Forum Bebeği Forum Ana Sayfa

Bebek.com Forum'a Hoş Geldiniz...

Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.
Bebek.com forumunu ilk ziyaretiniz ise; Forum Kuralları için tıklayınız.

 HAMILELIK DONEMIMIZ

Sayfayı değiştir: << < ..11121314151617181920.. > >> | Sayfayı gösteriyor 18 of 28, mesajlar 341 to 360 of 553
Yazar Mesaj
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: Çinko Anne ve Bebek Sağlığı için Gereklidir - 14.09.2005 09:16:51 ( #341 )



Çinko Eksikliğinin Anne ve Bebek Sağlığı Üzerine Olumsuz Etkileri







Anne sütündeki çinko, ilk 4-5 ay yeterli olmakla birlikte, hem anne sütündeki miktarının azalması, hem de emilimi engelleyen ek gıdalara geçilmesi nedeniyle bu dönemden sonra bebeklerde marjinal çinko eksikliği ortaya çıkmaktadır.

Maternal çinko yetmezliği, doğum zamanlamasında ve düzeninde aksamalara, doğum etkinliğinde, anne ve yenidoğan sağlığında bozukluklara yol açar. Büyüme geriliğinin endokrin nedenler dışında en önemli nedeni de yine marjinal çinko eksikliğidir.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde hem çinko içeren gıdaların az tüketilmesi, hem de tüketilen gıdalarda çinko biyoyararlılığının azlığı marjinal çinko eksikliği boyutlarının çok geniş olmasına neden olmaktadır. Bebeklerde iştahsızlık, kilo almada güçlük, huzursuzluk, zaman zaman görülen ishaller, bağışıklık fonksiyonlarında bozulma nedeniyle enfeksiyon sıklığında artış, daha büyük çocuklarda tat ve koku duyularında azalma, pika, boy büyüme geriliği, gece körlüğü, ruhsal dengesizlik gibi bulguların çinko eksikliği bulguları olabileceği unutulmamalıdır.
Hamilelik süresince oluşan dokulardaki çinkonun çoğu fetusta ve intrauterin kaslarda depolanır. Annede ciddi çinko eksikliği fetusta tahrip edici etkiye yol açabilir. Pratikte bütün dünyada hamile kadınlara doğum öncesi bakım amaçlı demir desteği verilmektedir. Demir desteği ise net çinko emilimini azaltan önemli faktörlerden bir tanesidir.
Kadınlarda çinko eksikliği sık düşük oluşumuna, hamilelik dönemlerinde uzamalara, ölü doğumlara, nöral tüp defektlerine, doğum esnasında membran yırtılmalarındaki artışlara, preeklampsiye, toksemiye ve düşük kilolu infantların oluşumuna neden olabilir. Annede görülen çinko eksikliği infantlarda natural-killer hücrelerde, makrofajlarda (bir çeşit bağ dokusu hücresi) ve nötrofillerde fonksiyon azalmasına neden olabilir. Hamilelikte çinko ihtiyacı çok fazladır ve eksikliğinde fetusun rahim içi gelişiminde yavaşlamalar, konjenital malformasyon, feto-maternal komplikasyonlar gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir.
Bu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılmasında ek çinko takviyesi çok önemlidir ve ihmal edilmemesi gerekir.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Laktasyon Döneminde Vücutta Çinko İhtiyacı Artar - 14.09.2005 09:17:52 ( #342 )



Laktasyon Döneminde Vücutta Çinko İhtiyacı Artar







Laktasyon döneminde yapılan çinko desteği laktasyonu çoğaltır, maternal çinko seviyelerini arttırır. İnfantların büyüme ve gelişmelerini destekleyerek, immün sistemlerini güçlendirir.
Laktasyon (emzirme dönemi) sırasında çinko gereksinimi, özellikle ilk haftalarda gerekenden daha fazladır. Bu nedenle bu dönemde çinko eksik popülasyonda maternal çinko dengelenmesi büyük önem taşır ve çinko takviyesi gerekir. Büyümedeki önemi nedeniyle hamilelik ve laktasyon dönemlerinde annelerin çinko yönünden yetersiz beslenmesi fetal gelişme geriliğine ve konjenital malformasyonlara neden olabilmektedir.
Laktasyon için arttırılacak olan çinko miktarı, beslenmedeki çinkonun yalnızca belli bir bölümünün vücut tarafından kullanılabildiği düşünülerek süt verimi açısından günlük kaybı karşılamak üzere uygulanabilir.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Magnezyum Anne ve Bebek Sağlığı için Gereklidir - 14.09.2005 09:19:02 ( #343 )



 Magnezyum Anne ve Bebek Sağlığı için Gereklidir







Magnezyum kemik ve dişlerin gelişimini, sağlıklı kalmalarını, sinir iletişimlerini, kasların kasılmalarını ve enerji oluşumunu sağlayan önemli bir mineraldir.
Anne ve çocuk sağlığı üzerine olumlu etkilerinden söz etmek mümkündür. Gevşetici etkisiyle özellikle hamilelik esnasında hipertansiyonun önlenmesinde, damar duvarlarında aniden oluşan kasılmalarda (damar spazmı), pıhtılaşma bozukluklarında, erken doğumun ve kas kramplarının (özellikle bacak krampları) önlenmesinde oldukça önemli rol oynar. Ayrıca düşük ve prematüre doğum riskinin azaltılmasında magnezyum etkili faktörlerden biridir. Magnezyum alan annelerde, sırt ve karın altındaki ağrılarda önemli derecede azalmalar görülebilmektedir.
Magnezyum, küçük çaplı beyin damarlarını genişletici etkiye sahiptir. Bu şekilde kan içeriğini arttırmakta ve eklampsi nöbetlerini önlemektedir. Ayrıca havale tedavisinde de kullanılmaktadır.
Magnezyum takviyesi sonucunda uterusta ve fetal damarlarda kan akımı artar. Böylece fetusun daha iyi oksijenlenmesi ve beslenmesi sağlanmış olur.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Hamilelikte Yetersiz ve Sağlıksız Beslenmenin Anne ve Çocuk - 14.09.2005 09:19:53 ( #344 )











Hamilelikte Yetersiz ve Sağlıksız Beslenmenin Anne ve Çocuk
    Sağlığına Etkileri








Anne karnındaki bebeğin, tek besin kaynağı annesidir. Hem bebeğin büyümesi ve gelişmesi, hem de annenin gereksinimlerinin karşılanması açısından hamilelikte doğru beslenme hayati önem taşır.
Annenin iyi beslenmemesi durumunda; bebek annenin vücudundaki besin depolarını tüketmeye başlar. Bu ise annenin bu besin öğelerine olan gereksinimini artırır. Eğer bu ihtiyaç karşılanamazsa annede kansızlık, diş çürümeleri, bacaklarda şişlikler, yorgunluk ve kemiklerde zayıflık görülebilir.
Anne halsiz ve yorgun düştüğünden bebeğini yeterince besleyemez. Bu yüzden bebeğin büyüme ve gelişmesi tam olamaz ve bebek sağlıksız doğar.
Özellikle hamilelik öncesinde sağlıklı olmayan kadınların ve hamilelik döneminde yeterli besin alamayan anne adaylarının bebeklerinin düşük doğum ağırlıklı olma şansının daha fazla olduğu söylenebilir. Bu risk annenin yaşam tarzıyla da ilgilidir, örneğin hamilelik döneminde sigara içmek hamileliğin sonucunu etkileyecektir. Bununla birlikte fazla kilo almak da istenmeyen bir durumdur. Şişman kadınlar hamilelik süresince problemler ve çeşitli sağlık sorunları yaşayabilirler. Hipertansiyon ve hamilelik diyabeti bunlardan bazılarıdır.
Kilo alınması hem normal doğumu, hem de sezeryanı zorlaştırır. Değişik komplikasyonlara zemin hazırlayabilir. Fazla kilo alan hamilelerde normal hamilelik krampları daha fazla görülür. Ortalama bir hamile kadının günde 2.200 ila 2.400 kaloriye ihtiyacı vardır. Özellikle aktif olanlar daha fazlasına ihtiyaç duyarlar.
Gelişmekte olan fetusun ve annenin dokularının büyümelerini desteklemek, annenin hamilelikte artan yağ dokularını oluşturmak ve hamilelikte artan bazal metabolizma hızını desteklemek gerekir.
Hamilelikte yetersiz ve dengesiz beslenen annelerin, yeterli ve dengeli beslenenlere oranla daha fazla prematüre veya düşük doğum ağırlıklı bebeklere veya konjenital malformasyonlar (doğuştan gelen şekil bozuklukları) gibi olumsuz sonuçlara sahip oldukları söylenebilir. Ayrıca yetersiz beslenen annelerin bebeklerinde mortalite, anomali riski, toksemi ve doğum esnasında kanama tehlikesi daha yüksektir.


Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Hamilelikte Sık Görülen Şikayetler - 14.09.2005 09:20:57 ( #345 )




 Hamilelikte Sık Görülen Şikayetler







Hamileliğin ikinci ve üçüncü dönemlerinde karşılaşılabilecek, hamileliğe bağlı yan etkilerden en sık görülenleri genel olarak şunlardır:
Sıvı yüklenmesi: Hamilelik süresince vücut yaklaşık 1.350 gr kadar su toplamaktadır. Bunun büyük bir kısmı gün sonunda ayak bileklerine doğru inerek, ayaklardaki şişlikleri meydan getirebilir. Akşamları ayakları yukarı doğru kaldırarak bir süre dinlendirmek, ayak şişliklerinin inmesini sağlamaktadır. Eğer bu yöntemle ayaklardaki şişlikler geçmiyorsa, ya da birbirinden farklılık gösteriyorsa bir uzmana danışmakta fayda vardır.
Varisler, kılcal damarlanmalar: Bazı hamilelerde kilo ve damar içindeki basınç artışından dolayı bacaklarda cilt üzerinden de belli olan kılcal damar çatlamaları görülebilir. Aynı nedenlerden vajina ve bacaklardaki toplardamarlar da etkilenebilir.
Kabızlık Problemleri: Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde, vücudun salgıladığı bir takım hormonların barsaklarda tembelliğe neden olmasından ve aynı zamanda uterusun büyüyerek barsaklara baskı yapmasından dolayı kabızlık yaşanabilir. Yaygın olarak görülen bu şikayetin önlenebilmesi için magnezyum kullanımı önerilmektedir.
Ciltte Çatlamalar: Hamilelik sırasında göğüslerde koyulaşmalar, ciltte ve dişlerde renk değişiklikleri meydana gelebilir. Hamilelik sırasında artan glikokortikoid üretimi etkisiyle derinin dinamik dengesi bozulmaktadır. Bu nedenle başlangıçta vücudun karın kısmında, kalçalarda, bacakların üst kısmında ve memelerde kırmızıdan kırmızımsı maviye doğru değişen hamileliğe bağlı izler ortaya çıkabilir. Bu izler zamanla fildişi rengine doğru değişir, ancak cerrahi müdahaleyle kaybolabilen hamilelik çatlakları olarak belirgin gerçek nebde dokuları haline gelir.
Ayrıca pigment değişimi nedeniyle göbekten aşağı doğru koyu renkte “linea nigra” olarak da adlandırılan bir çizgi oluşabilir. Doğum sonrasında linea nigra ile pigment değişiminin etkileri kaybolabilir iken, vaktinde önlem alınmazsa hamilelik çatlakları kalabilir.
Burun Tıkanıklıkları: Hormonal etkiler sonucunda burun tıkanıklıkları, sık olmamakla beraber burun kanamaları ve sinüzit görülebilir.
Psikolojik Değişimler: Hamilelik boyunca depresyona yakın bir ruh hali, ağlama nöbetleri kendini gösterebilir. Bunların nedeni vücudun yeni hali ile ilgili sıkıntılar ve uyum sağlayamama, yaklaşan doğumun verdiği heyecan veya korku gibi geçici olan ruh değişiklikleridir. Belirli bir zaman zarfında bu tip atakların geçmesi ve normal duruma dönülmesi gerekmektedir. Eğer bu şikayetler geri dönme eğilimi göstermez, hatta daha da ağırlaşmaya başlarsa vakit kaybetmeden bir uzmanla görüşmekte yarar vardır.
Bayılma Hissi: Hamilelikte tansiyon normalin altında olduğundan baş dönmesi, denge kaybı, oturma veya uzanma ihtiyacı hissedilebilir. Ayakta uzun süre kalmamak, ani bir halsizlik hissedildiğinde oturmak ve daha iyi hissedene kadar başı dizlerin arasında tutmak rahatlatabilir.
Sık İdrara Çıkma: Rahmin idrar torbasına baskı oluşturmasıyla görülen sık idrara çıkma, genellikle hamileliğin 4. aylarından itibaren kaybolur. Eğer idrar sırasında yanma hissi duyuluyorsa idrar yollarının iltihaplanması riski düşünülerek vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.
Mide Yanması: Hamilelik sırasındaki hormon değişiklikleri nedeniyle mide girişinde bulunan kapağın gevşemesiyle, mide asidi yemek borusuna kaçabilir. Baharat, kızartma ve ağır yemeklerden tüketilmemesi bu şikayeti azaltabilir.

İdrar Kaçırma: İdrar yollarındaki kasların zayıflaması, ayrıca büyüyen bebeğin idrar torbasına baskı yapması sonucu görülür. Gülerken, koşarken, öksürürken veya hapşırırken idrar kaçırılabilir. Alt idrar yolu kaslarını çalıştıracak egzersizler yapılması tavsiye edilir.

