinlarin daha az aktif gebelik geçirenlere göre dogumdan sonra daha hizli iyileşecekleri de muhakkaktir.

Egzersizin;
Mutlak yasak olduğu durumlar
1- Kalp damar hastalığı
2- Akut enfeksiyon
3- Tekrarlayan düşük öyküsü veya erken dogum riski
4- Çoğul gebelikler
5- Kanama veya su kesesinin erken açılması
6- Ciddi hipertansiyon
7- İntrauterin gelişme geriliği veya fetal distres şüphesi
8- Tromboflebit

Göreceli olarak yasak olduğu durumlar
1- Daha önce egzersiz yapmayanlar
2- Orak hücre hastalığı veya anemi gibi kan hastalıkları
3- Tiroid hastalığı
4- Annenin aşiri şişman veya zayif olmasi
5- Doğuma yakın dönemde makat prezentasyonu


Egzersiz sırasında dikkat edilmesi gereken durumlar:
1- Gebelik sırasında özellikle sıcakta egzersiz yapmaktan kaçınmak gerekir. Özellikle erken gebelik döneminde olmak üzere gebelik boyunca ve doğum sonrası dönemde sıcak banyolar ve saunalardan kaçınılmalıdır.
2- Anne adayı, egzersizlerin kilo kontrolü için değil, kas tonusunu muhafaza etmek, travay ve doğumun gerek anne, gerekse bebek için daha kolay olmasını sağlamak ve doğumdan sonra arzu edilen fiziksel uygunluğa geri dönmeyi sağlamak amacıyla yapılması gerektiğini hatırlamalıdır.
3- Sıvı kaybından kaçınmak için yeterli sıvı ve enerji alınmalıdır.
4- Sıcak, nemli havalarda ve gebe ateşli olduğunda ağır egzersizlerden sakınılmalıdır.
5- Spor yapma alışkanlığı olmayanlar düşük yoğunluktaki fiziksel aktiviteler ile egzersize başlamalı, aktivite düzeylerini bireysel tolerans kapasitelerine göre arttırmalıdırlar. Bunun için yürüme, yüzme veya yoga uygun olabilir.
6- Gebelik sırasında egzersize başlamak isteyenler için düzenlenen gebelik dönemi egzersiz programları kalifiye ve deneyimli kişiler tarafından öğretilmelidir.
7- En azından haftada üç kez yapılan düzenli egzersiz seansları aralıklı aktivite patlamalarından daha güvenlidir.
8- Kuvvetli egzersizlerden önce dikkatli bir ısınma periyodu olmalı, bunları daima soğuma veya kademeli olarak aktivite azalması izlemelidir.
9- Annenin kalp hızı dakikada 140 vurumu aşmamalıdır ve kuvvetli egzersizler 15 dakikadan uzun sürmemelidir.
10- Bitkinlik veya kronik yorgunluk noktasına kadar egzersiz yapmak hem anne, hem de fetus için zararlıdır. Yeterli istirahatin sağlanması gerekir.
11- Sırtüstü yatarken yapılan egzersizler gibi kan akımını, özellikle kan dönüşünü tehlikeye sokan egzersizlerden gebeliğin son dönemlerinde kaçınılmalıdır. Uterus kasılmalarını başlatabilecek ve annenin dengesini kaybedip düşmesine neden olabilecek aktivitelerden sakınılmalıdır. Uzun süreli ayakta durma,ağır kaldırma, sarsıntılı, sıçramalı aktiviteler, tenis, futbol gibi süratli yön değiştirmeyi gerektiren veya düşme şansı bulunan ata, motosiklete binme gibi aktiviteler bunlar arasındadır. Gebelik boyunca su kayağı ve dalgıçlık gibi sporlardan da sakınılmalıdır.
12- Egzersiz programında bireyin tıbbi ve egzersiz geçmişi göz önüne alınmalıdır.


DOĞUM ÖNCESİ VE DOĞUM SONRASI EGZERSİZLER
Doğum Öncesi Eğitim Programı
Doğum Öncesi egzersizlerin yararları;

  • Solunum egzersizleri ile doğum travayı boyunca annenin harcayacağı enerjiden tasarruf sağlamak.
  • Gevşeme egzersizleri ile gerginligi ortadan kaldirmak.
  • Psikolojik olarak anneyi doğuma hazırlamak, doğum korkusunu azaltmak.
  • Postür (vücut duruşu) düzeltilmesi.
  • Bel, karın ve özellikle pelvis (çatı) kaslarında kontrolü sağlamak, özellikle karın ve doğum yolunu çevreleyen kasların elastikiyet ve kuvvetini devam ettirip doğum süresince iyi çalışmasını sağlamak.
  • Pelvis, kalça eklemlerinin ve bel bölgesinin hareketini sağlamak.
  • Karın cildinin daha iyi beslenmesini sağlamak, karın cildinde doğumdan sonra çatlakların oluşmasını önlemek.
  • Bacaklarda yavaşlamiş bulunan kan ve lenf dolaşimini hizlandirmak, bacak ve ayaklari kilo artimina karşi korumak.


    EGZERSİZ TİPLERİ:

1- Solunum Egzersizleri: Doğum travayını kolaylaştırmak açısından solunum egzersizleri çok önemlidir. Gebe kadının derin nefes alıp vermeyi, sık nefes almasını, nefesini tutmasını öğrenmesi gerekir. Değişik şekillerde solunum egzersizleri uygulanabilir. Gebelik döneminde, solunum egzersizleri sırtüstü, uzun oturarak ve çengel pozisyonlarında yapılabilir.
2- Relaksasyon (gevşeme) Egzersizleri: Dogumun özellikle birinci devresinde uterus kasilmalari agrili oldugundan gevşeyebilme bu esnada çok önem taşir. Anne adayi kuvvetli uterus kasilmalari esnasinda kaslari gevşetebilmeyi ögrendiginde enerji tasarrufu saglayarak dogumun ikinci devresinde bunun yararini görecektir.

Gevşemeyi ögrenecek anne adayi yapacagi işe tamamen konsantre olmalidir. Gevşeme işi aşiri çaba sarf ediyor ve yeterli zaman verilmiyorsa iyi sonuç alinamaz. Gevşemeyi ögreten terapist hasta ile tam bir uyum içinde olmalidir. Korku, heyecan, kizginlik gibi duygusal durumlarda tam gevşeme elde etmek mümkün degildir. Her kişide elde edilecek gevşeme farklidir. Gevşeme derecesi kaslara dokunma, kişinin kendisini uykulu bir durumda hissetmesi veya ekstremitelerin (kol-bacaklarin) yukaridan birakildiginda düşüp düşmemesi ile kontrol edilir. Gevşeme egitiminde en uygun zaman ögle yemeginden sonra ya da gece yatmadan öncedir. Oda sicak ve sessiz olmalidir, hastanin rahatligini saglayacak önlemler alinmalidir. Müzik dinlemek gevşemeyi kolaylaştiran etkenlerdendir.

Doğuma hazırlanan bir kadın için en iyi gevşeme durumu sırtüstü yatış pozisyonudur. Bu pozisyonda baş altına ince bir yastık, dizler kıvrılacak şekilde bacaklar altına yastık konmalıdır (çengel pozisyonu). Diğer bir pozisyon da yan yatmadır. Baş, sol yanak yastığa gelmek üzere yerleştirilir. Sağ el ya yastığın altında veya yüzün önünde olmak üzere yastığa konmalıdır. Sol kol sırtın arkasından aşağıya doğru uzatılır. Her iki bacak hafif kıvrılır.

Başlangiçta her egzersiz üç defa yapilir, sonra 5-6 kereye kadar arttirilabilir. Egzersizler arasinda gevşeme tam olmalıdır.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Buyuk degisimler - 22.08.2005 04:25:22 ( #64 )




BÜYÜK DEĞİŞİMLER
Karnınız sürekli büyüyor. İşte size ağrılarınızla başa çıkmak için bazı ipuçları...
Hamile kaldığınız andan itibaren, hormonlarınız bebeğinize güvenli ve büyümeye elverişli bir ortam hazırlayabilmek için vücut sisteminizi değiştirmeye başlar. Bebeğiniz için gerkli olan bu değişimler size baş ağrısı, mide bulantısı veya sırt ağrısı gibi rahatsızlıklar verebilir.
Dahası, bu değişim fiziksel ve duygusal yorgunluğa da neden olabilir. Ancak birçok anne adayı gibi siz de büyük bir olasılıkla bu rahatsızlıkların sadece bir kısmını yaşayacaksınız. Bunların çoğu doğumdan kısa bir süre sonra kaybolacaktır. İşte bu esnada kendinizi daha iyi hissedebilmeniz için size bir kaç basit ipucu vermek istiyoruz.

Rahat Bir Nefes
Hamileliğinizin son üç aylık döneminde bebeğiniz boyunun yaklaşık iki katı kadar uzarken, ağırlığının da üç katı kadar kilo alacaktır. Vücudunuzun doğal olarak, bu büyümeye yer açması gerekecektir. Bu şekilde genişleyen rahminiz midenizi ve diğer organlarınızı yukarı doğru iter. Böylelikle ciğerlerinizin ve diyaframınızın nefes almak için kullandığı alanı daraltır. Bunun sonucunda da nefes almakta zorluk çekersiniz. Ancak bu durum sizi endişelendirmemeli; göğüs duvarı kaslarınız bu durumu telafi etmek için daha fazla çalışır. Bu sayede siz ve bebeğiniz ihtiyacınız olan oksijeni alabilirsiniz. Bu rahatsızlığı gidermek için şu hareketleri deneyebilirsiniz:
Kollarınızı aşağı doğru sarkıtarak durun.
Kollarınızı kenarlara doğru açarak yavaşça nefes alın.
Kollarınızı yavaşça aşağı indirirken nefesinizi verin.
Bu egzersizi aralarda bir kaç nefes alarak 5 kez tekrarlayın.
Ödem
Hamilelik sırasında kan basıncı aşağı yukarı %40 artar, bu da dolaşım sisteminizin normalden daha fazla çalışmasını gerektirir. Kan hacmindeki artış dolaşımınızı bazen yavaşlatabilir, bu yüzden hamileliğin sonlarına doğru oluşan bir miktar şişkinlik normal sayılmaktadır. (Ancak elleriniz ve bileklerinizde oluşan şişkinlik, ellerinizi 30 dakika yukarıda tuttuktan sonra azalmıyorsa doktorunuza danışmalısınız). Bilekler ve ayaklar en çok şişen yerlerdir çünkü bebeğin ağırlığı "pelvis" adı verilen leğen kemiğindeki damarlara baskı yapar ve kanın ayaklardan kalbe gidişini yavaşlatır. Bu durumda günde 8-10 bardak su içmek sıvı dolaşımına imkan sağladığından, vücudunuza iyi gelecektir. Alabileceğiniz diğer önlem ise en az bir saat olmak üzere günde iki kez bir tarafa doğru yatmak, ayakta ya da oturarak aynı pozisyonda yarım saatten fazla kalmamak olabilir. Gün içinde ufak tefek egzersizler için kendinize zaman ayırın. Örneğin kısa mesafeli yürüyüşler yapın ve oturduğunuz yerden bileklerinizle daireler çizin. Hatta sallanan sandalyede haifçe sallanmanın bile yararını görebilirsiniz. Yan yatmak da dolaşımınızı düzenleyecek ve şişmeyi önleyecektir.
Sık sık pozisyon değiştirmek de varis oluşumunu en az egzersiz yapmak kadar önler. Aldığınız kilolar dolaşım sisteminize baskı uygular ve artan kan yoğunluğunuz damarlarınızın şişmesine neden olur. Hamileliğinizin son dönemlerinde sırtüstü yatmaktan kaçının çünkü sırt üstü yatmak şişmeyi artırıp baş dönmelerine neden olabilir.
Eğer bacaklarınız ağrıyorsa özel hamile çorapları veya varis çorapları giyin. Bu
çorapları sabah kalkar kalkmaz, yani kan ayak bileklerinize ve ayaklara toplanmadan önce giymelisiniz. Aksi takdirde, çorabın baskısı kanın bacaklardan ve ayak bileklerinden yukarı çıkışını daha da zorlaştıracak, bu da size daha çok ağrı verecektir. Eğer çoraplarınızı ancak iş sonrası ya da günün geç saatlerinde giyebiliyorsanız ilk önce ayaklarınızı 15-20 dakika yukarı kaldırıp duvara dayayın ve
çoraplarınızı giyerken de mümkün olduğunca yukarıda tutmaya gayret edin.

Hemeroid (basur)
Anal (rectum) bölgede baskıdan ve dolaşım eksikliğinden dolayı oluşan genişlemiş damarlardır. Bunlara rektal çıkışın kenarlarında rastlanabildiği gibi daha içeride de oluşabilirler. Hemeroid acı verebilir ya da herhangi bir baskıda kanayabilir. Hemeroid olan bölgeyi ılık suya tutarak veya soğutulmuş pamuk topları ile kompres yaparak rahatsızlığınızı belli ölçüde azaltabilirsiniz.

Pelvik Baskı
Dolaşım bozukluğu sonucu karşılaşabileceğiniz diğer bir rahatsızlıktır. Kadınlar bu ağrıyı genelde bir ağırlık, hassasiyet ya da bir darbe acısı olarak tarif ederler. Aslında kan, pelvik bölgeye baskı yapmaktadır. Ilık bir duş alarak veya o bölgeye soğuk kompres yaparak rahatlayabilirsiniz.

Bir takım egzersizler de bu rahatsızlığı azaltabilir. Vajina etrafındaki kasları 3-5 saniye kadar sıkın ve bırakın. Kalça ve karın kaslarınızı sıkmadan yapmaya çalışın ve gün içinde her iki satte bir 5-10 kez yapın. Zamanla bu kasılma hareketlerini 10-15 saniyeye çıkarabilirsiniz.

