vildo
-
Tüm gönderiler
:
1045
-
Ödül puanları
:
0
- Katıldı: 01 January 0001
- Bölge: bursa
|
Ynt: KREŞE NASIL ALIŞTIRABİLİRİM
-
18.09.2007 16:45:40
ben kızlarımı 2,5ay evvel yuvaya başlattım. yaz dönemini seçmemdeki sebep sınıf mevcudu az olunca hem personelin onlara ilgisi daha fazla olacaktı, hem kalablıktan korkmayacaklardı, hem de çok ağlayan çocuk olup ağlamayı akıllarına getirmeyeceklerdi. okula görüşmeye gitmeden 1 ay evvel okul nedir diye ufak ufak anlatmaya başladım. "winnie'nin okulda ilk günü" kitabını daha evvelden biliyorlardı ve seviyorlardı, kısmen okulun ne olduğunu bu kitap sayesinde anladılar.(bu arada cemile serisinden "cemile okula dönüyor" u bu aşamada çocuklara tavsiye etmem, gerçi ben cemile serisinin hiç bir kitabını beğenmiyorum) görüşmeye gittiğimizde yanımda götürdüm, isterlerse dışarı da isterlerse içeride oynayabileceklerini söyledim. öğretmenlere ve personele güvenimin oluştuğunu gördükten sonra onlarda güvenmeye başladılar. mesela çınar benim yanımdan ayrılıp biryere oynamaya gitmez hiç ama ben müdüre hanımın odasında otururken hissettiği güvenle oyuncakların cazibesine kapılarak oynamaya gitti. hadi gidiyoruz diyene kadar da beni kontrole gelmedi. okulla konuşmamız, önce ben okuldayken 1-2 saat, sonra ben okulda değiken 1-2 saat ve sonra kademeli arttırarak devam etmeleri, okula alışmayı böyle sağlayabileceğimiz yönündeydi. bu kadar teferruata gerek kalmadan alıştılar. ilk 3 gün sorunsuz bıraktım ve aldım. 4. gün ağlamaya başladılar. bunda suç benim, telefonla ya da çevremde konuşurken, çok güzel alıştılar ağlamadık hiç filan dedim.işte çocukların yanında bunların konuşulmaması gerekiyor. hem bu söylediklerim hem de sınıfa yeni gelen bir kızın ağlamasıyla ikisinin de aklına ağlama fikri düştü. 3-4 gün sürdü sıkıntımız. acaba yanlışmı yapıyorum diye kuşkuya düşsem de onlara hiç belli etmedim. onların anlayacağı kelimelerle fazla uzatmadan açıkladım hep. şimdi gidiyorsunuz, oyunlar oynayacaksınız, arkadaşlarınız olacak, sonra ben sizi gelip alacağım diye. ilk günler merak ettiler onlar okuldayken ben nerdeyim diye. onları hangi kıyafetimle okula bırakmışsam aynı kıyafetimle almaya gittim, alışverişe gitmişsem poşetleri göstermedim, onlar okuldayken benim gezdiğimi düşünmemeleri gerekiyordu yoksa akılları hep bende kalacaktı. özetle güven duygusu ve kısa cümlelerle anlayabilecekleri şekilde hep anlatmak, sorularına cevap vermek gerekiyor. tek korkuları onları orada bırakıp gitmemiz çünkü. bu söylediklerim okula yeni başlayacaklar için bir öneri olabilir. bu arada kızlarım tam 3 yaşında başladılar yuvaya. bir de ben 3 yaşındaki çocuğun dilinden yuvaya alışma günlüğü yazmıştım çocuksevgisi sitesine, onu da koyayım buraya :) ilk gün. Günaydın günlük, Sana sabahın şu kör vaktinde yazıyorum bugün. Çünkü bugün büyük gün, annem öyle diyor, okula başlıyorum. Ne tür bir büyüklük bilmiyorum ama arkadaşlarıyla ya da annesiyle telefonda filan görüşürken okula başlayacağım için çok duygulandığını söyleyip biraz da ağlar gibi oluyor ama bu sevinç gözyaşlarıymış, karıştırmamam lazımmış. Akşama olan biteni anlatırım sana, şimdilik hoşça kal.. Merhaba tekrar, Okul güzel bir yer, annemin anlattığı kadar varmış. Kaydırak, salıncak, sınıf dedikleri odalarda bir sürü oyuncak, bahçede tavşan ve kaplumbağa bile var. Adına öğretmen dedikleri kadınlar var, iyi insanlara benziyorlar, yalnız başka çocuklar da var, olmasalardı daha iyi olurdu ya, neyse. Kahvaltıda peynirli omlet ve zeytin yedim, çok severim omleti, öğle yemeğindeyse çorbayla, dolma yedim. 2. gün. Bu sabah yine gittik okula. Kahvaltı’dan sonra sınıfa çıktık, biraz resim yaptık, sonra öğretmen bize masal okudu, sonra bahçeye indik, sonra öğle yemeği yedik… her şey saatle bu biraz sıkıcı oysa evdeyken istediğim zaman karpuz yiyebiliyordum. 3. gün. Canım günlük, Bugün aramıza bir kız katıldı. Sürekli annemi istiyorum diye ağlıyor. ‘Tabi yaa! bunu ben niye düşünmedim ki daha evvel’ deyip ben de ağladım. Annen seni almaya gelecek dediler, biraz daha ağlayıp sustum, oyun oynadım, bir de uçak resmi yaptık. 5. gün Yine ağladım giderken ama pek umursayan yok, annem sürekli gitmem gerektiğini, herkesin çocukken okula gittiğini, keşke çocuk olsaydım da ben de gelebilseydim diye beni teselli etmeye çalışıyor, oysa okulun girişinde oturup beni bekleyebileceğini ve arada sırada camdan kendisine bay bay yapacağımı söyledim ama o evde beklemeği tercih ediyor. Ağlamak da işe yaramıyor. Bir de yarın ve öbür gün tatilmiş, bakalım o nasıl bir oyun. 7. gün. Merhaba günlük, Annemin her sabah buraya beni bırakması biraz can sıkıcı, gözlerim doluyor ama o gidince ağlamıyorum, unutuyorum. Beni almaya geldiğinde de acayip seviniyorum. Öğretmenimin elime her gün tutuşturduğu not kağıtlarını annem bana okuyor. Tuvaletimi tuvalete yapmışım, yemek yerken üstümü kirlettiğim için üstüm değiştirilmiş, oyun oynamışım ve hamur çalışması yaparken çok başarılıymışım, annem çok seviniyor. Aferin benim güzel kızıma diyor. 10. gün. Selam günlük, Aslında şu okul hiç fena bir yer değil. Annem de yanımda olsa süper olurdu ama napalım kader. Bugün makaslarla kağıtları kesip, yapıştırdık çok eğlenceli. Bir de Ece bugün beni itti, düştüm, ağladım biraz. Öğretmen ona yaptığının yanlış olduğunu söyledi, benden özür dilettirdi, ben de affettim. Yarın ve öbür gün yine tatil. Ha bu arada tatil bir oyun değil, okula gitmemek demek.. 17. gün. İyi günler günlük, Alıştım artık okula, herkesi tanıyorum. Okula yeni gelen çocuklar oluyor her gün, ağlıyorlar bazen, halbuki ağlayacak ne var ki bunda. Neyse, prensip olarak okul korkulacak bir yer değil, oyun oynanıp bazen de karpuz yenen bir yer. Tüm arkadaşlara tavsiye ederim..
<mesaj tarafından düzenlendi vildo on 18.09.2007 16:47:11>
|