Sabah Bulantıları: Hamileliğin ilk belirtilerinden biri olan bu bulantı günün herhangi bir anında görülebilir. Tekrarlama riski olmakla birlikte genelde hamileliğin 3. ayından itibaren azalır. Kokulu her türlü maddeden uzak durmak, az ama sık aralıklarla yemek yemek tavsiye edilmektedir.
Hemoroid (Basur): Bebeğin başı makat çevresindeki damarlara baskı yaparak buradaki kan dolaşımını bozar. Eğer hemoroidler hafif şiddette ise bebek doğduktan sonra tedavi gerektirmeden kaybolur. Hamilelik döneminde devam etmesi durumunda doktora başvurmakta fayda vardır.
Uyuma Güçlüğü: Sık idrara çıkma ihtiyacı, bebeğin tekmelemesi veya büyüyen karnın verdiği rahatsızlık nedeniyle uyku düzeni bozulabilir. Uyumadan önce ılık bir banyo veya gevşeme egzersizleri tavsiye edilir.
Terleme: Hamilelik döneminde cilde kan akışının artışı ve hormon değişiklikleri terlemeye neden olur. En küçük aktivitelerde bile terleme veya gece uykudan ter içinde uyanma yaşanabilir. Sentetik giysilere oranla pamuklu ve geniş giysileri tercih etmek ve bol su içmek tavsiye edilir.

Yukarıda belirtilen rahatsızlıklarla karşılaşılması durumunda herhangi bir ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmanız hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı açısından oldukça ÖNEMLİDİR.


<mesaj tarafından düzenlendi Gizem- on 14.09.2005 09:23:14>
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Hamilelikte Doktor Kontrolü - 14.09.2005 09:24:18 ( #346 )



Hamilelikte Doktor Kontrolü







Hamilelikte doktor kontrolü, anne adayı ve bebek sağlığı açısından hayati öneme sahip bir konudur. Geniş bir perspektiften bakılacak olursa hamilelik esnasında olduğu gibi hamilelik öncesi yapılacak kontrollerin de kadınlar için önemi büyüktür.
Kişideki genel sağlık problemleri hamileliği olumsuz yönde etkileyebildiği gibi, hamileliğin kendisi de anne adayında bazı rahatsızlıklara yol açabilir. Örneğin konjenital ya da sonradan edinilmiş kalp hastalıkları, akciğer damarlarındaki yüksek tansiyon, damar tıkanıklığı ya da bazı konjenital anomaliler, hamile kalındığında hayatı tehdit edebilecek komplikasyonlara neden olabilir. Bundan dolayı hamilelik öncesinde ve hamilelikte tetkiklerin titizlikle yapılması gerekir.
Hamilelik esnasında doktor kontrolleri belli dönemlerde yapılır. “Prenatal Takip” olarak anılan bu kontrollerde anne ve fetusun sağlık durumunun incelenmesi, hamilelik yaşının saptanması ve fetal gelişimin izlenmesi, komplikasyon riski altındaki hastaların tanımlanması ve riskin mümkün olduğunca azaltılması, problemlerin önceden tahmin edilip önlenmesi ve hastanın eğitilmesi hedeflenmektedir.
İlk doktor ziyaretinde öncelikle hamilelikle ilgili tespit yapılır ve anormal bir durum olup olmadığı incelenir. Daha sonra kan sayımı, kan grubu tayini, idrar tetkikleri, enfeksiyonlarla ilgili kan tetkikleri yapılıp hastanın şahsi ve ailevi sağlık problemleriyle ilgili genel bilgiler değerlendirilir.
12. Haftada fetal kalp atımları saptanır ve büyüme takibe alınır.
14-16. Haftada genel büyüme değerlendirilir. Bu arada hamilelikle ilgili risk faktörleri mevcutsa amniyosentez yapılır. Amniyosentez, bebeğin tüm hamilelik boyunca gelişimini sürdürdüğü amniyon kesesinden alınan sıvının incelenerek, bebeğin genetik durumu hakkında bilgi edinilmesidir.
18-20. Haftada hamilelik yaşı yeniden teyid edilir. Doğumsal anomaliler yönünden ayrıntılı ultrason incelemesi ve üçlü tarama testi yapılır.
24. Haftada doğumla ilgili bilgilendirme başlar. Bunun yanında fetal gelişimi de değerlendirilir.
28. Haftada kan uyuşmazlığı varsa buna yönelik koruyucu uygulamalara başlanır. Diabet taraması yapılır. Kan sayımı ve risk değerlendirmesi tekrarlanır.
30-40. Haftada eğer varsa komplikasyonlar gözlemlenir ve fatalin durumuyla ilgili saptamalar yapılır.
41. Haftada doğum tarihi ve gün aşımına yönelik planlamalar yapılır.
Doktor tarafından yapılan her kontrolde bebek hareketleri, rahim kasılmaları, mesane fonksiyonu, vajinal akıntı, kan basıncı ve vücut ağırlığı ölçümleri titizlikle incelenmelidir.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Kadınların Hamilelik Döneminde Kilo Alması - 14.09.2005 09:25:11 ( #347 )



Kadınların Hamilelik Döneminde Kilo Alması







Hamilelikte kilo alımı doğal bir süreçtir. Ancak bu sürecin dengeli bir şekilde gelişmesi anne ve bebek açısından oldukça önemlidir. Hamilelikte sağlıklı kilo alımı sayesinde sorunsuz bir hamilelik devresi, sağlıklı doğum ve rahat lohusalık dönemi geçirilebilir.
Hamilelikte genel olarak 11-16 kg arasında kilo alımı önerilmektedir. Ancak bu, annenin hamilelik öncesi kilosuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Vücut kitle indeksine bağlı olarak kilo alımı 7 ile 18 kg arasında değişebilir. Obez kadınlarda 7 kilodan daha az kilo alımı yeterli olabilmektedir. Hamilelik sırasında ortalama olarak 12.5 kg alındığında, bunun 9 kg’ ını bebek, plasenta, artan kan hacmi ve sıvı birikimi oluşturmakta; diğer 3.5 kg ise vücutta yağ olarak depolanmaktadır.
Hamilelik öncesi düşük kiloda olan anne adayının alması gereken kilo, haftada ortalama 500 gr, normal kiloda olan hamilelerde haftada ortalama 400 gr, fazla kilolu anne adaylarında haftada ortalama 300 gr ve ikiz hamileliklerde ise haftada ortalama 750 gr’ dır.
Hamilelik sırasında yetersiz kilo alımı durumunda erken doğum riski ya da bebeğin düşük ağırlıklı doğma ihtimali bulunur. Hamilelikte fazla kilo alımında ise bebeğin büyük olmasına bağlı olarak sezaryen oranının arttığı gözlenmiştir.
1 ay içinde 3 kg’ dan fazla ağırlık artışı olan anne adayında beslenme alışkanlıkları gözden geçirilmeli, gerekiyorsa bir diyetisyene başvurulmalıdır.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
PREMATÜRE BEBEKLER) - 14.09.2005 09:28:15 ( #348 )



YENİDOĞAN DÖNEMİ VE PREMATÜRİTE (Doç.Dr.Nejat NARLI)




Yenidoğan dönemi (Neoanatal dönem), bebeğin doğduktan sonra anne rahminden dış dünyaya adaptasyon dönemi olup hayatın ilk 28 gününü kapsar. Yenidoğan dönemindeki ölüm oranları, çocukluk yaş grubunun önemli bir oranını oluşturur. Gelişmiş ülkelerde yenidoğan ölüm oranı (28 gün ve altında ölenlerin o yıl doğan canlı bebeklere oranı) ve beş yaş altı ölüm oranı (beş yaş altı ölümlerinin o yıl doğan canlı bebeklere oranı) tek haneli rakamlara inmiştir. Ülkemizde ise yenidoğan ve çocuk ölüm oranları, istenilen düzeyden çok uzaktadır. Unicef’in 1998 yılı verilerine göre Türkiye’de; yenidoğan ölüm oranı binde 25.8, beş yaş altı ölüm oranı ise binde 52.1’dir. Görüldüğü gibi yenidoğan dönemindeki ölüm oranları, beş yaş altı ölümlerinin yarısını oluşturmaktadır. Çocukluk çağında bu kadar önemli bir yere sahip olan yenidoğan döneminin, hasta grubunun ve sorunlarının çoğunluğunu prematüre bebekler oluşturmaktadır. Prematüre bebek ile ilgili konulara geçmeden önce yenidoğan, düşük doğum ağırlığı, prematüre bebek gibi kavramların tanımını yapmak gerekir.




Gebelik haftasına göre yenidoğan bebekler üçe ayrılır:
37 hafta ile 42 hafta arasında zamanında (miadında) doğan bebekler
42 haftanın üzerinde doğan bebekler: (postmatüre bebekler)
37 haftanın altında doğan bebekler (PREMATÜRE BEBEKLER)




Yenidoğan bebekleri değerlendirirken gebelik haftası ve doğum ağırlığı birlikte alınmalıdır. Bu amaçla çeşitli büyüme eğrileri kullanılmaktadır. En yaygın kullanılan eğri Lubchenko'nun Denver eğrileridir. Yenidoğan bebeğin doğum tartısı gebelik yaşına göre uyan %10-90 değerleri arasında ise “doğum ağırlığı gebelik yaşına uygun” (Appropriate for Gestational Age, AGA), doğum ağırlığı %90 üstünde olanlar için “doğum ağırlığı gebelik yaşına göre fazla” (Large for Gestational Age, LGA), doğum ağırlığı %10 altında olanlar için ise "doğum ağırlığı gebelik yaşına göre düşük” (Small for Gestational Age, SGA) terimleri kullanılmaktadır.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt: PREMATÜRE BEBEKLER) - 14.09.2005 09:30:39 ( #349 )



PREMATÜRE BEBEKLERİN TAKİBİ (Prof.Dr.Zeynep İNCE)





Neonatal ve prenatal bakımdaki gelişmeler yüksek riskli pretermlerin sağ kalımını dramatik olarak etkilemiştir. Buna bağlı olarak sayıları giderek artan yoğun bakım ünitesi taburcularının takibinde çocuk hekimine önemli sorumluluklar yüklenmektedir. Çocuk hekimi preterm doğum ya da postnatal hastalıkların neden olduğu büyüme gecikmesi, beslenme sorunları, nörolojik ve gelişimsel sorunlar, solunum sorunları, görme ve işitme bozuklukları gibi bir çok karmaşık sorunu anlamak, yönetmek ve tedavi etmek zorundadır.



Yenidoğan yğun bakım ünitesinden taburcu olmuş bir pretermin değerlendirilmesi perinatal ve neonatal döneme ait detaylı bilgi, gelişmesi tahmin edilen sekeller, kontroller arasındaki sürede gelişen olaylar ve bu bebeklerin özel durumlarını göz önüne alan fizik muayeneyi içeren sistematik bir yaklaşım gerektirir.








PERİNATAL DÖNEME AİT BİLGİ:



Doğru bir izlem için en önemli gerekliliktir. Preterm bir bebek hastaneden taburcu olurken hazırlanması gereken çıkış bilgisi aşağıdakileri mutlaka içermelidir:

....

1) Perinatal öyküde önemli noktalar: Anne öyküsü, prenatal seyir, ilaçlar, sosyal durum

2) Doğum öyküsü: Doğum tartısı, gestasyon (doğum) yaşı, gestasyona göre tartı uygunluğu, ....Apgar skorları, resusitasyon gereksinimi

3) Hastanedeki seyrin özeti:

....a) Beslenme öyküsü ve şimdiki beslenme şekli

....b) Solunum sorunları (ventilatör desteği, oksijen gereksinimi, apne ve bradikardileri, ........bronkopulmoner displazi-BPD)

....c) Nörolojik komplikasyonlar: İntraventriküler kanama-İVK, periventriküler lökomalazi-PVL, ........konvülsiyonlar, hidrosefali)

....d) Kardiyovasküler sorunlar

....e) Transfüzyonlar

.....f) İnfeksiyonlar

....g) Cerrahi girişimler, kan değişimi,santral kateterler

....h) Göz muayeneleri

.....i) Diğer önemli komplikasyonlar(nekrotizan enterokolit-NEK, gastroözofageal reflü-GER)

...

4) Önemli Laboratuar Bulguları: En yüksek bilirubin düzeyi, çıkıştaki hematokrit ve retikülosit, tarama testleri.