Sırt Ağrıları
Hamilelik kaslarınızı olduğu kadar eklem yerlerinizi, sinirlerinizi hatta kemiklerinizi de etkilediğinden sırt ağrılarına ve ara ara saplanan kramplara neden olabilir. Bu ağrılarla başa çıkabilmek için vücudunuzda meydana gelen değişiklikleri anlayabilmeniz gerekir.
Sırt ağrılarının nedeni bebeğin artan ağırlığı ve annenin karın kaslarının yeterli olmamasıdır. Hamileliğin ilk yarısında fetus annenin kalça kemikleri üzerinde oturur, bu kemikler ağırlığın belli bir bölümünü rahatlıkla taşıyabilecek durumdadırlar. Ancak bebek büyümeye devam ettikçe çoğu kadında karın bölgesi kasları gevşer, zayıflar ve aşağıya doğru bir baskı oluşur ve bu durum omurganın alt bölgesini zorlamaya başlar.
Sırt ağrılarını önleyebilmek için omuzlarınızı sürekli arkada ve aşağıda tutun, karnınızı da içeri çekin. Eğer hamile eğitimine gidiyorsanız, eğitimci size basit bazı karın hareketleri gösterecektir. Bunun dışında yüksek topuklu ayakkabı giymekten, uzun süre ayakta durmaktan ve sırtüstü yatmaktan kaçının.
Hafif gerinme egzersizleri ağrılarınızın azalmasını sağlayacak ve kaslarınızın gevşemesine yardım edecektir. Eğer uzun süre ayakta kalmanız gerekiyorsa bir ayağınızı biraz daha yüksekte tutmaya çalışın. (Örneğin bir ayağınızı alçak bir tabureye dayayın). Ayrıca ağrıyan bölgeye soğuk kompres veya masaj yaptırabilirsiniz.
Bir tarafınız üzerine yatarak dinlenebilir veya iki bacağınız arasına yastık koyarak karın bölgenizi dinlendirebilirsiniz.
İsterseniz yattığınız yöne doğru ufak bir yastık koyarak da kollarınızın bunun üzerinde rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Birkaç denemeden sonra doğru pozisyonu bulduğunuzda sabahları daha az ağrı ve daha fazla enerji ile uyandığınızı fark edeceksiniz.

Kalça Ağrıları
ya da diğer adı ile siyatik, hamileliğin son döneminde sıkça rastlanan bir başka sorundur. Hamile bayanlar bunu genellikle kalçalarda oluşan ağrı ya da kramplar olarak tarif eder. Bu rahatsızlığın nedeni siyatik sinirinin oluşturduğu baskıdır. Bu baskıya genelde hamilelik hormonlarının kalça eklemlerini serbest bırakıp, kalça kemiklerinin bebeğe daha fazla yer açılması için gevşemesi neden olur. Bebek genelde bir yana doğru yattığından, ağrılar çoğunlukla bebeğin yattığı taraftaki kalça üzerinde yoğunlaşır.
Bu baskıdan kalçalarınızı omuzlarınızdan yukarı doğru kaldırarak korunabilirsiniz. Bunu yapmanın en iyi yolu dizler ve eller üzerinde yani dört ayak üzerinde durarak başı ve omzu yastık üzerinde dinlendirmektir. O bölgeyi sıcak tutmak ve bölgeye masaj yapmak da yararlı olabilir. Bunun dışında şu basit hareketi öneririz: Bir iskemlenin 40-50 cm. arkasına geçin, destek olması için tek elinizle iskemlenin ucuna tutunun. Sandalyeye yakın olan bacağınızı dizinizi bükerek hafifçe kaldırın. Sonra diğer tarafa dönün ve diğer bacak için aynı işlemi tekrarlayın.
Bazı hanımlar hamileliğin son döneminde bacak krampları çekerler. Bu kramplar genelde uyurken ya da sabahları yatakta ayaklarınızı uzatırken gelir. Bu spazmlardan korunmak için şu uzanma hareketini yapmalısınız: Yerde bağdaş kurarak oturun. Kramp giren ayağınızı öne doğru uzatın. Aynı taraftaki elinizle mümkün olduğunca bacağınıza uzanmaya çalışın. Bu uzanma hareketini yatağa girmeden önce yaparsanız rahat edersiniz.
Eğer sık sık bacak krampları çekiyorsanız aldığınız kalsiyum miktarını araştırın. Bazı uzmanlar bu krampların kalsiyum eksikliğinden, bazı uzmanlar ise fazla kalsiyum ve fosfor alımından kaynaklandığını düşünmektedir.

Mide Yanması
Karında sürekli büyüyen bebeğiniz karnınıza baskı uygular ve bu baskı bazen hazımsızlığa yol açabilir. Yanma ve mide bulantılarından, sık ancak az miktarlarda yiyerek korunabilirsiniz. Ayrıca yağlı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmalısınız. Eğer mide yanmaları geceleri yoğunlaşıyorsa uzandıktan sonra iki saat bir şey yemeyin. Süt ürünleri ve kalsiyum hapları doğal anti-asitlerdir ancak fazla miktarda kullanmamak gerekir. Lütfen bu konuda doktorunuza danışın.
Kabızlık
genelde hamilelik ilerledikçe artar çünkü bağırsakların iyi çalışması için yeterli genişlikte yere ihtiyacı vardır, ama çocuk anne karnında büyüdükçe bağırsaklara baskı yapar. Bu sorunu önlemek ya da en azından hafifletmek için günde en az sekiz bardak sıvı içmelisiniz. Sıvı seçenekleri olarak su, meyve suyu ve limonatayı tercih etmelisiniz. Kafein içeren kahve, çay veya kolalı içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içecekler vücutta gereksiz su toplaması yapar.
İdrar kaçırma
özellikle hamileliğin son aylarında çok fazla gülme, öksürme veya hapşırma sonrasında görülür. Daha önce pelvik baskı bölümünde anlattığımız hareketleri yapmanız bu durumu önlemek için yararlı olacaktır.

Karın Gerilmesi
Hormonlarınız vücudunuzun bebeği taşıyabilmesi için karnınızın büyümesine yardımcı olur. Ancak bazen fetus, sanki taşıyabileceğinizden fazla büyüyor gibi gelebilir. Ağırlık ve baskı hissedebilirsiniz. Göbek deliğinizde ağrı olabilir ve otururken rahatsızlık hissedebilirsiniz. Parmak uçlarınızla karnınızın alt bölgelerine masaj yapmanız sizi rahatlatacaktır. Ilık kompresler de göbeğinize iyi gelecektir.
Son üç aylık dönemde göğüslerinizde aşırı duyarlılık ve şişkinlik olur. Doğumdan önceki haftalarda vücudunuz kolostrum dediğimiz sıvıyı üretmeye başlar. Bu ilk önceleri yapışkan ve sarımtrak renkte olur, daha sonra doğum yaklaştıkça daha sulu ve beyazımsı bir görünüm alır. Hamileliğin son döneminde kolostrumun gelmeye başlaması bebeğiniz doğduğunda emzirmenize engel olmaz. Eğer göğüslerinizde akıntı sık oluyorsa sütyeninizin içine göğüs pedleri koymanız işe yarayacaktır.

Duygusal Değişimler
Her ne kadar hamilelik ve doğum son derece doğal olaylar gibi görünse de, bir bakıma normal yaşantınızdan biraz farklı ve özel bir durumdur da. Bu dönemde fiziksel olduğu kadar, ruhsal olarak da değişimler yaşarsınız.
Hamileliğin son döneminde yaşanılan en temel korku doğum korkusudur. Hamile eğitim merkezleri doğum sancısını azaltan egzersizler ve farklı nefes alma teknikleri gösterme konusunda yararlıdır. Ayrıca doğum deneyimi yaşamış annelerle konuşmak da sizi rahatlatacaktır.
Hamilelik çoğu kadında duygusal gelgitler yaratır. Bunların nedenleri tam olarak bilinmemekle beraber, hormonal ve diğer fiziksel değişimlerin yanısıra, eşinizin ve sizin hayatınızda meydana gelen değişimlerin de etkili olduğu düşünülmektedir. Hormonal değişimlere, vücudunuzdaki ağrı ve acılar da eklendiğinde kendinizi kötü hissetmeniz gayet doğaldır. Bir dakika sonra bebeğin bir tekmesi, radyoda sevdiğiniz bir şarkı veya izlediğiniz basit bir televizyon reklamı sizi güldürebilir.
Hayatınızda ve vücudunuzda oluşan onca değişimle bu gelgitleri yaşamanız gayet normaldir. Bazı hamileler, bu gelgitlerden dolayı "iyi bir anne" olamayacaklarını düşündüklerinden kendilerini suçlu hissedebilirler. Ancak genelde kendini sebepsiz yere "üzgün" veya "kötü" hissetmek hamilelikte normaldir. Duyduğunuz bu rahatsızlıkların görüntünüzle, seks hayatınızla , maddi durumunuzla veya kendinizi yalnız hissetmenizle de ilgisi olabilir. Böyle anlarda etrafınızdan alacağınız biraz moral desteği kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Ancak bu ruh haliniz sürekli aynı şekilde devam ediyorsa ve normal yaşantınıza dönmekte çok zorluk çekiyorsanız, depresyonunuz daha ciddi boyutlarda olabilir. En kısa zamanda doktorunuzla görüşün. Size yardım edebilecek birileri mutlaka vardır.
En azından haftada birkaç kez, size ve bebeğe çok önem veren bir yakınınızla görüşün ve durumunuzu paylaşın. Her ne kadar eşinizle herşeyi paylaşmak çok değerli olsa da bazen farklı destek yerleri bulmak her ikinizin de kendini daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Bunun dışında sizin için önemli olan şeyleri ertelemeyin, hayatınız devam ediyor bu yüzden hayatınıza ara vermemelisiniz.
Hamileliğinizin bu son döneminde kendinize karşı biraz daha hoşgörülü olmalısınız. Unutmayın yeni bir insan dünyaya getiriyorsunuz, bu büyük bir iş ve siz bunun mutluluğunu yaşamalısınız.

Vücudunuz bebeği taşıyabilmek için sürekli genişliyor; bu yüzden daha önce yaşamadığınız kadar ağrı, acı ve stres yaşayabilirsiniz.
Vücudunuz, hamileliğinizin ilk üç ayından başlayarak, bebeğinizin rahatça büyüyebilmesi için, yoğun şekilde hormon salgılar. Bedeninizdeki bu yoğun tempo kendinizi yorgun hissetmenize neden olur. Son üç aya girildiğinde ise sık sık tuvalete gitmek, rahat oturma pozisyonu bulamamak gibi sorunlar uykusuz geceler geçirmenize neden olur. İşte size yorgunlukla baş edebilme yolları:
Az miktarlarda olmak üzere sık yemek yiyin.
Eğer doktorunuz vitamin desteği vermişse mutlaka kullanın.
Sık sık yorucu olmayan yürüyüşler yapın.
Fırsat bulabildiğiniz her an dinlenin.
Dört Altın Kural:
Sağlıklı ve rahat bir hamilelik dönemi geçirebilmek için şu kurallara dikkat etmelisiniz;
1. Her Gün 15-20 dakika serin ve gölgelik bir bölgede yürüyüş yapın.
2. Su, meyva suyu, süt gibi kafein, katkı maddesi veya renklendirici madde içermeyen içeceklerden günde 8-10 bardak için.
3. Sabahları ve akşamları en az birer saat bir tarafınıza doğru yatarak dinlenin
4. Gün boyunca az miktarlarda olmak koşuluyla 5-6 öğün yiyin.


<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:46:22>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Ne yemeli? - 22.08.2005 04:27:22 ( #65 )
Ne Yemeli?
Bebeğiniz sizden besleniyor, bu yüzden yemek düzeninizi değiştirmeniz gerekli mi? İşte ikinizin de ihtiyaç listesi ve nedenleri...

Siz de farkındasınız ki siz ve bebeğiniz artık yediğiniz her şeyi paylaşan bir ikilisiniz. Hamilelikte, özellikle de bebeğin hızla geliştiği son üç aylık dönemde, çok bilinçli beslenmezseniz her ikinizin de sağlığı için gerekli besinleri alamazsınız.
Hamileliğinizin son dönemlerinde, haftada yarım kilo almanız normaldir. Bu sizi endişelendirmesin, çünkü bu kiloları aslında sadece siz almıyorsunuz, ayrıca bebek doğduktan kısa bir süre sonra onlardan kurtulabileceksiniz. Ne olursa olsun, bebeğinizin sağlıklı bir başlangıç yapabilmesi için hamileliğin son üç ayında biraz kilo almanız gerekiyor.

Uzmanlara göre bir bebeğin anne karnında sağlıklı yetişebilmesi için annenin hamileliği boyunca toplam aşağı yukarı 55.000 kalori alması gerekir. Bu ilk başta çok fazla gibi görünse de aslında hamileliğin ikinci yarısından itibaren gün başına 300 ekstra kalori alınması demektir. Bu da aslında her şeyin iki katı değil, yalnızca fazladan bir ara öğün demek. Yani bir bardak portakal suyu ve iki dilim tereyağlı kepek ekmeği, veya 4 adet kuru incir ve bir bardak yağsız süt demek. Aşağıda size beslenme konusunda ışık tutabilecek dört anahtar beslenme grubunu anlatacağız. Eğer hamileliğiniz boyunca dengeli beslenirseniz ve dengeli kilo alırsanız (uzmanlar 12 ila 15 kg almanın normal olduğunu söylüyor) sağlıklı bir bebek dünyaya getirme şansınız çok yüksek demektir.
PROTEİN ve DEMİR
Mikroskobik bir embriyoyu sağlıklı bir bebeğe dönüştürebilmek için milyonlarca ufak hücre gerekir. Protein esas olarak bu görevi yerine getirecek maddelerin oluşumunu sağlar. Hamileliğin son üç ayında günde 150 ila 200 gram protein almanız gerekir. Her biri iskambil kağıdı büyüklüğünde 75 gram kemiksiz et, tavuk veya balık mükemmel protein kaynaklarıdır. Ayrıca sebze temelli proteinler sağlayabileceğiniz nohut, mercimek ve fasulye gibi tahılları da unutmamak gerek.
Protein açısından zengin olan bir çok besin aynı zamanda iyi birer demir kaynağıdır da. Hamileliğin son aylarında bebek doğumdan sonraki ilk aylarında kullanmak üzere demir depolar. Bu dönemde kan hacminiz sürekli arttığı için sizin de demire ihtiyacınız vardır. Eğer yeterli demir almazsanız, bebek vücunuzuda depoladığınız demiri kullanmaya başlayacaktır. Bu nedenle demir eksikliği genelde yeni doğan bebeklerden çok hamile kadınlarda sıkça görülür.












DİĞER BESİN KAYNAKLARI
Besin ihtiyacınızı karşılayacak bazı sağlıklı seçenekler
MEYVA ve SEBZELER
Günde 5 porsiyon veya daha fazla yiyebilirsiniz. Farklı renklerde sebze ve meyveler, alacağınız gıdayı da çeşitlendirecektir. Her ne kadar her sebze ve meyve belli bir miktar besin değerine sahipse de, işte size folik asit açısından zengin değere sahip bir sebze ve meyve listesi:

Kuşkonmaz
Yeşil salata
Ispanak
Brokoli
Portakal

Son ikisi ayrıca C vitamini açısından da çok zengindir, (bu da demir yüklemesine yardım eder). Aşağıdakiler de C vitamini açısından oldukça zengindir:
Kavun
Greyfurt
Kivi
Patates
Domates
Karpuz
Biber
Karnıbahar
Çilek
TAHILLAR
Tüm bu seçenekler karbonhidrat açısından zengindir, dolayısıyla enerji verirler ve açlığınızı bastırırlar.

Aşağıda size değişik alternatifler olarak sunduğumuz lifli besinleri günde 6 defa ya da daha çok yiyebilirsiniz.
1 dilim ekmek
1 kase yulaf ezmesi veya mısır gevreği
½ kase haşlanmış makarna
½ kase pilav
½ kase bulgur pilavı
1 krep
4-6 adet kraker
2 kase patlamış mısır
2-3 adet grissini



PROTEİN VE DEMİR
Günde 3 öğün yemeyi hedeflemelisiniz. Aşağıdaki seçeneklerin demir oranı yüksek olmakla beraber, bu besinler protein açısından da zengindir.
50 gram kemiksiz et, balık veya tavuk
2 yumurta
1 kase pişmiş fasulye
Diğer iyi protein seçenekleri:
50 gram peynir
¼ kase kabak ya da ay çekirdeği
Aşağıdaki besin maddeleri yağ oranı açısından yüksektir, ara sıra yemelisiniz.
¼ kase fındık, ceviz ya da fıstık
4 kaşık fıstık ezmesi
KALSİYUM
Günde dört porsiyon almaya çalışın. Aşağıda verdiğimiz miktarlar bir bardak sütteki kalsiyuma (300 mg.) eşittir.
1 kase yoğurt ya da muhallebi
40 gr. beyaz peynir
Süt ürünleri dışında, aşağıdaki besinler de 300 mg. protein sağlar:
1 bardak kalsiyum katkılı portakal suyu
1 kase pişmiş ıspanak
1 ½ kase yulaf lapası
3 kase kuru fasulye
¾ kase badem

KEMİKLER İÇİN: KALSİYUM
Hamileliğin özellikle son 12 haftası, bebeğin kemiklerinin büyüyüp sertleştiği dönem olduğundan, kalsiyum ihtiyacının en yüksek olduğu haftalardır. Bebek, kalsiyum ihtiyacını anneden sağlar, bu yüzden annenin günde 1200 mg. kalsiyum almalısı gerekir.
Vücudunuza kalsiyum depolamadığınız takdirde, hayatınızın sonraki dönemlerinde kemik erimesi dediğimiz ostropoz hastalığına yakalanma riskiniz artar. Kalsiyum ihtiyacını en çok süt ürünlerinden alabilirsiniz, ancak fazla kilo almamak için yağsız süt ürünlerini tercih edebilirsiniz, bunlar yağlı süt ürünleriyle eşit kalsiyum içerirler. Bununla beraber peynir, yoğurt gibi fermente edilmiş süt ürünlerini daha kolay sindirebilirsiniz. Süt içmekte zorlanıyorsanız, sütü puding, çorba veya dondurma gibi yiyeceklerden de alabilirsiniz.

MEYVE VE SEBZE: VÜCUDUN CANLILIK KAYNAKLARI

Çoğumuz aslında meyve ve sebzeyi günde bir öğün yemekle yetiniriz, hatta birçok kez meyve yemeyi ihmal ederiz. Oysa meyve ve sebzeler tam bir enerji deposu olmalarının yanısıra, bebeğinizin ve sizin sağlığı için olmazsa olmaz besinlerdir. Sebze ve meyveler farklı ve zengin renkleri, kokuları ve tatları ile sofranızı daha da çeşitlendirir.
Bu yiyecekler artık günlük hayatınızın bir parçası olmalıdır. Sürekli aldığınız tahılların ve karbonhidratların en azından bir bölümünü meyve ve sebze ile değiştirebilirsiniz. Örneğin her öğünden sonra tatlı ihtiyacı duyuyorsanız, bir öğün tatlı yerine kavun veya portakal yemeyi tercih edin.
Ispanak ve diğer koyu renk yapraklı sebzeler folik asit açısından oldukça zengindir. Folik asit, bebeğin hücrelerinde doğru genetik yapının oluşmasına yardım eden çok önemli bir B vitaminidir. Her gün 400 mg. folik asit almak nöral tüp defekti denilen, omuriliğin çeşitli derece ve seyiyede açıklığı şeklinde ortaya çıkan rahatsızlığın oluşma ihtimalini azaltacaktır.

Ispanağı pişmiş sevmiyorsanız çiğ salata olarak da yiyebilirsiniz. Çiğ olarak yendiğinde bütün meyve ve sebzeler ihtiyacınız olan ekstra mineralleri, üstelik düşük kalorilerde sağlayacaktır.
ENERJİ KAZANMAK
Hamileliğinizin son döneminde vücudunuz normalden çok daha fazla yorulacaktır, ve ihtiyacınız olan enerjiyi size karbonhidratlar sağlayacaktır. Ekmek ve tahıllar karbonhidrat açısından zengin besinlerdir. Vücuda enerji vermenin yanısıra, B vitamini, demir ve folik asit açısından da zengindirler. Buğday ekmeği, bulgur ve kepekli yiyecekler de zengin lif kaynaklarıdır. Bu yüzden bu yiyecekleri masanızdan eksik etmemelisiniz. Örneğin eğer canınız tatlı istiyorsa kepekli undan yapılmış üzümlü bir kek veya sütle hazırlanmış mısır gevreği yiyebilirsiniz.
Doğru ve çeşitli besin almak hem sizin, hem de bebeğinizin sağlığı açısından çok önemlidir. Unutmayın ki şu anda aileniz için seçtiğiniz ve hazırladığınız yemekler, onların 20 yıl sonraki sağlık durumunu etkileyecektir. Onlara ve kendinizi iyi bakmalısınız.
İşte ihtiyacınız olan tüm besinleri içeren bir öğün: domates ve marulla doldurulmuş tavuklu sandviç, yanında da meyve salatası.
Az ve sağlıklı öğünler: Hamileliğinizin sonunda her gün üç büyük öğün yemek sizi rahatsız edebilir. Öğünlerde az yiyip, öğünler arası ufak atıştırmalar sağlıklı beslenebilmenin diğer bir yoludur.
Ara öğünleri son öğününüzün bir devamı veya diğer öğünün başlangıcı olarak görmelisiniz. Örneğin sabah-öğle arası bir tost , öğle-akşam arası da salata yiyebilirsiniz.

Ara Öğünlerde sağlıklı şeyler yemeye dikkat edin: Meyveler vitamin açısından, tam kepekli krakerler de lifler açısından zengindir, yoğurt ise tam bir kalsiyum kaynağıdır. Yaratıcı olmaya çalışın, kendinize yeni yemekler yapın, kışın bir patatesi alüminyum folyoya sarıp fırında iyice pişirin. Eğer canınız tatlı istiyorsa gene sağlıklı seçenekler yaratabilirsiniz: kuru kayısı veya incir, pişmiş elma. Öğünlerle beraber içtiğiniz süt veya meyve suyu hazımsızlık yapıyorsa, içecekleri ara öğünlerde alın.
Midenizin sesini dinleyin: Salatalık ve dondurma gibi tuhaf kombinasyonları bir arada yemek hamilelikte sık rastlanan bir durumdur. Hamilelerin %80'i belirli yiyecekleri aşererler, %50'si ise bazı yiyecekleri görmek bile istemezler. Uzmanlar aşermenin gerçek olduğuna hemfikirdirler, ancak bunun nedeni pek bilinmemektedir. Koku ve tat alımında oluşan değişimler bu aşermeleri kısmen açıklayabilir.

Her şeyi Kararında Alın:
(sy25): Her besinden yeterli miktarlarda almanın en iyi yöntem olduğunu unutmayın.

Yağ:
Yetişkinler günlük besin ihtiyaçlarının %30'unu yağdan karşılar. Bu hamile hanımlar için de geçerlidir, bu yüzden yağlı yiyeceklere çok itibar etmeyin.

Kolesterol:
Hamilelikte kolesterole çok katı kurallar koymak doğru olmayabilir. Hamileliğin bir sonucu olarak kan kolesterolünüz yükselir ve doğumdan sonra normal seviyesine döner.

Şeker:
Besleyici gıdalar yerine şekerli yiyeceklere yönelmenizin size ve bebeğe hiç bir faydası olmayacaktır. Daha besleyici yiyecekleri tercih etmelisiniz. Tatlı tabağınızı her zaman küçük tutun.

Tuz:
Çok fazla veya çok az tuz kullanmak çeşitli problemlere yol açabilir. Örneğin hiç tuz kullanmamak hamileliğin son döneminde sıkça görülen vücutta su tutmayı önleyebilir. Sadece çok az tuz serpin ve cips gibi çok tuzlu yiyeceklerden kaçının

Kahve, çay ve gazlı içecekler:
Sağlıklı bir hamilenin bunların hiç birisine ihtiyacı yoktur. Bu gıdalar kafein ve doğal olmayan tatlandırıcılar içerir. Eğer canınız çok istiyorsa günde sadece 1-2 bardak ile sınırlı kalın.


<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:46:58>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Hamilelikte dikkat etmemiz gerekenler - 22.08.2005 04:34:44 ( #66 )
HAMİLELİKTE DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER...  ::








Hamilelik döneminde daha doğal içerikli bakım ürünleri kullanmaya özen gösterin. Ayrıca çillerinizin veya benlerinizin hamilelik döneminde koyulaşması ve olmayan lekelerin ortaya çıkması sizi şaşırtmasın; bunlar doğumdan sonra genellikle kaybolurlar.
Anne adaylarının saçlarında da bazı farklılıklar gözlemleniyor. Hamilelik döneminde saçlar daha yumuşak ve canlı oluyor. Bu durumun sebebi sadece hormonlardaki değişiklikler değil. Hamilelik döneminde tüketilen besin maddelerine dikkat edilmesi de saç sağlığı açısından büyük bir etkendir. Hamilelik döneminde yeni ruh halinize uyan ve pratik bir saç modeli kesimi uygulatabilirsiniz; bu, sizin zindeliğinizi arttıracaktır.
Bazı kadınlar doğumdan birkaç ay önce saçlarını değiştirmeye karar verir: Bunun sebebi; doğumdan sonra özel bakımlara zaman ayıramayacakları düşüncesidir. Hamilelik döneminde saç rengini değiştirmek; saçları boyatmak uzmanlar tarafından yanlış olarak kabul edilmiyor, çümkü piyasada bulunan saç boyaları ve akıcı boyalar birçok kez test ediliyor. Buna rağmen saçlarını boyatmaktan korkan anne adayları hazır kına setleri gibi naturel boyaları uygulayabilirler.
Hamilelik döneminde ayaklarınızı yukarı kaldırmaya özen gösterin. Ayrıca, ayaklardan başlayarak baldırlara doğru yapılan masajlar, ayaklarınızdaki yükü azaltmaya yardımcı olur. Damarlar, hamilelik döneminde yüksek performans gösteriyor, çünkü toplardamarlar kan dolaşımını hızlandırıyor. Bacakların ve ayakların, hamilelik dönemini daha rahat atlatrmnaları için nemlendirici kremle ovulmaları ve ayakların gün içinde sık sık yükseğe kaldırılarak dinlendirilmeleri gerekiyor.














HAMİLELİKTE BESLENME  ::









Gebelik döneminizde dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde kilo almak, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek doğurmak ve doğum sonrası formunuzu korumak için beslenmeyle ilgili size düşenleri tümüyle yerine getiriyorsunuz demektir.
gebelik.org' un katkılarıyla hazırlanan aşağıdaki bölümü, doğacak bebeğinizin sağlığı açısından dikkatle okuyunuz... 

Sağlıklı bir gebelik dönemi için iyi beslenme
Gebelikte beslenme, anne adaylarının üzerinde önemle durmaları gereken bir konudur. Sağlıklı ve kaliteli bir gebelik dönemi geçirmek, gebeliğe özgü belirtileri yaşamamak ya da daha az yaşamak, bebeğinizin potansiyeli olan kiloya ulaşmasını ve dünyaya yeterli besin depolarını oluşturmuş olarak gelmesini sağlamak, rahat bir lohusalık dönemi geçirmek, lohusalıkta bebeğinize vereceğiniz sütünüzün kaliteli olmasını sağlamak için gebelik öncesinden gelen beslenme alışkanlıklarınızı gebelikte tekrar gözden geçirmeniz önemlidir.. İlk bilmeniz gereken, bu yazıyı okuduğunuzda gebeliğinizin hangi döneminde bulunursanız bulunun geç kalmadığınızdır. Şu andan itibaren beslenme konusunda atacağınız her olumlu adım mutlaka hem size hem de bebeğinize yararlı olacaktır. Son aylarınızda olsanız bile beslenme konusunda yapacağınız iyileştirmeler en azından doğacak bebeğinizin doğum sonrası ilk altı aylık dönemde ihtiyacı olan demir ve vitamin depolarını oluşturmasını sağlar. Gebelik dönemi; günlük kalori, alınması gerekli sıvı, protein, vitamin, mineraller, temel ve eser elementlerin ihtiyacının arttığı bir dönemdir. Bu artmış olan ihtiyacı karşılamak için vücudunuz size çoğu durumda yol gösterecek ve açlık-tokluk merkezlerinin gebeliğe uyum sağlamak amacıyla değişen işlevleri sayesinde bu ihtiyaçlarınızı karşılamış olacaksınız. Gebelikte önerdiğimiz beslenme şekli, tüm temel besin maddelerinden herbirinin yeterince ve düzenli olarak alınması şeklindedir. Temel besin madddelerinin şekerler ve yağ miktarı yüksek gıdalar hariç her birinden hergün belli miktarlarda mutlaka alınmalıdır. Şekerler ve yağ miktarı yüksek gıdalar (yağların temel besin maddeleri içinde önemleri büyüktür, burada kastedilen aşırı "yağlı" yiyeceklerdir) ise besleyici özellikleri düşük ve kalorileri yüksek olan gıdalardır ve size ve bebeğinize yararları yoktur. 

Hamilelikte farklı miktarlarda demir, folik asid, sodyum (tuz) ve şeker alma ihtiyacı duyulur.  Bu ihtiyaçlarını karşılamak için hemen her gün; süt ve süt ürünleri, yumurta (herhangi bir yemeğin içinde veya tek başına), et, tavuk veya balık, kuru baklagiller, peynir,lifli yeşil sebzeler, hububat, C vitamini kaynakları (portakal suyu, domates), yağ (sıvı yağ, tereyağ, mayonez gibi besinlerle), diğer meyveler ve sebzeler yenmelidir.