5) Önemli Görüntüleme Sonuçları: Kraniyal ultrasonografi, ekokardiyografi, akciğer grafisi



6) Çıkışta Kullandığı İlaçlar

7) Aşılama Durumu



8) İşitme Değerlendirmesi



9) Çıkış Fizik Muayene Bulguları: Özellikle tartı, boy, baş çevresi



10) Randevular: Fizik tedavi, nöroloji, konuşma terapisi vs.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
cogul gebelikler - 14.09.2005 09:36:23 ( #351 )




ÇOĞUL GEBELİKLERDE DOĞUM
Çoğul gebeliği olan anne adaylarının erken doğum olasılığına karşı her zaman hazırlıklı olmaları, doğum yapacakları hastaneyi seçerken prematüre bakım hizmeti olan bir hastaneyi seçmeleri son derece önemlidir.
Doğum eylemi başladığında bebeklerden birinde muhtemel bir sıkıntı (fetal distres) gelişimine karşı, bebeklerin her birinin kalp atışlarının ayrı ayrı, tüm doğum eylemi boyunca sıkı bir takipte tutulmaları önemlidir. Teknik nedenlerle bebeklerden birinin kalp atışlarının dinlenemediği durumlarda direkt sezaryan ile doğum uygun bir seçenek olabilir.
Doğum şekli konusunda karar verilmesi
İkiz gebeliklerde direkt olarak sezaryan ile doğum öneren doktorlar olabileceği gibi, bazı koşullar yerine geldiğinde doğumun normal vajinal yoldan sağlıklı ve güvenli bir şekilde gerçekleşebileceğine inanan doktorlar da vardır.
Bu iki yaklaşımdan hangisinin doğru olduğu konusunda yapılan bilimsel çalışmalar sürekli olarak birbiriyle çelişmektedir. Ancak üç veya daha fazla sayıda bebeğin olduğu çoğul gebelikler için çoğunlukla sezaryan ile doğum tercih edilir ve bu uygun bir yaklaşımdır.
İkiz gebelikte normal vajinal doğum imkanı olup olmadığını belirleyen en temel etken, pelvis yapısında bir darlık olmaması şartıyla, bebeklerin rahim içindeki duruş şekilleridir.
İkiz bebekler aşağıdaki şekillerde duruyor olabilirler ve bu duruş özellikleri ultrasonografiyle belirlenebilir:
* hem ilk bebek (önde gelen) hem de ikincisi baş gelişi,
* ilk bebek baş, ikinci bebek makat veya yatay,
* iki bebek birden makat veya yatay

İkizlerde en sık görülen duruş şekli her iki bebeğin de başla gelmesidir ve bu durumlarda vajinal doğum mümkündür.
İlk bebeğin baş, diğerinin makat ya da yatay durduğu durumlarda direkt sezaryan ile doğum gündeme gelebileceği gibi, ilk bebek doğduktan sonra doktorun vajinadan rahim içine ulaşarak bebeği ayaklarından tutup çekerek doğurtması veya ilk bebek doğduktan sonra karın üzerinden yapılan müdahaleyle içerideki bebeğin baş gelişine döndürülerek doğurtulması söz konusu olabilir.
Bu olasılıklar dışında, özellikle de ilk doğumun acil olarak gerçekleştiği, yeterli koşulların olmadığı ve daha da önemlisi içerideki bebeğin düşük kilolu olması nedeniyle makat ile doğumun zararlı olabileceği durumlarda ilk bebeğin vajinal doğumunu takiben ikinci bebek sezaryan ile doğmak durumunda kalabilir.
İlk bebeğin makatla geldiği durumlarda yukarıdaki bebeğin başının ya da ender durumlarda poposunun doğmakta olan bebeğin başının doğum kanalına girerken burayı tıkaması neticesinde oluşması muhtemel “baş takılmasını” önlemek için direkt sezaryanla doğum uygundur.



İKİZLERKULÜBÜ®




gebelik.org sitesinin iletişim kolu olan ve şu anda anne olan veya bebek bekleyen internet kullanıcılarının tümünün tanıdığı ANNELERKULÜBÜ® anne ve anne adaylarının birbirleriyle iletişimde bulunmalarını ve tanışmalarını sağlamak amacıyla kurulmuştu. İKİZLERKULÜBÜ® ise ikiz bebek bekleyen anne adaylarının ve ikiz bebekleri olan annelerin oldukça özel olan bu durumları konusunda iletişim kurmalarını amaçlıyor.

Prensip olarak aynen Anneler Kulübü gibi çalışan bu platforma üye olmak için ikizlerim-subscribe@yahoogroups.com adresine boş bir mail gönderiniz. Kulübe üye olduktan sonra Dr. Kağan Kocatepe'ye soru gönderebilirsiniz.



Dr. Kağan Kocatepe tarafından hazırlanan diğer bilgi kaynakları
gebelik.org>>
jinekoloji.net>>
aileplanlama.com>>
menopoz.net>>
polikistikover.com>>

 











BİLGİLER

Tanım ve Görülme Sıklığı

Tanı Konması

İkiz Kardeşlerin Genetik Yapıları

Tek Yumurta İkiz Gebeliğinin Farklı Şekilleri

Tıbbi Yaklaşım Özellikleri

Riskler (anne adayı açısından)

Riskler (bebekler açısından)

İkiz Gebelikte Doğum

İkiz Gebelikte Günlük Yaşam ve İş Yaşamı

diğer linkler hazırlık aşamasındadır...



 
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
cogul gebelikler - 14.09.2005 09:38:05 ( #352 )



ikizgebelik.com: iki veya daha fazla sayıda bebek bekleyen anne adaylarının internetteki giriş sayfası...



TANIM
Çoğul gebelikler aynı adet döngüsü içinde birden fazla yumurta hücresinin ayrı ayrı döllenip gelişmeye başlamasıyla veya tek bir yumurta hücresinin döllenme sonrasında iki veya daha fazla eşit hücreye bölünmesi ve bölünen hücrelerden her birinin ayrı ayrı embriyolar halinde gelişmeye devam etmesiyle ortaya çıkan gebeliklerdir.
Yukarıdaki tanımlamaya göre oluşan ikiz gebeliklerde birinci durumda çift yumurta ikizi (“dizigotik”), ikinci durumda ise tek yumurta ikizi (“monozigotik”) söz konusudur.
Bebek sayısının ikiden daha fazla olduğu durumlarda bebekler ayrı ayrı yumurta hücrelerinden köken alabilecekleri gibi, tümü tek yumurta hücrtesinden köken almış olabilir.
GÖRÜLME SIKLIĞI
Tüm ikiz gebeliklerin üçte ikisi çift yumurta ikizi şeklinde, üçte biri ise tek yumurta ikizi şeklinde ortaya çıkarlar.
İkiz gebelik ve diğer çoğul gebeliklerin görülme sıklığı ülkeden ülkeye önemli değişiklikler gösterir. En düşük görülme sıklığı binde 6'yla Japonya'dan bildirilirken, Kuzey Amerika’da ve ülkemizin de içinde bulunduğu Avrupa ülkelerinde bu oran yaklaşık binde 11 olarak bildirilmektedir. İkiz gebeliklerin dünya üzerinde en sık görüldüğü ülke tüm gebeliklerin %4’ünün ikiz gebelik olduğu Nijerya’dır. Afrika ülkelerinin tümünde Nijerya kadar yüksek olmasa da ikiz gebelik oranlarının oldukça yüksek olduğu dikkat çekmektedir.
Çift yumurta ikizliği anne adayının doğum sayısı arttıkça veya yaşı ilerledikçe daha sık görülmektedir.
Gebe kalamama nedeniyle yapılan tedavilerde, yumurtlamayı sağlayıcı ilaçların kullanılması bu tedavilerde genellikle birden fazla yumurta hücresi oluşması nedeniyle çift yumurta ikizliği oranını artırır.
Tüp bebek ve mikroenjeksiyon yöntemiyle oluşturulan gebeliklerde rahim içine transfer edilen embriyo sayısı çoğunlukla birden fazla ve genellikle ikiden fazla olduğundan bu gebeliklerde de çift yumurta ikizliği oranı yüksektir.
Kendisi çift yumurta ikiz eşi olan bir anne adayının gebeliğinde de çift yumurta ikizliği görülme olasılığı yaklaşık iki kat daha fazladır.
“İri yapılı” anne adaylarında çift yumurta ikizi görülme olasılığı orta yapılı ve ufak yapılı anne adaylarına göre daha yüksektir.
Tüm yukarıdaki bilgilere karşın, tek yumurta ikizliği dünyanın hemen her bölgesinde sabittir ve yaklaşık 1/250 oranında görülmektedir.
Son bilimsel veriler yumurtlamayı sağlayıcı ilaçlarla oluşturulan gebeliklerde çift yumurta ikizliği yanında tek yumurta ikizliğinin de nispeten daha sık görüldüğünü göstermektedir.



İKİZLERKULÜBÜ®




gebelik.org sitesinin iletişim kolu olan ve şu anda anne olan veya bebek bekleyen internet kullanıcılarının tümünün tanıdığı ANNELERKULÜBÜ® anne ve anne adaylarının birbirleriyle iletişimde bulunmalarını ve tanışmalarını sağlamak amacıyla kurulmuştu. İKİZLERKULÜBÜ® ise ikiz bebek bekleyen anne adaylarının ve ikiz bebekleri olan annelerin oldukça özel olan bu durumları konusunda iletişim kurmalarını amaçlıyor.

Prensip olarak aynen Anneler Kulübü gibi çalışan bu platforma üye olmak için ikizlerim-subscribe@yahoogroups.com adresine boş bir mail gönderiniz. Kulübe üye olduktan sonra Dr. Kağan Kocatepe'ye soru gönderebilirsiniz.



Dr. Kağan Kocatepe tarafından hazırlanan diğer bilgi kaynakları
gebelik.org>>
jinekoloji.net>>
aileplanlama.com>>
menopoz.net>>
polikistikover.com>>

 











BİLGİLER

Tanım ve Görülme Sıklığı

Tanı Konması

İkiz Kardeşlerin Genetik Yapıları

Tek Yumurta İkiz Gebeliğinin Farklı Şekilleri

Tıbbi Yaklaşım Özellikleri

Riskler (anne adayı açısından)

Riskler (bebekler açısından)

İkiz Gebelikte Doğum

İkiz Gebelikte Günlük Yaşam ve İş Yaşamı

diğer linkler hazırlık aşamasındadır...



 
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Ynt:Yenidoğan - 14.09.2005 09:40:42 ( #353 )




Büyüme:





YeniDoğan


1-3 Ay


4-7 Ay


8-12 Ay

Yenidoğan bebeğinizin büyümesi




Önce kız mı, erkek mi diye bakarız, ardından eline ayağına. Parmaklarını sayarız. Peki sonra? Herhalde boyu ve tartısı gelir. Herkes bunları sorar; kız mı, erkek mi tartısı ne kadar, boyu ne kadar? Siz herkese önce bunları söylersiniz; kız mı, erkek mi, tartısı ne kadar, boyu ne kadar?
Neden herkes önce bunları merak eder? Basit, çünkü tartı ve boy ilk günden itibaren bebeğin gelişiminin en somut göstergesidir.

Bebeğimin tartısı ne kadar olmalı?
Tıpkı erişkinler gibi, yenidoğanların da tartı ve boyları farklı farklıdır. Bebeklerin çoğu “gününde” doğar –size göre 9 ay 10 gün, biz hekimlere göre 40 haftadır bu- tartıları 2500-4000 gram arasında, boyları 47-52 cm arasında değişir. Uzunca bir dönem, yenidoğanlar “ne kadar iri ise o kadar iyi” diye düşünüldü, ama artık “irilikten” çok bebeklerin sağlıklı olmasına önem veriyoruz.
Yenidoğan bebeğin tartısı belirleyen bir çok etken vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz.

Anne babanın boyu ve kilosu- genellikle iri anne-babanın bebeği, ufak tefek anne-babanın bebeğine göre daha büyüktür.
Bebeğin cinsiyeti- kızlar, erkeklere oranla biraz daha küçüktür.
Gebelik süresi- gününde doğan bebek, erken doğana oranla muhtemelen daha ağır olacaktır.
Annenin gebelik süresinde sağlık durumu- annenin kimi hastalıkları, bebeğin doğum tartısını etkiler. Örneğin yüksek tansiyon düşük doğum tartılı bebeğe, şeker hastalığı bebeğin ,iri doğmasına yol açar. Gebelik boyunca bebeğin tartısına ve sağlığına etki edecek her durum, kadın doğum uzmanının yakın takibi altında olmalıdır.
Annenin gebelik boyunca beslenmesi- bebeğin sağlıklı gelişimi için annenin uygun beslenmesi mutlaka gereklidir. Yetersiz beslenme, bebeğin büyümesini olumsuz etkileyecektir.
Annenin gebelikte sigara, içki ve ilaç kullanması-
Kaçıncı bebek olduğu- ilk bebekler, bazen sonrakilerden düşük tartılıdırlar.
Çoğul gebelik- ikiz, üçüz vb. bebekler, aynı boşluğu paylaştıkları için doğum tartıları daha düşük olacaktır.
Bebeğiniz, ilk ayında, günde ortalama 30-40 gram tartı alacak, boyu ortalama 3 cm uzayacaktır. Kimi bebekler, 10-15 günlükken ve 3-6 haftalıkken bir hızlı büyüme dönemi yaşarlar.
Endişe etmeli miyim?
Bebeğinizin tartısı ortalamaya göre düşük yada fazlaysa, doğumdan sonra bir süre daha yakın takip altında tutulacaktır. Bu takip, olası sorunların kısa sürede çözülmesi ve bebekte ileriye dönük bir zarar oluşmaması için mutlaka gereklidir.
Düşük tartılı bebeklerin en önemli sorunları, beslenme ve vücut ısılarını düzenlemedir. Bu bebeklerin anneleri, bebeklerini sık sık emzirmeli, çocuk hekiminin gerekli görmesi durumunda düzenli aralıklarla biberon vermeli ve vücut ısıları sık sık ölçülmelidir.
Toplumumuzda sağlıklı bebek tombul bebektir! Ancak tombul bebek de en az düşük tartılı bebek gibi sorunlar yaşayabilir. Bunların en sık rastlananı kan şekeri düşüklüğüdür. İri bebeklerin kan şekerlerinin düşmesini önlemek için sık aralıklarla beslenmeleri ve belirli aralıklarla kan şekerlerinin ölçülmesi gerekir.
Prematüre (erken doğan) bebekler genellikle, gününde doğanlardan daha düşük tartılıdırlar. Ağırlıkları zamanından ne kadar önce doğduklarına göre değişiklik gösterir. Vücut yağları azdır, kendilerini ısıtamazlar. Erken doğanlar, ısı ve nemi ayarlı küvözler içerisinde tutularak, dış ortama uyumları sağlanmaya çalışılır. Anne sütüyle, bir takım katkı mamalarıyla yada formül mamalarla, erken doğanların yeterli tartıyı almaları sağlanır.
Son olarak




Bebeğinizi doğumdan bir kaç gün sonra tartarsanız, kilo verdiğini göreceksiniz, sakın meraklanmayın! Bebeklerin çoğu doğumdan sonra tartılarının ortalama %5-10’unu kaybederler. Bu durum tamamiyle normaldir. Doğumdan yaklaşık 10 gün sonra bebekler ancak doğdukları kiloya ulaşırlar. Bu dönemde görülebilecek aşırı tartı kaybı konusunu bebeğinizi izleyen çocuk hekimiyle görüşebilirsiniz.