Vitaminler...
Gebelikte bazı özel durumlar hariç düzenli vitamin kullanımı gereksizdir. Gebelik dönemi boyunca ihtiyaç duyduğunuz vitaminlerin tümü düzenli beslenme yoluyla alınabilir ve doğru olanı da budur. Şu ana kadar varlığı saptanmış vitaminler dışında vücudun kullandığı çok sayıda vitamin vardır ve bunlar keşfedilmeyi beklemektedir. Düzensiz beslenip vitamin ilaçlarına güvendiğinizde gerekli olan ihtiyacınızın tümüyle karşılanmadığından emin olabilirsiniz. Ancak erken gebelik dönemindeki şiddetli bulantı ve kusmalarda ve ileri derecede beslenme yetersizliği gösteren anne adaylarında ise düzenli beslenmeye ek olarak vitamin tedavisi elbette vermekteyiz. 

Demir...
Kan yapımında önemli yeri olan demir için ise farklı şeyler söylenebilir: Ne kadar demir içeriği yüksek besinlerle beslenirseniz beslenin, gebelikte ihtiyaç duyduğunuz demiri alabilmek için belli bir gebelik haftasından sonra (genellikle gebeliğin ikinci yarısından itibaren) düzenli olarak demir içeren ilaçlar kullanmalısınız. Alacağınız demirin bebeğinizin demir depolarının oluşmasındaki önemini unutmayın. Tüm bu demir ihtiyacının besinlerden karşılanabilmesi için alınması gerekli besin miktarı normalden fazla kalori içerir ve bu yüzden uygun bir beslenme biçimi değildir. Demir sadece bebek için değil annenin % 30 oranında artan kan hacmi ile de ilgilidir. Demir sağlıklı kan hücrelerinin oluşumu için şarttır ve beslenme ile artan ihtiyacı karşılamak zordur. Eğer yeterli miktarda demir alınmazsa bebek annenin demirini alır ve annede anemi ve halsizlik gelişebilir. Ancak demir içeren  ilaçlar mutlaka bir doktor tavsiyesine göre ve kontrolunda alınmalıdır. İkiz ve çoğul gebelik taşıyan, kansızlık bulguları gösteren, ya da gebeliğin sonlarına gelmiş olmasına rağmen demir ilaçları kullanmamış anne adaylarında daha yüksek dozlarda demir tedavisi gerekebilir. 

Genel kural olarak pek çok standart multivitamin preparatları yeterince folik asid, demir ve kalsiyum içerir. Bunlar içinde hamilelikte özellikle folik aside ihtiyaç vardır.

Folik asit:
Folik asit B vitaminidir ve vücutta yeni kan hücresi yapımında, aminoasit yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. Bu yüzden hamilelikte folik asit ihtiyacı belirgin şekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Folik asit seviyesi yetersiz olduğunda yapısal olarak normalden büyük ancak işlevleri düşük alyuvar hücreleri meydana gelir ve kansızlık belirtileri ortaya çıkar.

Folik asit hakkında bilimsel olarak henüz kanıtlanmamasına karşın tıbbi çevrelerce kabul gören bir gerçek vardır: Hamileliğin erken dönemlerindeki folik asit eksikliği bebeklerde nöral tüp defektlerinin (NTD) oluşmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi (Center for Disease Control) 1991 yılında yayınladığı bildirgede daha önce NTD'li bebek doğurmuş olan anne adaylarının hamile kalmadan en az bir ay önce başlayıp 3 ay boyunca günde 4 miligram folik asit kullanımını önermiştir. Bu öneri çoğu doktor tarafından halen uygulanmaya devam etmektedir.

Demir içeren preparatların bir kısmında ek olarak folik asit de bulunur. Şu anda folik asit konusunda yukarıda anlatılan NTD gerçeği gözönüne alındığında demirle birlikte folikasit takviyesi yapmanın gerekli olduğunu düşünen ve bunu uygulayan çok sayıda doktor vardır.

Sabahları bir kase mısır gevreği folik asid ihtiyacının büyük kısmını karşılar. Bol meyve, makarna , pirinç, ekmek, un (kepekli olanları tercih), folik asid içerir. Folik asid ayrıca karaciğer, böbrek, lifli yeşil sebzeler ve kuru bakla ve bezelyede bulunur.

Nöral tüp defekti nedir?
Hamile kalınan günden 17-30 gün sonra (yani kadının son adet tarihinden 4-6 hafta sonra) bebeğin nöral  tüpü yani sinir sistemini oluşturan bölümü gelişir ve kapanır. Nöral tüp daha ileri dönemde bebeğin omuriliğini, omurlarını, beynini ve kafatasını oluşturur. Eğer nöral tüp olması gerektiği gibi kapanamazsa bebeğin beyni ve omuriliği açıkta kalır. 

Hangi hamile kadında nöral tüp defekti gelişeceğini tahmin etmek mümkün değildir. Ancak bazı riskler söz konusudur;
 - Bir önceki hamileliğinde nöral tüp defekti gelişen kadınlarda diğer hamileliğinde de gelişme ihtimali 20 kat artar.
 - Annede insüline bağımlı şeker hastalığı olması
 - Havale nöbeti için ilaçl kullanan kadınlar
 - Tıbbi olarak obez tanısı konmuş olan kadınlar
 - Erken hamilelikte yüksek sıcaklıklara maruz kalmak (örneğin uzun süren ateş, sıcak banyoda uzun süre kalmak gibi)

Halen araştırmalar devam etmekle birlikte sigara içen kadınlar, ilaç kullananlar ve alkol alanların ve katı vejeteryanların vitamin kullanması önerilmektedir. Kadın doğum hekimleri özel bir tıbbi durum olmadıkça herkese rutin vitamin kullanımını önermemektedir.

Vejeteryan mısınız?
Vejeteryanlar protein alımını dengelemek için mutlaka süt ve süt ürünleri ve yumurta yemelidir. Aynı zamanda B12 vitamini takviyesi almaları gerekebilir. Çünkü bu vitamin sadece hayvansal ürünlerde bulunur.

Çinko, magnezyum, kalsiyum, demir ve D vitamini yetersizlikleri anne ve bebek mortalitesinde önemlidir.

Günlük öğün sayınızı en az beş olacak şekilde tekrar ayarlayın...
Burada amaç midenin aşırı dolmasını ve size rahatsızlık vermesini engellemektir. Toplam alacağınız gıdayı üç öğün yerine beş ya da daha fazla öğünde yemek, erken gebelikte bulantı şikayetlerinizi engellemede, gebeliğin geç dönemlerinde de mide yanması ve şişkinlik şikayetlerinizi önlemede yardımcı olacaktır. 

Su temel bir besin maddesidir
Suyu ve sıvı içeren gıdaları gebelik öncesi döneme göre daha fazla miktarlarda almanız kabızlık yaşamanızı engellemeye yardımcı olacak ve özellikle yaz aylarında halsizlik şikayetlerinizin azalmasını sağlayacaktır. İdrar renginizin açık sarıdan daha koyu sarı bir renkte olması (idrar yolu enfeksiyonunuz yoksa) sıvı alımınızın yetersiz olduğunun habercisidir. Günlük aldığınız sıvıları yemekler arasında almanız, midenizin aşırı dolmasını engellemeye önemli katkılarda bulunur. 

Kahve ve çaylar...
Kahve içme alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirmelisiniz. Günde bir fincan ya da maksimum iki fincan kahvenin olumsuz bir etkisi olmamasına karşın daha fazla miktarlarda vücuda giren kafein, dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesine ve uykusuz kalmanıza neden olabilir. Dahası, yüksek miktarlarda kafeinin (günde 10 fincan ya da daha fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Kafein içeren diğer sıvılar (kolalar, çeşitli çaylar) için de aynı öneriler geçerlidir. Çay konusunda ise kahve konusunda söylenenlerden biraz daha fazla şeyler söylemek gerekir. Çay, kafein dışında teofilin denen bir madde ve niteliği tam olarak belirlenmemiş bazı maddeler içerir. Aşırı miktarlarda (günde 10 fincandan fazla) tüketildiğinde içerdiği kafeinin yaptığı olumsuz etkilere ek olarak, besinlerle alınan demirin emilimini de azalttığı bilinen bir içecektir. Bu yüzden gebelikte çay tüketimi tercihan günde iki fincan ile kısıtlanmalıdır. Suni tatlandırıcılar içlerinde genellikle aspartam adlı bir madde içerirler. Bu maddenin gebelikte kullanımında bir sakınca bulunmamıştır. Ancak fenilketonüri (doğumsal bir aminoasit metabolizma bozukluğu) tanısı konmuş anne adaylarının bu tatlandırıcıları doktorlarına danışarak kullanmaları gerekir. 

Tuz...
Yıllar boyu anne adaylarına hekimler tarafından tuzsuz diyet önerilmiştir. Bunun altında yatan düşünce de preeklampsi gelişiminde vücutta tuz ve su tutulmasının birincil mekanizma olduğu, tuz alımı durdurulduğunda bu normaldışı durumun gelişmeyeceği varsayımıydı. Günümüzde bu uygulama artık kabul görmemektedir. Gebelikte vücutta sıvı tutulması gebeliğin normal seyrinin bir parçasıdır ve bu sürecin kesintiye uğraması sakıncalıdır. Preeklampside ani kilo alımı ve sıvı tutulması tuz alımıyla ilgili değildir. Bu yüzden anne adaylarının yemeklerine yeterince tuz katmalarında bir sakınca yoktur. Preeklampsi gelişimini engellemek için önceleri anne adaylarına hekimler tarafından diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar neredeyse rutin olarak verilmekteydi. Ancak bu ilaçlar da sıvı ve elektrolit dengesini bozduklarından gelişmesi muhtemel problemleri önlemek bir yana, tümüyle normal seyreden bir gebelikte bile sıvı-elektrolit dengesizlikleri oluşmasına neden olabilirler. Anne adaylarının gebelikte artmış iyot ihtiyacını karşılamak amacıyla iyotlu tuz kullanmaları önerilir. 

Sıvılar...
Gebelikte vücudun sıvı miktarı artar ve kan hacmi yaklaşık %50 oranında genişler. Amnios sıvısı da yaklaşık olarak üç saatte bir tümüyle yenilenir. Bu nedenle anne adayının vücudundaki sıvı dengesi çok önemlidir. Anne adaylarının günde en az iki litre sıvı almaları gerekir. 

Hamilelikte alkol kullanımı
Hamileliğiniz süresince alkol almayın. Alkol merkezi sinir sistemini baskılar ve vücuttaki pek çok organa zarar verir. Hamilelikte yoğun alkol kullanımı bebeğinizin hassas vücuduna zarar verecektir. Yapılan araştırmalar alkolün plasentayı geçip bebeğe ulaştığını göstermiştir. Bebeğinizin minik boyutları ve henüz gelişmekte olan sistemi, alkolün size verebileceği hasardan çok daha fazlasını bebeğe vermesine neden olur. Yoğun alkol kullanımı bebekte beyin hasarı ve zeka geriliğine neden olur. Bebeğin normal gelişimide bozulur ve daha zayıf ve küçük kalır.Yüzünde bozukluklar, kalp problemleri ve koordinasyon bozukluklarına neden olur. Günümüzde ne kadar alkol alımının “çok” sınıfında olduğunu bilmiyoruz. Bu yüzden hiç kullanmamanın risk almamak açısından en doğru yöntem olduğunu düşünüyoruz.

Hamilelikte ilaç kullanımı
Pek çok ilaç plasenta’yı geçip bebeğe ulaşabildiği için hamilelik süresince sadece hekiminizin önerdiği ilaçları kullanmanız doğru olur. Hekim önerisi olmadan eczaneden alabileceğiniz ilaçlar örneğin kabızlık ilaçları, uyku yapıcı ilaçlar, sakinleştiriciler, ağrı kesiciler ve aspirin kullanılmamalıdır. En doğrusu yine çok mecbur kalmadıkça hiç ilaç kullanmamaktır.

Hamilelikte sigara kullanımı
Yoğun sigara kullanımı sonucu sigaradan alınan nikotin ve karbonmonoksid gelişmekte olan bebeğe kan sunumunun kısıtlanmasına, azalmasına neden olur. Bu kısıtlanma bebeğe sunulması gereken besin miktarında azalmaya ve vücut atıklarının uzaklaştırılmasında yetersizliğe neden olur. Sigara kullanımı ile annede iştahsızlık olacağı için annenin beslenmesinde de yetersizlik ve hamilelik süresince alınması gereken kiloda eksiklik olur. Bunların tamamı bebeğe gelişme azlığı ve düşük doğum ağırlığı olarak geri döner. Bu durum bebeğinizde ciddi sağlık problemlerine neden olabilir.
Asla hamileliğiniz süresince diyet yapmayın! Hamilelik öncesi şişmansanız hamilelik sırasında kilonuzu vermek ya da az kilo almaya çabalamak yanlıştır. Bebeğinizin yeterince gelişip büyüyememesine neden olursunuz.
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:47:37>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: HAMILELIK DONEMIMIZ. - 22.08.2005 04:37:45 ( #67 )
Hamilelik Esnasında Fizyolojik değişiklikler








Gebelik kadının hayatında yaşadığı en önemli deneyimlerden birisidir. Hem duygusal hem de fizyolojik olarak pekçok değişikliği beraberinde getirir. Kendisini nelerin beklediğini bilmeyen gebe bu duruma uyum sağlamada güçlük yaşayabilir. Bu değişimlerin iyi anlaşılması normal ve anormal ayrımının sağlıklı yapılabilmesi için son derece önemlidir. Bu değişimlerin çok büyük bir kısmı fetus ve plasentadan gelen hormonlara bağlı olarak ortaya çıkar.

Gebeliğin başlaması ile beraber kadının vücudundaki değişimler de başlar. En önemli ve fark edilen değişiklik kilo artışı ve duruş şeklindeki değişikliklerdir. Artmış beslenme gereksimine bağlı olarak iştah artar. Buna halk arasında aşerme de denir. Tüm gebelik boyunca tavsiye edilen kilo artışı 11-13 kg kadardır. hCG hormonuna bağlı olarak 4-8. haftalarda bulantı ve kusmalar başlayabilir. Bu durum 14-16. hatalara kadar devam edebilir. Kusmaların kişinin beslenmesini bozacak kadar fazla olduğu durumlarda hastaneye yatış ve damar yolu ile besleme gerekebilir.