Son bir nokta, bebeğinizin düşük yada fazla kilolu olması çocukluk yada erişkin dönemindeki kilo ve boyu ile tam ilişkili değildir. Bu aşamada, genetik diye bir bilim devreye girer ve bakarsınız minick bir bebek ilerde dev bir basketbolcu olur!
 
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
ikizlerin bakimi - 14.09.2005 09:43:32 ( #354 )
İkizlerin BakımıGebe kadın bir bebek düşüncesindeyken birden ikiz bebekleri olacağını öğrenince telaşlanması olağandır. Çünkü bir bebek için düşünülen planlar artık iki bebek için yapılmaya başlanmalıdır. Anne adaylarının bir kısmı doğacak olan bebeğin ihtiyaçlarını gidermek için gebeliğin son aylarını beklerken bazı annelerde gebe olduklarında öğrendikleri andan itibaren ihtiyaç listesini hazırlamaya başlarlar. İkiz bebek bekleyen annelerin olması gerekenden daha önce doğum yapmaları beklenir. Bu nedenle ikiz anneleri belirlenen doğum tarihinden daha önce bebeğin tüm ihtiyaçlarını giderecek durumda olmalıdırlar.

Bir bebeğin anneyi ne kadar yorabileceği bilinirken, iki bebek olduğunda neler yaşayacağınızı düşünerek kendinize bebekler dünyaya gelmeden bol bol vakit ayırın. İkizleri emzirmek oldukça güç olabilir. Sizin için iki yöntem önerilmektedir. Isterseniz bebeklerinzin ikisini aynı anda emzirebilir ya da birini emzirdikten sonra bir diğerine geçebilirsiniz. Bebeklerinizin ikisini de kucağınıza alın, bacakları dışa dönük gelecek şekilde kucağınıza yatırın. Daha sonra bir memenizi birine, diğer memenizi de ötekine verin. Bu şekilde emzirmeye başlayın. Bu işlemi yaparken sık sık bebekleri diğer memeyi emmesi için değiştirin. Bebekleri aynı anda emzirmeniz halinde zamandan da tasarruf edeceksinizdir. İkizleri aynı anda emzirmek size zor geliyorsa onları tek tek emzirmeyi deneyin.

Bazı annelerin sütleri az olduğundan bebeklere mama takviyesi yapabilirler. Bu şekilde bebeklerinizi biberonla emzirmeniz gerekecektir. İsterseniz biberonla gıda alımını da aynı anda yapabilirsiniz. Bebeklerinizin ikisinide düz bir zemine yatırın ve başlarının yüksekte olmasını sağlamak için başlarının altına bir yastık koyun. Daha sonra da biberonları ellerinize alın ve bir elinizle birini beslerken, diğer elinizle de diğer bebeğinizi besleyin. Bu işlemi de ayrı ayrı yapabilirsiniz. Bu şekilde bebeklerinizle tek tek daha iyi ilgilenmeniz de olasıdır.

Ikiz bebekleri aynı anda banyo yaptırmak zor olabilir. Bebeklerinizi aynı anda banyo yaptırabilmeniz için sizin de katılımınız gereklidir. Küvetin içine girerek bebeklerinizi kucağınıza alın ve hep birlikte banyo yapmaya başlayın. Bu tarzda yapılan banyolar oldukça uzun sürebilir. Bu nedenle ikizlerinizi tek tek yıkamanız daha avantajlı olacaktır. Bir bebeğiniz uyurken diğerini yıkayabilir ve diğeri uyuduğunda da onu yıkayabilirsiniz. Bir keç haftalık olan bir bebeği sık sık yıkamak zorunlu değildir, bu nedenle onları silebilirsinizde.

Ikiz bebek anneleri oldukça fazla yorulurlar. Evde yalnız olmadığınız zamanlarda bebeklerle başkalarının ilgilenmesini sağlayın. Örneğin annaanne ya da babaanne evde bulunduğunda bebeklerle ilgilenmelerini sağlayın. Eşinizin evde olduğu zamanlarda yapmanız gereken her şeyin yarısını onun da yapmasını sağlayın. Bu arada eşinizin sürekli aynı bebekle ilgilenmesine izin vermeyin, bu şekilde diğer bebek eşinize uzak kalır ve sürekli sizi yanında isteyebilir.

Yenidoğanlar geceleri sık sık uyanabilirler. Bu nedenle özellikle ikiz anneleri bir çok geceyi uykusuz geçirir. Geceleri bebeklerinizin birinin ihtiyaçlarını karşılarken uygulamaların aynısını diğerine de tekrarlayın. Bu şekilde gece boyunca sık sık uyandırılmak zorunda kalmazsınız.
Ikiz bebek sahibi olmanızdan dolayı evinizin doğum yapmadan önceki düzende olmasını beklemeyin. Bu nedenle yemeklerinizi hazır olanlardan seçin, evinizin bakımında size yardımcı olması için bir yardımcı edinin. Böylece bebeklerinizle ve kendinizle ilgilenmek için daha çok zamanınız olacaktır. Özel işlerinizi bebekleriniz uyurken yapın ya da onlar uyurken sizde dinlenin.

Aynı anda çılgınlar gibi bağıran iki bebekle birden ilgilenmek olanaksız gibidir. Bu nedenle sizib bir kişi olduğunuzu ve bu yüzden aynı anda iki bebekle birden ilgilenemeyeceğinizi bebeklerinizin anlamasını sağlayın.

İkizler bebeklik dönemlerinde oldukça yaramaz ve birbirleriyle hiç anlaşamayacakmış gibi görünsede ilerleyen günlerde oldukça iki iyi dost olurlar. Bu nedenle yaşadığınız bu zor durumların bir gün biteceğini unutmayın.

İkizlerin bir kısmı birbirlerine oldukça benzerken bir kısmı da çok az benzeyebilir. Birbirlerinin aynısı olan bebeklerin bakımı daha zordur. Biraz önce hangisini yedirdiğinizi anlamanız zor olabilir. Bu nedenle bebekleri ayırabilmek için onların üzerinde bir işaret olmasını sağlayın ya da farklı giydirin.

Bebeklerinizin ikiside birer melek olmayacaktır, mutlaka içlerinden biri yaramaz olur. Bu nedenle her türlü oluşuma hazır bulunmalısınız. İkiz bebek sahibi olan diğer ailelerle ilişkiler kurun ve onlardan tavsiyeler isteyin. Bu şekilde yapılan yardımlaşmalar size olumlu faydalar sağlayabilir.
 
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Hamilelere sigara uyarısı - 14.09.2005 10:02:37 ( #356 )