Solunum Sistemi
Göğüs çevresi artar, toplam akciğer kapasitesinde %5 civarında bir azalma olur. Soluk alıp vermede güçlük, egzersiz toleransında azalma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Dolaşım Sistemi
Gebelik ilerledikçe dolaşım sisteminde büyük değişiklikler göze çarpar.Kan hacmi ve kırmızı kan hücre sayısı artar. Ancak kanın sıvı kısmı daha çok arttığından göreceli bir kansızlık ortaya çıkabilir. Bu durumda demir takviyesi gerekir. kalp atım sayısında artış olur. Zaman zaman çarpıntı görülebilir. Bu durum gebeliğin erken devrelerinde başlar ve 20-24. haftalarda en yüksek düzeye ulaşır. Salgılanan hormonlara bağlı lrak tansiyonda hifif bir düşme görülebilir. gebelik ilerledikçe özellikle sağ yan yatılan durumlarda rahim ana toplar damara bası yaparak ani tansiyon düşmelerine neden olabilir. Bu nedenle gebeliğin son dönemlerinde sağa dönerek yatılmaması önerilir. Kandaki beyaz küre sayısı 20.000'e kadar yükselebilir. Yine gebelikte kanın pıhtılaşmaya olan eğilimi artar.

Boşaltım Sistemi
10-12 haftalardan başlayarak idrar yollarında enişlemeler olabilir. Hormonların ve büyüyen rahimin etkisi ile sık idrara çıkma görülür. İdrar yaptıktan sonra mesanenin tamamen boşalmaması nedeni ile idrar yolu enfeksiyonlarına olan eğilim artar. Normalde görülmemesine rağmen gebelerde idrarda az miktarda glukoz (şeker) saptanabilir.

Sindirim Sistemi
Salgılanan hormonların etkisi ile barsak hareketleri yavaşlar. Kabızlık ve mide içeriğinin yemek borusuna kaçması olabilir Bu durum kendini midede yanma şeklinde belli edebilir. Toplar damar basıncındaki değişikliklere bağlı olarak hemoroidler ortaya çıkabilir. Safra kesesinin hareketinin azalması safra taşlarına olan eğilimi arttırır.

Kas-İskelet sistemi
Gebelikte salgılana bazı hormonlar eklemlerde gevşemeye neden olur. Bu gevşeklik özellikle iki leğen kemiğinin ortada birleştiği eklemde belirgindir. Kilo artışı ve vücudun denge merkezinin değişmesi bel kavsinde artışa neden olur.Bel ve sırt ağrıları görülebilir.

Cilt
Yine hormonların etkisi ile karın ortasında koyu bir çizgi ortaya çıkabilir.Benzer şekilde yüzde de gebelik maskesi adı verilen renk değişimleri saptanabilir. Avuç içlerinde kızarıklıklar nadiren görülür. Hızlı büyümeden ötürü karın duvarı ve memelerde çatlaklar saptanabilir. Terleme artabilir, sivilceler ortaya çıkabilir.

Memeler
Memelerdeki kan akımını artışına ve süt bezlerindeki büyümeye bağlı olarak meme uçları genişler ve koyulaşır. Damarlanmada artış gözlenebilir. Hızlı büyüme ve hormonal etki hassasiyete neden olabilir. Son döneme girildiğinde meme ucundan salgı olabilir.

Üreme sistemi
Dış genitalorganlarda renk değişimi ve varisler görülebilir.Hormonal uyarıya bağlı olarak vajinal salgıda artış saptanabilir. Rahimin kitlesi gebelik sonunda yaklaşık 16 kat, hacmi ise 500-1000 kat artar. Bu derece bir büyüme dolaşımı da etkileyerek bacaklarda şişme ve varislere neden olabilir. Karın içi basıncın artması nedeni ile fıtık eğilimi artar.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Anene karnindaki ilk hareketler - 22.08.2005 04:40:42 ( #68 )
Anne Karnında İlk Hareketler








Gebe bir kadının karnındaki bebeğin hareketlerini ilk kez hissetmesine quickening denir. Bu hareket pekçok gebe tarafından baloncuklar, kelebeğin kanat çırpması ya da karnın içinde gaz dolaşması olarak algılanır.

İlk bebeğine hamile olanlar bebeğin ilk hareketini genelde gebeliklerinin 18 ile 24. haftaları arasında fark ederler. Anne adayı için bu çok heyecan verici bir deneyimdir. Tecrübeli anneler ise hem ne hissettiklerini bildikleri için hem de ilk gebeliğe göre rahim daha gergin olduğu için biraz daha erken, genelde 16. haftadan sonra bebeklerinin "kanat çırpışını" fark ederler.

Heyecen içinde olan anne adayları için bebeklerinin hareketini hissetmek önemli olduğu gibi bebeğin durumunu da yansıttığı düşüncesi olaya ayrı bir boyut kazandırır. 4 ayı geçmesine rağmen hareketleri hissedemeyen anne adayı telaşlanır. Oysa quickening için anne adayının ağırlığı, bebeğin ve plasentanın pozisyonu önemlidir. Aynı gebelik haftasında olmalarına rağmen bir anne adayının bu hareketleri hissedebilmesine rağmen diğerinde henüz bir kıpırdanma olmaması bu farklılıklardan kaynaklanır.

İçinde başka bir canlının hareket etmesinin yarattığı eğlence dışında anne adaylarını düşündüren bir başka konu da hareketlerin sayısıdır. Kimine göre bebek az hareket ederken kimine göre de çok hareketlidir.Gerçekten de gebeliğin 28. haftasından sonra bebek hareketlerinin sayısı bebeğin iyilik hali hakkında bilgi verebilir. Hareketlerin azalması bebeğin sıkıntıda olduğunu düşündürür ve ileri tetkik gerektirir.
Bebek hareketlerinin sayılması pekçok uzman tarafından kullanılan ve giderek popülerlik kazanan bir uygulamadır. basit, ücretsiz ve herkesin yapabilir olması tekniği cazip kılmaktadır. Fetal hareketleri saymaya başlamak için en uygun zaman gün içinde bebeğin en aktif olduğu anlardır. Kaydetmeye başlarken hareketi ve saatini yazın. Her harekette kağıda bir işaret koyun. 10 harekete ulaştığınızda saati yeniden not edin. Bu testi hergün hemen hemen aynı saatlerde yapın.Eğer o gün bebek braz sakin ise 5-10 dakika yürüyün, şekerli birşeyler yiyip için ve daha sonra sol ynınıza dönüp yatın. Ufaklığın uyanıp uyanmadığına dikkat edin. Bu sırada bebeğin her hareketinin anne adayı tarafından hissedilemeyeceğini unutmayın.
Normalde bebeğinizin 4 saatte en az 10 kez hareket etmesi gerekir. Eğer bu sayı 10'dan az ise doktorunuzu arayın.

Çok hareket eden bir bebeğin ileride hiperaktif olması gibi bir durum söz konusu değildir. Aynı zamanda bazı söylentilerin aksine bebek hareketleri ile cinsiyetinin de herhangi bir bağlantısı yoktur.

Gebeliğin sonlarına doğru hareketler eğlenceden çok ağrı verir hale gelir. Bebeğin "tekmelemesi" rahimde gerginliğe neden olarak ağrı ve acı yaratabilir.

Bebek hareketlerini daha kolay hissetmek için ipuçları
  • Yatağa uzanın ve rahatlayın
  • Şekerli birşeyler için

Karnınıza wolkman dayayın ve müzik çalın. İşe yarayacaktır.

<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:48:19>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Hamilelik ve uyku - 22.08.2005 04:43:17 ( #69 )
Hamilelik ve Uyku
Gebeliğin ilk haftalarında anne olma düşüncesi ve heyecanı kadınların çoğunda uykusuzluğa yol açar. Aradan bir miktar zaman geçtikten sonra ise uyku hamile kadın için vazgeçilmez bir istek haline dönüşür. Sabah akşam sürekli uyuma isteği vardır. Hele gebelik bulantı ve kusmaları varsa, uyku esnasında bu şikayetler çok belirgin olmadığından kişi sürekli uyumak ister. Çoğu kadının eşi ve ailesi onun nasıl bu kadar çok uyuyabildiğini anlayamaz. İlk 6 ay bu şekilde gelip geçer.
Vücudunuz sürekli gelişmekte olan bebeğinizi desteklediğinden yorgun düşmektedir. Bebeğinizi tüm hamileliğiniz boyunca destekleyecek olan plasentası gelişmektedir ve bu sırada vücudunuz her zamankinden daha fazla çalıştığı için dinlenmeye daha çok gereksinim duymaktadır. hemilelik ilerledikçe bu kez uyku problemleri başgöstermeye başlayabilir. Çoğu zaman derin ve dinlendirici bir uykuya hasret olduğunuz hissedebilirsiniz.
Hamileyken uykuya dalmak neden güçtür?
Bunun pekçok nedeni vardır. Ancak ilk ve en önemli neden bebeğinizin büyümesidir. Bebeğiniz ve rahminiz büyüdükçe rahat bir uyku pozisyonu bulmakta zorlandığınızı fark edersiniz. Eğer hamilelik öncesi sırtüstü ya da yüzükoyun yatmaya alışkınsanız yanlara dönüp uyumak sizin için güç olabilir. Öte yandan vücut kitleniz arttıkça uyurken pozisyon değiştirmeniz güçleşir. Bu durumda doğal olarak verimli uyumanızı engeller. Bunun yanısıra hamilelikte normalde görülen bazı değişiklikler de uykunuzu bölerek ya da düzeninizi değiştirerek uyku problemlerine neden olabilir.
Sık idrara çıkma isteği: Hamileliğinizin ilk dönemlerinde büyüyen rahminiz mesanenize baskı yapar. Bu durumda doğal olarak mesane kapasiteniz azalacaktır. Bu azalmanın doğal sonucu ise sık idrara çıkma isteğidir. Öte yandan hamileliğiniz ilerledikçe damarlarınızda dolaşan kanınızın hacmi %30-50 arasında artacaktır. Bu artışa bağlı olarak böbreklerinizden geçen kan miktarı da artış gösterir. Neticede böbrekleriniz daha fazla kan süzecek ve daha fazla idrar üretecektir. Hem mesaneye olan baskı hem de idrar üretiminizdeki artış gece ya da gündüz daha çok tuvalet ziyareti yapmanıza neden olur. Gündüz bu durum sizi fazla rahatsız etmeyebilir ancak gece uykudan uyanmak zorunda kaldığınızda yeniden uykuya dalmanız güç olabilir. Özellikle bebeğiniz geceleri daha aktif ise bu daha fazla tuvalet ziyareti demektir.
Nefes darlığı: Hamileliğiniz ilerleyip rahminiz iyice büyüdüğünde karın boşluğunuz içinde çok fazla yer işgal etmeye başlar. Bu durumda karın içi basıncı artar ve karın boşluğu ile göğüs boşluğunuzu ayıran diyafram kasınıza baskı yapar. Artmış olan oksijen gereksiniminiz nedeni ile daha sık ve daha derin soluk alıp vermeye başlarsınız. Zaman zaman nefes darlığı hissedebilir nefes nefese kadığınızı fark edebilirsiniz. Nefes darlığı yatar pozisyondayken daha belirgin hale gelir ve uykuya dalmanızı güçleştirebilir.
Mide yanması: Hamilelikte salgılanan hormonlar vücudunuzda istemsiz olarak çalışan tüm düz kaslarınızda bir gevşemeye ve yavaşlamaya neden olabilir. Bu yavaşlama sindirim sisteminizde de ortaya çıkar. Sonuçta midenizin boşalması gecikir. Mide içeriği özellikle yatar pozisyondayken yemek borunuza geri kaçabilir ve yanmaya neden olabilir. Bu rahatsız durum sizi uykudan uyandırabileceği gibi uykuya dalmanızı da güçleştirebilir.
Kramplar: Tüm gün boyunca bacaklarınız normalden daha fazla yük taşımak zorunda kalır. Eğer bunun yanısıra kalsiyum eksikliği de varsa bacak krampları görülebilir. Kramplar da hamilelikte uyku güçlüğüne neden olabilmektedir.
Bunların yanısıra bilinçaltında yaşanan bazı korkular, stres ve sıkıntılar da uyuma güçlüğü ve kabuslara neden olabilir. Bebeğinizin sağlığı ile ilgili korkularınız, çocuklu yaşamın hayatınıza getireceği değişiklikler, doğum hakkındaki endişeleriniz de geceleri uykusuz geçirmeniz neden olabilir.
Rahat bir uyku pozisyonu bulmak
Hamileliğinizin erken dönemlerinde yana dönerek uyuma alışkanlığını geliştirmeniz ilerisi için size yardımcı olabilir. Özelikle son dönemlerde dizlerinizi kendinize çekerek yan dönüp yatmak oldukça rahat bir pozisyondur. Bu pozisyon ayrıca kirli kanı vücudunuzun alt kısmından kalbe taşıyan ve inferior vena cava adı verilen büyük toplardamar üzerindeki baskıyı azaltarak kalbinze binen yükün de azalmasına neden olur.
Özellikle sola dönük yattığınızda bu etki daha belirgin hale gelir. Öte yandan sola döndüğünüzde rahim de sola kayacağından karaciğeriniz üzerindeki baskı da azalır ve daha rahat hissedersiniz
Ancak gece uyandığınızda kendinizi sırt üstü yatar bulursanız fazla endişelenmeniz gerekmez. Pozisyon değiştirmek normal uykunun doğal bir bileşenidir ve kolay kolay kontrol edilemez. Özellikle son trimester'da sırtüstü yatar pozisyon çok rahatsızlık verici olduğundan zaten bu pozisyona kolay kolay geçmezssiniz. Eğer farkında olmadan sırt üstü yatarsanız duyacağınız rahatsızlık sizi uyandıracaktır.
Gebelik dönemi için özel olarak tasarlanmış yastıkları kullanmanız rahat bir uyku uyumanıza yardımcı olabilir. Bazı kadınlar yastığı karınlarının altına ya da bacaklarının arasına koyduklarında çok rahat uyuduklarını belirtmektedirler. Silindirik bir yastığı ya da kıvıracağınız bir pikeyi belinize yerleştirip yan yatarak da rahat bir pozisyon elde edebilirsiniz.
Hamilelik döneminde verimli bir uyku için öneriler
  • Kola, kahve ve çay gibi kafeinli içecekleri dietinizden uzak tutmaya çalışın. Özellikle öğleden sonra ve akşam bu tür içecekleri tüketmemeye gayret gösterin
  • Yatmadan 2-3 saat önce sıvı alımınız azaltın. Ancak gün içinde yeterli sıvı almaya özen gösterin. Benzer şekilde yatmadan önce ağır yemekler yemeyin. Bulantınız varsa ve bu bulantı sizi uykudan uyandırıyorsa yatmadan hemen önce kraker türü besinler yiyebilirsiniz.
  • Uyku saatlerinizi belirleyin. Yatağa alışkın olduğunuz saatten daha geç gitmeyin
  • Düzenli olarak egzersiz yapın ancak yatmaya yakın zamanlarda egzersiz yapmayın
  • Yastıkları her yerde kullanın. Nasıl ve nerde rahatlık veriyor ise yastıkları orda kullanın, ister dizlerinizin arasına, ister belinize, isterseniz de başınızın altına koyun
  • Yatağa gitmeden önce rahatlatacak birşeyler yapın. Ilık bir duş ya da bir bardak süt içmek gibi
  • Geceleri bacak kra mpları ile uyanıyorsanız yatmadan önce iyice gerinin. Yeterli miktarda kalsiyum almaya dikkat edin. Doktorunuzla kalsiyum ilaçları alıp alamayacağınızı görüşün.
Eğer gece uyanırsanız ya da uykuya dalamaz iseniz kendinizi zorlamayın. Kalkıp ev içinde biraz dolaşın ya da kitap okumak gibi uykunuzu dağıtmayacak birşeyler yapın, müzik dinleyin, televizyon seyredin, internette dolaşın. Hoşunuza giden ve sizi rahatlatan birşeyler yapın. Eğer mümkünse gün içinde uyku açığınızı kapatmak için 30-60 dakikalık şekerlemeler yapın.
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:48:51>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Hamilelikte nefes darligi - 22.08.2005 04:48:41 ( #70 )
Hamilelikte nefes darlığı...





Nefes darlığı hamilelik döneminde en sık karşılaşılan yakınmalardan birisidir. Özellikle hamileleiğin son dönemlerine doğru nefes darlığı sorunu yaşanabilir.

Bu durumun temel nedeni büyüyen rahimin karın ve göğüs boşluklarını birbirinden ayıran diyafram kasını yukarı doğru itmesidir. Ayrıca gebelik sırasında vücudunuzun oksijen gereksinimi daha da artacağından daha hızlı ve sık nefes almaya başlarsınız. 

Nefes darlığı ya da çok kolayca nefes nefese kalma çoğu zaman hafif bir fiziksel aktivite ile bile ortaya çıkabilir.Birkaç basamak merdiven çıktığınızda bile nefes nefese kalabilirsiniz. Bu durum zararsızdır ve bebeğiniz üzerinde olumsuz bir etkisi yoktur. 

Birden fazla bebek bekleyen yani çoğul gebeliği olan anne adaylarında durum daha erken ortaya çıkabilir ve tek bebek bekleyen anne adaylarına göre daha şiddetli olabilir. benzer şekilde anemisi olan yani kansızlık sorunu yaşayan anne adaylarında da nefes darlığı daha erken ortaya çıkıp daha şiddetli seyredebilir. 

Çoğu zaman gebeliğin son birkaç haftası içinde bebek aşağıya doğru indiğinde nefes alıp vermede bir rahatlama yaşanır. Bu rahatlama özellikle ilk kez hamilelik yaşayanlarda belirgindir. 

Daha önceden bilinen bir solunum sistemi hastalığınız varsa, nefes darlığının yanı sıra göğüs ağrısı, şiddetli çarpıntı, ellerde ve ayaklarda uyuşma gibi ek yakınmalara varsa böyle bir durumda doktorunuzun görüşünü almanız yararlı olabilir
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 08.09.2005 08:34:15>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Uzayan Hamilelik - 22.08.2005 07:21:28 ( #71 )
Uzayan hamilelikBu erken doğumdan daha nadir bir sorundur (vakaların %2-3"ü), ancak çok ciddi olabilir ve sorun çıkarabilir. Ciddi olabilir çünkü hamilelik anormal olarak uzadığında çocuk acı çekme hatta rahimde ölme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Nitekim plasenta, anneyle çocuk arasındaki alışverişin gerçek fabrikası, hamileliğin sonuna dek çocuğa, ona gerekli olan besinleri ve özellikle oksijeni sağlar. Hamilelik uzarsa, plasenta yaşlanır, daha kötü çalışır, cenine verilen destekler yetersizleşir ve bundan cenin çok acı çeker.

Pratikte, bir hamileliğin gerçekten uzayıp uzamadığını bilmek çok zordur. Doğum tarihini kesinlikle hesaplamanın hemen hemen olanaksız olduğunu ve birkaç günlük kaymaların çok yaygın olduğunu biliyoruz. Gerçekte, hamilelik, öngörülen tarihten 10-12 gün, hatta daha fazla uzarsa durum endişe vericidir.

Doğum tarihinin geçmesi, kendisini size, bebeğin hareketlerinin net bir düşüşüyle hissettirebilir. Hekim, her gün ya da iki günde bir yapılacak ceninin kalp atışlarının incelenmesi (monitoring) ile, çocuğun acı çekip çekmediğine bakacaktır. Ancak rahim boynu yeterince açıksa, mümkün olabilecek amnioskopi, çocuk acı çektiğinde yeşile dönüşen sıvının değişimlerini gösterir.

Bu bilgilerle donatılmış hekim, çocuk hamileliğin anormal uzamasından zarar görmesin diye, doğumu başlatma kararı alabilir.

Doğumda çocuk çok gelişmiş diye nitelendirilir ve genelde özel bir görünüme sahiptir: Derisi zamanında doğan çocuğunkinden daha buruşuktur ve yağlı tabakadan hiçbir iz taşımaz. Yüzey tabakalarını atar, pul pul dökülür. Nihayet, tırnaklar anormal bir şekilde uzundur. Ancak normalde, çok gelişmiş çocuk, özel bakım gerektirmez.
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 08.09.2005 08:35:05>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Sizi ne tur fiziksel degisimler bekliyor? - 22.08.2005 07:24:12 ( #72 )
Sizi ne tür fiziksel değişimler bekliyor?Çatlaklar: Bunlar, pembe renkli kıvılcımlar şeklinde küçük çiziklerdir. Hamileliğin beşinci ayına doğru karın ve uyluklarda, bazen de göğüslerde ortaya çıkarlar. Doğumdan sonra, çatlaklar yavaş yavaş beyaz sedefli bir hal alırlar. Çatlaklar, derinin esnek liflerinin harabolmasından ileri gelirler. Genelde, yalnızca kadınlarda görüldüğü ve üst derideki bu esneklik kaybının hamilelik sırasında derinin mekanik gerilmesinden kaynaklandığı sanılır. Oysa çatlaklara erkeklerde de sık rastlanır ve ergenlik çağındaki bir gencin derisi de çatlaklar oluşmadan aşırı bir şekilde gerilebilir. Çatlakların böbreküstü bezlerinin salgıladığı kortizonun etkisinden kaynaklandığını düşünmekte tümüyle haklıyız. Bu bezler, hamileliğin üçüncü ayında özellikle etkindirler. Ancak çatlakların oluşumunun olası mekanizmasını bilmek onları engelleyebilmemizi sağlamıyor. Gelişmelerini önlemek için önerilen fazla kilo almamaktır. Belki, vitamin ya da amniotik sıvı temelli kremlerle deriye masaj yaparak çatlakların önlenebildiğini duyacaksınız. Düşkınklığına uğramayın ama bu kremlerden ciddi bir sonuç beklemeyin. Oluşmuş çatlakları yok etmeye gelince de, daha iyimser olunamıyor ne yazık ki. Bunları estetik cerrahiyle bile yok etmek olanaksızdır. Deriye yeniden esnekliğini kazandıracak hiçbir yol yoktur. Çatlaklar hakkında akıldan çıkmaması gereken, önlenemeyecekleri ve yok edilemeyecekleridir. Ama yine de bir kesinlik var ki, aşın kilo alımı artmalarına yardımcı olur.

Saçlar: Genelde sanılanın tersine, hamilelik saçları yıpratmaz, aksine, saçları donuk renkli ve cansız olan kadınlar, saçlarının daha parlak olduklarını ve yumuşadıklarını görürler ve sebore hamilelik sırasında yatışır ve kaybolur.

Hamilelik sırasında saçlara gösterilmesi gereken özen, genelde gösterilmesi gerekenden çok farklı değildir. Sonuçta kepeklenmeye neden olacak kadar saçı kurutmayı ya da saç derisinin yağını çok sert bir biçimde almayı önleyen az deterjanlı yumuşak şampuanların kullanılması öğütlenir. Yani, yağlı saçlara sahip olsanız bile, kuru ve hassas saçlar için olan şampuanlardan başkasını kullanmayacaksınız. Hamilelik süresince, hormonlann etkisi saçlarda da kendini hissettirir. Bu dönem boyunca, daha az saç dökülür ve saçlann hacmi artar. Ancak doğumdan itibaren üç ay sonra saçlann topluca, bazen şaşırtıcı oranlarda dökülmesine neden olabilir. Hiçbir tedavi, ne olursa olsun, hiçbir şey bunu değiştiremez. Hazır aşa konmaktan fazlasını yapmayacak iğnelere ve diğer çarelere başvurmak tümüyle gereksizdir. Çünkü bunu izleyecek altı ay içinde, her şey kendiliğinden yoluna girecek, dökülme duracak ve saçlar yeniden çıkmaya başlayacaktır. Ancak saç ayda bir, bir buçuk santimetre arasında uzadığından, sabırlı olmak ve doğaya güvenmek gerek.

Tüylerin çıkması: Hamilelik sırasında artar. Genetik olarak müsait bazı kadınlarda, özellikle yüzde, üst dudağın üzerinde aşın tüylenme bile oluşabilir. Bu aşırı tüylenme doğumdan sonra geriler, dolayısıyla hiçbir özel bakım gerektirmez. Kesinlikle cımbızla ya da daha kötüsü ağdayla almamak gerekir çünkü kendiliğinden yok olacaklarken, onları sabitleştirmek tehlikesini yaratırsınız.

Dişler: Doğruyu söylemek gerekirse, hamilelik ne çürümeye ne kalsiyum eksikliğine neden olur. Buna karşın, hamilelikten önce var olan bir çürük, hamilelikte kötüleşebilir. Hamileliğiniz sırasında iyi beslenmeniz önemli olduğuna göre, iyi dişlere sahip olmaya dikkat etmeniz gerekir.
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:50:46>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Hamilelikte merak ettiklerimiz. - 22.08.2005 07:28:21 ( #73 )

Hamilelikte merak ettiklerinizAnne adayları değişen hormonların da etkisiyle, hamilelik döneminde oldukça hassaslaşıyor. Hem hormonların etkisine hem de ailenin genişleyeceği fikrine alışmaya çalışırken, küçük de olsa hamileliğiyle ilgili birçok ayrıntıyı sorun yapabiliyor ya da ciddi bir problemi anlayamıyor. Bu da çoğu zaman doğruyu bilmemekten veya yanlış bilgilenmekten kaynaklanıyor. İşte sorular ve cevapları;

Hamileliğim sırasında güneşlenebilir miyim?

Çok kısa süreli ve koruyucu kremler kullanarak güneşlenebilirsiniz. Ancak, güneş ışınlarının derideki lekelenmeleri arttırdığı unutulmamalı.

Hamilelikte sakıncalı sporlar var mı?

Dengenin önemli olduğu jimnastik, dağcılık ve benzeri sporlardan kaçınmalısınız. Rahminizin büyümesine bağlı olarak vücudunuzun ağırlık merkezi değişir ve dengenizi kaybedebilirsiniz. Çarpışma riski olan her tür spordan kaçının.

Tükürüğümün arttığını hissediyorum. Bu normal mi?

Fitalizm olarak adlandırılan bu durum artmış tükürük salgısından, azalmış mide hareketlerinden ve mide bulantısına bağlı görülen yutma güçlüğünden kaynaklanabilir. Gebeliğin ilk döneminde daha sık görülür ve gebelik ilerledikçe azalır.

Doktor kontrolüne daha sık gitmeye ne zaman başlamalıyım?

28. haftadan sonra doktor kontrolleri sıklaşır. Her 2-3 haftada bir kontrole gitmek gerekir. 36. haftadan itibaren de her hafta gitmek gerekir.

Bazen kasıklarımda çok şiddetli ağrılar hissediyorum, neden?

Dış gebelik ihtimali olmadığı zaman bu ağrıların round ligament adı verilen bağın gerilemesinden kaynaklandığı düşünülür. Ağrı genellikle sol tarafta daha çoktur, çünkü rahim sağa doğru hareket ederek soldaki ligamentin gerilemesine neden olur. Ağrı dinlenince azalır. Hamilelikte görülen ağrıların nedeni mutlaka hekim tarafından araştırılmalıdır. Apandist, yumurtalıkların dönmesi ve plasentanın ayrılması da ağrıya yol açar.

Hamilelik sırasında aşı yaptırabilir miyim?

Özellikle hamileliğin ilk üç ayında tüm aşılardan kaçınmak gerekir. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak gibi canlı virüs aşılarından, hamile kalmadan üç ay öncesinden itibaren ve hamilelik döneminde kaçınılmalıdır. Ölü bakteri aşıları salgınlarda ve gerekli olduğu zaman yapılabilir. Kuduz riski veya hepatit riski olan durumlarda gebeler aşılanmalıdır.

Ara sıra çarpıntı ve nefes darlığı hissediyorum, normal mi?

Büyüyen rahim derin nefes almayı güçleştirir. Kalp atım hızı da gebelik döneminde artar. Kahve içilmesi, pozisyon değişikliği ve yorgunluk çarpıntıya neden olabilir. Bu şikayetler genelde dinlenince kısa sürede geçer.

Bacaklarımda oluşan mor çizgilerin anlamı nedir?

Örümcek görünümündeki mor lekeler varistir. Varislerin sebebi artmış östrojen düzeyleri ve artmış damar içi basınçtır. Hamilelerin birçoğunda görülür. Bazı hamilelerde ayak ve bacaklardaki damarlarda şişlik ve ağrı oluşabilir.

Hamileliğim sırasında tırnaklarıma oje sürebilir miyim?

Ojelerde sabitleştirici olarak formaldehid denilen kimyasal kullanılır, bu maddenin tırnaklarda emilimi fazla olmaz, fakat ojenin iyi havalanan bir odada sürülmesi önerilir.