Hamilelere sigara uyarısı
24.06.2003



Kadın Doğum Uzmanı Operatör Dr. Alper Mumcu, ''Sigara hem erken doğum riskini hem de düşük riskini arttırır'' dedi.
Sigara içen kadınların sayısı ile ilgili yapılan araştırmaların ilginç sonuçlar verdiğini ifade eden Operatör Dr. Alper Mumcu, "Tüm dünyadaki kadınların yaklaşık yüzde 12'sinin sigara kullandığı tahmin edilmektedir. Bu oran gelişmiş ülkelerde çok daha fazladır. Tahminler sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde tüm kadınların yüzde 23'ünün sigara tiryakisi olduğu yönündedir.
Bu tahminin en korkutucu yanı sigara kullanan kadınların büyük bir kısmının hamilelikleri süresince de bu alışkanlıklarından vazgeçmedikleri gerçeğidir. Hamilelikte sigara kullanımı tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı problemidir. Sigara sadece kadının değil doğmamış bebeğin de sağlığını ciddi anlamda tehdit eden bir faktördür" şeklinde konuştu.
Kadınların hamilelikleri süresince sigara içmemelerinin olumlu sonuçlar meydana getirdiğini ifade eden Dr. Alper Mumcu, "Anne adayının hamileliği boyunca sigara içmiyor olması halinde yeni doğan ölümleri yüzde 10 oranında azalır. Sigara dumanı yaklaşık 2 bin 500 değişik kimyasal madde içermektedir. Bu maddelerden hangilerinin bebek için zararlı olduğu tam olarak bilinmemekle birlikte nikotin ve karbonmonoksitin kötü gebelik öyküsü için ana risk faktörü olduğu kabul edilmektedir. Karbonmonoksit araçların egzozundan çıkan gazın aynısıdır" açıklamasını yaptı.
Dr. Mumcu, sigara içindeki pek çok maddenin etkisi ile vücuda bazı değişikler meydana geldiğinin altını çizerek, "Bu değişikliklerin en kısa vadede gerçekleşeni ve dikkat çekeni dolaşım sistemi üzerindeki etkisidir. İlk çekilen nefesle birlikte damarlarda ve bronşlarda bir büzüşme meydana gelir. Kan basıncında hafif bir artış ortaya çıkarken kanın oksijen taşıma kapasitesi belirgin derecede azalır. Bu durum ciddi problemlere neden olabilmekle birlikte çoğu zaman yetişkinler tarafından tolere edilebilir. Ancak hamile bir kadının ve karnındaki bebeğin tolere etmesi çok daha güçtür" diye konuştu.
Hamilelik sırasında içilen sigaranın anne kadar bebeğe de zarar verdiğini dile getiren Mumcu, "Sigara içildiğinde anneden bebeğe giden ve onun büyümesi için gereksinim duyduğu kan, oksijen ve besin maddelerinde azalmaya neden olunur. Anne adayının sigara içmesi durumunda bebeğinin düşük doğum ağırlığı ile doğma riskini yaklaşık 2 kat artar. 1998 yılında ABD'de hamilelikleri süresince sigara kullanan annelerden doğan bebeklerin yüzde 12'sinin düşük doğum ağrılığı ile dünyaya geldiği ortaya çıkmıştır. Yaşına göre düşük doğum ağrılıklı dünyaya gelen bebekler doğum sonrası bazı sağlık problemleri açısından yüksek risk taşırlar. Bunların en önemlileri serabral palsi (felç), zeka geriliği ve hatta ölüm riskidir" şeklinde konuştu.
Operatör Dr. Alper Mumcu, sigaranın erken doğum riskini de yüzde 30 oranında arttırdığını belirterek, "Bununla birlikte gebeliğin 16. haftasında sigarayı bırakan bir anne adayının bebeğinin düşük doğum ağrılıklı olma riski hiç sigara kullanmayan bir anne adayı ile aynı düzeye iner. Yani sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir. Erken doğum riskinin yanı sıra sigara bazı doğumsal anomalilerin görülme riskini de arttırmaktadır. Yeni yapılan bir çalışmada hamileliğin ilk 3 ayı boyunca sigara içen kadınların bebeklerinde daha fazla yarık damağa rastlandığı yapılan araştırmalarca da ortaya konmuştur" ifadelerini kullandı.
Sigaranın hamilelikteki olumsuz etkilerinin bunlarla sınırlı olmadığını hatırlatan Dr. Alper Mumcu, "Hamilelikte ortaya çıkabilen bazı problemler sigara içen kadınlarda daha fazla görülür. Örneğin sigara içen kadınların düşük yapma olasılığı içmeyenlere göre daha fazladır. Benzer şekilde plasenta previa ya da plasentanın erken ayrılması durumu da sigara kullanan kadınlarda 2 kat fazla karşılaşılan bir durumdur. Plasentanın erken ayrılması durumunda hem anne adayının hem de bebeğin hayatı ciddi oranda tehlikeye girer. Sigaranın gebelikteki belki de en korkutucu etkisi ölü doğum riskinde yarattığı artıştır. Hamilelikleri süresince sigara içen kadınların bebeklerinin herhangi bir dönemde anne karnında hayatını kaybetme şansı sigara içmeyenlere göre çok daha fazladır" dedi.
Mumcu, sigara ve tütün ürünlerinin olumsuz etkilerinin sadece hamilelikle sınırlı olmadığına dikkat çekti. Dr. Mumcu, "Hamileliği boyunca sigara içen, ve herhangi bir sorun yaşamadan bebeği dünyaya getiren anneler bundan sonra sorun yaşamayacakları garantisi altında değildir. Çünkü hamileliği süresince sigara içen kadınlardan doğan bebeklerde "ani bebek ölümü sendromu" görülme riski yaklaşık 2 kat artmaktadır. Ani bebek ölümü sendromu bulunabilen herhangi bir neden olmaksızın bebeğin hayatını kaybetmesidir. Doğum sonrası bebeğin bulunduğu ortamda sigara içilmesi de ani bebek ölümü sendromu riskini artırmakla birlikte bebeğin sigara dumanına anne karnındayken maruz kalması daha büyük risk yaratmaktadır. Ani ölüm dışında bu bebeklerde doğum sonrası astım gibi bazı kronik sağlık problemlerine de daha fazla rastlanmaktadır" dedi.
Sigaranın çocuğun başarı düzeyine de etkisi olduğunu vurgulayan Mumcu, "Anneleri hamilelikleri süresince sigara içen çocukların okul performansları da yaşıtlarına göre daha düşük olmaktadır. Bu çocuklarda matematik başta olmak üzere öğrenme bozuklukları izlenmektedir. Yine benzer şekilde bu çocuklarda davranış bozuklukları ve antisosyal davranışlara da daha sık rastlanmaktadır. Öte yandan sigara yarık damak gibi bazı doğumsal anomalilerin görülme riskini arttırır. Çocukta ileri dönemlerde astım ve benzeri kronik hastalıkların görülme riskini arttırır. Sigara çocuğun hiperaktif olmasına neden olabilir ve çocukta davranış bozukluğu görülme riskini arttırır. Bunların ötesinde sigara çocuğunuzun da ileride sigara bağımlısı olma riskini arttırır" şeklinde konuştu.
Operatör Dr. Alper Mumcu, anne adaylarına hamile kaldıktan hemen sonra sigarayı bırakmalarını öğütleyerek, "Sigarayı bıraktığınızda bebeğiniz de bırakmış olacaktır. Bebeğiniz doğduğunda yaklaşık 200 gram daha ağır olacaktır. Bebeğinizin doğum sonrası hastanede kalış süresi daha kısalacaktır. Hamileliğiniz daha rahat ve sağlıklı geçecektir. Bebeğin anne karnında ya da doğumdan sonra ölme riski azalacaktır. Doğum sonrası bebekte astım ve alerji gibi hastalıkların görülme riski azalacaktır. Anne sütünü daha sağlıklı olacaktır. Sigaraya vereceğiniz parayı bebeğiniz için harcayabileceksiniz" dedi.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
Gebelikte beslenme - 14.09.2005 10:04:40 ( #357 )
Beslenmenin gebeliğin seyrinde ve sonucunda çok büyük etkileri vardır. Hamile olsun ya da olmasın kişinin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesinin temelinde doğru ve yeterli beslenme yatar. Hamile kadınlarda beslenme ayrı bir öneme sahiptir. Gelişmekte olan bebeğinizin gereksinimlerini karşılamak ve onun sizin dışınızdaki yaşama yeterli olarak hazırlanmasını sağlamanın dışında rahat ve sorunsuz bir hamilelik ve lohusalık dönemi geçirmek için de doğru beslenmeniz gerekir.
Ciddi beslenme bozukluğu olan kadınlardan doğan bebeklerin sonraki yaşamlarında problemler yaşadığı bilinmektedir. Hamilelik süreci temel besin kaynakları olan karbonhidrat, protein, yağlar ile vitamin ve mineral gereksinimlerinin arttığı bir dönemdir. Buna bağlı olarak gereksinim duyduğunuz kalori miktarında da bir miktar artış söz konusudur. Ancak bu artış hiçbir zaman aşırı yemenizi gerektirecek kadar değildir. Gebe olan ile olmayan kadınlar arasındaki kalori gereksinimi farkı sadece 300 kaloridir ve bu her öğünde 1-2 kaşık fazla yenilerek karşılanabilecek bir farktır.
Önemli olan fazla miktarda yemek ve kilo almak değil, gerekli olan maddeleri dengeli ve yeterli miktarda almaktır.
Zaman zaman hamile kadınların ellerine diet örnekleri verildiğine ve örneğin hergün 3 tane köfte, 2 tane yumurta, 5 bardak süt gibi önerilerde bulunulduğuna tanık oluyoruz. Bu uygulamaların hiçbir bilimsel geçerliliği olmadığı gibi sadece göz boyamaya yöneliktir. Ancak bir beslenme uzmanı tarafından ayarlanmış doğru ve dengeli dietler her durumda gerekli olmamakla birlikte zaman zaman özel şartlarda yararlı olabilir.
Tekrar belirtmek gerekirse hamilelikte eskilerin deyimi ile iki canlı olduğun için fazla yemelisin sözü doğru değildir. Önemli olan dengeli ve düzenli beslenmektir.
Gebeliğin erken dönemlerinde bulantı ve kusma sorunu yaşayan ve bu nedenle yeterli şekilde beslenemeyen ve hatta kilo kaybeden anne adaylarına sıklıkla rastlamaktayız. Daha önceden ciddi bir beslenme bozukluğu ve gebeliğin erken dönemlerinde aşırı kilo kaybı yoksa bu durum gelişmekte olan bebek tarafından kolaylıkla tolere edilebilir. Ancak bulantı ve kusmalara bağlı ciddi beslenme bozukluğu yaşayan ve nerdeyse hiçbirşey yiyip içemeyen anne adaylarının hastaneye yatırılarak damar yolu ile beslenmesi gerekli olabilir ancak bu son derece nadir karşılaşılan bir durumdur.
Öğün sayısı
Hamilelikte beslenme söz konusu olduğunda ilk planda önerilen günlük öğün sayısında değişikliğe gidilmesidir. Hamile olmayan kişilerde önerilen günde 3 öğünün bu dönemde 5'e çıkarılması yararlıdır. Bu hem erken dönemdeki bulantı ve kusmalar ile baş etmeye yardımcı olur hem de son dönemlerde yaşanan yanma ve şişkinliği azaltır. Üç temel ve iki hatta gerekirse üç ara öğün hamilelikteki uygun öğün şeklidir.
Fast food
Fast food olarak tabir edilen diet şekli genel olarak besin değeri fazla olmayan ancak kalorisi yüksek bir tarzıdır. Yüksek oranda yağ ve katkı maddesi içerdiğinden hamilelikte önerilmez.
Beslenme söz konusu olduğunda gerekli miktar ve kullanılabilecek miktar deyimleri önemlidir. Gerekli miktar normal fonksiyonu sürdürebilmek için alınması gereken en düşük miktarı belirtir. Kullanılabilecek miktar ise ortalama gereksinimin kişilere ve toplumlara uyarlanmış standardize edilmiş miktarlardır.
Enerji ve Kilo Artışı
Gebelikte kalori 3 nedenden dolayı gereklidir. Bunlar gebeliğe bağlı yeni dokuların yapımı, bu dokuların idame ettirilmesi ve gebe vücudun hareketi için gerekli olan enerjinin sağlanmasıdır.Gebe bir kadın gebe olmayana göre günde yaklaşık fazladan 300 kaloriye ihtiyaç duyar. Bu da yaklaşık %15'lik bir artış yani 2300 kalori/gün'dür. Günlük kalori gereksinimindeki artış sadece %15 iken bazı maddelerin gereksinimindeki artış 2 katına kadar çıkabilir. Bu durum fazla beslenmenin değil dengeli beslenmenin önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Gebelikteki kalori tüketimi ilk 3 ayda en az düzeydeyken bu dönemden sonra hızlı bir artış gösterir. İkinci 3 ayda bu kaloriler başlıca plasenta ve embryo gelişimini karşılarken son 3 ayda ise temel olarak bebeğin büyümesine harcanır. Normal sağlıklı bir kadında tüm gebelik boyunca önerilen kilo artışı 11-13 kg'dır. Bu 11 kilonun 6 kilosu anneye, 5 kilosu ise bebeğe ve ona ait oluşumlara (plasenta, amniyon sıvısı) aittir.
Karbonhidratlar
Vücudun kalori gereksinimi 3 temel enerji kaynağı olan proteinler, yağlar ve karbonhidratlardan sağlanır. Eğer karbonhidratlar yetersiz alınırsa vücudunuz enerji sağlamak için proteinleri ve yağları yakmaya başlar. Böyle bir durumda 2 sonuç ortaya çıkabilir. Birincisi bebeğinizin beyin ve sinir sitemi gelişimini sağlayacak yeterli protein olmaz, ikincisi ise ketonlar ortaya çıkar. Ketonlar yağ metabolizmasının ürünü olan asitlerdir ve bebeğin asit baz dengesini bozarak beyin gelişimini olumsuz yönde etkileyebilirler. Bu nedenle hamilelikte karbonhidrattan fakir diyet önerilmez.
Pirinç, un, bulgur biri kompleks karbonhidrat kaynakları anne için enerji kaynağı olmanın yanısıra B grup vitaminleri ve çinko, selenyum, krom, magnezyum gibi eser elementleri bol miktarda ihtiva ederler.
Karbonhidratlar fazla miktarda tüketildiğinde ise bebek açısından ekstra bir yarar sağlamadıkları gibi sadece anne adayının aşırı kilo almasına neden olurlar.
Protein
Proteinler hücrelerin temel yapı taşlarıdırlar ve amino asit denilen yapılardan oluşurlar. Doğada toplam 20 çeşit amino asit vardır. Amino asitlerin bir kısmı vücutta diğer maddelerden üretilebilirken esansiyel amino asit adı verilen 8 tanesi vücutta üretilemez ve mutlaka besinler yolu ile dışarıdan alınmaları gerekir. Hayvansal proteinler bu 8 amino asidin tümünü de içerdiğinden komplet proteinler olarak adlandırılırlar ve beslenmede son derece önemlidirler.
Proteinleri saç telinden tırnağa kadar vücutta bulunan tüm hücrelerin yapı taşı oldukları gibi beyin ve sinir sisteminin gelişimi içinde yaşamsal öneme sahiptirler. Bu nedenle hamile kadınarın günde 60-80 gram protein almaları önemlidir.
Proteinin ana kaynağı hayvansal gıdalardır. Et, kümes hayvanları ve balık komplet proteinler içerirler. Bunun yanısıra süt ve süt ürünleri de hayvansa protein gereksiniminin karşılanması açısından yeterli olabilir.
Süt ve süt ürünleri
Gebe bir kadın güçlü kemikler ve dişler için bebeğe gerekli olan kalsiyum ve diğer elementleri sağlamak maksadıyla en az 1-2 bardak süt içmelidir. D vitamini takviyeli sütler varsa bu çok daha iyi olur.Gaz ve hazımsızlık nedeni ile (laktoz intoleransı) süt içilemeyen durumlarda bunun yerine peynir ya da yoğurt yenebilir. Kalsiyum alımının yetersiz olmasi durumunda dışarıdan verilecek ilaçlar ile destek sağlanabilir.
Et, balık, kümes hayvanları, yumurta, kurubaklagiller
Bu gıdalar vitamin ve mineral yanında protein de sağlarlar. Gebe kadında ve bebeğinde doku gelişimi ve yeni doku oluşumu için protein şarttır. Bu tür gıdalardan günde 3 öğün alınmalıdır.Baklagiller öğünün protein değerini arttırmak için peynir, süt ya da etle birlikte alınabilir.
Yağlar ve tatlılar
Bu grup gıdalar margarin, tereyağ, şekerlemeler, tatlılar, hafif ,içkiler snack tabir edilen gıdalar, salata sosları, bitkisel yağlar gibi besinleri içerir. Bu türden gıdalar öğünlerde tek başına alınmamalı sadece kalori açığını gidermek için yenmelidir.
Vitamin ve mineral desteği, demir ve folik asit
Hamile kadınlara pekçok vitamin ve minerali içeren ilaçları vermek rutin ancak gerekliliği hala daha tartışılan bir uygulamadır. Dengeli ve doğru beslenen hamile bir kadında dışarıdan vitamin desteği şart değildir. En iyisi vitamin ve mineralleri doğal gıdalar ile almaktır. Düzgün beslenildiği taktirde medikal desteğe gerek olmaz. Ancak demir ve folik asit bu durumun istisnasıdır.
Folik asit bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için kilit öneme sahip olduğundan hamile kalmadan önce alınmaya başlanması gerekir. Gebelikteki artmış demir gereksinimi doğal yollardan karşılanamaz. Bu nedenle özellikle gebeliğin 2. yarısından sonra dışarıdan verilen demir ilaçları ile destek yapılır. Türk toplumunda demir eksikliği anemisi çok sık görüldüğünden gebeliğin başında yapılan kan sayımında anemi saptanması durumunda gebeliğin en başından itibaren desteğe başlanabilir. Gebelikte demir kullanımının bir başka önemi de kansızlık olmasa dahi hem anne adayının hem de bebeğin demir depolarını yeterli şekilde doldurmak için gerekli olmasıdır.
Su
Su hamilelikte alınmasına özel önem gösterilmesi gereken belki de en önemli besin maddesidir.
Tuz
Geçmişte gebelikde tuz tüketiminin kısıtlanmasının gerektiği düşünülmekteydi. Günümüzde ise bunun gerekli olmadığı normal miktarda gıdalar ile alınan tuzun yeterli olduğu ve kısıtlamaya gidilmemesi gerektiği kabul edilmektedir.Hamile bir kadın günde 2 gram tuz almalıdır. Yetersiz ya da aşırı tuz alımı anne adayının sıvı elektrolit dengesini olumsuz şekilde etkiler
Vejeteryan diet
Sakıncalı olmakla birlikte belirli kurallara uyulmak kaydıyla gebelik sırasında vejeteryan diete devam edilebilir.

Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
GEBELİKTE KOZMETİK VE İLAÇ KULLANIMI - 14.09.2005 10:17:53 ( #358 )
GEBELİKTE KOZMETİK VE İLAÇ KULLANIMI   
   Hamile kadınların en büyük sıkıntılarından bir tanesi de gebelik sırasında alınan ilaçlar, karşılaşabilecekleri radyoaktif ışın veren cihazlar ve kimyasal maddelerdir. Bu kimyasal maddeler, solunum yoluyla, ağız yoluyla veya tensel temas ile alınabilirler. İlaçların içerisindeki reçetelerde kullanılacak olan ilacın gebe bir kadın tarafından kullanılıp kullanılamayacağı veya kullanılmasındaki kar zarar hesabının hekime danışılması belirtilmiştir. Bazı maddeler anne karnındaki bebeğin ( yani fetus'un) gelişimini olumsuz etkileyeceği gibi bazı maddelerinde hiçbir yan etkisi olmadığı deneylerle gösterilmiştir. Bazılarının ise, kötü etkilerinin olup olmadığı halen bilinmemektedir. Bazıları ise, gebeliğin belirli sürelerine kadar zararlı etkili, daha sonraki aylarda zararsızdır. Bu yan etkiler, bebeğimize hem fiziksel hemde zihinsel zararlar verebilir, gelişimini engelleyebilir.
   İlaç kullanmamız gerekiyorsa ve gebeysek, yalnız ve yalnız hekimimizin önerdiği ilaçları, veya başka bir hekimin önerdiği ilaçları ona gebe olduğunuzu hatırlatarak ve doğum doktorunuzun onayını alarak kullanınız.
   Kozmetik ( saç boyaları, kremler, parfümler, temizleyici maddeler ve bu gibi) kullanımında, genelde, en sık problem saç boyalarıdır. Hanımlarımız gebelik esnasında da, saç renklerini ve modellerini değiştirmek isteyeceklerdir. Sıklıkla kullanılan, kalıcı ve yarı kalıcı boyaların içindeki maddelerle yapılan deneylerde anne karnındaki bebek üzerine zarar verici etkileri görülmemiştir. Fakat tedbirli davranmak için, doğum sonrasına kadar saçlarını boyatmayabilirsiniz, saçınızda değişiklik yapmak, beyazlarınızı gizlemek veya dip boya yaptırmak istiyorsanız, gebeliğin ilk üç ayından sonra, bitkisel saç boyaları kullanabilirsiniz. Saç düzelticileri ( straightener) ki bunlar sodyum hidroksit ve bisülfit denilen kimyasal oluşumlardır ve kullanılmaları tavsiye edilmemektedir. Saç düzeltmelerin, hava ısı ve press yolu ile yapılması daha güvenlidir. Perma gibi yöntemlerde ise kullanılan kimyasal maddeler saçlı deriden emilip kana karışabilir.