Ara sıra burnum kanıyor, dişlerimi fırçalarken de sıklıkla diş etlerim kanıyor. Ne yapmalıyım?

Damarlanmadaki artış ve artan kan miktarına bağlı olarak bu belirtiler görülebilir. Kanama bozukluğu olmayan hastalarda bu belirtiler önemli değildir.

Geceleri çok sık rüya ve kabuslar görüyorum. Bunlar normal mi?

Hamilelikte artan hormon düzeylerine ve bebekle ilgili kaygılara bağlı olarak kabusların görülmesi normaldir.

Ellerimde şişlik ve karıncalanma oluyor, normal mi?

Ellerdeki ödeme (su toplaması) bağlı olarak karıncalanma hissedilir. Ellerin yukarı kaldırılması ve suya sokulması ile bu yakınmalar azalabilir.

Doktorum bebeğimin hareketlerini saymamı istedi. Bebeğimin hareketlerini her saat saymalı mıyım?

Her bebeğin kendine göre bir günlük ritmi vardır. Günün belli saatlerinde bebek daha aktif olabilir. Hamileler bebeklerinin daha çok hareket ettiği zamanları bilir. Bu saatlerde bebeğin hareketlerine dikkat edilerek her zamankinden farklı bir durum varsa doktora haber verilmesi gerekir.

Hangi tarafıma yatarak uyuduğum önemli mi?

Hamilelik döneminde sol tarafın üzerine yatılması önerilir. Birçok kadın sabah uyandığında sırtüstü yatar durumda olduğunu ve bunun bebeğe zararlı olup olmadığını merak eder. Yatarken arkanızı bir yastıkla desteklemeniz, sırtüstü pozisyona gelmenizi engeller. Bazı kadınlar sırtüstü pozisyonda yattıklarında karındaki damarların sıkışmasına bağlı olarak ani kan basıncı düşmesi ile kendilerini bayılacakmış gibi hissederler, tekrar yana yatıldığında bu yakınmalar geçer.

İlk hamileliğim sırasında tansiyonum yükselmişti, bu durum ikincisinde de tekrarlar mı?

Hamilelikte tansiyon yükselmesinin çeşitli nedenleri vardır. Gebelik zehirlenmesi denilen durumda tansiyon yüksekliğinin yanında; özellikle ellerde, bacaklarda ve yüzde ödem (şişlik) de vardır. İdrarda protein tespit edilebilir. Bu durum doğum sonrasında düzelir. İlk gebeliğiniz sırasında gebelik zehirlenmesi geliştiyse sonraki gebeliklerde gelişme riski yüzde 10-15’dir
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:51:18>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: 40 yasinda dogum - 22.08.2005 07:33:34 ( #74 )
Kırk yaşında doğumHamilelik yaşı artık yükselmekte. Kadınlar ilk çocuklarına ortalama 28 yaşında sahip oluyorlar. Ve 40 yaş hamileliklerine daha sık rastlanıyor.

Çocuk düşünmeden önce, pek çok kadın öncelikle mesleki yaşamlarını düzenlemeyi ve bağımsızlıklarını sağlamayı düşünüyor. Başka kadınlar içinse, 40 yaş çocuğu bazen birinciden 15 ya da 20 yıl geç gelen ikincidir. Bu olgunluk çocuğudur. Her şeyin yeniden başlayabileceği yeni bir aşkın çocuğu olabilir. 40 yaşındaki annelerin çocuklarıyla daha rahat olduğu söylenir. Ancak bu çocuğu beklerken sık sık endişelenirler. "Her şeyin yolunda gitmesi" için alınacak özel önlemler var mı?

38-39 yaşından sonra kadınlar diğerlerine oranla bazı tehlikelerin daha fazla tehdidi altındadırlar. Her şeyden önce, hamilelik sırasında huzursuzluk tehlikesi vardır. Genel yorgunluk ve toplardamar sorunları (varisler, hemoroidler) daha sıktır. Hamileliğe bağlı hastalık tehlikesi de daha büyüktür. (Atardamara bağlı yüksek tansiyon, böbrek hastalıkları, şeker hastalığı), hepsi çocuğun sağlığı ve gelişmesi üzerine yansımaya elverişlidir (örneğin düşük beslenme). Çocuğun oluşum bozuklukları tehlikesinin arttığı şimdi iyi biliniyor (özellikle mongolluk) Amniosentez sistematik olarak önerilir. Nihayet, hamileliğin kendisi daha da zordur. Düşükler ve erken doğumlar daha sıktır. Doğumda sezaryenlerin oranı net olarak artmıştır.

Bu çeşitli nedenlerden dolayı bu hamilelikler tehlikeli sayılır ve özel olarak gözetilirler. Bu da şunları kabul etmeniz gerek demektir:
  • Günlük yaşamınızda, söz konusu olan profesyonel etkinliğiniz ya da spor yapmak, daha önemli dinlenme önlemleri,
  • Daha özenli bir tıbbi gözetim: ayda en az bir kez olmak üzere düzenli incelemeler ve tercihen iyi donatılmış tıbbi bir merkezde,
  • Nihayet size, bir yaşı geçtikten sonra artan oluşum bozuklukları nedeniyle bir doğum öncesi tanısı yaptırmanız önerilecektir.
  • 40 yaşında çocuk bekleyen bir kadına tüm bu salıkvermeler çok acımasız gelebilir. Aslında, bu yaşta hamile kalan bir kadın bu değerli hamilelikten öyle memnundur ki, tamamiyle kendiliğinden önlemleri ikiye katlar.
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:37:37>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Diyabetli olmak,anne olmaya engelmi? - 22.08.2005 07:37:32 ( #75 )

Diyabetli olmak, anne olmaya engel mi?Her kadın gibi diyabet hastası olan kadının da çocuk sahibi olmak istemesi en doğal hakkı. Gerek gebelik öncesi diyabeti olan, gerekse gebelik döneminde diyabet sorunuyla karşı karşıya kalanlar bazı sorulara cevap arıyor. “Sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmem mümkün mü? Bebeğim hastalıklı doğar mı? Diyabet bebeğime geçer mi?” gibi...

Diyabetle yaşamayı bilen ve kontrollerini düzenli yaptıran diyabet hastalarının sağlıklı bir bebek sahibi olmaması için neden yok. Ancak gebe kalmadan önce ve gebelik döneminde bilinmesi, dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Acıbadem Diyabet Merkezi’nden Dr. Yaser Süleymanoğlu, gebelik döneminde diyabet hastalığının görülme sıklığının %5- %9 arasında olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Diyabet ve gebelik ilişkisi, önemli bir konudur. Tanı ve tedavideki gelişmeler sayesinde, binlerce diyabetik kadın problemsiz bir gebelik dönemi geçirerek sağlıklı bebek sahibi olabilirler. İnsülinin keşfinden önce, hem anne hem de çocuk için varolan büyük problemler artık yokolabiliyor. Bugün uygulanan bilinçli erken tedavi yöntemleri hastalığın yan etkilerini ve anne-çocuğun ölüm riskini en düşük düzeylere indirebiliyor.”
Acıbadem Kadıköy Hastanesi Yüksek Riskli Gebelik Ünitesi Sorumlusu ve Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı Doç. Dr. Arda Lembet ise şöyle diyor: “Diyabet, başlangıcından doğuma kadar anne ve çocuk organizmasını olumsuz yönden etkilediği gibi, gebelik de diyabetik anne metabolizmasına ve çocuk gelişmesine olumsuz yönden etki yapar. Karşımıza diyabetle tanışmış bir gebe geldiği zaman, gebelik esnasında meydana çıkmış bir diyabetik durum mu, yoksa diyabetik bir kadın gebe mi kalmış? bunun ayrımını yapmak gereklidir. Her iki gebe grubunda da tedavin amacı sağlıklı ve sorunsuz çocuk elde etmek, anneye zarar vermemektir. Diyabet anne karnındaki bebeği birçok açıdan etkilese de bir gerçeğin altının çizilmesi gerekiyor. Diyabet bulaşıcı değildir. Bebeğe geçme olasılığı yoktur.” Doç.Dr.Lembet diyabetin gebeliğe etkileri konusunda şöyle diyor: “Düşük riski artar, ölü doğum sıktır, son dönem gebelik tansiyonu, plasenta yırtığı ve ani kanamalar olasılığı artar. Zor doğum ya da sezaryenla doğum riski yükselir. Gebelik sırasında sık sık idrar yolu iltihabı görülür.”
Neden gebelerde diyabet görülür?
Gebelik döneminde gebeliğin fizyolojisi gereği, bebeğin gelişimi için bazı hormonlar normalden daha fazla salgılanıyor. Gebelikte artan gebelik hormonları ise (Beta HCG ve HPL) diyabetin oluşmasında rol oynuyor. Bu açıdan özellikle diyabeti olan anne adaylarının diyabet doktoru ve kadın hastalıkları uzmanına başvurmaları önem taşıyor. Uzman Dr. Yaser Süleymanoğlu diyabetin anne karnındaki bebeğe etkileri konusunda şunları söylüyor: “Yükselen kan şekeri doğrudan çocuğa plasenta yoluyla geçer. Bu durumda çocuğun pankreası sürekli uyarılarak çocuğun kilosunda hızlı artış oluşur. İri bebek doğumuna sebep olan bu durum aslında Tip II Diyabet tohumlarının atıldığının belirtisidir. Bu çocukların beslenmesine ve egzersizine özen gösterilmezse aşırı şişman ve şeker hastası olurlar. Ayrıca özellikle kan şeker düzeyleri kontrolsüz olarak yüksek olduğu durumlarda, düşük ve ölü doğum, gebelik toxemisi (hipertansiyon) ve plasentanın erken ayrılma riski artar.”
Kimler risk altında?
Hamilelik döneminde hormonların artışı tüm gebelerde görülüyor. Ancak gebelik diyabeti sadece bazı kadınlarda rastlanıyor. Dr. Yaser Süleymanoğlu risk gruplarını şöyle sıralıyor:
• 1. derece akrabalarında diyabet öyküsü olanlar,
• Kilolu veya şişman olanlar,
• Daha önce 4 kg. ve üzerinde bebek doğuranlar,
• Daha önce ölü doğum ve düşük yapmış olanlar,?
• Daha önceki gebeliklerinde “Gestasyonel Diyabet” geçirmiş olanlar,
• Hipertansiyonu (yüksek tansiyon) olanlar ve kan yağları yüksek olanlar,
• Yaşı 30 ve üzerinde olanlar,
• Daha önce “gizli şeker” olduğu söylenmiş olanlar,
• Polikistik over sorunu olanlar
Test yaptırmak gerekiyor!
Gebelik döneminde şeker tanısı koymak zor değil. Bunun için yapılması gereken hamileliğin 24. ve 28. haftada arasında 50 gr glukoz ile tarama testi yaptırmak. Testte, günün herhangi bir saatinde, suda eritilen 50 gram şeker alındıktan 1 sonraki kan şekeri değerine bakılıyor. Dr. Süleymanoğlu, “Eğer glukoz yüklemesinden 1 saat sonraki kan şekeri 135mg/dl altında ise tarama testi negatif olarak değerlendirilir ve gebede gestasyonal diyabet olasılığından uzaklaşılır.” diyerek şöyle devam ediyor: “Ancak daha önceden bahsedilen risk faktörlerinin varlığında (önceki gebelikte gebelik diyabeti, iri bebek, ileri anne yaşı, aile hikayesi olanlarda) 50 g şeker yükleme testi erken dönem gebelikte yapılmalı ve sonrasında, 24-28. hafta arasında tekrarlanmalıdır. Eğer kan şekeri 135mg/dl üzerinde ise gebeye 100 gr glukoz ile 3 saatlik ikinci bir şeker yüklemesi yapmak gerekir. Gebeliklerinde gestasyonel diyabet tanısı konmuş annelere lohusalık bitiminde 75 gram glukozla şeker yükleme testi uygulanır. Bu test normal çıksa da annenin sonraki gebeliklerinde ya da hayatının ileriki dönemlerinde şeker hastalığına yakalanma riskinin diğer insanlara göre %30-50 daha fazla olduğunu bilmesi gerekir.
Tedavi
Gebelik döneminde diyabet sorunu yaşayan kadınların sürekli uzman kontrolü altında tutulmaları gerekiyor. Hatta diyabeti olan kadınların gebe kalmadan birkaç ay önce izlenmeye başlanması ve tedavi programına alınması şart. Doç. Dr Lembet, gebeliği sırasında ortaya çıkan diyabeti olan hastalara yaklaşımı şöyle özetliyor: “Bu gibi durumlarda başlangıçta gebe izlenir ve kişiye özel egzersiz, özel beslenme planı uygulanır. Bir- iki hafta izleme rağmen kontrol sağlanamayan durumlarda kan şekerini ideal hale getirebilmek için insülin tedavisine başlanmalıdır. Bu dönemde anne mutlaka kan şekeri ölçüm cihazı almalı, kan şekerini her öğünden önce, öğünlerde 2 saat sonra ve yatarken olmak üzere 7 defa ölçmelidir.” Dr. Süleymanoğlu gebelikte diyabet tedavisinde insülin kullanımına hasta ve hasta yakınlarının tepki gösterdiğini belirterek şöyle diyor: “Hasta ve yakınları insülin bağımlılığı veya çocuğa verecek zararlar gibi değişik yanlış bilgilerle karşımıza çıkmaktadırlar. Biz diyoruz ki, insülin tedavisi doğal ve fizyolojik bir yaklaşımdır. Anneye ve çocuk için son derece güvenlidir. Asıl yanlış olan gebe olup, gebelik sırasında kan şekerini takipsiz bırakmak ve kontrol altına almayarak hem anne hem de çocuğunun hayatını tehdit edecek sorunlarla karşılaşmaktır.”
Yurt dışında yapılan bir araştırma da insülin kullanımın olası komplikasyonları önlemede ne kadar etkin bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Buna göre hamileliğin 24--34. haftaları arasında bulunan ve diyabeti olan 1000 gebe kadından kan şekeri kontrol altında tutulanlarda rutin takip edilenlere göre daha az doğum komplikasyonu görülmüş.
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:38:57>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Stress ve gebelik - 22.08.2005 08:34:35 ( #76 )
Stress ve Gebelik....Hamilelik süreci hem kadın hem de ailesi için özel ve farklı bir dönemdir.

Bu dönemde hamile kadının vücudunda, duygularında, ve yaşam tarzında değişiklikler meydana gelir. Bu değişiklikler yaşam kavgası içinde iş ve aile yaşantısında pek çok zorluk yaşayan kadına yeni stressler ekler.

Ancak stress her zaman sanıldığı kadar kötü değildir. Uygun şekilde üzerine gidildiği taktirde stress insanlara yaşam mücadelesinde heves ve güç verebilir. Stress kaynakları ile baş edebildiğini düşünen insan (buna hamile kadınlar da dahildir) kendini enerjik ve güçlü hisseder. Böyle bir kadın ev ve iş yaşantısında üzerine düşen görevleri daha kolaylıkla yerine getirebilir ve stress'ten kaynaklanan sağlık sorunlarına daha az maruz kalır.

Buna karşılık stress rahatsız edici boyutlra ulaştığında bütün insanlar için olduğu gibi hamile bir kadın için de zararlı olabilir. Aşırı stress kısa dönemde halsizlik, yorgunluk, uykusuzluk, anksiyete, iştahta artma ya da azalma, baş ve sırt ağrılarına yol açabilir. Yüksek düzeyde stress uzun süre devam ettiğinde enfeksiyonlarla başa çıkma yeteneğinde azalma, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkaları gibi problemleri beraberinde getirebilir. Yapılan çalışmalar uzun süreli yüksek stress'in hamilelik üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini ve bazı özel riskleri beraberinde getirebileceğini düşündürmektedir.

Hamile kadınlar ne tür stressler ile karşı karşıyadır?
Hamileliğe bağlı ortaya çıkan bulantı, kusma, sık idrara çıkma, bel ağrısıi, ellerde ve ayaklarda şişlikler gibi belirtiler hamile kadın için stress kaynağı olabilir. Hamilelik sürecinde ortaya çıkan hormonal değişimler kadının psikolojik durumunda ve mizacında değişikliklere neden olabilir.

Hamile kadın ve eşini stresse sokan önemli bir faktör de bebeklerinin sağlık durumudur. Bebeğin sağlıklı olup olmadığı hemen hemen tüm kadınlarının zihnini tüm hamilelik süreci boyunca meşgul eder. Bununla birlikte özellikle ilk hamileliğini yaşayanlar doğum süreci ve doğum şekli ile ilgili olarak da sıkıntılar yaşarlar. Kadınların pek çoğu doğum sancıları ile başa çıkamayacağını, rahat ve güzel bir doğum yapamayacağını ve bebeğine zarar verebileceğini düşünür.

Anne-baba adaylarını endişelendiren bir başka konuda ekonomik faktörlerdir. Bebeğin doğumu ve sonrasındaki harcamalar sırasında sıkıntı yaşayacakları korkusu geleceğin ebeveynlerini huzursuz eder. Özellikle son yıllarda tüm dünyada yaşanan ekonomik krizler nedeniyle işsiz kalma korkusunun da eklenmesi yaşanan stressin artmasına neden olmuştur.

Tüm bu stressler eğer riskli bir gebelik söz konusuysa kat be kat artar. Hamileliğin getirdiği yüksek risk nedeni ile işinden ayrılmak zorunda kalan, hele hele yataağa bağlanmak zorunda kalan kadın için önündeki dönem oldukça zor geçecektir.

Yapılan bazı çalışmalar yüksek orandaki stressin erken doğum ve düşük doğum ağrılıklı bebek dünyaya getirme riskini arttırdığını göstermektedir. Son zamanlarda araştırmacılar stressin hangi mekanizmalar ile bu sonuca neden olduğunu araştırmaktadırlar.

1999 yılında Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles Tıp Fakültesinde yapılan bir araştırmada hamileliklerinin 18-20. haftasında yoğun stress yaşadıklarını ifade eden kadınların kan dolaşımında kortikotropin salgılatıcı hormon (CRH) adı verilen bir hormonun yüsek oranda bulunduğu saptanmıştır. Aynı çalışmada yüksek miktarlardaki CRH'nin erken doğum ile ilişkisinin olabileceği gösterilmiştir. Aynı bulgular başka araştırmalar tarafından da desteklenmektedir.

Beyin ve plasenta tarafından üretilen CRH doğum eylemi ile yakından ilgilidir. CRH vücutta prostoglandin adı verilen verahim kasılmalarına yol açan bazı maddelerin salınmasını tetikler. CRH stress ortaya çıktığında beyinden salgılanan ilk hormondur.

Erken doğan bebeklerin kilolarının düşük olması normaldir. Ancak stress, zamanında doğan bebeklerin kilolarının da olması gerekenden daha düşük olmasına yol açmaktadır. CRH ve benzeri stress hormonları plasentaya giden damarlarda daralmaya neden olarak bebeğe daha az oksijen ve besin maddesi gitmesine neden olmaktadırlar. Bu durum bebeklerdeki gelişme geriliğinin sebebi olabilir.

Öte yandan yaşanan stress anne adayının davranış ve alışkanlıklarının değişmesine neden olarak erken doğum ve düşük doğum kilosuna yol açabilir. Örneğin yüksek oranda stress yaşayan bir kadın sağlıklı yaşam koşullarına dikkat etmeyebilir, yeterli ve düzgün beslenmeyebilir ve hatta alkol ve sigara gibi hamilelik üzerinde olumsuz etkileri olduğu kanıtlanmış alışkanlıklar edinebilir. Bu alışkanlıklar sadece erken doğum ve düşük doğum ağırlığına değil bebekte bazı yapısal anomalilerede yol açabilir.

Yapılan çalışmalar stressin bazı gebelik komplikasyonları ile de ilgisinin olabileceğini göstermektedir. Finlandiya'da yapılan bir araştırmada gebeliklerinin erken döneminde yoğun stress yaşyan kadınlarda gebeliğe bağlı yüksek tansiyon ve preeklempsinin yaklaşık 3 kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır. 1995 yılında Kaliforniya'da yapılan bir başka çalışma ise yoğun stress'in düşük riskini 2-3 kat arttırdığını ve bu artışın 32 yaşından büyük kadınlarda daha belirgin olduğunu ortaya koymuştur.

Her birey farklı durum ve davranışları stress kaynağı olarak görür. Birisi için eğlenceli olan bir durum diğeri için stress kaynağı olabilir. Benzer şekilde bireylerin strese verdiği cevap da farklıdır. Kentucky Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan bir araştırmada kan basınçları normal olan hamile kadınlara bir matematik problemi sorulmuş ve daha sonra kan basınçları ölçülmüş.Kan basıncındaki artışın daha fazla olduğu kadınlarda hamileliğin ilerleyen dönemlerinde erken doğum ve fetal gelişim geriliğinin daha sık ortaya çıktığı saptanmış. Bu öncü çalışmanın sağladığı bulgular stress kaynakları ve bunlarla mücadele teknikleri konusunda yeni çalışmaların yapılmasına ön ayak olabilir.

Hamile kadın yaşadığı stressi nasıl azaltabilir?
Her hamile kadın özel ve iş yaşantısındaki stress kaynaklarını belirlemeli ve bunlarla mücadele yöntemleri geliştirmeye çalışmalıdır. Hamile olsun ya da olmasın her kadın eğer sağlıklı ve güçlü ise stress ile daha kolay mücadele edebilir. Bu nedenle hamile bir kadın sağlıklı beslenmeli, yeteri kadar uyumalı, alko ve sigaradan uzak durmalı ve egzersiz yapmalıdır. Egzersiz kadının güçlü olmasını sağlar ve yorgunluk, halsizlik ve bel ağrıları gibi hamilelik ile ilgili rahatsızlıkların görülme sıklığını azaltır.

Kadının eşi, ailesi ve iş arkadaşlarının desteği de son derece önemlidir. Bu kişiler hamile kadına duygusal açıdan destek olabilecekleri gibi, işlerinde yardımcı olarak da kadının yaşadığı stressin azalmasına yardımcı olabilirler.

Hamilelikte önerilen bazı stress ile mücadele teknikleri vardır. Özellikle gevşeme teknikleri doğum sırasında da kadına yadımcı olur.

Hamilelik süresince stress ile başa çıkmak için:
<mesaj tarafından düzenlendi gizem- on 07.09.2005 17:39:33>
yesim2117

  • Tüm gönderiler : 49
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: HAMILELIK DONEMIMIZ. - 22.08.2005 13:27:46 ( #77 )
Guzel Hamisler,
Iki gundur benim kollarim uyusuyor, sol kolumdaki uyusma daha fazla.  Boyle bir deneyim yasayan varmi aranizda. Biraz huzursuz oldumda.
Saglicakla kalin.
Yesim
 
aybeges

  • Tüm gönderiler : 19
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 16 August 2005
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: HAMILELIK DONEMIMIZ. - 22.08.2005 13:58:15 ( #78 )
Merhabalar,
 
Nasılsınız arkadaşlar, Yeşim bende böyle bir problem olmadı süreklimi uyuşma hali var yoksa belirli zamanlardamı giriyor istersen uzun süredir devam ediyorsa doktoruna bir danış. Ben en son şiddetli bulantımdan sonra daha iyiyim şimdi idrar tahlilimizi yaptırdık çok şükür bir problem yok sadece aldığım kalsiyum, demir ve msgnezyumu bıraktık çok birikme olduğu için midemi zorlamış. Şimdi doğal olarak dengelemeye çalışacağım zaten düzenli beslendiğim için sanırım bir eksiklik hissetmeyeceğim. Bu Perşembe oğluşumuzu göreceğiz bakalım ne alemde küçük kuşum:)))) Ben 25 haftalık hamileyim sizin haftalarınız nasıl. Daha yolu yeni yarıladık ama tabi ben kendimi tedaviden dolayı 1 senedir hamile gibi hisssettiğim için herkes diyorum 1 ayın sonunda öğrenir hatta 2. ayında öğrenenler var ben daha döllenme aşamasından biliyorum:)))) ilginç oluyor tabe ama çok şükür bugünlere kadar geldik işallah sağlıklı bir şekilde kucağımıza alacağız hepimiz. Haftas onu mobilya işimizi hallettilk bakalım heyecanla bekleyeceğiz nasıl olucak odası hepinize sevgiler
etacarinea

  • Tüm gönderiler : 4322
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: HAMILELIK DONEMIMIZ. - 22.08.2005 14:04:42 ( #79 )
GİZEMCİM, EMELCİM KUSURA BAKMAYIN BEN SADECE OFİSTEN GİREBİLİYORUM FORUMA DOLAYISIYLA BUGÜN GÖREBİLDİM SORULARINIZI, DOĞUM TARİHİ OLARAK 2 OCAK VERİLDİ AMA BEBİŞİMİZ BİZİ YILBAŞINDA YALNIZ BIRAKMAYACAK GİBİ BİR HİS VAR İÇİMDE, AYRICA GİZEMCİM ŞU ANDA 21 HAFTANIN İÇİNDEYİM, GİDEREK DAHA BÜYÜK BİR KARINA SAHİP OLUYORUM. GERÇİ BEN İLK BAŞTA HIZLI KİLO ALACAK GİBİYDİM AMA DURDU SONRA O ANİ ARTIŞ ( BEN DOĞUM ZAMANI EVİN ÇATISINI KESİP BENİ VİNÇLE ÇIKARIRLAR ZANNEDİYORDUM )
 
eklemeden geçemiycem kilom normal gdiyo, canım hiç tatlı istemiyoo diye sevinirken her an tatlı düünmeye başladım mesela nefis bi çikolata soslu waffle gibi eyvahh eyvahh
<mesaj tarafından düzenlendi etacarinea on 22.08.2005 16:26:05>
amsterdam

  • Tüm gönderiler : 1275
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: HAMILELIK DONEMIMIZ. - 22.08.2005 20:30:42 ( #80 )
slm herkese,
 
hazal  su son ekeldikelrini deniyecegim yastik olayi felan inslalah iyi gelir dun aksma yien hic uyayamadim yataga zor oturyorum ozleikle banyodan sonra felcliler gibi.....
 
ozgurcugum evet bos yere panik yaptigimin farkindayim ama bugunde cok harekeli degildi orneyin... iste boyle oldugu zman cok korkuyorum bakalim simid birazdan uzanicam belkide cok yurudum ondandir........
 
hazal (gizem) ay banada oyle diyrolar karnin cok buyuk tek mi cift mi diye yaa cok buyuk bi bebek olacak diyrolar ay bzen cok moralim bozuluyor tek mi ciftmi deidkelrinde yada az mi kaldi diyorlar bende yoo daha 2.5 var diyince baya moralim bozuluyor su anda 91 kiloyum bakalim kac kilo ile doguracam gecen gun kardeismin ebesine sordum normal kilo alisin dedi ama iste benim kilom hamiel kadigimdada co oldugu icin cok geliyor bana ve belimin agrimasi felan hep ondan bence artik vucudum tartmiyor ozleikl yururuken doguracak kadinalr gibi yuruyorum......
 
kzilar sizce ben nasil besleniyroum evde tek basima oldugum icin canim soyle sunu yiyeyim diye bi sey istemiyor ve sabhaalri cok erken vakitte esim gittigi icin yalniz kahvalti yapmak zorundyim bakin size bir gunde yedikelrimi sayayim sizce yeterlimi............
 
ornegin bugun
 
 06.00 da bir dilim kasarli ekmek ve cay....
 11.00 de bir dilim beyaz krem ve portakal suyu ama taze sikilmis degil........
 13.00 bir tane yesil elma
 16.00 bir dilim kasarli ekmek yaninda portakal suyu
 19.00 da sapagetti ve portakal suyu
 simdide canim dondurma istedi onu yerim sonrada yatarken sut icerim iste bu sizce nasil
 cok mu vitaminsiz bi gun gecirmisim bugun ama normaldede boyle yani soyle ozelikle kendiem kahvalti haizrlamyorum yani ogeln bi syelr hazirlmiyorum ayak ustu atistiriyroum.......
Sayfayı değiştir: < 12345678910.. > >> | Sayfayı gösteriyor 4 of 28, mesajlar 61 to 80 of 553

Hızlı ulaşım:

Şu andaki aktif kullanıcılar
0 adet üye ve 15 misafir var.
İkonların Anlamları ve İzinler
  • Yeni mesajlar
  • Yeni mesaj yok
  • Yeni Konu ve Yeni Mesajlar
  • Yeni mesajı olmayan yeni konu
  • Yeni mesajlarla kilitlendi
  • Yeni mesajlar olmadan kilitlendi
  • Mesajı oku
  • Yeni konu başlat
  • Mesaja cevap ver
  • Yeni anket gönder
  • Oy gönder
  • Post reward post
  • Gönderilerimi sil
  • Konularımı sil
  • Gönderiyi derecelendir

© 2000-2009 ASPPlayground.NET Forum Version 3.4