  Bunların kullanılması ile bebekte doğumsal sakatlık gelişmesi arasında ilişki saptanamamıştır, fakat tamamen güvenilir olduğunu söyleyebilmek içinde daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu yüzden tedbiri elden bırakmamak için doğum sonrasına kadar saçlarınız doğal kalmasında fayda vardır. Daha evvel perma yaptırmışsanız şayet, merak etmeyiniz hiçbir rizikosu yoktur.
   Halen piyasada olan deodorant, şampuan, ve diğer cilt bakım ürünlerinin, bebek gelişimi üzerine zarar verici etkileri olup olmadığı üzerine yeterli bilimsel araştırma olmamakla beraber şimdiye kadar herhangi bir problem rapor edilmemiştir. Cilt için kullanılan kremleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Cilt çatlaklarının oluşmasını azaltmak için kakao ve lanolin kremleri kullanılabilir.

   Temizlik maddelerinden özellikle çamaşır suyu, tuz ruhu  gibi buharlaşabilen temizleyicilerden ve bunların kullanıldığı yerlerden iyi bir havalandırma sağlanana kadar uzak durmanızı öneririz.
   Sevgili hanımlar, Bebeğin gelişimindeki en önemli zaman ilk üç aydır. Bu süre içindeki zararlar diğer aylara göre daha fazla olmaktadır,kısa bir süre için biraz daha dikkatli olmak hem bizim hemde bebeğimizin sağlığı açısından faydalı olacaktır.
   Aklınıza gelebilecek her soruyu hekiminize danışınız.
Bu sayfa içeriği Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Op. Dr. Cenk Kiper tarafından hazırlanmıştır.
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
A’dan Z’ye GEBELİK - 14.09.2005 10:22:56 ( #359 )







A’dan Z’ye GEBELİK İZLEMİ ve LABORATUAR TESTLERİ
 
 





İdeal olan, kişinin gebelik öncesi bir jinekologa
gidip muayene olması ve sonrasında bilinçli
şekilde gebe kalmasıdır.
Ancak maalesef pek az bayan gebelik öncesi biz
hekimlere gelip muayene olmakta ve bilgi almaktadır.

Normal bir gebelik izlemindeki haftaları ve takiplerde yapılması gereken tetkikleri gebelik haftalarına göre aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.



GEBELİK İZLEMİ
(ÖZETTİR, DETAYLI ŞEKLİ DAHA AŞAĞIDADIR)


İlk vizit: 6-8. hafta
Öncelikle kanda yapılan β-HCG veya idrarda gebelik testlerinin pozitif oluşu ile gebelik tanısı konulur. İlk gebelik vizitinde anne adayları adeta bir check-up’tan geçirilirler.

• Ultrason (tercihen vajen içinden)
• Kan grubu, Rh
• Tam kan sayımı
• Kan biyokimyası
• TORCH taraması
• Tam idrar tahlili, gerekirse idrar kültür- antibiyogramı
• Servikovaginal smear testi (PAP smear testi),bazen hastalar kabul etmemekte, ancak kendileri için oldukça faydalı bir test tir.
• Kanama profili
• Hepatit B, Hepatit C, AIDS taraması

2. vizit: 10-13. hafta
• Ense kalınlığı (Nuchal Translucency, NT)
• I. Trimester tarama testi

3. vizit: 16-18. hafta
• Ultrason (anomali taraması)
• II. Trimester tarama testi (Üçlü Test, Triple Test)
• Amniyosentez (gerekirse)

4. vizit: 22-24. hafta
• Ultrason (anomali taraması)
• Servikal kültür ve fresh testleri.

5. vizit: 24-28. hafta
• Tam kan sayımı
• Tam idrar tetkiki
• 50 gram glukoz yükleme testi
• 28. haftada İndirekt Coombs Testi (kan uyuşmazlığı olanlarda)

6. vizit: 32. hafta
• Genel ultrason değerlendirmeleri

7. vizit: 34. hafta
• Genel ultrason değerlendirmeleri

8. vizit: 36. hafta
• Genel ultrason değerlendirmeleri

9. vizit: 38. hafta
• Ultrason (gerekirse biyofizik profil)
• NST (Non-Stres Test)
• Doppler ultrasonu (gerekirse)
• Kan biyokimyası, Tam kan sayımı, Tam idrar tahlilleri, Hbs Ag, Anti Hbs, HCV, HIV, gerekirse TORCH testleri tetkikleri tekrarı

39-42. haftalar arası izlem
• Ultrason (gerekirse biyofizik profil)
• NST (38-40. haftalar arası haftada bir, 40.haftadan sonra 3 günde bir)
• Vajinal muayene (tuşe)
• Doğum işaretleri konusunda gebe bilgilendirilir ve günü yaklaşan anne adayına doğumla ilgili detaylı bilgiler verilir.

40. haftadan sonra ise gebenin doğuma kadar haftada iki kez görülerek değerlendirilmesinde yarar vardır.

42. haftaya kadar doğumu başlamayan gebeler ise hastaneye yatırılarak doğum başlatılmalıdır.


GEBELİK İZLEMİ ( DETAYLI ŞEKLİYLE)

İlk vizit: 6-8. hafta

En sık tahlillerin istendiği
dönem ilk vizittir.
Bu dönemde anne adayları,
daha önceden bildikleri veya
bilmedikleri hastalıklar
açısından adeta bir check-
up’tan geçirilirler.



Ultrason
Ultrasonda düzgün gebelik kesesi içinde kalp atım hızı 100/dk’nın üzerinde olan embriyo ile embriyoyu besleyen keseyi (yolk sac) görmek mümkündür.

Ultrasonda ayrıca rahimde myom, yumurtalıklarda kist türü her hangi bir kitlenin varlığı araştırılır. Serviksin (rahim ağzının) uzunluğu ve şekli de değerlendirilir.

Bu gebelik haftalarında vajen içinden (transvajinal yolla) yapılan ultrason karından (transabdominal) yapılana göre daha net bilgi verir ve tercih sebebidir.

Transvajinal yolla yapılan ultrasonda son adet tarihine göre 5 hafta 4 günlükken, transabdominal yolla yapılanda ise 6 haftalıkken bir embriyo ile kalp atımlarını görmek mümkündür.

Kan grubu, Rh
Gebenin kan grubu Rh negatif, eşinin kan grubu Rh pozitif olması durumunda “Kan uyuşmazlığı” (Rh/rh) durumundan bahsedilir.

Anne rahmindeki bebeğin kan uyuşmazlığından etkilenip etkilenmediğini anlamak için ise “İndirect Coombs testi” yapılmalıdır.

İndirect coombs testi negatif olan gebeler, kan uyuşmazlığına bağlı bebekte bir etkilenme durumunun olmadığı anlaşılarak takibe alınırlar. 28.haftada tekrarlanan İndirect coombs testi negatifliğinin devamı durumunda bebeği son aylara kadar kan uyuşmazlığından korumak için “Anti D Immunglobulin” enjeksiyonu yapılır.

Yine, kan uyuşmazlıkları olan gebelerde doğumdan sonra bebeğin kan grubuna bakılır. Kan grubunun Rh pozitif olması durumunda anneye yapılan Anti D Immunglobulin uygulaması tekrarlanır.

Anne adayı kan grubunun Rh negatif, baba adayınınkinin ise Rh pozitif olması dışındaki tüm olasılıklarda kan uyuşmazlığı söz konusu değildir.

Tam kan sayımı
Tam kan sayımı ile gebeliğin başlangıcında herhangi bir “kan eksikliği (anemi)” durumunun varlığı araştırılır.

Kan eksikliği demir eksikliğine bağlı olabileceği gibi Megaloblastik anemi, Pernisiyöz anemi, Orak hücreli (Sickle cell) anemi, Thalesemi durumları, maligniteler ve bazı sistemik rahatsızlıkların bir belirtisi olarak da karşımıza çıkabilir.

Ülkemizde özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde Thalesemi ye (Akdeniz anemisi) bağlı anemiler sıklıkla görülmektedir.

Kan biyokimyası: Açlık kan şekeri (AKŞ), Üre (BUN), SGOT, SGPT, Kreatinin
Karaciğer ve böbrek hastalıklarının gebeliğin hemen başlangıcında tespiti takip açısından önemlidir. Nitekim gebelikte bu organların yükleri de artacaktır.

İleri derecede böbrek veya karaciğer problemlerinde gebelik sonlandırılabilir. Özellikle şeker hastalığı (diabet), yüksek tansiyon (hipertansiyon) gibi sistemik rahatsızlıkların varlığında bu testlerin önemi artar. Bu durumlarda hekimler ek olarak bazı testler de isteyebilir.

TORCH taraması: Toksoplasma, Rubella (Kızamıkçık), CMV (Sitomegalovirüs), Herpes Tip 2 enfeksiyonları Ig M ve Ig G antikorları taranır.

Bu tür enfeksiyonlar gebelik harici dönemlerde geçirildiğinde her hangi bir problem oluşturmazken gebeliğin özellikle ilk üç ayında geçirildiğinde bebekte bir takım sakatlıklara yol açabilir.

Toksoplasma özellikle kedi ve köpek dışkıları bulaşmış yenilen gıdalardan alınır. Özellikle çiğ et ve iyi yıkanmamış meyve ve sebzeler Toksoplasma parazitinin geçmesinde rol oynar. Gebeliğin başında yapılan antikor tarama testlerinde Ig M ve Ig G antikorlarının her ikisinin de negatif olması durumu vücudun toksoplasma paraziti ile hiç karşılaşmadığını gösterir. Bu durumda gebeliğin sonuna dek toksoplasmadan korunma şarttır.

Toksoplazmadan korunmak için kedi, köpek cinsi hayvanlardan gebelik süresince uzak durmak, eğer evde besleniyorsa aşılarını yaptırmak, yenilen etleri iyi pişirmek, çiğ et yememek, yemek öncesi elleri iyi yıkamak ve meyve-sebzeleri bolca suyla yıkamak gereklidir.

Ülkemizde çiğ et tüketimi alışkanlığının yaygın olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, toksoplasma enfeksiyonları daha sıklıkla görülmektedir.

Rubella (Kızamıkçık), CMV (Sitomegalovirüs), Herpes Tip 2 enfeksiyonları ise daha çok hasta kişilere temas yoluyla bulaşan rahatsızlıklardır. Özellikle Rubella (kızamıkçık) mikrobu ile gebeliğin ilk üç ayında karşılaşıp hastalığı geçiren kişilerde gebelik kesinlikle tahliye edilmelidir.

Tam idrar tahlili, gerekirse idrar kültür- antibiyogramı
İlk vizitte yapılan idrar tahlilleri böbrek fonksiyonlarının indirekt bir göstergesi olduğu gibi gizli veya aşikar idrar yolu enfeksiyonu varlığını konusunda da bilgi verir.

İlk aylardaki idrar yolu enfeksiyonları gebeliğe bağlı bulantı ve kusmaları arttırır, idrarda yanma ve/veya kasık ağrılarına neden olabilir.

Son aylardaki gizli veya aşikar enfeksiyonlar ise erken doğum sancılarına sebep olabilir.

Servikovaginal smear testi (PAP smear testi)
Gebelikte salgılanan hormonlar neticesinde rahim ağzı (cervix) kanserlerinde artış meydana gelmektedir. Bu nedenle gebelere ilk aylarında smear testi uygulanarak böyle bir durumun varlığı araştırılmalıdır.

Ülkemizde gebelerin pek çoğu yanlış bir inanışla bebeklerine zarar geleceğini düşündüklerinden bu tür bir işlemi kabul etmezken doktorları da ilk ayında hastalarını muayeneden korkutmak istemedikleri için genelde bu işlemi ihmal ederler.

Kanama profili
Kanama profili testleri içinde aPTT, PTT,  Fibrinojen, Trombosit sayımı vardır.

Hem normal doğum hem de sezaryen kanamalı bir işlemdir. Gebelerin “kanamaya yatkınlıkları” ilk vizitte belirlenmelidir. Ayrıca hastaların kendi ifadelerinden önceden olan kanamaya yatkın bir durumlarının olup olmadığı sorgulanır.

Özellikle bir takım kalp hastalıklarında bazı hastalar kanamayı engelleyici hap veya iğneleri kullanmak zorunda olabilirler. Bu tür durumların varlığında gebelikteki izlemler arttırılır ve doğum öncesi bazı önlemler önceden alınır.

Hepatit B, Hepatit C, AIDS taraması
Hepatit B için HbsAg ve Anti Hbs, Hepatit C için Anti HCV, AIDS için ise Anti HIV testleri yapılarak her hangi bir taşıyıcılık durumunun olup olmadığı araştırılır.

Bu tür viral hastalıklar cinsel ilişki, kan veya doğum yoluyla bulaşır ve genelde kişilerde uzun bir süre taşıyıcılığa (portörlük) sebep verebilirler.

Taşıyıcı (portör), “hasta olmadığı halde hastalığı bulaştırabilen” demektir. Bu kişilerin vücutlarında barındırdıkları virüsler gebelik sırasında plasenta yoluyla bebeğe geçmesine rağmen bebekte her hangi bir sakatlığa neden olmazken, yenidoğan bebeklerin immün direnci (bağışıklığı) yetişkinlere göre daha az olduğu için bebeklerde doğumdan sonra bazı problemlere yol açabilirler. Bu problemler bebeklerde hastalığa yakalanma veya hastalığı taşıma şekillerinde olabilir.

Hepatit B taşıyıcı annelerin bebeklerine doğum sonrası aşı ile serum uygulaması yapılır ve belirli aralıklarla aşı tedavisi devam eder. Bu şekilde bebeğin aktif olarak bağışıklanması sağlanır. Ancak maalesef Hepatit C ve AIDS virüsünü taşıyan gebelerin doğan bebekleri için hastalıktan koruyucu etkin bir tedavi günümüzde bulunmamaktadır.

2. vizit: 10-13. hafta
Ense kalınlığı (Nuchal Translucency, NT)

Bu haftalar arasında fetusun anatomik organları ve büyüklüğü değerlendirilir. Ayrıca ulrasonla ense kalınlığı (Nuchal Translucency, NT) ölçülür (Yandaki resim).

Ense kalınlığının uygun ölçümün yapılabilmesi için fetus son adet tarihine göre 11 ile 13 hafta 6 gün arasında ve baş-popo mesafesi 45-84 mm arasında olmalıdır.

Ense pilisinin kalınlığı; Trizomi 21 (Down sendromu, mongolizm), Trizomi 18 gibi kromozomal bozukluklarda ve bebeğin özellikle kalp gibi bazı organların problemlerinde artar. Bu artışın nedeni bebeğin ense bölgesindeki sıvı birikimidir (ödem) ve bunu ultrasonla yakalamak mümkündür.

Normal olarak bebeğin ense kalınlığı gebelik haftası ilerledikçe artar. Genel olarak 3 milimetrenin üstü patolojik kabul edilir ve bu durumda fetus özellikle “Down sendromu” açısından ileri değerlendirmeye alınır.

Ense kalınlığı ölçümü, son yıllarda gebelik takiplerine girmiş bir yöntemdir. Ayrıca yapılması belirli bir deneyimi gerektirir.

I. Trimester tarama testi (İkili test)
Son on yılda dünyada, son 4-5 yılda da ülkemizde yaygınlaşan ilk trimester tarama testinin amacı Down sendromunun erken gebelik haftalarında yakalanmasıdır. Double test “tarama testi (screening test)” dir.

Son adet tarihine göre 9-13. gebelik haftaları arasında uygulanan testte anne adayından kan alınarak serbest β-HCG ve PAPP-A biyokimyasal değerlerine bakılır.

Down sendromunda anne kanında, serbest β-HCG değerleri normalin iki katı yüksek iken PAPP-A değerleri normalin 2.5 da biri (%40’ı) kadardır. “İkili test” olarak anılan işlemde her iki biyokimyasal değer bilgisayar programında değerlendirilir ve ortaya bir risk oranı çıkar. Risk oranının 1/250’nin üzerinde olması Down sendromu açısından ileri tetkiki gerektirir.

Testin pozitif olması durumunda yapılması gereken ileri aşama, “koryon villüs biyopsisi” adı verilen plasentanın bebeğe ait kısmından küçük bir parça alınarak kromozom açısından analizi ile teşhisin sağlanmasıdır.

Son yıllarda ikili teste eklenen “Nuchal Translucency (NT, ense kalınlığı, ense pilisi kalınlığı)” ölçümleri ile birlikte değerlendirilmesiyle test “üçlü test” adını almıştır.

3. vizit: 16-18. hafta
Ultrasonda; fetus bir bütün olarak anomali taraması açısından değerlendirilir.

II. Trimester tarama testi (Üçlü Test, Triple Test)
Üçlü test uygulamasındaki amaç; bebeğe ait özellikle Down sendromu, Trizomi 18 gibi kromozom bozuklukları ile birlikte “Nöral tüp defektleri” adı verilen bir takım anomalileri taranmasıdır.

Üçlü test; gebeliğin 16-19. haftaları arasında anne kanından alınan örnekte β-HCG, alfa feto protein (AFP) ve bağlanmamış estriol (uE3) denilen üç biyokimyasal maddenin ölçümü ile yapılır. Bu ölçümler gebelik haftasına göre annenin yaşı, vücut ağırlığı, ırkı, annede diyabet olup olmaması, sigara içip içmediği, öyküde önceki gebeliklerin özellikleri ile birlikte değerlendirilir. Büyümekte olan bebekte olabilecek nöral tüp defekti ve bazı kromozomal anormalliklerle (Down sendromu ve trizomi 18) karşılaşılma riski hesaplanır.

Üçlü test bir tanı testi değil “tarama testi (screening test)” dir. Testin amacı bebek ve anne açısından riskli yöntemleri kullanmadan bebekte olabilecek anomali riskini saptamaktır. Eğer test sonucunda risk belirli bir düzeyin üzerinde çıkarsa (genel olarak 1/270 den fazla olması durumunda) “amniyosentez” adı verilen işlem yapılarak kesin tanı konulur. Yani amniyosentez bir “teşhis testi (diagnostic test)” dir.

Amniyosentez işleminde anne karnından ince ve uzun bir iğne yardımıyla amniyon sıvısı alınır. Tecrübeli ellerle yapıldığında oldukça ağrısız ve bebek için riskleri azdır.

Alınan sıvıda bebeğe ait dökülen canlı hücreler vardır. Bu hücreler özel bir kültür ortamında bekletilerek üretilir. Üretilen hücreler belli bir safhada toplanılarak kromozomları ayrıştırılır ve mikroskop altında görüntülenerek kromozomlar analiz edilir.

Kromozom analizinde görüntülenen hücreler direkt bebeğe ait olduğu için bebeğin kromozom yayılımını gösterir. Bu şekilde bebeğe ait kromozomlarda olan problemler rahatlıkla görülebilir ve aynı zamanda sex (cinsiyet) kromozomlarının incelenmesiyle bebeğin cinsiyeti de ortaya çıkar. Aşağıdaki resimde amniyosentez işleminin yapılışını görmektesiniz.
Karından bir ince iğneyle ultrason eşliğinde amniyon kesesine girilir.
Yaklaşık 20 cc amniyon sıvısı enjektör ile aspire edilerek genetik laboratuara gönderilir.
Nöral tüp defektleri (NTD) bebeklerde görülen anomaliler (bebekteki kusurlar) arasında ilk sıraları almaktadır. Birkaç ayrı türü vardır. Bunlardan biri bebeğin beyin dokusunun bir bütün olarak gelişmemesidir, “anensefali” adı verilen bu en ağır şekli ölümcüldür.

Nöral tüp defektlerinin diğer türleri ise omurilikle ilgilidir. Omurilik gelişirken onu çevreleyen omurga kemiklerinin tam kapanmaması sonucu omurilik dokusu bebeğin sırtındaki bir yarıktan dışarıya çıkar; bu duruma “spina bifida” denilir. Dış etkenlere çok hassas olan bu sinir dokusu zamanla zedelenir ve bebek belli bir seviyenin altında sinirsel fonksiyonlarını yapamaz. Sonuç olarak bebek açısından yine ölümcül olabilecek bir doğumsal anomalidir. Hafif şekildeki spina bifidalarda doğum sonrası bir takım operasyonlarla düzelme şansı vardır.

Bu anomalilerde açıkta kalan dokudan “alfafetoprotein” (AFP) amniyon sıvısına, buradan da anne kanına geçer. Anne kanından yapılan testlerde bu gebelerde normal gebelerden daha yüksek miktarlarda alfafetoprotein saptanır.

Spina bifidalı gebeliklerin % 85'i bu test ile yakalanabilmektedir. Ancak test yapılan gebelerin %3-4'ünde her şey normal olmasına rağmen yüksek sonuç verebilmektedir. Bu nedenle tek başına test sonuçlarıyla tanı konmamaktadır.

Üçlü testte AFP yüksek ise ayrıntılı ultrason ile beyin dokusu ve omurgalar değerlendirilir. Ultrason ile saptanamayan bir durum varlığında amniyosentez yapılarak amniyotik sıvıdaki AFP miktarı ölçülerek kesin tanı konulabilir. Ayrıca amniyon sıvısındaki “asetilkolin esteraz enzimi”nin miktarına da bakılabilir.

AFP değeri yüksek fakat amniyosentezde ve ayrıntılı ultrasonografide anomali saptanmayan gebeliklerde, bebeğin büyüme ve gelişmesinin daha yakın takip edilmesi önerilmektedir.

Anne kanında yapılan üçlü test ile Down sendromu ile birlikte trizomi 18 riski de hesaplanabilmektedir. Down sendromlu bebekte normalde iki tane olması gereken 21. kromozom üç tanedir.

Trizomi 18’de ise aynı problem 18. kromozomdadır. Trizomi 18’li bebekler yaşamla bağdaşmaz ve genel olarak anne karnında veya doğumdan hemen sonra ölürler. Trizomi 18 görülme sıklığı Down sendromuna göre oldukça azdır.

Down sendromu (Trizom 21, mongolizm) yaklaşık olarak 850 doğumda bir görülür. Tedavisi olmayan bu kromozom anomalisinde fiziksel ve zeka geriliği olan bebekler söz konusudur.

Down sendromu görülme şansı yaşa bağımlı olarak artar. Özellikle 35 yaşın üzerinde risk önemli bir boyuta ulaşır. Ancak tüm Down sendromluların %25-35’i yalnızca 35 yaş üzeri gebelik ürünü iken %70-80’e varan oranlarda genç gebeliklerdedir. Üçlü testle Down sendromlu bebeklerin %60'ına yakını (%5 yalancı pozitiflikle) yakalanabilmektedir.

Son yıllarda üçlü testin Down sendromu yakalama şansını daha da arttırmak amacıyla teste kandaki “İnhibin A” adı verilen biyokimyasal değerinin de ölçülüp eklenerek testin “dörtlü test” şekline dönüşmesi için yapılan çalışmalar umut vericidir.

Down sendromu riski yüksek çıkmış gebeliklerde kesin tanıyı koyabilmek için anlatıldığı şekilde genetik amaçlı amniyosentez yapılması gereklidir. Üçlü tarama testinin asıl amacı yaşamla bağdaşabilen ve ömür boyu zeka geriliği ile giden Down sendromlu bebekleri yakalamaktır.
Amniyosentez sonucu yakalanan Down sendromlu bebekler çıkarılan sağlık kurulu kararlarıyla tahliye edilirler.

Üçlü test ile diğer bazı anomalileri de saptamak mümkündür. Bebeğin karın duvarı anomalilerinde (gastroşizis, omfalosel), böbrek anomalilerinde de test sonuçları yüksek çıkabilir. Bu nedenle üçlü testte artmış risk saptanan gebelere amniyosentez yapmadan önce tüm bu anomaliler açısından ayrıntılı ultrasonografik değerlendirme (II. basamak ultrasonografisi) yapılmalıdır.

4. vizit: 22-24. hafta
Ultrasonda; servikal (rahim ağzı) uzunluk ve şekli ölçülür. Bebek özellikle kalp, beyin ve diğer iç organlar açısından değerlendirilir.

Servikal kültür ve fresh testleri
Gizli vaginal enfeksiyonları araştırmak için yapılır. Gebelikte özellikle düşen hücresel tip vücut direnci nedeniyle “fırsatçı enfeksiyonlar” olarak tabir edilen bazı vaginal enfeksiyonlar gelişebilir. Bunların başında özellikle mantar enfeksiyonları (candida), yanısıra Trichonomas ve Gardnerella enfeksiyonları da sayılabilir.

Genel olarak tedavi edildikten sonra nüks eden bu rahatsızlıklar ilerleyen gebelik haftalarında tekrar tekrar tedaviye gerek duyabilirler.

5. vizit: 24-28. hafta
Tam kan sayımı
Anne adayının kan sayımı yapılarak gebeliğin bu ilerleyen haftalarında aneminin gelişip gelişmediğine bakılır.

Tam idrar tetkiki
İdrarda gizli enfeksiyonların varlığı araştırılır. Özellikle gebelerde her hangi bir şikayet oluşturmaksızın yalnızca idrar tahlillerinde bakteri ve lokosit görülmesi ile karakterize gizli idrar yolu enfeksiyonları (asemptomatik bakteriüri) erken doğuma ve böbrek enfeksiyonlarına (pyelonefrit) neden olabilir.

Tam idrar tetkikinde böyle bir durum saptanırsa idrar kültür-antibiyogram testi yapılarak üreyen mikroorganizmanın türüne göre antibiyotik başlanmalıdır.

50 gram glukoz yükleme testi
Bu gebelik haftasında kişilere sabah aç karınla 50 gram toz glukoz sulandırılarak içirilir ve bir saat sonrasında tetkik için kan alınır.
Alınan kan örneğinde kan şekeri değerinin 140 mg/dl ve üzerinde olması durumunda test pozitif olarak kabul edilir ve bu gebelerde bir gün sonra 100 gram standart glukoz tarama testine geçilir.

Bazı gebeler bu oldukça tatlı olan bu suyu içmede problem yaşayabilirler, örneğin bulantı ve kusmaları olabilir. Bu durumda laboratuara giderken yanlarında “limon” götürüp tatlı suyun içine sıkmak suretiyle şikayetleri genel olarak giderilecektir.

100 gram standart tarama testinde bu kez gebelerden sabah aç karınla kan alınır ve hemen sonrasında 100 gram toz glukoz sulandırılarak içirilir. İçimden 1 saat, 2 saat ve 3 saat sonra tetkik için kan alınır. Böylece açlık kan şekeri ile birlikte toplam 4 ayrı kan şekeri değeri elde edilmiş olur. Bu 4 değerden 2 veya daha fazlasının standart değerlerin üzerinde olması durumunda gebeler ”gestasyonel diabet (gebeliğe bağlı diabet, gizli şeker hastalığı)” teşhisi alarak kalori kısıtlaması amacıyla diyetisyene konsultasyona gönderilirler.

Gestasyonel diabeti olan gebelere diyetten kalori kısıtlaması yapılmazsa annenin kan şekeri değerlerinin genel olarak yüksek olmasının bir sonucu olarak; bebeğin normalden iri olması, doğumun zor olması, amnios suyunun normalden fazla olması ve buna bağlı erken doğum riskleri gibi durumlar oluşabilecektir. Ayrıca doğan bebeklerde doğum sonrası kan değerlerine bağlı metabolik sorunlar meydana gelebilecektir.

Normale göre iri bebekler (makrozomi) halk arasında “tosuncuk” olarak tabir edilirler.

İndirekt Coombs Testi
Bu haftada yalnızca kan uyuşmazlığı olan gebeler yeniden İndirekt Coombs testine bakılarak değerlendirilir, sonuç negatif ise bebeğin etkilenmediği anlamına gelir. Bu durumda gebeliğin sonuna kadar etkilenmeden (immünizasyon) korumak amacıyla gebeye “Anti D Immunglobulin” iğnesi yapılıır.

6. vizit: 32. hafta
Ultrasonda; fetusun gelişimi, iç organları ayrıntılı olarak değerlendirilir. Ayrıca amniyon sıvısı, bebeğin duruş şekli, plasentanın yeri ve görüntüsü, bebeğin rahim içindeki aktif hareketleri incelenir.

7. vizit: 34. hafta
• 6. vizitteki işlemler tekrarlanır. Riskli durumların varlığında Doppler ultrasonografi ve NST gibi ek tetkikler istenebilir.

8. vizit: 36. hafta
• Utrasonda özellikle bebeğin duruşu, amnios sıvısı, plasentanın görünümü ve bebeğin aktif hareketleri incelenir.

9. vizit: 38. hafta
Bebeklerin sağlık durumunu tespit etmek için birçok yöntem kullanıyoruz. Hiçbir yöntemin tek başına duyarlılığının %100 olmadığını unutmamak gerekir.

Gebelik izlemlerinde günümüzde yapılan araştırmaların çoğu, anne adaylarının ve fetusun içinde bulunduğu ortamı sağlıklı kılmak veya bu ortamın sağlık düzeyini tespit edebilmek içindir. Teknolojik gelişmelerin ve bilgi çağının sunduğu olanakları tıbbın her alanında olduğu gibi riskli gebeliklerin tespitinde ve takibinde kullanmak bir avantajdır.

Son haftalarda bebeğin iyilik durumunu gösteren standart olarak üç ayrı yöntem vardır. Bunlar:

Ultrasonografik değerlendirmeler
NST
Bebek hareketleridir.

Bunlardan ilk ikisi hekim tarafından incelenirken bebeğin hareketleri anne adayı tarafından değerlendirilmelidir. Bebeğin hareketlerindeki ani azalma durumunda bu bebeğin sıkıntıya girdiğinin bir ifadesi olabilir. Bu durumda gebe hekimini bilgilendirmelidir.

Ayrıca bebeğin “biyofizik profil skorlaması” yapılır. Biyofizik skorlama; ultrasonda rahim içindeki bebeğin aktif bazı hareketleri ve amniyon sıvısının miktarı yanısıra NST bulgularının hep birlikte değerlendirilerek skorlanmasıdır. Bebeğin sağlığını gösteren önemli bir kriterdir.
Özetle, biyofizik profil skorlaması; gebeliğin ultrason görüntülemesi ile NST bulgularının birlikte değerlendirmeleridir. Teşhiste tek bir yöntem yerine kombine olarak düşünülerek karar verilmelidir.

NST (Non-Stres Test, Kardiyotokografi)
NST, özellikle son yıllarda gebelik takiplerinde vazgeçilmez bir yöntem haline gelmiştir.

Kardiyotokografi (kardiyo=kalp, toko=rahim kasılması) veya kısaca "toko" adı verilen cihazla bebeğin kalp atışlarının seyrini, bebek hareketleriyle ve varsa kasılmalarla olan ilişkisini temel alarak bebeğin iyilik halini değerlendiren bir testtir. Doğum eylemi esnasında da aynı amaçlarla kullanılır.

”Prob” olarak tabir edilen ve gebenin karnı üzerine sabitlenen iki alıcı ucu vardır. Problardan biri rahmin kasılmalarını (uterin kontraksiyon) diğeri ise bebeğin kalp seslerini algılar. Algılanan kasılmalar ve kalp sesleri cihaz tarafından bir grafik kağıt üzerine aktarılır.

Yaklaşık 20 dakika süren bu işlem sırasında gebelerden, bebeklerin her hareketlerini hissettiklerinde ellerine verilen küçük bir butona basmaları istenir. Böylelikle; bebeğin kalp atım hızı ve reaktivitesi (atım hızındaki değişkenlikleri), rahimdeki kasılmalar ve bebeğin kalbinin bu kasılmalara verdiği cevaplar hekim tarafından değerlendirilerek bebeğin sağlığı hakkında dolaylı bir bilgi elde edilmiş olur.
Resimde NST uygulanan bir gebeyi görmektesiniz.
Bebek hareketlerini hisseden gebe elindeki butona basar.


Kalp atımları ve rahim kasılmaları aynı anda
bir grafik kağıt üzerine basılır.
Üst kısım kalp seslerine, alt kısım ise rahim kasılmalarına aittir.
NST özellikle gebeliğin son aylarında bebeğin sağlığını gösterdiği gibi doğum sırasındaki monitörizasyonda (izlemde) da son derece önemlidir.
Riski olmayan gebeliklerde, NST uygulamasına 37. gebelik haftasından sonra haftada bir, 40. gebelik haftasından sonra ise 3 günde bir tekrarlanması önerilir.

NST işlemi öncesi annenin karbonhidrattan zengin diyetle karnını doyurarak tok olması önerilir. Uygulamanın, bebeğe hiçbir olumsuz etkisi yoktur.

NST özellikle anne adayının bebek hareketlerinde azalma olduğunu ifade ettiği durumlarla, kasılmaların varlığından şüphelenildiği anlarda kullanıldığında oldukça değerli bilgiler sağlar. Bu şekilde doğum eyleminin başlayıp başlamadığı, bebeğin içeride sıkıntıda olup olmadığı indirekt olarak anlaşılabilir.

Renkli doppler ultrasonu

Renkli doppler ultrasonografi, son yıllarda giderek daha fazla uygulama alanı bulmaktadır.

Özellikle anne adayının risklerinin belirlenmesinde ve bebeğin sağlık durumunun değerlendirilmesinde kullanılmaktadır.


Doppler ultrasonunda özetle bebeğe giden kan akımına bakılır. Üstteki resimde erken bir gebelikte bebeğe giden kan akımı renki doppler ultrasonu ile izlenmektedir.

Kan akımının bozulması (azalması veya geriye kaçması) durumlarında bebek hayatı riske girer. Damarlardaki direnç artışı kan akımındaki azalmayı ifade eder.

Ayrıca bebekle plasenta arasında göbek kordonu içerisindeki umbilikal arter, umbilikal ven ve bebeğin beyin damarlarındaki dalga şekillerindeki bozukluklar, bebekteki dolaşım bozukluğunu saptayabildiği gibi şiddetini de belirleyebilmektedir.

Doppler ultrasonda dolaşımsal bozukluk tespit edildiğinde daha sonraki dönemlerde bebeğin durumunda kötüleşme riski artmıştır. Özellikle preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) veya bebeğin rahim içi gelişme azlığı (IUGR) gibi durumlarda damarlardaki direnç artışı gidişatın olumsuz yönde olduğunu gösterir.

Gebeliğin 12-14. haftalarında yapılan “Ductus venosus doppler”i bebekte başta kalp anomalileri olmak üzere Down sendromu gibi bir takım kromozom bozukluklarının erken teşhisinde umut vermektedir.
4 Boyutlu Ultrasonografi

4D (4boyutlu) renkli ultrasonografi ile anne karnında bebeğin daha erken dönemde 2D cihazlarla teşhisi konulamayan veya teşhiste zorlanılan anomalili bebeklerin anomalili bölgelerini 4 boyutlu görüntü ile ailelere anlayabilecekleri görüntülerle göstermek ve karar vermelerinde yardımcı olabilmek, erken cinsiyet tayini konusunda yardımcı olabilmek, bebek hakkında daha nete yakın bilgi sahibi olabilmek için günümüzde artık bu teknolojiden faydalanılmaktadır. Kliniğimizde bu uygulama tüm hastalarımıza uygulanmaktadır. Yine istek üzerine ailelere CD çekimi yapılarak, artık "leylek "hikayesi yerine nasıl oluştuğu konusunda ileri yaşlarında kendisine, kendi anne karnındaki halini ve oluşumunu gösteren CD'lerle oluşum ve gelişimi anlatmak sanırım daha kolay olacaktır.
Sağlıklı ve uyuyan bebek yüzü    Ekstremite(El) anomalili bebek                        
  

Kan biyokimyası, Tam kan sayımı, Tam idrar tahlilleri, Hbs Ag, Anti Hbs, HCV, HIV, TORCH tetkikleri tekrarlanır. Doğum öncesi doğuma veya olası sezaryene hazırlık amacıyla bu testler tekrar gözden geçirilir.
Sezaryen planlanıyorsa bu tetkik sonuçları anestezi açısından da önemlidir.

Doğum konusunda bilgilendirme
Günü yaklaşan anne adayına doğumla ilgili detaylı bilgiler verilir.

39-42. haftalar arası izlem
Ultrason (gerekirse biyofizik profil)
NST
38-40. haftalar arası haftada bir, 40.haftadan sonra ise 3 günde bir uygulanması önerilir.

NST’si normal(reaktif) olan 1000 gebenin 997’sinin bebeklerinde ilk üç gün içinde hiçbir problem ortaya çıkmadığı izlenmiştir. Fetal iyilik durumunun izlenmesinde NST oldukça önemli bir yere sahiptir.

Vajinal muayene (tuşe)
Vajinal (pelvik) muayene “tuşe” adını alır. Amaç kalça kemiğiyle (pelvis) ve rahim ağzının (cervix) değerlendirilmesidir. Bu şekilde pelvis girimi, kemik çıkıntılar, pelvis çatısı ayrıntılıca değerlendirilir. Bunun yanısıra rahim ağzına (cerviks) da bakılır.

Doğum işaretleri konusunda gebe bilgilendirilir.

40. haftadan sonra ise gebenin doğuma kadar haftada iki kez görülerek değerlendirilmesinde yarar vardır.

42. haftaya kadar doğumu başlamayan gebeler ise hastaneye yatırılarak doğurtulmalıdır. Çünkü bu haftadan sonrası “Gün aşımı (Surmaturasyon, posterm)” gebeliği olarak değerlendirilir ve bebeğin içeride sıkıntıya girme riski oldukça artmıştır.

Gebeliklerin risklerine göre bu testler yer değiştirebilir, izlemler daha sıklaştırılabilir veya daha ayrıntılı testler istenebilir.

Bebeğin sağlığı her zaman için tek bir yöntemle değil, sayılan tüm bu testlerin bütününün sonucunda değerlendirilmelidir.
 
Belinda.

  • Tüm gönderiler : 635
  • Ödül puanları : 0
  • Katıldı: 01 January 0001
  • Durum: çevrimdışı
GEBELİK VE ŞEKER HASTALIĞI: - 14.09.2005 10:24:21 ( #360 )
GEBELİK VE ŞEKER HASTALIĞI:
 
İlk defa gebelik içinde ortaya çıkan ve doğumdan sonra kaybolan şeker hastalığıdır.Anne adayında belirgin  belirtilere her zaman neden olmadığından ihmal edilebilmekte,anne ve bebeği için sorunlara neden olabilmektedir.
Bilimsel çalışmalara göre diabetli gebelerde normal gebelere göre 10 kat daha sık görülen özürlü çocuk  doğurma riski ,bugün çok iyi tedavide ve yakın takip ile normal gebelikteki sınırlara indirilmiştir.Önemli olan ,anne adayının gebeliği doktor kontrolü ile planlanması ,doktor kontrolü ile sürdürülmesi ve sonlandırmasıdır
Sayfayı değiştir: << < ..11121314151617181920.. > >> | Sayfayı gösteriyor 18 of 28, mesajlar 341 to 360 of 553

Hızlı ulaşım:

Şu andaki aktif kullanıcılar
0 adet üye ve 1 misafir var.
İkonların Anlamları ve İzinler
  • Yeni mesajlar
  • Yeni mesaj yok
  • Yeni Konu ve Yeni Mesajlar
  • Yeni mesajı olmayan yeni konu
  • Yeni mesajlarla kilitlendi
  • Yeni mesajlar olmadan kilitlendi
  • Mesajı oku
  • Yeni konu başlat
  • Mesaja cevap ver
  • Yeni anket gönder
  • Oy gönder
  • Post reward post
  • Gönderilerimi sil
  • Konularımı sil
  • Gönderiyi derecelendir

© 2000-2009 ASPPlayground.NET Forum Version 3.4